bolu gezisi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
bolu gezisi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

30 Ocak 2014 Perşembe

Hıçkırık

Aslında sıradaki kitabım bu değildi ancak hazır Bolu'dan bahsetmişken, Bolu'ya giderken başladığım dönerken bitirdiğim kitabımdan bahsetmenin hoş olacağını düşündüm.

(Ve yine) aslında, başka kitap okuyordum ama yolda biter de yanıma başka kitap almadım diye sinir olabilirim diye.. ya da okuyamam midem bulanır sonra neden bu kitabı yük ettim diye sinir olurum diye.. yani illa ki sinir olmayayım diye yanıma hafif, küçük, varla yok arası, son siparişime son dakika eklenen kitabı, yani Kerime Nadir'in "Hıçkırık"ını aldım.

"Samanyolu"nu okurken düştüğüm hataya düşmeyerek önsözü okumadım. (Samanyolu kitabı yorumu için bir şey düşünüyorum da o yüzden henüz yazmadım - yazacağım)
Karakterleri canlandırırken, hayal dünyam etkilensin istemedim.

Çok uzatasım var galiba, kısa kesmeye çalıştıkça uzuyor yazı.
Hayır kitap cep boy ve 200 sayfa, ne kadar uzatabilirim ki yani.
Sus artık Seyhan!
Evlatlık geldiği evde öz çocuktan farksız büyütülen, kendisinden büyük evin kızına gizli aşk besleyen Kenan'ın içli, hassas öyküsü. Türk filmi tadında.
Kenan gibi karakterleri sevmiyorum ben. Ne kadar "hassas" gibi olursa olsun kitap boyunca ona kabahat buldum. Sevgileri bile yük, sevmesinler daha iyi ki ben kibar adam severim aslında..

Benim cep boylarla aram iyi biliyorsunuz.
Sonuç olarak bu kitabı da varlığını hissetmeden çantamda taşıdığım için mutluyum. Fiyatı da çok uygun. Yollarda okuyabilenler, böyle türk filmi tadında kitapları sevenler alsın atsın çantasına.

Filmini de izlemeli bir ara ;)

29 Ocak 2014 Çarşamba

Bolu

Fotoğraf makinemin bataryasında sorun çıktı ve ben uzun zamandır fotoğraf makinemi kullanamıyordum.
Geçenlerde nihayet batarya aldım.
Batarya aldıktan bir kaç gün sonra Bolu gezisine çıktık da ben Canom'la biraz vakit geçirdim.
O deklanşör sesini özlemişim ♥ ♥
Cep telefonlarının rahatlığına alışmışız da, makine bambaşka..



Abant bir doğa harikası. Temiz hava. Bu arada buz gibi. 
Faytondan mütevellit bir at kokusu yok değil.. 
Bu arada ata bindim ben. 
Ben!
Hayvanlara dokunamayan ben yani.
Hep binmek isterdim ama korkardım. Hala korkuyorum gerçi. 
Annemle babama fotoğrafımı attım ama inanmamışlar. Ben de inanamıyorum :)
Var be, nasıl binmişim arkadaş. Tavsiye ederim giderseniz, ya da gitmezseniz ve başka bir yerde binme fırsatı bulursanız binin ya hu! Ölümlü dünya.
Bu kadar bahsettikten sonra atlı fotoğraf koymam gerekirdi ama o instagrama özel kalsın ;)

Ne diyordum.. Göl çevresinde yürüyüş yapıp atlardan uzaklaştınız mı, mis gibi havayı içinize çekip tefekkür edebilirsiniz. 



İyice üşüdükten, Bolu hatıralarınızı hediyeliklerinizi aldıktan ve tabiat parkındaki tanıtım merkezini gezdikten sonra, sucuk ekmeğinizi yemek için sobalı bir mekana doğru yollanabilirsiniz.