19 Aralık 2011 Pazartesi

Koca Bebeğim

Kış geldi ama hala şortla t-shirtle dolaşıyor.
Üstüne bir şey al!
Çorap giy!
Terliklerin nerede?
Yine mi yazlık pijama?

Yazlıkları kaldırdım oysa, nereden bulup giyiyor?
Bir de, kışlıkları bulamadığını iddia ediyor :/

Mandalina götürdüm yesin diye. İlk elini attığı yumuşamış diye yemedi.
Çürümüş bunlar, dedi.
Muzu da azıcık çillensin yemez.
Hatta yeşilken sever maymuncuk =)

Neyse ben de, aldım bir poşet mandalinayı, bitirdim.
Bir de güzeldi ki sormayın.

Bir hışımla geldi odaya: Hastalanıyorum!
Yattı yatağına, üstünü de örtmüyor
"Battaniye getir!"
"Poları da ört!"

- Hastalanmıyorsun sadece üşüdün.
- Hastalanıyorum yorganı da ört.

Örtüyorum:
- Bak sen mandalina yemedin ama ben bitirdim çok güzeldi.
- Bitti mi?
- Bitti.

Bitince kıymetlendi tabii.
Mandalina yemezse asla iyileşemezmiş.
Komşudan mandalina istemek zorunda kaldım.
Sonra sabah turp gibi kalktı.
Hepsini mandalinaya borçluyuz tabii..

Off şu abiler... Çok nazlı çookkk...

17 Aralık 2011 Cumartesi

Midyat'a Da Bekleriz

- Ne oldu şimdi bu kız Midyat'a mı gitti?
- Dur bakalım, okuyalım anlarız.

;)

Midyat'a gitmedim. Henüz.
Ama gidesim var.

Beni Midyat'a çağıran ise, oradaki insanların güzelliği.

Geçip giden iş hayatımın belki de en güzel anısı, bir müşterinin beni arayıp, "size ufak bir şey yollamak istiyorum soyadınızı öğrenebilir miyim?" demesidir.
Olur mu öyle şey ben sadece görevimi yaptım, dememe aldırmadan kararlı olmasıdır.

Bu ne incelikti?! Nasıl güzel insanlar vardı yeryüzünde?!
Etrafınıza arkadaşım diye tanıttığınız biri sizi umursamadan sırtınızdan bıçaklarken hiç tanımadığınız birinin size hediye göndermesi ne garipti.


Midyat'tan gelen kargomda, Neşe Hnm'ın bilgisini verdiği üzere broşürler de çıktı.
Mardin zaten merak uyandırıcı bir şehir.
Gerçekten filmlerdeki kadar güzel mi, diye hep merak etmişimdir.
Broşürlerde gördüğüm Midyat'a ise bayıldım; o sokaklarda fotograf çekmek-çektirmek ne kadar eğlenceli, Beyaz Su'da bir çay ne kadar lezzetli, Ulu Camii'de namaz kılmak ne feyizli olacaktır kim bilir?!

2012 baharında Midyat planları yapıyorum.


Aldığım anda taktığım, çok sevdiğim, benim çok değerli olan kolyemdeki işçiliğe dikkat etmenizi rica ediyorum.
Teşekkür ediyorum Neşe Hnm.

Midyat'a da bekleriz ;)

15 Aralık 2011 Perşembe

Yeni Yıla Çalışarak Giremezdim

Fırsatsızlıktan işten ayrıldığımı söyleyemedim size.
Şu ahir ömrümde istifa da ettim ya.. Yürü be Seyhan!
:)

Aslında şu sıralar, vereceğim 'işten çıkış partisi' için hazırlanmaktayım.

Partiyi anlatırken duyaracaktım size, anlatacaktım olayları.
Ama ya incitirsem insanları?
Hala mı düşünüyorum başkalarını?
Bırak artık şunları...

Melek miyim neyim :)

Biliyorum.. biliyorum. Herkes işe girişte kutlama yapar, ben çıkarken yapıyorum.
E o kadar farkım olsun.

Güzel gören güzel düşünür güzel düşünen hayatından zevk alır!

Moral bozukluğu içinde yiten günlerimi değil kazanımlarımı düşünüyorum:
Önceden de, güzel bir hayatım olduğun bilincindeydim.
Ama.
Şimdi.
Her saniyemden zevk alıyorum.
'İş seçme' ve hatta 'Çalışmama' lüksüm olduğu için her gün Allah'a şükrediyorum.

Sadece kendim için değil herkes için dua ediyorum.
Mesela çalışmak isteyip iş bulamayanlara iş diliyorum.
İşinden, maaşından ve/veya patronundan memnun olmayanlara memnun olacakları bir iş diliyorum.
Çalışmak istemeyip mecbur olanların ise mecburiyetleri kalksın diye dua ediyorum.

Amin deyin, mübarek noel zamanı, dualar geri çevrilmez :)

12 Aralık 2011 Pazartesi

İntikam Soğuk Yenen Bir Yemektir Ama Bazen Sıcak Yenebilir

İntikam.
Soğuk yenmesi tavsiye edilir.
Ama, o bana çok zalimce gelir.

Yani yaşlandıkça.. Ya da yaş aldıkça diyim hadi..
Yaş aldıkça zalimce gelmeye başladı..
Çünkü soğuk yemek için kin tutmak gerekiyordu. Kin de, bünyeye ağır geliyordu.
İlk etki geçince, aman diyip unutmaya karar veriyordum.
Unutuyordum.

Bunu da, yaşımın getirdiği en güzel hediye sayıyorum.

Ama bazen. Bazı şeyler. Unutulmuyor.
Siz belleğin unutulacaklar kısmına gönderdikçe, yeni gelişmeler, önceki olay -ya da olayları- unutma kısmından kaçırıyor ve birlik oluyorlar.

Size de yemininizi bozmak kalıyor.


İşte o zaman intikam, tadından yenmiyor.

8 Aralık 2011 Perşembe

Şimdiki Zaman

Seyhan son zamanlarda; geziyor, tozuyor, okuyor, izliyor...
Oysa sadece ders çalışması gerekiyor.

Bir kaç gün sonra sık sık yazmaya başlayacağının sözünü veriyor.
Sizlerden gelen yorumlara, maillere bayılıyor.

Hayatından memnun, "İyi ki!" diyor.

Peki neden kendinden 3. tekil şahısdan bahseder gibi bahsediyor?
Oysa bundan nefret ediyor :)

Ve bu kadar şimdiki zamana, "di'li zaman"dan görsel ekliyor:




Bu fotografı çok seviyor,
bakmaya doyamıyor,
becerikli blog sahibini ziyarete davet ediyor sizi ;)

3 Aralık 2011 Cumartesi

Zil Sesi

Telefonumun zil sesine çok zor karar veriyorum.
Çalan şarkıyı hem sevmeliyim, hem giriş kısmı güzel ve sözsüz olmalı, hem de beni yansıttığına inanmalıyım.

Bundan önceki, zil sesim Pink'in 'So what'ıydı.
Güzel başlar.
İnanmazsan tıkla :)

Şu kız da, benim telefonum çaldıkça çok sevdi mi?
Benden istedi mi?
Sonra da zil sesi yaptı mı?
Onun telefonu çaldıkça ben benimki sandım mı?

Evet.

Haliyle bir zaman sonra dayanamadım. Değiştirdim. Yazın favori şarkım haline gelen bu şarkıya geçiş yaptım.
Hem çok severim. Hem çok güzel başlar.
Hem de deli gibi dans etmişliğim vardır -ben zaten normal dans etmem :)-
Bana iyi gelir yani her telefonum çaldığında.


Benim telefonum çaldığında Nursel istedi, aa bana gönder ben de kullanayım, diye. Tamam dedim hadi o Nursel. Ayda yılda bir görüştüğümüz için aynı zil sesinden rahatsız olmam, dedim.
Nitekim geçen hafta beraber Bursa'ya gittik. İkimiz de çıldırdık :)

Geçen zaman sırasında şu kız ısrarla benden istiyor bu şarkıyı, ama göndermiyorum. Biliyorum. yapmayacağım dese de, zil sesi yapacak, beni deli edecek.

Ama geçtiğimiz haftalarda bir fırsatını bulup benden kendine göndermiş, bu şarkıyı. Yetmemiş, Mehtap'a da göndermiş.
Şimdi her buluşmamızda, birimizin telefonu çalıyor hepimiz telefonumuza davranıyoruz.

Tıpkı bugünkü gibi.

Şimdi yeni zil sesim için kriterlerim:
Hem sevmeliyim.
Hem güzel ve sözsüz başlamalı.
Hem beni yansıtmalı.
Hem de benden başka kimse sevmemeli ;)