dilara etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
dilara etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1 Kasım 2012 Perşembe

Dilara&Atakan {Nişan Çekimi}

Upss..
Bi' Seyhan mı kalmıştı bu işlere al atmayan?
Ne düşündüğünüzü biliyorum.
Sakin olun arkadaşlar.
Ben zaten fotoğraf çekiyordum, şimdi de nişanlanan bir çiftin fotoğraflarını çektim.
Ama an gelir fotoğraflara imza atmaya başlarım, karışmam :)




Bu kadar yeter. Çünkü genç çift, fotoğrafları blogta yayınlamama ses çıkarmadı fakat, ünlü bir fotoğrafçı olduğumda izinsiz kullanımdan ötürü beni dava edebileceklerinin sinyallerini verdi :)

Çok mutluluklar dileyelim çiftimize, maşallah diyelim..

21 Mart 2012 Çarşamba

KüçükSu Kasrı

Güneşe aldanan arkadaşın canı dışarı çıkmak istemiştir.
Benim canım ise Küçüksu Kasrına gitmeyi.
Güneşe aldanan arkadaş hastadır.
Bense turp gibi.

Burası Sultanın av köşküymüş.


Dışardan görüntüsüne bayıldım. İkinci pencereden el salladığımı hayal edin lütfen ;)



Köşkün girişi burasıymış ama biz arkasından girdik.. Neden bilmiyorum :)
Tabii ki artık öğrendiğimiz üzere, içerine fotoğraf çekilmiyor.
 Yine, içerideki gördüğümüz tüm sarı renklerin altından elde edildiğini öğrenip şaşıyor, hayran kalıyoruz.


Av köşkü olmasından mütevellit, köşkte banyo, yatak odası, hatta yatak bile yok, her odada şömine var.
Çünkü çok soğuk, a dostlar...

Cumhuriyetin ilk yıllarında, cumhurbaşkanlığı köşkü olarak kullanılmış ve o zaman, duş eklenmiş.


Hemen yanı başında cafesini ve o soğukta dışarda oturan cesur insanları görüyoruz...


Burada ise, huysuz, hasta, üşümüş, acıkmış yol arkadaşımı görüyorsunuz...

İşte Küçüksu Kasrı'nın ve cafesinin manzarası :


Burayı çok sevdim aslında.
Yazın sık sık geleceğim, dedim.
Ama o sokak köpekleri... önce onların orda olduklarını unutmam gerek. O kadar çoklar ki...

Not: Bu yemek yerleri çok sorun oluyor, giderseniz şurada yemek yemeyi tercih edebilirseniz.
Ama ben yeni yerler keşfetme pahasına bilmediğim bir yerde pide yemeyi tercih edince... 
yani Dilara daha fazla söylendi sadece :) 

14 Kasım 2010 Pazar

Çengelköy Beni Çağırıyor

Ohh yaa!
Havada güneş olunca, Çengelköy'ün bana seslenişini duyuyorum resmen.
"Geeeelll Seyhaaaaan, geellll" diyor..
1-2 haftadır nasıl gitmek istiyorum, anlatamam!

Çengelköy kibarlığı bırakmış "gelsene kız" demeye başlamış, ama nereye koşuşturuyorsam, ne yapıyorsam bir gitmek nasip olmamıştı.
Ta ki bugüne kadar ;)

17 yıldır Çengelköyde yaşayıp "Çikolata&Kahve"yi bilmeyip, benim blogumda okuyan arkadaşımı kafaladım; 'Hadi götüreyim seni de bana bi kahve ısmarla' dedim.
Ki kendisinin doğum günüydü, yani benim ısmarlamam gerekirdi.

Mekanı, çikolataları, kahveyi beğendi.
Ve hakikaten ben, doğum günü kızına faturayı ödettim.
Bu rezilliği de yaptım, evet:)


Kahve fincanlarımızı Diloş'un doğum günü şerefine tokuşurduk:)
Kahvemiz çikolatalara rağmen şekerliydi=)
Ağırlığı 50 kg gelen arkadaşımla yarışmam ne kadar saçma olsa da onun bana nispet yapmasına müsade edemezdim:)


Gelen konukların bir şeyler karaladığı bir hatıra defteri bulunmakta bu mekanda.. İngilizce, fransızca, arapça, japonca ve korece hatıra bırakanları görebilir, azıcık evrensel bir insansanız okuyabilirsiniz :)


İyi ki doğmuşsun cicim ya:!

Ee, Var mı bana kahve ısmarlamak isteyen?
;)