10 Ocak 2021 Pazar

Bridgerton | Dizi Yorumu

 Çok şükür yavaş yavaş dizi aleminden elimi eteğimi çekiyorum.
Nedense eskisi kadar zevk almıyorum, sıkılıyorum, saçma geliyor. 
Ya yaşımdan ya da eskisi kadar güzel diziler/filmler çekilmediğinden.
Bir de şu var tabii, eskiden erişimin bu kadar kolay olmadığı dönemlerde seçiliyor önümüze en beğenilen en tutulan diziler/filmler geliyordu. Şimdi dediğim gibi çekilen her şeyi seçip izleyebiliyoruz ve kötüsünü seçe seçe iyisinden de oluyoruz belki de.

Bu diziyi zevkimi bilen ve zevkine güvendiğim kuzenim "izle bak" dediği için izledim.

Demek ki artık onun tavsiyeleri konusunda da seçici olmam lazım :)

Netflix dizisi olan Bridgerton'ı instagramda paylaştığımda elen yorumlara inanamadım. Ne kadar insan izlemiş böyle! Ve Netflix dizisi deyince ayrıca +18 sahneler var demeye gerek kalmıyor, değil mi?

19.yy başlarında geçen bu hikayede, siyahi dükler düşesler hatta kraliçe bile var. Hikaye bu ya, kralın gönlünü siyahi bir kadına kaptırması, siyahi bir kraliçe olması aralarındaki sınıf farkını kaldırmış. Bu yüzden köle falan değiller günümüzdeki gibi eşitlik hakim. 
Kimse yadırgamıyor. Zaten olması gereken bu olduğu için.
Bana tuhaf geldi arkadaşım, yemezler. Ömrümüz geçti bu hikayelerle. 

İzlerken izlerken ya dedim ne kadar Julia Quin romanları gibi..
Julia Quin de çok okumadım he yanlış anlamayın ama okudum :) 
Ya ama bunu derken inanın bilmiyordum, gerçekten Julia Quin romanından uyarlanmış :)
Instagramdan gelen bilgilendirmeler sağ olsun şimdi hakkında çok fazla bilgiye sahibim.

Önce bu sezondan bahsedeyim sonra da kitaplarla birleştireyim.


Dizinin ilk sezonu Daphne Bridgerton'un sosyete takdim edilmesi ve kraliçenin gözdesi olmasıyla başlıyor. Sosyeteye takdim edildiği yıl içinde düzgün bir evlilik yapmazsa sonraki seneler bu şansı giderek azalacağını bildiğinden kızımızın derdi yağlı bir kapı bulmak. Ama devir öyle bir devir, yadırgamıyoruz. 
Kraliçenin gözdesi olduğu halde son anda ortaya çıkan Bayan Thompson bi' bakıyoruz tüm ilgiyi üstüne çekiyor ve Daphne uyuz Lord Bilmemne'ye kalıyor. 
Bu arada bir de babasının ölümüyle dük unvanı kendisine kalan bir dük çıkageliyor. Tabii ki Dük çoooook yakışıklı. Bütün anneler kızlarını onunla tanıştırmaya çalışıyor ve Dükümüz bu durumdan çok sıkılıyor çünkü asla evlenmek gibi bir niyeti yok.
Daphne ile ikisi birlikteymiş numarası yaparak, Daphne'nin kısmetlerini arttıracak, Dük'ün ise yakasını kadınlardan kurtarmasını sağlayacak..
Lady Whistledown -itiraf edelim ismi bir harika- ise tüm olan biteni bize anlatacak. 

Baştan sonra tahmin edilebilir bir hikaye idi. Lady Whistledownın kimliği de dahil. 
Yoo ben tahmin edemedim, diyen var mı?


Instagram yorumlarında ve bu diziyi bana tavsiye eden kuzenim, Penelope ve Eloise'e bayılacağımı söylediler. Bingo!
Dizide en sevdiğim karakterler bu iki genç hanım oldu. 
Dizinin en ufaklarını oynamalarına rağmen yaşları diğer oyunculardan bayağı büyük bu arada.


Şimdi kitaplara dönersek, kitaplarda patlama olması muhtemel. Dizinin uyarlandığı kitaplar Türkiye'de Epsilon yayınlarından çıkmış. Hadi gene iyisin Epsilon. İsimler sırasıyla şöyle:

Yüreğe Söz Geçmiyor
En Çok Beni Sev
Son Söz Aşkın
Rüyalar Gerçek Olsa
Sonsuz Sevgilerimle
Sana Muhtacım
Öpüşünde Saklı

Dizi de yedi sezon olacakmış ve her sezon bir kardeşin hikayesi anlatılacakmış.
Ben diziye devam etmem arkadaşlar, sadece izlersem sıra Eloise'e geldiğinde izlerim diye düşünüyorum. Erkek kardeşlerde daha sapkın sahneler olacağını da tahmin edebiliyorum.

Yani bu dizi beğenildi falan ama, Fatih Murat Arsal'ın kitaplarını uyarlasalar bizde.. onun ayarında bir şey bu. Neden bu kadar abartıldı? En çok izlenen diziler arasında 4. sıraya çıkmış şimdiden.
Gerçi nedeni de belli ya neyse.

17 Aralık 2020 Perşembe

The Morning Show | Yanlış Anlamayın Dizi

 Bazen kendime inanamıyorum var ya.
Ben Jennifer Aniston ile Reese Witherspoon'un birlikte sabah programı yaptığını sanıyordum.😄😄
Aslında sanabilirim ne var bunda. Cidden hiç mi hiç aklıma gelmedi dizi adı olabileceği.
Şans eseri anaaa diziymiş ya bu! diye öğrendim ki diziymiş.
Netflix dizileri bizi öylesine kuşattı ki başka bir yerde film aramak.. dizi bulmak.. eskiler de kaldı. Netflix önersin, izlemeyene küfretsinler o halde sosyal medya.

Jennifer Aniston ve Steve Carell yıllardır çok izlenen bir sabah kuşağı programı sunuyorlar. Neredeyse rakipsizler.. Ancak sunuculardan birinin sebep olduğu bir skandal neticesinde bütün düzenleri alt üst oluyor.


Spoilere geçmeden önce izlemenizi çok isterim. Abartı bulanlar, günah çıkarmışlar diyenler var evet ama siz beni dinleyin. İzleyin!
Buradan sonrası spoiler içerebilir. 

Bir kere ben Jennifer Aniston'u da Reese Witherspoon'u da çok severim. Ama asıl Steve Carell severim. Dizide onun da olması beni çok sevindirdi. 
Jennifer ve Reese şöyle dursun, Steve Carell muhteşem bir oyunculuk sergilemiş. Muhteşem! İnsan bi' yumruk savurmak istiyor suratının tam ortasına. 

Jennifer da gülüm, harika fizik, muhteşem kıyafetler ama yaşlanmış ya hu botokslardan yüzü de tuhaflaşmış. Saçlar gene harika. Keşke salsa biraz. Kırışabilirsin ya, ne olacak Jenny.. Ama oynadığı role gitmiş yani o botokslar, sonuçta bizim gibi birini canlandırmıyor dizide de ünlü birini canlandırıyor.

Bu arada hala spoiler vermedim durun buradan sonra biraz vereyim.

Bir taciz skandalı söz konusu. Önce anlamadım ne var yani dedim Mitch kimseyi zorlamamış ki! Cidden bunu düşündüm ben de. Ama izledikçe, olayları öğrendikçe, yani kadınların taciz sayılmayan nice muameleye kaldıklarını gördükçe... insanların nasıl sessiz kaldıklarını gördükçe.. Sarstı beni dizi.
Evet belki bir günah çıkarma, Amerika'nın kendini övmesi bir şekilde ama bunu düşünmeye konuşmaya empati yapmaya ihtiyacımız var.
Özellikle de erkeklerin izlemesine ve empatisine ihtiyacımız var.
Mitch bir türlü anlamıyor, kimseyi zorlamadım onlarında hoşuna gitti, beni kullandılar diyor hatta.
Şimdi düşündükçe tekrar sarsılıyorum.

Size gül bahçesi vadetmiyorum! Ama diziyi izlemenizi isterim.

Uzun zamandır dizilerimi günde bir bölüm olacak şekilde izliyorum. Bu dizide ise zaman zaman iki bölüm izlediğim de oldu. Tutmasaydım kendimi 10 bölümlük ilk sezonu iki günde bitirebilirdim. Gene de abartma dedim kendime. Bunu da izlemeyi ertelemeyin anlattım.

Netflix'te yok. AppleTv dizisi. Onlineda bulabilirsiniz.

12 Aralık 2020 Cumartesi

İntizar | Kitap Yorumu

 

Eskiden böyle yapardım başta bir foto olurdu. Şimdi nedense ortada ya da sonda tercih ediyorum. Ama böyle başta kitabı görünce eski günlerim geldi aklıma. Kaç yıldır blog yazıyorum diye düşünüp hülyalara dalmadan evvel, bugün bitirdiğim kitabımla ve hiç uğraşmadan çektiğim kitap fotoğrafıyla sizi selamlıyorum.
Nurullah Genç'le bu sene pandemi dolayısıyla eve kapanınca, yararlı videolar izleyeyim bari diye gezindiğim videolar sayesinde tanıştım. Mutlaka dinleyin, izleyin. Gerek röportajından gerekse verdiği ve benim izleyebildiğim seminerlerden çok etkilendim. Ve bakıyım dedim kitabı var mı?
Evet bu kitabı alma hikayem böyle.
Okuma hikayem ise, son aylarda ciddi bir okuyamama durumu hasıl oldu bende. Odaklanamıyorum sıkılıyorum... Geçen ay sadece bir kitap bitirdim ne zorluklarla. Hala yarım olan kitaplar var elimde. Bu kitabı da sanki yarım kitaplarım yokmuş gibi kitaplıktan çıkardım dedim ki güzel bir şey okuyayım bu kitaplar çok sıkıcı bu beni açar.
Ama açmadı.
Tam bir hayal kırıklığı idi. Hem üslup hem konu hayal kırıklığıydı. Gerçekten yarım bırakmak istedim ama o zaman sorun bende olurdu. Dedim devam edeyim ilerledikçe açılır.. Yok açılmadı. 
Konusuna da değinesim yok. 
Evli olup başkasını seven insanların aşkları bana cazip gelmedi. Sebepleri de yüzeysel kaldı diyelim. 
Ama şunu da eklemeliyim, instagram paylaştığımda iki kişi çok önceden okuduğunu ve çok sevdiğini söyledi.
Yani belki de siz de seversiniz ama ben bilemiyorum..

21 Kasım 2020 Cumartesi

Sizin İçin Micheal Fagan'ı Seçtim


Micheal Fagan kim mi? 
Birkaç dakika öncesine kadar ben de bilmiyordum. 
1980'lerin başında Londra'da Buckingham Palace'ın demir parmaklıklarını aşıp su borusundan tırmanarak kraliçenin odasına kadar girmeyi başaran, dahası sonunda Kraliçe Elizabeth ile konuşan biri Micheal Fagan.

The Crown dördüncü sezon çok güzel ilerliyor. Çünkü hem Diana, hem de Demir Lady Margaret Thatcher var.
4. sezon 5. bölümde ise Micheal Fagan'ın kraliçeye derdini anlatmasını işlemişler.
Diyalog ne kadar gerçeği yansıtıyor bilmiyorum ama burada yer vereceğim sahne dışında birçok sahne hoşuma gitti. Mesela camı kırarak içeri girdiğinden eli kanıyor Fagan'ın Kraliçe banyosunu gösteriyor banyoda elini suya tuttuktan sonra havluyla kurulamıyor elini Fagan. Kan bulaşmasın diye, tuvalet kağıdıyla kuruluyor elini. 
İkinci ise tuvalette diş fırçasını fark ediyor ve tuvaletten çıkıp kraliçeye, dünyanın en zengin kadınısın ama diş fırçan elektrikli bile değil, diyor.
Üçüncü sevdiğim kısmı ise ekran görüntüsü olarak paylaşıyorum:



- Şimdi de akıl hastası olduğumu söylüyorlar. Değilim. Sadece fakirim.

Bölümün sonunda Micheal Fagan hakkında bilgi verdiler. Ceza almamış 3 yıl akıl hastanesinde kalmış, ve hala Londra'da yaşıyormuş. Bu bölümü izleyince ne hissetti acaba?

16 Kasım 2020 Pazartesi

Hocanın Kızı Lezbiyen Çıktı!

 Birkaç yıl önce çekmiş olduğum bir video var. Orada bir seriden bahsediyorum ve seriyi anlatırken spoiler vermişmişim!!! Ya pardon da ikinci üçüncü hatta dördüncü kitaptan nasıl bahsetseydim?
Bunun konumuzla alakası yok gerçi. Sadece şunu demek istiyorumç Spoiler öyle verilmez böyle verilir!
Hem de uyarı muyarı olmadan.

Netflix yapımı olan Türk dizisi "Bir Başkadır"dan bahsediyorum. 
Hocanın kızı lezbiyen çıktı! Hoca derken imamın.


Ben bu diziyi film sanarak izlemeye başladım anaa bir baktım film bitiyor, diziymiş. Öyle de olaya hakim değilim yani. Instagram'da paylaştım herkes merak ettiğini, yorum beklediğini yazdı.
Sonra başka hesaplarda da diziyle alakalı yorumlar görmeye başladım. Lan dedim herkes benden gördü!
Bu nasıl ego ya?!(Kendime diyorum)
Meğer ben dizi Netflix'e gelir gelmez izlemeye başlamışım. 
Bunu da neden yazdım biliyor musunuz? Bazı insanlar kendi sevdiği için bazı modellerin moda olduğunu her ne hikmetse hangi renge eğilimi varsa o yıl onun ön plana çıktığını ve böyle benim gibi bir diziyi moda ettiklerini sanabilirler, oysa sadece tahmin edilebilir bir zevkin içindedirler.
Ben en azından fark ettim. (gene kendimi sıyıracak bir şe buldum)
Girin instagrama herkes bu diziyi sanki bir kendi izlemiş gibi anlatıp tavsiye ediyor.

Hocanın kızı lezbiyen çıktı, imamın yani. 
Başının kapalı olduğunu gece kulübüne gittiğini söylememe gerek var mı?
Şaşırdık mı? Hayır.
Tabii ki, dizide bir kapalı varsa alt tabakadan olacak, tabii zorla kapatılmış aklını kullanamayan bir imaj çizilecek, tabii ki iki kardeşten okumayanın başı kapalı olacak.
Ve tabii ki Netflix yapımında bir eşcinsel olacak o da bu dizide başı kapalı bir genç kız olacak. O genç kız da imamın kızı olacak.

O kadar yaşadığınız ülkeyi tanımıyorsunuz ki, bir "peri" bile değilsiniz.
Ama biz sizi tanıyoruz be gülüm. 
Bu kadar tahmin edilebilir olmak zorunda mısınız?

Sözde önyargıları yıkacak. Bu kafayla hangi önyargıları yıkacak?
Biz bu ülkede gerçekten çok renkli insanlar olarak bir arada yaşıyoruz. Belli sizin dünyanız bunu görmeye müsait değil. Açık ve kapalı kardeşler, alemci ve namazlı arkadaşlar, kapalı psikologlar açık danışanlar.. 
Bir taraftan da aydın ve liberal gözüküp "İstanbul Modern"in kapalı ziyaretçilerini çekip paylaşanlar.

Dizinin ilk sezonunu bitirmeden yazıyorum bunları arkadaşlar. Belki sandığın şeyler olmayacak ne diye acele ettin diyebilirsiniz ama dayanamadım. İlk başladığımda beklediğim buydu, dedim ki şaşırt beni..

Şaşırtamadın Berkun Oya. Onca iltifatın, yere göğe sığdırılmamanın yanında bu görüş bir toz zerresi gibi gelir - ki bak gene kendimi aşırı önemsedim, gelmez hatta- ama yine de diyeceğim.
Tahmin edilebilirsin. Beni yanıltmadın.

Oyuncular harika. Herkes Öykü Karayel deyip duruyor ama dizide bir tane kötü oyuncu yok. Başörtüyle oynuyor diye mi en fazla övgü ona gidiyor bilmiyorum ama birinin adını anıp diğerlerini anmamak haksızlık. Peri karakteri mesela, muhteşem.
Ya da Meryem'in abisi, neydi adı, Yasin'i canlandıran Fatih Artman şahane.
Hoca süper, hocanın lezbiyen kızı da. Hocayı kekeme, dolandırı yapmamışlar da farklılık olsun kızı lezbiyen yapalım demişler. Teallaam ya başa döndüm. O kadar sinir oldum ki!



5 Kasım 2020 Perşembe

Sevdiğim Şeyler #3

 Büyük Japonya depremlerinde kimsenin ölmemesi...

İzmir depremi sonrası deprem gene gündemimize geldi ama yanlış şekillerde. 
Biz zaten biliyoruz bu kadar inşaat ve bunların denetlenme sıkıntılarını. Bize neden anlatıyorsunuz ki?
Bu durumda buna bir fark oluşturacak kişilere anlatılması gerekmiyor mu?

Biliyoruz Japonya depremlerini, sallanıyor sallanıyor, şiddetle sallanıyorlar ama bırakın camdan atlamayı panik bile olmuyorlar. 
Biz?
Deprem kelimesi bile ürpermemize neden oluyor.

Ben ne yapabilirim vatandaş olarak?
Ev almışım veya kiradayım kimse bana "bu ev çürük he!" dememiş ki..
Veya çürük değilmiş ama gerzek market sahibi kolon kesmiş nereden haberim olacak ki?

Bu arada bizim evin altı da market bir tadilat yapmışlardı ve ben çok merak ediyorum bir zarar verdiler mi, diye..

İzmir'de yıkılan evler 2000'li yıllarda yapılan evler...
Neden denetlenmedi?
Nasıl denetlendi ya da?
İstanbul'da olsa durum farklı olmayacak.
Peki uyanmamız için daha kaç can yitirmemiz gerekir?

Bugün İzmir depreminde o evlerin yapımında kimin emeği kimin izinleri varsa tek tek çok kısa sürede yargılanıp iyi bir ceza almazlarsa, umut yok demektir.

Adam diplomasını kiralayacak, öteki kolon kesecek, biri demir kaçıracak, nice canlar annesiz, nice canlar evlatsız kalacak ve kimse ceza almayacak öyle mi?

E o zaman biz zaten enkazın altındayız ki!

29 Ekim 2020 Perşembe

Harry Potter | 8 Filmi İzledim

 


Harry Potter kitaplarını çıkar çıkmaz okudum ama filmleri için aynı şeyi söyleyemeyeceğim. Çünkü kitaplarını çok severek okumuştum. Okuduğum en güzel seriydi. Filmleri hemen ardından izlesem birincisi keyif alamayacaktım, ikincisi hep kitapla kıyaslayacaktım. 
Akıllıca bir seçim yaptığımı düşünüyorum açıkçası. Hatta çocuklar için üzülüyorum. Filmi var nasılsa diye kim bilir kaç çocuk kitaplarını okumayacak?! Halbuki kitapların yerine tutabilir mi hiç! 

Peki neden durup dururken Harry Potter izleyesin tuttu derseniz... Yeğenimin Harry Potter yaşı gelmiş meğersem ♥ Şimdi o izlemişken ben izlememişken benimle de izle diye tutturmamla onunla başladım ama tek bitirdim. Hatta bir araya gelmeyi bekleyemediğimden son bölümleri yalnız izledim ve onunla mesajlaşırken "sana küstüm" dedi. Onsuz Harry Potter izledim diye bana küstü ♥ 
Ay ne güzel duygu yiyeceğim ya ♥ 

Film/filmlere dönersek.. Filmler harika ya! Bir kitap ancak bu kadar güzel uyarlanabilirdi bence. Bazı yerleri okurken bile hayal etmekte zorlanırken ne güzel yapmışlar bayıldım. 
Oyuncular da muhteşem tabii. Hermione'nin saçlarının bu kadar uslanmasını beklemiyordum sadece.

Kitapta okuduğumda çok etkilendiğim hatta çok ağladığım yerleri izlerken o kadar etkilenmediğimi de söyleyebilirim. Ya ne olacağını bildiğimden ya da büyüdüğümden diyeceğim ama sanmıyorum, sanırım olacakları bildiğimden. 

Çoğu detayı da unutmam filmi izlerken eleştirmeme neden oldu, tabii. O yüzden diyorum iyi ki beklemişim şimdiye kadar. 

Peki tekrar izler miyim? 

İzlerim döne döne izelerim. Yalan yok. Adamlar güzel çekmiş :)