türk edebiyatı klasikleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
türk edebiyatı klasikleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

16 Aralık 2014 Salı

Kürk Mantolu Madonna'nın Sırrı

İddia ediyorum:
Eğer Kürk Mantolu Madonna'nın okunan tüm kopyalarını toplayıp altı çizili kelimelerini toplayabilsek, tüm kitabın baştan sona çizilmiş olduğunu görürdük. Benim çizmeyi bıraktığım yerden itibaren cümleyi çizen başka okuyucu ve o başka okuyucunun çizmediği yerleri çizen başka okuyucular vardır. Muhakkak.
Bunu tespit edemem ama böyle olduğuna inanıyorum.

Kürk Mantolu Madonna'yı ilk okuduğumda bir çırpıda bitirmiş, sindirememiş, neden bu kadar çok seviliyor anlamamıştım. Çok fazla beklentiyle, öncesinde benzer birçok şey okumuş olmakla ilintili olarak büyük bir aşk beslemiyorum açıkçası bu kitaba. Ama Sabahattin Ali'ye besliyorum.
Kürk Mantolu Madonna'ya aşk beslemiyorum dedim ama okuduktan sonra, hatta, ya tamam da sanki biraz fazla mı abartılıyor diye düşünmeme rağmen günlerce kitabın etkisinde, cümlelerinde takılı kaldığımın da farkındaydım. Hüzünün doruğunda anlatımın büyüsündeydim. Ama neden?!
Neden bu sanki rastgele söylenmiş sözler bu kadar acıtmıştı?
Sadeliğinden.
Yaşayan sanki benmiş gibi, o cümleler benden çıkmış gibi, bu kadar tanıdıktı..
Ben dünyadan ziyade kafamın içinde yaşayan bir insanım.

Dünyanın en basit, en zavallı, en ahmak adamı bile insanı hayretten hayrete düşürecek ne müthiş ve karanlık bir ruha maliktir!

Niçin ilk defa gördüğümüz bir peynirin evsafı hakkında söz söylemekten  kaçındığımız halde ilk rast geldiğimiz insan hakkında son kararımızı verip gönül rahatlığıyla öteye geçiyoruz?

Bizim mantığımızla hayatın mantığı asla birbirine uymuyor.

... Seni seviyorum. Deli gibi değil, gayet aklı başında olarak seviyorum...

Bir insan bir insana herhalde yeterdi.

Hayatta hiçbir zaman kafamızdaki kadar harikulade şeyler olmayacağını henüz idrak etmemiştim.

Önümüz kış, efkarımızdan başka yakacak bir şeyimiz yok.

Dünyada bana hiçbir şey tabiatta melül bir insanın zorla gülmeye çalışması kadar acı gelmemiştir.

Kürk Mantolu Madonna'dan alıntılar okudunuz. Örnekleri çoğaltabilirsiniz.

20 Ağustos 2013 Salı

İlk Busemi Ben, Bir Ölünün Gözlerine Mi Tevdi Edecektim {Çalıkuşu}

Çalıkuşu bir Türk Edebiyatı Klasiği.
Bir Reşat Nuri Güntekin romanı.
Konusunu bilmeyen, kitabını okumayan kalmamıştır.
Velev ki hala okumayanlar var.. Bu yazı onlar için. Bakın ben yeni okudum bunu da söylemeye utanmıyorum siz de okuyun, diye.


Küçük yaşta kimsesiz kalan, İstanbul'da iyi bir tahsil görmüş genç kızın yaşadığı gönül kırıklığı nedeniyle Anadolu'nun en ücra yerlerine öğretmenliğe gitmeye razı olmasını Feride'nin kendi ağzından dinliyoruz. Yani bu bir günce.
Burnum sızladı, gözlerim doldu yer yer.
Ancak Ç. vilayetinde yaşadıkları bana cinnet geçirtecek cinstendi.
Feride'yi öyle benimsiyorsunuz ki, bu hissiyat hasıl oluyor ister istemez.

Konusunu biliyor olmam, ders olarak işlememiz falan, kitabı neden okuyayım gerek kalmadı, mantığını doğurunca bu zamana kadar okumadım işte. Nabrut'un tek bir lafıyla kafamdaki tüm olumsuzlukları, listemdeki tüm kitapları silip attı, okumaya karar verdim.
İyi ki!..

Bir kere dili çok güzel kitabın. Ah şimdi kullandığımız 'laylaylom' bozuk türkçemizin yanında nasıl kibar, nasıl asil kalıyor.
Arada anlamını bilmediğimiz kelimeler çıkabilir, ama kitabın arkasına bakıp öğrenebiliriz.
Öyle de güzel bir özellik, öyle de özel bir kitap.

Kitap konusunda bana yetişemediğini söyleyenler eminim 'Çalıkuşu'nu çoktan okumuşlardır. Dolayısıyla, aslında siz benim önümdeydiniz! Hala okumayanlar varsa ilk sıraya bu kitabı koymalarını öneririm.

Popüler kitapların yanında fiyatı yüksek gelebilir ancak kesinlikle değer.
Miraslık! (Bunu da Nabrut kullanır bu arada, bakalım mı o ne yazmış?)

Evet. Bu Yazı "Çalıkuşu okumayan kalmasın" diye yazıldı.