yavuz sultan selim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yavuz sultan selim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

14 Haziran 2011 Salı

Şah Ve Sultan


İskender Pala önyargım yüzünden uzunca bir süredir okumayı ertelediğim kitap.
Hele Zahir'den sonra hiç çekemem, diyordum.
Ama yanılmışım, aksine çok iyi geldi.

Yavuz Sultan Selim ve ezeli rakibi Şah İsmail ilişkisine dair bir roman.
Satır aralarında aşkı bulabileceğiniz, karşılaştırmalar yapacağınız, o döneme dair bildiklerinizi tartacağınız son derece güzel bir kitap.

Hani benim gibi dilini ağır bulanlara sesleniyorum:
Kitabın dili sizi beni düşünerek ağır yazılmamış belli.

Kamber Can'ın yaşadıklarından yola çıkarak sevgiyi tanımlamaya çalışması takdire şayan.
Şiddetle tavsiye ederim.

19 Temmuz 2010 Pazartesi

Yavuz

Asrın güneşiydi; güneşin de ikindi vakti gibiydi.
Gölgesi çok uzun; ancak, zamanı kısaydı.

Sekiz yıllık saltanat hayatı boyunca 2.350.00 kilometre kare olarak devraldığı toprakları 6.557.000 kilometre kareye çıkaran yalnız bir Sultan olan Selim Han'ın hikayesi.

Taht için babasıyla savaşan, kardeşlerini hatta yeğenlerini katleden bir hükümdar.
Ama ne yapsın adam? Kardeşlerine gerekli uyarıları yaptı ama onlar anlamadı onu. İnsanların inatla anlamadığı Osmanlıda kardeş katli, benim son derece ılımlı karşıladığım bir olay:)
2 tane ağabeyim var benim bildiğiniz üzere.. Tasvip ediyorum yani helal be Yavuz!:)

Olanca sadeliğinde anlatılıyor.

Bu kadar görkemli bir tarih bu sade neden anlatılıyor?

Yavuz çok sade bir hükümdar olduğu için mi?
Son derece hatta en sade ve en mütevazı padişah olması yaptığı işlerinde sadelikle örtülmesini gerektirmez herhalde!

Yoksa kaynaklara bağlı kalmak mı amaç? Kurgu minimum derece tutmak mı?

Bu ikincisi daha akla yatkın geliyor bana..

Sonuç olarak, keşke tarih dersi aldığım zamanlar okusaydım bu kitapları o zaman hocalardan da daha iyi istifade ederdim. Gençlerin yerinde olsam daha çok okurdum!

Okul yıllarından ziyade insan yaşı ilerledikçe daha çok merak eder oluyor..
Handancım bir dahaki gelişinde bu yönde çok sorularımla karşılaşabilirsin ;)

Güzel kitaptı...
"Ben bu dünyadan göçerken, oğluma nihayet huzur bulmuş bir ülke bırakacağım.
Dahası, için rahat etsin diye söylüyorum,
vicdanımın karanlık yüklerini tüm gücümle omuzlamış taşırken ben,
cellatların elinde işkenceyle can verenlere dahi özendiğim oluyor.
Çünkü ten bir yere kadar dayanır acıya, ama ruh, sahip olduğu o müthiş güçle yıllarca yaşar,
yavaş yavaş ölür."