31 Aralık 2016 Cumartesi

Pelin Akın'ın Gelinliği

Bu yıl bir evlilik furyasıydı gitti.
Ben de ne yazdım arkadaş. Millet evlendikçe yazdım evlendikçe yazdım.
Ne onlar evlenmekten yıldı, ne de ben yazmaktan.
Ama yetiştiremediğim, geç kaldığım için yazamadığım evlilikler de oldu.
Kendimce en popülerleri yazdım ama vakit bulsaydım daha neler yazacaktım size ah bir bilseydiniz..

Pelin Akın kasım ayında evlenmesine rağmen geç de olsa yazmak istedim. Bugüne kısmetmiş.
Çünkü gelinliği çok hoşuma gitmişti yazmazsam olmazdı.
Kendisini sosyete sayfalarında görene kadar ben de tanımıyordum. :)
Akfen yönetim kurulu başkanı Hamdi Akın'ın kızıymış.

Düğün, yine bu sene bence öne çıkan Raffles Hotel'de gerçekleşmiş, pek de güzel olmuş.
Bu senenin gelinlik modası sadeliğin dibine vurmaktı biliyorsunuz, bu gelinimizin tercihi de son derece sade ancak bir o kadar da hoş.
Sadece bu gelinliğin, gelini olduğundan büyük gösterdiğini düşündüm.
Zira Pelin Akın (artık) Özalp, henüz sadece 29 yaşında..

Çiftimize mutluluklar dilerken bir de şunu duyurayım.
Bu kadar düğün - dernek - gelinlik yazısı yazdıktan sonra 2016'nın "en"lerini seçmemek olmaz.
2016'da evlenenlerden en güzeli, en yakışanı, en samimisi, en sevimsizini seçsek mi?
Tabii en iyi gelin ve gelinliği de seçsek?
Bana yardımcı olsanız?
2016 düğünleri etiketine tıkladığınız zaman bu yıl içinde yazdığım düğün yazılarına ulaşabilirsiniz. Oradan hatırlayarak veya zaten aklınızda olanları yazabilirsiniz. Hatta benim yazmadığım ama sizin en beğendiğiniz de olabilir.
Kimdi bakalım bu yılın akılda kalanları?

28 Aralık 2016 Çarşamba

Gelinlik 300bin Euro ise Düğün Nasıldır?

Sena Ağaoğlu ve Koral Kırcal'ın düğününden dün bahsetmiştim.
Aslında gelinlikten düğüne pek fırsat kalmadı. Aslında konuşulması gereken ise bence, Çırağan'da gerçekleşen düğündü.
Gerçi düğün hakkında, "sen 300 bin euroluk gelinlik giy, düğününde caney caney caney çalsın 😂", diyen birine rastladım ki neredeyse bu tespitiyle düğün hakkında yazma fikrimden beni caydırıyordu 👍



Düğün mekanlarına şöyle boşken bayılıyorum.
İçine insanlar yerleştikten sonra bütün detaylar solup gidiyor.
Şu haliyle harika değil mi?



Düğüne ilişkin bir diğer ayrıntı ise. Sena Ağaoğlu'nun, en son Madonna'nın kaldığı ve geceliği 50 bin dolar olan Sultan Suiti açtırması.
Nasıl rahat uyudun mu kuzum Sultan Suit'te? Yoksa 28 milyon liralık köşküne gidip home sweet home, mu dedin? 😊

Neyse ne ya.. Güzel ama değil mi? Siz sevdiniz mi? Yoksa fazla mı geldi? Ya da az???! 😂
(haber kaynak sabah.com.tr)

27 Aralık 2016 Salı

300 bin Euro'luk Gelinlik


Vatandaş kıyıda köşede kalmış 50 dolarını devlete faydam dokunsun diye bozdururken Ali Ağaoğlu'nun kızı 1.1 milyon liralık gelinlik giydi.
Ha diyeceksiniz ki 3 bin liralık gelinlik giyse ülke ekonomisi mi düzelecekti? Haklısınız :)
Gelinliğin 300 bin euro olmasından mı yoksa sarı olmasından mı bilmem ben gelinliği beğenmedim.
O ayılıp bayıldığımız Zuhair Murad imzalı bir gelinlik oysa.
Gitmiyor ya bazı şeyler, eğreti duruyor bazı kimselerde.
Güzel olsun diye değil farklı olsun diye seçildiği için, kendi içine sinen değil de etiketi olsun diye yapıldığından mı bilmem direkt itiyor sizi.

Eleştirmek istemiyorum ama öyle değil mi sizce de?
Bir terslik var.

Gelinlik 37 kiloymuş bu arada.
Düğün dansında gelin olduğu yerde durdu zaten, ne yapsın kızcağız?
37 kilo! Paranla rezil olmak diye işte ben buna derim 😂
Ali Ağaoğlu 28 milyon tl değerinde 3 katlı bir köşk hediye etmiş kızına. Bu gereksiz bilgiyi de ekleyelim tabii..

Çifti sevdim ama. Bu kadar zengin olmasalar sevimliler bile diyeceğim:) Allah mesut etsin. Bir ömür boyu mutluluklar...
Ancak, sona gelmeden, yüksek müsadenizle bir şey daha eklemek istiyorum; Sena kızımızın babaannesi, düğüne oğlu Ali Ağaoğlu'nun kolunda geldi. Güzel bir manto vardı üstünde. Kürke benziyor aslında ama değildir, neyse geçelim bunu. Daha sonra, düğünde kürkle oturacak hali yok ya, yelekli bir kombinle karşımıza çıkıyor.


Çok merak ediyorum, bu teyzeme yün yelek yerine başka bir yelek giydiremezler miydi? Başörtüsünü kıyafetine uyduramazlar mıydı? Aman yaşlı kadın canım ne olacak, demeyin sakın bana. Her şeyi düşünüyorlar da bunu mu bilmiyorlar sanki.
Yine de Teyzecim, bu haliyle düğünün en şıkı, çünkü en doğalı. Maşallah hala pek de güzel.

Bu çiftin düğün orgnizasyonunu pek beğendim ama. Vakit bulursam ona da değinmek isterim.
Sena Ağaoğlu ve eşi Koray Kırcal'a mutluluklar dileklerimi sunarken sorarım size; siz nasıl buldunuz?

26 Aralık 2016 Pazartesi

Murat Yıldırım Ve İmane Elbani Düğünü

Ne kadar çok insan benden Murat Yıldırım düğünü yazmamı bekliyormuş, şaşırdım.
Ama şımarmadım. Gecikmeyi ona yormayın sakın!
Başlayalım!

2016 Nisan ayında Londra'da bir cafede tanıştıkları söylenen çift, yıl bitmeden dünya evine girmeyi tercih etti.
Buradan uzatmalı sevgililere, nişanlılara duyrulur.
Evleneceğiniz varsa evleniyorsunuz, çok seviyorsanız, 'biraz daha tanıyayım', diye düşünmüyorsunuz.

Kasım ayında bu çiftin nişan haberini verdiğimde çok şaşkındım.
İnanamamıştım.
Yakıştıramamıştım.
Konduramamıştım.
Sonra haberin doğruluğu anlaşıldı, iş ciddiydi. Ben de kabullendim. Hikayenin sonu.

Bugün de 2016 düğünleri etiketimize yenisini eklemiş olalım.
Düğün CVK Park Bosphorus Hotel'de gerçekleşti ve ikinci kısımda damat ve gelin kostüm değiştirdiler. Fas'in geleneksel kıyafeti olduğunu düşündüğüm kostümleriyle el üstünde taşındılar.
Videoları gördüyseniz düşme tehlikesine karşın ne kadar mutlu olduklarını da gözlemlemişsinizdir.

Gelin hakkında ne desem bilmiyorum. Bazı fotoğraflarda çok güzel, bazılarında ise çok itici 🙈
Gelinliğe gelince.. tam kendisinden bekledigim bir gelinlik giymisti. Üst kısımları hoş olmakla birlikte ben pek beğenmedim zaten gelinimiz de dikkat ettiyseniz yürüyemiyordu!
Ama Murat çok seviyor sanki?
İnşallah ben de severim 😂
Allah mesut etsin.
Mutlu haberlerini almaya devam edelim.

25 Aralık 2016 Pazar

Murat Yıldırım'ın Kınası


Aman aman evlenin 2016 bitmeden.
Bu 2017'de milletin bilip bizim bilmediğim bir şey mi var ki 2016'da sevgilisinin elini tutan soluğu nikah masasında aldı, bilemiyorum?

Kasım ayında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Facetime aracılığıyla ailesinden Murat Yıldırım için istediği Faslı gelinimizin dün akşam Taksim'de kınası yapıldı.
Şu saatlerde de düğün devam etmekte.
Düğünden görüntü bekledim ama yok.
Benim de instagramım yok. Yoksa bulurdum size.
Şuraya bir iki kına fotosu koyayım, düğün görüntülerini de ele geçirince düğün kritiği yaparız, dedim.


Kına Türk ve Arap adetlerine göre yakılmış, Murat'a da etnik bir ceket giydirilmiş gördüğünüz üzere.
Fotoğraflar pek güzel değil, cidden özellikle seçmedim :) Google görsellere kaldık, sosyal medyayı kullanmazsak olacağı bu. (ilk fotoğraf objektif photography)

Gelinliği, düğünü çok merak etmekle beraber, bu evlilik nedense uzun soluklu olmayacak gibi hissediyorum.
Böyle söyleyip şom ağzımı açmış gibi gözükmek istemezdim ama ben bunu dillendirmeyip içimde tutsaydım asıl o zaman gerçekleşirdi. Ne zaman bir hissimi dillendirsem tersi çıkar 😉
Şimdi evliliklerini kutsamış oldum.

Gerçekten, ne kadar saçma, ne kadar yapay, ne kadar uyumsuz olursa olsun burada yazdığım her evlilik için Allah mesut etsin derim ve uzun soluklu olmasını da dilerim.
Sizin için de diliyorum Muratcım 😊
Önceki evliliğinde hiç böyle şeyler yapmamıştın mesela, dibine kadar eğlenerek düğününü yapman da çok hoş.

23 Aralık 2016 Cuma

Bengüsu Özcan Buluşması ve..

Biz havalar bu kadar soğumadan, bir kasım gününde..
Aylardan kasımdı değil mi?
Hayır değildi Ekimdi. Benim doğum günümden önceydi.
Sonbahardı ama bu kadar olmasa da, o gün için tercih ettiğim trençkotu giydiğime pişman edecek kadar soğuktu.
Yolculuk Şişli'ye idi, çünkü Bengüsu Özcan bizi Pena'da bekliyordu.
Okuldan çıkıp otobüs, metrobüs ve metro ile Şişli'ye vardım. Şişli'deki "apartman camii" beni yine şaşırttı.
Biraz gecikmiş, güzel acıkmış, harika üşümüştüm.
Ama beni, kapıdaki sekreterin aksine sıcak bir ortamın beklediğinden emindim.
Bu yazdığım büyük ihtimal kendisinin kulağına gidecek ama ben benim tatlılığıma, tontişliğime, nezaketime bu kadar kayıtsız kalabilen birini daha görmedim.
Sen de amma ön yargılısın, bir görüşte astın kestin, diyebilirsiniz ancak ilk görüşüm değil, yazın da Pena ile özlem giderme görüşmemiz olmuş  ve inanılmaz sıcak bir günde kendisinin buzz gibi karşılamasıyla muhatap olmuştum.
Savunmamı da yaptıysam soğuk karşılamadan sıcak muhabbete geçebilirim.

İçerde beni, sevdiğim kitapların sevdiğim editörü ve onun editörlüğünü yaptığı kitaplardan ikisinin yazarı olan Bengüsu Özcan'nın yanı sıra, şekerim Şahika ve ilk kez o gün tanışıp kaynaştığım Aylinden denemeler ve Kitap bağımlısı olarak tanıyabileceğiniz Aylin ve Gülşah da bekliyordu.
Bekliyordu derken lafın gelişi.. çok olmasa da yine de gecikmiştim ve kahveler yudumlanırken, muhabbetin neredeyse dibine vurulacakken onlara katılabilmiştim.
Bu arada Arzu umarım bu satırları okuyorsundur ve seni unuttuğumu düşünmüşsündür. Sürpriz! Unutmadım!
Hemen bir çay aldım ve keskin bakışlarımla 'kim hangi kurabiyeleri yiyor hangileri tabakta kalmış hangileri tükenmek üzere' onları tespit ettikten sonra en doğru seçimlerle iyice havaya girdim.

Gecikmiştim. O yüzden belki benden önce sorulmuştur diye soru sormaktan çekindim. Ama muhabbet çok güzeldi.
Bengüsu Özcan'ın gittiği yurt dışı seyahatlere gelmişti konu. Vay arkadaş ne gezmişti. Kıskanmamak mümkün müydü? Mümkünse de benim için değildi. Ne güzel dinlemiş, yazacağı diğer kitapları merak etmiştim. İki kitabını da okumuştum. Daha önce demiş olmam lazım, kalemindeki değişim görülüyordu. Haliyle yaşantısı hayal dünyasını, hayal dünyası da yazacaklarını etkileyecekti.
Üstelik karşımda konuşan bu güzel kadın sadece 21 yaşındaydı.



Sizin de tanımanızı isterim açıkçası.
Bu yazı öyle içimden geldiği için yazıldı. Hem de iki kitap için hazırladığım videoyu burada paylaşırken o güzel günü anmış olmak istedim. Belki izlersiniz bu sefer videomu 😏

Bu arada kanalıma abone olmak da son derece kolay.
Hayat kısa. Bence abone olun hatta yorum bırakın 😁

İzlemek yetmez, senin yorumunu okumam lazım diyorsanız linkler: Maskeli Kedi ve Antika Adam
Bir de Bengüsu'nun sitesine link verelim; bengusuozcan.com 

Yalnız acayip merak ediyorum, yazıyı sonuna kadar okuyan var mı?

22 Aralık 2016 Perşembe

Gilmore Girls Geri Döndü

Dünkü Gilmore Girls'e Giriş yazımın devamıdır, ancak seriden bağımsız da okunabilir.

Dizinin 2000-2007 yılları arasında sürdüğünden bahsetmiştim.
Bu yılın ortalarında ( vay canına nasıl da hızla akıyor zaman) Gilmore Girls'ün geri döneceği haberi geldi.
Önce bir araya gelmezler, dokuz yıl geçmiş nasıl kadro toplansın bir araya diye düşünürken ben, setten görüntülere falan rastladım ve çok sevindim.
Çok güzel zaman geçirmiştim onlarla.
Çok sevmiştim onları.
Ve ilk bölümü izleyince anladım ki, çok da özlemişim.

4 bölümlük özel dönüştü bu. Bölüm süreleri 1sa 30 dk - 1sa 40 dk falan sürüyor.
Bölüm sürelerinin uzun olmasına da çok sevinmiştim.
Ancak dizinin geri dönüş bölümleri bir insanın hayallerini nasıl yıkabilirse öyle yıktı benim hayallerimi.

Dediğim gibi çok özlemişim ilk başladığında bunu hissettim içim neşeyle doldu.
Diyaloglara yetişmek falan, her şey eskisi gibi hissettirdi.
Ancak, vay arkadaş bu kadar mı sıkıcı olur?
Aradan dokuz yıl geçmiş, sadece 4 bölüm yapacaksın, bu kadar boş sahne neden?
Bölüm sürelerinin uzun olmasının nedeni anlatacak şeylerin çokluğundandır diye düşünürken ben, boşluğundan olduğu ortaya çıktı.
Hele o Starshallow tiyatro oyunu seçmelerini gerçek zamanlı gibi göstermeleri.. Ne sıkıcıydı!

Buradan sonrası biraz spoiler içerir.!
Lorelai ile Luke evli değil ancak beraber yaşıyorlar, Rory orada burada yaşıyor Yale mezunu bir baltaya sap olamamış. Kesinlikle Rory gibi potansiyeli olan bir kızdan beklenmeyecek bir kariyer fiyaskosu. Ancak olası da.
Herkesi görüyorsunuz. Büyük baba Richard Gilmore rolünde izlediğimiz Edward Herrmann'ın aramızdan ayrılması nedeniyle o yok. Onun da cenaze törenini görebiliyoruz dizide.

Ya ne bileyim o kadar müsait ki olaylar seyirciyi ağlatmaya, güldürmeye, sinir etmeye. Ne diye sıkıyorsunuz milleti?
Sookie'nin yerine gelen ünlü aşçıları ve Lorelai'ın onları beğenmemesi güzel detaylardandı. Sonunda Sookie'nin gelmesi de. Çünkü ben o gelmeyecek sanıyordum. 😊

3. bölümde biraz renklendi dizi. 4. ve son bölüm de yine fena değildi.
Ancak gerçekten yazık etmişler diziye. Son kararım bu.


Bu arada, hani bazen dizilerde zamanda sıçrama olur ve birkaç sene sonrasını gösterirler ya... biz de hani, ne yani 5 yıl geçmiş ve bunlar hala aynı mı gözüküyor diye burun kıvırırız.
İşte bu dizide gerçekten dokuz yıl geçmemiş olsa asla bu kadar harika görünüşlerini eleştirmeden duramazdım. 😁