8 Ocak 2014 Çarşamba

Kitap Ayraçları

Benim çok güzel kitap ayraçlarım var.
Çoğu hediye. Bu demektir ki çok kıymetli.
Ama gelin görün ki ne zaman kitabın arasına koyacak olsam bulamam.
O sıra elime ne geçtiyse kitabın arasına girip ayraç vazifesi görebilir.


Bazen telefonumu koyup, sonra unutup 'telefonum nerede' diye arandığım olur. Hatta bu çok sık olur.

Ama gazete benim işim değil!
Kaldığım yeri unutmamak için kitaplarımı ters çevirip bıraktığım da olur. Her türlü dağınıklıktan hazzetmeyen annemse kapatır ille kaldırır bir yerlere. Gazete onun eseri. "Madem kaldırıyorsun, bari lütfen arasına bir şey koy kaldığım yeri aramayayım" diye serzenişlerimin sonuç vermesidir. Ben görünce çok gülmüş, çok keyiflenmiştim :)

Ya buna ne demeli? :)

Daha dün kitabımın arasında ilaç kutusu vardı. Abartmıyorum. Özellikle koymuyorum. Ve koyarken kesinlikle farkında değilim. Ancak kitabı tekrar elime alıp okuyacağım zaman idrak ediyorum. İşte o zmn oldukça keyifleniyorum.

Şimdi bana doğruyu söyleyin. Sizin kitabınızın arasında ne var? Tam şuanda?

6 Ocak 2014 Pazartesi

Aşka Şans Ver

"Aşk Şans Ver"in yazarı Sherryl Woods benim sevgili arkadaşım Debbie'den torpilli.
Kitap kapaklarında Debbie Macomber'in söylemiş olduğu sözü görmüşsünüzdür:
"Sherryl Woods okuyucusunu memnun etmeyi biliyor, ben de onlardan biriyim."

Peki ben buna kayıtsız kalabilir miyim?!
Haaayıııırrr!

Önce Aşk Kokan Çiçekleri edinmiş ancak seri olduğunu öğrenince hemen 'Aşka Şans Ver'i almıştım.
Düşünün yıl 2013. O zamanlar körpeciktim :P
Bir türlü sıra gelmeyen hevesle okumayı beklediğim kitabı, geçenlerde bitirdim.
Nihayet blogumda yer veriyorum. Böyle bir girizgahı hak ediyor yani ;)


Yine sevdiğimiz bir hikaye. Büyük şehirlerden kasabaya dönüş. Eski aşklar, yeşeren duygular...
Hala bıkmadıysanız yani.
Hala bıkılmamış ki bu seri bir çok ülkede devam kitaplarının heyecanla beklendiği bir seridir.

Ephesus sayfasını Facebook üzerinden takip etseydiniz her an biri veya birilerinin "Sherryl Woods'un üçüncü kitabı ne zaman çıkacak?" diye sorduğuna şahit olurdunuz.

Ben büyük beklentiyle Debbie tadı alacağımı bekliyordum. O tadı bulamayınca biraz buruldum açıkçası.
Yine de dayanamayıp ikinci kitabın biraz başından okudum. İkinci kitaptan yana daha ümitliyim kısaca.
Ve Nabrut.
Hemen ona gidip ne yazdığına bakmalıyım.

4 Ocak 2014 Cumartesi

Yaşlı Bezi Markası Tena'dan Huzurevlerinde Gülümseten Sürpriz!

1 Ekim Dünya Yaşlılar Günü’nde tüm Türkiye’nin sesini huzurevlerindeki yaşlılara ulaştırmak ve onları hatırlamamızı sağlamak için, dünyanın lider yaşlı ve hasta bezi markası TENA tarafından bir interaktif banner kampanyası gerçekleştirildi.

Gün boyunca www.hurriyet.com.tr ‘deki bannerlarda ve www.herzamangenc.com ‘da yayınlanan sosyal sorumluluk projesinde; mobil teknolojinin gücü, interaktif bir video banner ile mutluluğa dönüştürüldü. Sabahtan akşama kadar yayınlanan reklam bannerlarına tıklayanlar, açılan ekrana cep telefonu numarasını girerek, saniyeler içinde çalan telefonlarının diğer ucunda bir huzurevi sakininin sesini duydular ve yaşlılarımızın dünya yaşlılar gününü kutladılar.

Bu sürpriz kutlama kampanyasının iç ısıtan görüntülerini izleyince, onların mutlulukları büyük ihtimalle size de geçecek. Bu arada siz de bu sosyal sorumluluk kampanyasına destek olmak ve huzurevlerini aradığımızda yaşlılarımızın yüzlerinde yaratabileceğimiz mutluluğu etrafınızdaki kişilere hatırlatmak için kampanya videosunu #bukızıgüldür hashtagi ile paylaşabilirsiniz.


Bu kampanya, bir taraftan huzurevlerindeki yaşlılarımızı mutlu ederken, diğer taraftan büyüklerimizi hatırlamak konusunda her zaman dillendirdiğimiz iş yoğunluğu, yaşam mücadelesi, trafik gibi tüm bahanelerin, onların yüzlerindeki heyecanın yanında ne kadar detay kaldığını da gösteriyor. Bu heyecanı 1 Ekim'de kampanya boyunca yaşayan yaşlılarımız, 12 Kasım 2013 tarihindeki Mediacat Felis Reklam Ödülleri’nde 2 ödül birden alarak bir kez daha tattılar. Suadiye Huzurevi sakinlerinin ödül görüntülerini bu linkten görebilirsiniz: http://www.herzamangenc.com/11/en-yaratici-dijital-sosyal-sorumluluk-projesi/

Bir boomads sosyal sorumluluk içeriğidir.

Brüksel Lahanası Salatası

Bakmayın siz benim pasta böreklerle aramın iyi olmasına. Ben aslında mezeci-salatacıyımdır.
Çok severim.

Bence kötü sebze yoktur. Yanlış pişmiş sebze vardır.
Misal Avrupa'da bir kadın patlıcan almış ve ödemeyi yaparken kasiyere nasıl pişireceğini sormuş. Kasiyer de, bilmediğini herhalde haşlandığını, söylemiş.
Bunu kim anlattı hatırlamıyorum şimdi, ama, patlıcanın da her şeyi olur ama haşlanmaz, demişti olaya tanık olan şahıs.

Brüksel lahanasını da pek kimse sevmez.
Ama ben.. Ben öyle mi? Ben bayılır!


Ucunu kestiğimiz ve bir sıra yapraklarını temizlediğimiz Brüksel lahanalarını sirkeli suda bekletiyoruz.
Daha sonra tenceremize alıp hemen hemen bir su bardağı su, bir tatlı kaşığı kadar şeker ve yeteri kadar tuz, ve dilimlediğimiz bir diş sarımsağı ekleyip kapağını kapatıyoruz. Önce harlı ateşte, kaynamaya başladıktan sonra ise kısık ateşte lahanalar yumuşayıncaya kadar pişiriyoruz. Ocaktan almadan evvel bir limonun suyunu ve zeytin yağı gezdirmeyi unutmuyoruz.

Valla soğuk sıcak ben bunu öyle bir yiyorum ki..
Eğer dener de tadını beğenmezseniz gerçekten siz becerememişsiniz demektir :)


Bu arada önemli uyarı. Çok gaz yapıyor o_O

Not: Cumartesileri yemek köşesi yapacağım dedikten hemen sonraki cumartesiyi kaçırmış olmama ne diyeceksiniz? Peki post yazmasam da instagramda yemek köşesini sürdürdüğümü biliyor muydunuz? Instagram hesabım: The_Syhn

3 Ocak 2014 Cuma

Film Önerisi İsteyen?

O kadar uzun zamandır film postu yazmıyordum ki, suçluluk duyuyorum.
Benim önerim olmadan film izleyemeyenlere karşı mahcubum :P

Aslında çok az film izliyorum. Post yazacak kadar biriktiğinde ise.. şey afilli bir neden bulamayacağım.. canım istemiyor. Canımı istemediği şeyleri yaptırmaktan vazgeçeli çok oluyor. Tavsiye ederim ^_^

Life As We Know It
(Başımıza Gelenler)


Başrollerinde yakışıklılar yakışıklı Josh Duhamel ile güzeller güzeli Katherine Heigl'in oynadığı romantik-komedi.
Çok komik ya da çok romantik değil. Yeteri kadar ikisinden de. Nicedir izlemek istediğim ancak fırsat bulduğum film. Ben severek izledim.

Konusuna gelince.. Bir çiftin en yakın arkadaşlarını çift yapmaya çalışması ancak bu kişilerin birbirlerinden nefret etmesinin akabinde, aynı çiftin bebeklerinin vaftiz ebeveyn olmaları, daha sonrasında vaftiz ebeveyn olmalarının getirdiği yükümlülükler.
Vay be sıfır spoiler ile konu anlattım size :)

Away We Go ve The Rebound


Away We Go filminin tek özelliği başrolü John Krasinski'nin oynaması. Benim için  öyle yani yoksa imdb puanı 7.1 ki bu oldukça iyi bir puan. John Krasinski severlerin sıkılmayacağı bir film ama gerisine tavsiye etmem.
The Rebound filminde eşinden ayrılıp yeni bir hayat kuran bu yeni hayatta genç bir de aşık bulan Catherine Zeta Jones'u izliyoruz. Beklentimi karşılamadığı yetmiyormuş gibi sıkıldım bile. Biraz uzun tutmuşlar bu konuya göre. Yine de İstanbul'u böylesi bir Hollywood yapımında görmek -kısa bir süreliğine de olsa- güzel.

Bir daha film yazımızda görüşmeden önce bir çok başka konuda görüşmek üzere ;)

2 Ocak 2014 Perşembe

Mentalist'in En Cool Karakteri

Ne o, yoksa siz artık amerikan dizisi izlemiyorum mu sanıyorsunuz?
Her ne kadar yeni dizilere soğuk baksam da, eski dizilerimi sürdürüyorum.

The Guardian ile yerleşen Simon Baker hayranlığım bana, The Mentalist izletmeye başlamış, Nicholas Fallin karakterinden sonra, taban tabana zıt Patrick Jane karakterini sevmem ile Simon Baker sevdiğim ünlüler kervanında kendine iyi bir yer bulmuştur.
Bunlar daha önce bahsettiğim şeyler.

The Mentalist dizisinde uzak doğulu bir polisimiz var. Mesafeli, suratsız, cool, dürüst, az konuşan bir karakter. Bu mesafeli uzak doğululara da bayılıyorum yani. Ally Mcbeal'de de Lucy Lui nin oynadığı karaktere hayrandım.

Bu sahnede ortağı Wayne Rigsby ile dertleşmesini(!) göreceksiniz. Tahmin edersiniz ki, Rigsby konuşkan, neşeli, samimi, yumuşak birisi.

Rigsby konuşmaya başlar:
- Yeni evli olarak bence bir çok kalori harcıyorsun...
Kimbal Cho için bu kadarı yeterlidir:
- Bu konuşmayı yapmıyoruz.


Ama Rigsby bu, gördüğünüz gibi devam ediyor. Cho ise onun susmasından başka bir şey istemiyor:
-Lütfen konuşmayı bırak.


İkinci fotoğraftaki ifadesini ve iştahımı kaçırdın demesini kaçırmayın. Bu sahneden sonra yemeyi gerçekten kesiyor. Dahası Rigsby o kadar mutluymuş ki ona birini ayarlayacağını söylüyor.
Çok tatlılar ya. Nev'i şahsına münhasır Cho'mun sahnelerine bayılıyorum kısacası..

The Mentalist'te 6 sezondayız. Nihayet bu sezon dananın kuyruğu kopacak.
Bu diziyi izlediğimi bilmeyenler bu yazıya, Cho hayranlığımın yeni bir şey olduğunu sananlar şu yazıma bakabilir. Zaten çok kısa yazmışım iki saniyenizi alır :)

1 Ocak 2014 Çarşamba

Bekir Develi Kimdir?

"Instagram'da kimi takip edelim" konulu yazımdan sonra bir de Twitter'da kimi takip edelim konulu bir yazı yazmak, tanımayan bilmeyen varsa onlara Bekir Develi'den bahsetmek istedim.

Kendisiyle tanışmam bir kaç ay evvel, Twitter'da yazdığı bir şeyin benim takip ettiğim kişiler tarafından RT edilmesi sayesinde oldu.
Birinin RTsine aldanıp birini takibe aldığınızda -çoğunlukla- fos çıktığına tanık olursunuz.
Ama ben, Bekir Develi'yi takip ettiğime bir an pişman olmadım.
Pişman olmak söyle dursun her tweeti sevgilimi arttırdı.


"Bekir Develi'yi çok seviyorum, kim bu adam?" diye sorduğum olmuştur bir kaç arkadaşıma.
Onlarınsa 'nasıl tanımazsın?!' diye şaşırdığı. Veya 'tanımıyorsan nereden çıktı bu soru?!'
Bir insanı Twitter'dan takip edip, seveceğim aklıma gelmezdi.

Çok sonra öğrendim ki, kendisi; evli ve iki çocuk babası, vaktiyle oyunculuk dersleri de almış bir programcı.
Geçen Ramazan ayında Trt1'de programı varmış ama tabii bunu ben yeni öğreniyorum. Ancak şimdilerde hafta sonu yine Trt1'de yayınlanan bir gezi programı var. Elbette hiç denk gelmedim :( Ancak internet üzerinden hepsini, hepsini, heeepsini izlemek istiyorum.

Bence Bekir Develi sevgi dolu, ılımlı, pozitif, kibirden uzak mütedeyyin bir insan. Hani şu 'devir bizim devrimiz' diye ukalalık eden muhafazakardan değil. Ya da 'aman rengimi belli etmeyeyim farklı görüş tepkisine maruz kalmayayım' diyen eziklerden değil. Elektiriği çok hoş olan ender insanlardan.
Biraz ana kuzusu sanki. Esprili. İğneyi kendine batırmadan çuvaldıza dokunmayan biri.

Twitter hesabı: BekirDeveli