Yıllar var ki Fetipaşa Korusuna gitmemiştim. Özlediğimi fark ettim gittiğimde.
Bir sürü anı.. anılarım..
Çok da değişmiş geldi.
Değişmeyen şeylerden biri hesaplı oluşu.
Gitmeyenlerin/özleyenlerin ayağına Fetipaşa'yı getirdim.
Çok güzelsin İstanbul, Çok güzelsin Üsküdar ♥
Sevgili okuyucu, abone ol ♥
üsküdar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
üsküdar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
19 Ağustos 2018 Pazar
12 Nisan 2017 Çarşamba
Lokma
İnsan, bir insanla 33 yıl beraber yaşayınca, artık tanıdım, sanıyor.
Oysaki o insan hala şaşırtabilir.
Misal ben.
Kendimin lokmayı bu kadar sevdiğini bilmiyordum.
E yani kendinizi bile 33 yılda tanımadıysanız bence başka birini tanımanız imkansız (gibi bir şey).
Efendim bir gün kuzenimle.. neyse o kısımları çok uzatmayayım, ne alaka. Kendimin bu uzatmayan yönünü çok seviyorum bu arada. Madem konu bugün benim. Bunu da yeri gelmişken belirtmeliyim.
Lokmayla tanıştığım günü hala en ince ayrıntısına kadar hatırlıyorum. Kısa kestim ama bunu bilin.
Kuzenim ilk defa kahve yapacak, evde kimse yok iş ona düştü. E herhalde benim de kalkıp kahve yapacak halim yok, tabii ki kahvemi birilerinin getirmesi lazım. Kahvemi kendim yapmak isteseydim evimde otururdum neticede.
Kahve yapan kuzenimin abisi olan kuzenim de bir kilo lokma almış, mutfağa bırakmış. Olacaklardan habersiz.
Kahvem geldi fena değil. Birkaç tane de lokma aldım yanıma çıktık mutfaktan.
Ben lokmayı bir ağzıma atarım ki... Aman Allah'ım.. Böyle bir lezzet yok. Çıtır çıtır, nasıl hafif, nasıl güzel.
Bunca yıl bundan nasıl mahrum kalmışım, inanamıyorum. Ya ben daha önce hiç mi lokma yememişim?! Bir tane, bir tane daha derken inanamazsın o bir kilo lokma bitti bitecek. utanmıyorum da yemeye. Teyzemlerdeyim ya. Neyse zar zor tuttum kendimi birkaç tane ev halkına bıraktım ama dedim ki, bu lezzet hangi dağın arkasında satılıyor. Nasıl ulaşabilirim?!
Üsküdar'da balık pazarının olduğu yerde önünden geçip kafamı bile çevirmediğim lokmacı var ya oradan almış. Ben şok.
Şimdi ne zaman Üsküdar'a gitsem lokma almadan gelmem.
Benden başka lokmacı var mı aranızda? Ya da lokmaya bu kadar methiye düzülür mü ya, diye şaşıran? 😂
Oysaki o insan hala şaşırtabilir.
Misal ben.
Kendimin lokmayı bu kadar sevdiğini bilmiyordum.
E yani kendinizi bile 33 yılda tanımadıysanız bence başka birini tanımanız imkansız (gibi bir şey).
Lokmayla tanıştığım günü hala en ince ayrıntısına kadar hatırlıyorum. Kısa kestim ama bunu bilin.
Kuzenim ilk defa kahve yapacak, evde kimse yok iş ona düştü. E herhalde benim de kalkıp kahve yapacak halim yok, tabii ki kahvemi birilerinin getirmesi lazım. Kahvemi kendim yapmak isteseydim evimde otururdum neticede.
Kahve yapan kuzenimin abisi olan kuzenim de bir kilo lokma almış, mutfağa bırakmış. Olacaklardan habersiz.
Kahvem geldi fena değil. Birkaç tane de lokma aldım yanıma çıktık mutfaktan.
Ben lokmayı bir ağzıma atarım ki... Aman Allah'ım.. Böyle bir lezzet yok. Çıtır çıtır, nasıl hafif, nasıl güzel.
Bunca yıl bundan nasıl mahrum kalmışım, inanamıyorum. Ya ben daha önce hiç mi lokma yememişim?! Bir tane, bir tane daha derken inanamazsın o bir kilo lokma bitti bitecek. utanmıyorum da yemeye. Teyzemlerdeyim ya. Neyse zar zor tuttum kendimi birkaç tane ev halkına bıraktım ama dedim ki, bu lezzet hangi dağın arkasında satılıyor. Nasıl ulaşabilirim?!
Üsküdar'da balık pazarının olduğu yerde önünden geçip kafamı bile çevirmediğim lokmacı var ya oradan almış. Ben şok.
Şimdi ne zaman Üsküdar'a gitsem lokma almadan gelmem.
Benden başka lokmacı var mı aranızda? Ya da lokmaya bu kadar methiye düzülür mü ya, diye şaşıran? 😂
Etiketler:
lokma
,
medine lokmacı
,
nimet
,
tatlılar
,
türk tatlıları
,
üsküdar
,
yeme içme
5 Şubat 2016 Cuma
Çaycı İzzet Efendi
Ben aslında konuk yazarlık konusunda iyi değilim. Daha önce konuk yazar olmaya çalıştım ama hiçbir şey başkasının blogunda anlatmaya değecek kadar önemli gelmedi. Kendi blogumdaki pervasızlığı başkasının alanında göstermenin alemi yoktu. Yazamadım. Ama istedim.
En sevdiğim arkadaşımın çok sevdiği Kukla Süreyya'nın blogunda konuk yazar olma fikri cazip geldi, bir sefer daha dene, dedirtti bana.
Süreyya, uzman olduğunuz bir konuda, diyordu ama kendimi hiçbir konuda uzman görmüyordum, vazgeçse miydim acaba şimdiden?
Bir konu bulursam belki işim daha kolay olurdu, diyerek önce konumu belirledim. Kendini fahri Çengelköylü ilan etmiş biriydim ve doğma büyüme Çengelköylü bir kukla olan Süreyya'nın blogunda yazacaksam yazım da Çengelköy'de geçmeliydi.
Süreyya'nın da hoşuma gidecek bir yer biliyordum, en iyisi oradan bahsetmek olacaktı: Çaycı İzzet Efendi.
Ben Kukla Süreyya'ya yazımı yazdım yolladım, yazı yayımlandı çok da memnun oldum ama bu güzel mekanı kendi blogumda anlatmayı unuttum ya da ihmal ettim.
Bu yazıyla hem Çaycı İzzet Efendi'yi tanıttım, hem de ben konuk yazar oldum, bunun da söylemiş oldum.
Gerçek Çengelköylülerin isyan etmesine yol açacak kadar popülerleşti Çengelköy.
Sadece "Çınaraltı"ndan ibaret bir yer değil, gençlerin açılan her mekanı doldurduğu bir semtimiz artık.
Çaycı İzzet Efendi ise ara sokaklardan birinde, ana yolun gürültüsünden uzak nezih bir mekan.
Dünya çayları Çengelköy'de toplanmış, gelip koklayıp zevkimize uygun çayımızı seçmeyi ve tatmamızı bekliyor.
Mekan adını çay risalesinin yazarı olan İzzet Efendi'den alıyor. Çay günümüzdeki popülerliğinde değilken bile çaya meftun olan İzzet Efendiye selam duruyor.
İçerisi çaylar ve kitaplarla çevrili. Dinginlik hakim.
İşin en güzeli de böyle bir yerin sahibi. Sahibinin ilgi ve alakasına, çay ikramındaki özene mest oluyorum. Zaten bu kadar güzel elektriği olan bir yerden başka türlüsü beklenemezdi. Yani demek istiyorum ki, arkadaş grubunuzla bir türlü toparlanamasanız yalnız gidin, sıkılmazsınız.
Belki Kukla Süreyya da gelir, karşılaşırsınız hem.
Belki de benimle karşılaşırsınız. Çengelköy küçük, belli mi olur? :)
Ben Haşmet Babaoğluyla karşılaştım mesela ^.^
En sevdiğim arkadaşımın çok sevdiği Kukla Süreyya'nın blogunda konuk yazar olma fikri cazip geldi, bir sefer daha dene, dedirtti bana.
Süreyya, uzman olduğunuz bir konuda, diyordu ama kendimi hiçbir konuda uzman görmüyordum, vazgeçse miydim acaba şimdiden?
Bir konu bulursam belki işim daha kolay olurdu, diyerek önce konumu belirledim. Kendini fahri Çengelköylü ilan etmiş biriydim ve doğma büyüme Çengelköylü bir kukla olan Süreyya'nın blogunda yazacaksam yazım da Çengelköy'de geçmeliydi.
Süreyya'nın da hoşuma gidecek bir yer biliyordum, en iyisi oradan bahsetmek olacaktı: Çaycı İzzet Efendi.
Ben Kukla Süreyya'ya yazımı yazdım yolladım, yazı yayımlandı çok da memnun oldum ama bu güzel mekanı kendi blogumda anlatmayı unuttum ya da ihmal ettim.
Bu yazıyla hem Çaycı İzzet Efendi'yi tanıttım, hem de ben konuk yazar oldum, bunun da söylemiş oldum.
Gerçek Çengelköylülerin isyan etmesine yol açacak kadar popülerleşti Çengelköy.
Sadece "Çınaraltı"ndan ibaret bir yer değil, gençlerin açılan her mekanı doldurduğu bir semtimiz artık.
Çaycı İzzet Efendi ise ara sokaklardan birinde, ana yolun gürültüsünden uzak nezih bir mekan.
Dünya çayları Çengelköy'de toplanmış, gelip koklayıp zevkimize uygun çayımızı seçmeyi ve tatmamızı bekliyor.
Mekan adını çay risalesinin yazarı olan İzzet Efendi'den alıyor. Çay günümüzdeki popülerliğinde değilken bile çaya meftun olan İzzet Efendiye selam duruyor.
İçerisi çaylar ve kitaplarla çevrili. Dinginlik hakim.
İşin en güzeli de böyle bir yerin sahibi. Sahibinin ilgi ve alakasına, çay ikramındaki özene mest oluyorum. Zaten bu kadar güzel elektriği olan bir yerden başka türlüsü beklenemezdi. Yani demek istiyorum ki, arkadaş grubunuzla bir türlü toparlanamasanız yalnız gidin, sıkılmazsınız.
Belki Kukla Süreyya da gelir, karşılaşırsınız hem.
Belki de benimle karşılaşırsınız. Çengelköy küçük, belli mi olur? :)
Ben Haşmet Babaoğluyla karşılaştım mesela ^.^
20 Eylül 2015 Pazar
Beni Buraya Götür Diyeceğiniz "Nevmekan"
Fırsat bulsam da size gidin/gitmeyin mekanlarını önersem.
Ama çok fazla bilgisayar başında oturamıyorum, bileğim çok rahatsız.
Ancak burayı anlatmam lazım, zira bayıldım!
Tatlış arkadaşım önce bana fotoğraflarını attı buranın, tam senlik, diyerek.
Gözlerimden kalpler fışkırdı. Burası İstanbul'da mı? dedim.
İstanbul'da hem de cânım Üsküdar'da. Dahası Bağlarbaşında!
Bağlarbaşı demek Seyhan'a yürüme mesafesinde demek.
Seyhan artık buradan çıkmaz demek.
Gider çay içer, kitap okur, hatta ders çalışır, çok da mutlu olur demek!
Burası Avrupa'da olsa dönecek yorumları tahmin edebiliyorum:
Adamlar yapmış abi!
E onlar yılda bilmem kaç kitap okuyor bizde öyle mi? falan filan..
Bense burası Avrupa'da olsa çok imrenirdim, sadece onu diyebilirim.
Konum itibariyle zannederim yolunuzu düşürebileceğiniz bir yer değil ama ulaşımı kolay.
Fiyatlar makul.
Tek eksisi ilgisizlikten ölebilirsiniz.
İlk başta kimse ilgilenmeyince self servis sandım. Yanımızdan geçen garsona sordum, hayır biz getiriyoruz, dedi gitti. Ne menü bıraktı, ne de bir şey ister miyiz? diye sordu.
Hesabı öderken bizim gibi yakınan başkalarına şahitlik ettim. Ne adisyon bıraktılar, ne ilgilendiler yazık böyle yapmayın, dediler.
Üsküdar Belediyesine bu kadar güzel, bu kadar nezih bir yer açtıkları için şükranlarımı sunuyorum.
Ancak lütfen bu işi yapmak isteyen kimselere versinler. Veresiye veren mal sahibi gibi davranılmasın gidenlere, onun bunun torpillisini sokup adamı soğutmasınlar.
Yoksa on numara beş yıldızlık bir mekan, Nevmekan.
Instagramda çok soran oldu, yolu tarif edeyim.
Nevmekan'a nasıl giderim?
Asya kıtasındakiler zaten Bağlarbaşı'na nasıl gideceğini bilir. Bağlarbaşı Kültür Merkezi yanı.
Avrupa yakasından gelecekler ise Üsküdar'dan Bağlarbaşı'na giden otobüs veya minibüslere binerek Kültür Merkezi durağında inecekler. Kültür Merkezini kimse sorsanız gösterir, birazcık yürüme mesafesi var.
Taksim'den gelişim daha kolay derseniz; 129T Bağlarbaşı'ndan geçmiyor ama 110 Kadıköy-Taksim otobüsleri Bağlarbaşı'ndan geçiyor. İneceğiniz durak Kültür Merkezi değil Bağlarbaşı durağı oluyor sadece.
Instagram demişken, beni instagramda The_Syhn adıyla takip edebilirsiniz ^.^
Ama çok fazla bilgisayar başında oturamıyorum, bileğim çok rahatsız.
Ancak burayı anlatmam lazım, zira bayıldım!
Tatlış arkadaşım önce bana fotoğraflarını attı buranın, tam senlik, diyerek.
Gözlerimden kalpler fışkırdı. Burası İstanbul'da mı? dedim.
İstanbul'da hem de cânım Üsküdar'da. Dahası Bağlarbaşında!
Bağlarbaşı demek Seyhan'a yürüme mesafesinde demek.
Seyhan artık buradan çıkmaz demek.
Gider çay içer, kitap okur, hatta ders çalışır, çok da mutlu olur demek!
Burası Avrupa'da olsa dönecek yorumları tahmin edebiliyorum:
Adamlar yapmış abi!
E onlar yılda bilmem kaç kitap okuyor bizde öyle mi? falan filan..
Bense burası Avrupa'da olsa çok imrenirdim, sadece onu diyebilirim.
Konum itibariyle zannederim yolunuzu düşürebileceğiniz bir yer değil ama ulaşımı kolay.
Fiyatlar makul.
Tek eksisi ilgisizlikten ölebilirsiniz.
İlk başta kimse ilgilenmeyince self servis sandım. Yanımızdan geçen garsona sordum, hayır biz getiriyoruz, dedi gitti. Ne menü bıraktı, ne de bir şey ister miyiz? diye sordu.
Hesabı öderken bizim gibi yakınan başkalarına şahitlik ettim. Ne adisyon bıraktılar, ne ilgilendiler yazık böyle yapmayın, dediler.
Üsküdar Belediyesine bu kadar güzel, bu kadar nezih bir yer açtıkları için şükranlarımı sunuyorum.
Ancak lütfen bu işi yapmak isteyen kimselere versinler. Veresiye veren mal sahibi gibi davranılmasın gidenlere, onun bunun torpillisini sokup adamı soğutmasınlar.
Yoksa on numara beş yıldızlık bir mekan, Nevmekan.
Instagramda çok soran oldu, yolu tarif edeyim.
Nevmekan'a nasıl giderim?
Asya kıtasındakiler zaten Bağlarbaşı'na nasıl gideceğini bilir. Bağlarbaşı Kültür Merkezi yanı.
Avrupa yakasından gelecekler ise Üsküdar'dan Bağlarbaşı'na giden otobüs veya minibüslere binerek Kültür Merkezi durağında inecekler. Kültür Merkezini kimse sorsanız gösterir, birazcık yürüme mesafesi var.
Taksim'den gelişim daha kolay derseniz; 129T Bağlarbaşı'ndan geçmiyor ama 110 Kadıköy-Taksim otobüsleri Bağlarbaşı'ndan geçiyor. İneceğiniz durak Kültür Merkezi değil Bağlarbaşı durağı oluyor sadece.
Instagram demişken, beni instagramda The_Syhn adıyla takip edebilirsiniz ^.^
Etiketler:
alkolsüz mekanlar
,
bağlarbaşı
,
bayıldım
,
çok popüler olmadan gidin
,
çok seveceksiniz
,
gezilecek mekanlar
,
hilmi türkmen
,
mekan önerileri
,
nevmekan
,
üsküdar
,
üsküdar belediyesi
,
yeni mekanlar
8 Ağustos 2014 Cuma
Mahleb Cafe
Üsküdar'da nasıl gözümden kaçırdığıma şaşırdığım bir cafe bu; Mahleb Cafe.
Ancak zaten yeni açılan bir cafe imiş.
Çok güzel, tam Üsküdar'ın ihtiyacı olan bir yer bence.
Ramazandan önce ani yağmurların bastırdığı biri kaç gün oldu ya hani.
Güllük gülistanlıkken birden başlayan sağanak.
Biz de kuzenimle geziyoruz, işlerimiz bitmiş, hava karardı birden.
Şemsiyemiz yok.
Dedim ki, aslında şimdi binip gitsek hiç ıslanmadan atlatabiliriz ama gel biz şu cafeye girelim bir şeyler yiyelim.
O da benim kafadan, girdik.
Her köşesine bayıldım. İnsanın içini açan bir mekan.
Ferah da aynı zamanda.
Mönü de güzel. Her şey var. Fiyatlar normal.
Karnımızı doyurduk kalktık. Yağmur da yağmadı.
Islanacağız diye korkup eve dönseydik eve gidince pişman olacaktık. Ama yapmadık, risk aldık, pişman da olmadık.
Hani illa ki bu cafe için bir yerlerden kalkıp Üsküdar'a gelinmez belki ama Üsküdar'dayken bir şans verilir.
Üsküdar Vakıfbank'ın karşısı, HSBC'nin yanı.
Ah zenginlik, bankalarla çok işim olduğu için yol tarifini böyle verdim :P
Ancak zaten yeni açılan bir cafe imiş.
Çok güzel, tam Üsküdar'ın ihtiyacı olan bir yer bence.
Ramazandan önce ani yağmurların bastırdığı biri kaç gün oldu ya hani.
Güllük gülistanlıkken birden başlayan sağanak.
Biz de kuzenimle geziyoruz, işlerimiz bitmiş, hava karardı birden.
Şemsiyemiz yok.
Dedim ki, aslında şimdi binip gitsek hiç ıslanmadan atlatabiliriz ama gel biz şu cafeye girelim bir şeyler yiyelim.
O da benim kafadan, girdik.
Her köşesine bayıldım. İnsanın içini açan bir mekan.
Ferah da aynı zamanda.
Mönü de güzel. Her şey var. Fiyatlar normal.
Karnımızı doyurduk kalktık. Yağmur da yağmadı.
Islanacağız diye korkup eve dönseydik eve gidince pişman olacaktık. Ama yapmadık, risk aldık, pişman da olmadık.
Hani illa ki bu cafe için bir yerlerden kalkıp Üsküdar'a gelinmez belki ama Üsküdar'dayken bir şans verilir.
Üsküdar Vakıfbank'ın karşısı, HSBC'nin yanı.
Ah zenginlik, bankalarla çok işim olduğu için yol tarifini böyle verdim :P
27 Haziran 2014 Cuma
Kahveci Kardeşler
Üsküdar'da şirin bir kahveci var. Önünden arabayla her geçişimde, bir gün buraya kahve içmeye geleyim, derim.
Sadece değişiklik olsun diye. Öyle methini falan duymuş değildim.
Ancak işte öyle yürüyerek geçip gittiğim bir yerde olmadığından hep vesaitin içindeyken aklıma gelir.
Daha göz önünde olsaydı şimdiye kadar çoktan giderdim.
Geçenlerde de bir arkadaşıma bir arkadaşı burayı önermiş, kahvesi güzel demiş, 'o da gidelim mi?' deyince "Elbette!" dedim.
Nasıl güzel kahve kokuyor daha girerken..
Damla sakızlı türk kahvesi tercih ettim. daha evvel içmemiştim, daha evvel gelmediğim bir kahvecide daha evvel içmediğim bir kahveyi seçerek risk aldım :)
Daha önce içmediğim için kıyas yapamayacağım ancak içtiğim pek güzeldi!
Bir manzarası yok, yol kenarında falan ama önünden geçerseniz kendinize bir mola verin ve benden kendinize bir kahve söyleyin! ;)
Sadece değişiklik olsun diye. Öyle methini falan duymuş değildim.
Ancak işte öyle yürüyerek geçip gittiğim bir yerde olmadığından hep vesaitin içindeyken aklıma gelir.
Daha göz önünde olsaydı şimdiye kadar çoktan giderdim.
Geçenlerde de bir arkadaşıma bir arkadaşı burayı önermiş, kahvesi güzel demiş, 'o da gidelim mi?' deyince "Elbette!" dedim.
Nasıl güzel kahve kokuyor daha girerken..
Damla sakızlı türk kahvesi tercih ettim. daha evvel içmemiştim, daha evvel gelmediğim bir kahvecide daha evvel içmediğim bir kahveyi seçerek risk aldım :)
Daha önce içmediğim için kıyas yapamayacağım ancak içtiğim pek güzeldi!
Bir manzarası yok, yol kenarında falan ama önünden geçerseniz kendinize bir mola verin ve benden kendinize bir kahve söyleyin! ;)
Etiketler:
damla sakızlı türk kahvesi
,
kahve
,
kahveci kardeşler
,
keşifler
,
mekan önerileri
,
türk kahvesi
,
üsküdar
,
yeni mekanlar
Kaydol:
Kayıtlar
(
Atom
)









