24 Mart 2023 Cuma
A Man Called Otto
22 Mart 2023 Çarşamba
Shotgun Wedding
Peş peşe film yazıları geliyor farkındayım. Bir gün oturdum yazmaya başladım ve bunların yayınlanması otomatik olarak gerçekleşecek muhtemelen takip edemeyeceğim yayınlanmalarını ama bunu Ramazan ayından evvel yazmak ve yayınlamak istedim.
Neden oturmuşken kitapları da yazmadım bilmiyorum. He tamam kitapları yazması uzun sürer ve kendi fotoğraflarımı kullanmak istediğimden bu da beni kısıtlardı. Hem Ramazan ayında fırsat bulursam da filmlerden değil kitaplardan bahsederim. Daha uygun olur.
Allahımmmm... O kadar konudan uzak giriş yaptım ki :))
Film aramakla çok vakit kaybetmek istemiyorum. En sıkıcı kısmı bu bence.
Jennifer Lopez ve Josh Duhamel mi, dedim fazla kafa yormadan başladım izlemeye.
Çok keyifli ve komikti. Evet tabii yer yer saçmalıklar doluydu. Gereksiz absürtlükler, hatta zorlamalar da yok değildi. Hani olur ya söylenmeyecek şeyi söyleyelim diyen zorlamalar.
Onlara takılmayacaksanız beklentinizi de düşük tutacaksanız benim gibi eğlenebileceğiniz bir film.
Josh Duhamel'i de ne zamandır görmüyordum iyi geldi, yalan yok :)
21 Mart 2023 Salı
Ticket to Paradise
Bu film gösterime girdiğinde İpek bana haber vermişti. Pandemiden beri sinemaya gitmemiştim ve bu filmi sinemada izlemek için can atıyordum. Derken annem düştü ve kollarını kırdı. Sonra tabii dışarı çıktığım günler oldu ama mümkün olduğu kadar evde onun yanında olmak istedim. İş güç de bitmiyordu haliyle sinemaya falan gitmedim.
Derken online düştü ve yakın zaman evvel izledim bu filmi ben.
Filmin imdb puanı 6,2.
Öyle çok sevdiğim filmler var ki benim puanı altılarda olan. Üstelik George Clooney ve Julia Roberts yani puanı bir olsa bile izlerdim. Nitekim beğendim. Çok keyifliydi. Bu kadar olur. Hoşça vakit geçireceğiniz bir laylaylom film izlemek isteyenlere.
George hayranı olanlara ise görsel şölen mahiyetinde ♥
20 Mart 2023 Pazartesi
In The Bruges
3 ay yaza yazma sonra patlat peş peşe. Ama bir itiraf önceki yazımı sırf bu yazıyı yazabilmek için yazdım. zaten ne kadar iştahsız bir yazı olduğunu okuyanlarınız varsa anlamıştır.
Yıl 2019, Brugge' a gittiğimizde rehberimiz bu filmden bahsediyor. Benim o zamandan beri aklımda izlemek.
Yıl olmuş 2023.. Allah biliyor ya tekrar gitmeyi istiyordum ve nasip ediyor Rabbim. Şükürler olsun.
Brugge'da gezerken bu sefer bari izliyim diyorum şu filmi.
Filmde Colin Farrell oynuyor. Hiç sevmem. Filmlerini hiç merak etmem. Neden ünlü olmuş anlamadığım isimlerden.
Ama film çok ilginç. Farklı. Aslına bakarsanız benim de tarzım değil. Yani ben öyle sanırdım. Oysa çok beğendim.
Konusunu anlat derseniz spoilersız anlatamam ama oyunculuklar çok iyi, işlenen duygular, replikler çok iyi. Brugge hakkındaki yorumlar çok cesur! :)
Hem heyecanlı, hem rahatsız edici, hem de beklenmedik.
Bu filmin postu bu kadar esasında ama sonra ne mi oldu. Instagramda bi posta denk geldim. İlk fotoda In The Bruges filmden bir sahne yıl 2008 ikinci fotoda gene Colin Farell ve Bredan Gleeson bu kez 2022.
Filmin başrol oyuncularını tekrar bir araya getirmişler. Film hakkında hiç bilgim yok hatta bırakın konusunu adını bile söyleyemiyorum buraya yazarken bakarak yazacağım ama sırf bu ikili için oturdum izledim:
Çok umudum yoktu ama çok beğendim. Çok yaşlanmışlar tabii ki bu bir gerçek. İrlanda aksanı aman Allah'ım ne kadar ağır. Konusu ne kadar ilginç.
Küçük bir yerde iki samimi arkadaştan biri artık diğeriyle konuşmayı kesiyor. Sebebi arkadaşın sıkıcı olması. İki film de öyle laylaylom değil de farklı konu sevenler için. Laylaylom isterseniz filmler etiketinde bin tane bulabilirsiniz.
19 Mart 2023 Pazar
Belçika'da Bir Hafta
10 Aralık 2022 Cumartesi
Wednesday
Şu an çok popüler olan bir diziden bahsedeceğim bugün ama öyle bilindik “bahsediş”lerden değil. İzlemeyi düşünenler spoiler korkusu olmadan okuyabilir.
Öncelikle her film/dizi yazımın başında olduğu gibi, ben aslında pek dizi film izlemiyorum artık, diyerek vicdanımı rahatlatayım.
Her ne kadar blog dizi/film bloğuna dönse de utanmadan bunu söylemeye devam ediyorum.
İkinci olarak dizi hakkında bilgi yoktu; merakla bekliyor falan değilim. Bir kere Instagram‘da karşıma çıktı, ikinci kere Netflix‘te ve ben bir bakmışım izlemeye başlamışım. Zaten ben yaşlardaki insanlar için Adams ailesi pek tanıdık.
Üçüncüsü stil sahibi kötü karakterler beni çok etkiler, severim yani. Bununla beraber suratsız etrafınca kötü bilinen ama esasında içinde biraz da iyi olan karakterler de.
Asıl konum ise bu zaten. Dizideki Wednesday karakteri renksiz, ruhsuz, kalpsiz, soğuk, nemrut, bencil.. daha sayayım mı? Böyle bir karakter.
Her ne kadar böyle soğuk biri olmasına karşın insanlar ısrarla arkadaş olmak için çabalıyor falan kötü görünüşün altındaki iyi kalbi görüyorlar diyeceğim ama o kadar da iyi bir kalbi yok! Yok yani! Velevki var ki sonraki bölümlerde mutlaka daha da iyileşecektir ama gerçek hayatta böyle olmaz.
1- Kötülükten değil mesafeli dursanız bile çevrenizde kimse sizi tanımak için bu kadar çaba sarf etmez.
2- Diyelim neşelisiniz, iletişimimiz kuvvetli, çevrenizde insanlar var ama biraz canınız sıkılsın, azıcık içinize kapanın, kimse sizi arayıp sormaz. Neşenizi yerine getirmek için uğraşmaz.
3- Duygularınızı ısrarla manipüle eden, kendi çıkarları için kullanan ve yalan söyleyen insanlardan iyi insan çıkmaz.
Kısa günün karı bakın, diziden girdim hayat dersi verdim. Rica ederim :)
17 Eylül 2022 Cumartesi
Neuschwanstein Şatosu | Füssen
Günümüzde Disneyland Paris ve Hong Kong Disneyland’e ilham olan Neuschwanstein Şatosu, vaktiyle II. Ludwig tarafından yaptırılmış. II. Ludwig başına geleceklerden habersiz bakanların tüm karşı çıkmalarına rağmen kraliyetin tüm gelirlerini şatosuna dökerken, derler ki inşaasını bile zevkle izlermiş. Ama işte o fütursuz harcamalar adının deliye çıkmasına, adının deliye çıkması sürgün edilmesine ve sürgün edildiği yerde ölmesine sebep olmuş. Ölmüş derken güya gölde boğulmuş. Ama yine derler ki adam 2 m boyunda ve çok iyi yüzücüyken bunun bir kaza olduğunu söylemek biraz saflık olur, bildiğiniz katledilmiş.
Sarayın içini de gezdik biz o gün. Ne yaptılar bu adamı Saray tam bitmeden mi öldürdüler nedir 2-3 odayı anca gösteriyorlar, koca mekan 15 dakikada bitiyor. Gördüğüm kadarıyla da içi aşırı zevksizdi 😄yani zevksizdi derken her şey var; kabartmalar, resimler, taşlar, tuşlar.. Bi bırakmamışlar ki adam yaşasın içini de oturtsun. İçerde fotoğraf çekmek kesinlikle yasak. Maskeniz de hafif kaysın uyarıyı yersiniz valla. Hiç afları yok. Kuzenimin çektiği bir fotoyu koyayım gizli. Zevksiz derken haklıydım demek için.
II. Ludwig cinsel tercihi falan da şaibeli. Operayı çok sevdiği ve besteci Richard Wagner ile beraber olduğu söyleniyor. Yatak odasında operadan sahneler resmedilmiş mesela. Aynı zamanda dindar biri olduğu da söyleniyor. Yatak odasının içinde minik bir şapel var! O derece. Gene yatak odasında kuğu figürleri de bulunuyor. Zaten kuğu kral de deniliyormuş 2.Ludwig’e. Ve yine zaten Neuschwanstein yeni kuğu evi demekmiş.
Sarayı rehberle geziyoruz ama dijital anlatıcımız var kulaklık aldık girerken ve dil seçtik. Tabii ki Türkçe yok içlerinde. Hatta alırken sorduğumuz kadın, aslında evet neden Türkçe seçeneği yok ki, dedi. Bilmem size sormalı, demedik gülümsedik. Türkçe dinlemiş olsaydım belki daha iyi anlatırdım size.
II. Ludwig sefasını sürememiş ama Bavyerada yaptırdığı saraylar, kaleler bugün yoğun turist çekmekte. Ben bile gitmişim düşünsenize. Ve 2.Ludwig Bavyeralılar tarafından pek sevilmekte.
Sarayı gezmesi dediğim gibi çok kısa sürdü ama seyir terasında muhteşem manzarada güzel vakit geçirdik. Ama aklımda kalan Ludwig’in yatak odasından çıktıktan sonra onun girilmeyen balkonu. Asıl manzara orada. Şöyle bi görüyorsunuz geçerken. İşte o şöyle bir görüş zihnime kazındı. Dünyada ne güzellikler var.. dünya böyleyse cennet nasıl?! İnsan tahayyül edemiyor 🤩
Bu yazıya, puslu kıtalar atlasından bir alıntıyla bitirmek yakışır:
“.. dünyadaki en büyük mutluluk, bu Dünya'nın şahidi olmaktı















