Elimde kitap varken yeni kitap almayı sevmiyorum, çünkü; en son alınan hep ilk sıraya çıkıyor ve ben bu konuda hassasım! Ama 'Umut' bana hediye edildi :) Ve ben 'Mahrem'i bitirdiğim için kendimi ödüllendirmek adına diğer kitapları bekleme listesinde bırakıp Umut'u aldım elime..
Hayat akan sudur!
Aklımdayken şunu söylemeliyim; kapağı harika! Fotoğrafa bayılıyorum. Kitabımın cep boy olması onu daha da sevilesi yapıyor:)
'Veda'da söylediklerim bunun içinde geçerli. Ayşe Kulin döktürmüş yine. 'Veda'yla içlerine girdiğim ailenin, 'Umut'da sevinçlerine kayıplarına, kazançlarına tanık oldum.
Kitabın başlangıcından itibaren sık sık gözlerim doldu, boğazım düğümlendi.
Yalnız Sabahat ve Aram'ın ilişkisi hava da kalmış, onu neden noktalamamış anlamadım! Yoksa oda başka bir kitapta mı karşıma çıkacak? Kitabın en büyük eksiği bu bence
ve Mahir'in zamansız ölümüne dair olmayan açıklama.
Onun dışında kitap çok güzeldi, akıcıydı. Vakit bulabilirseniz en fazla 2 günde bitirebileceğiniz bir kitap.
ben ancak yazıyorum, hemde onlara hiç değinmeden :D
Ömrüm çalışkan insanlara özenerek geçiyor. Yarınki işlerim iptal olunca hemen bugün ki işleri yarına taşıyıp, bugünü pinekleme günüm ilan ettim, çünkü; hafta başından beri bütün gün uyuma hayaliyle dolanıp duruyordum.
Peki şu saat olmuş, hiç uyuyabildim mi? Evin durumu içler acısıyken nasıl kafayı vurup yatabilirdim? Ha, belki artık evi derlemiş toplamış olarak şu saatten sonra uyuyabilirim ama bende beni biliyorsam öyle bir şey gerçekleşmeyecek:)
Değişken ruh halleri içindeyim.
Mesela; havaların gidişatı beni bile yazı özlemeye itti. Hiç yaz için plan yapmam, yani yapmazdım. Amaben bu yaz bronzlaşmak istiyorum!
Burda gitar çalıp Nil' e oje süren delikanlı Murat Boz'muş. Ne kadar farklı değil mi?
*******
"Bir süre film izlemiyeceğim, kitaplara ağırlık vereceğim" demiştim, bilmem hatırlar mısınız? Bunu gerçekleştirdiğime ben bile şaşırıyorum :) Görün bakın en son ne zaman yazmışım, o zamandan bu zamana ne izlemişim:)
Soysuzlar Çetesi
Yahudilere yapılan zulmü anlatan filmlerden bıkmış olmakla beraber, farklı yorumuyla diğerlerinin arasından sıyrılan, Christoph Waltz' a hayran bıraktıran Quentine Tarantino filmi. Bir kere izlemenin yeteceği filmlerden, bir daha izlemem şahsen!
Brad Pitt'in aksanı ve oyunculuğu bana her zaman ki gibi "henüz oscar almamış olması haksızlık gibi geliyor" dedirtti.
Benjamin Button da da farklı bir aksanla oynuyordu mesela. Tibette yedi yılda da alman aksanıyla konuşuyordu ama o, bunlar kadar iyi değildi :D
Neyse. Acaba Amerikalılara da iyi geliyor mudur? Nitekim ben ne anlarım aksandan, değil mi :) Filme ilişkin söylemek istediğim bir kaç şey var ki; bu da benim bugün çenemin düşük olduğunun göstergesidir:)
Bence, yahudilere zulüm yapan kişilerle, o kişilerin kafa derisini yüzen kişiler aynı vahşilikte insanlardır. Ve oh olsun diye düşünenlerde!
Ayrıca madem Amerikalılar bu kadar duyarlılar, neden kendi yaptıklarına veya şuanda hala sürüp giden Filistin sorununa karşı, acımaktan ileri gitmeyen bir tutum içindeler!? Bu ikiyüzlülük değilde nedir?
Şanslı Slevin
'Josh Hartnett bu kadar tatlı mıydı' dedirten film! Bu türe karşı soğukluğum var benim, o yüzden izlemeyi bunca zamandır erteliyordum. Ne kötüyüm neden erteliyormuşum, son derece zevkle izlediğim bir film oldu kendisi.. Tekrar tekrar izleyebilirim :)
Chicago
Müzikalleri sevdiğimi biliyorsunuz, söylemiştim. Chicago da, ne zamandır izlemek istediğim bir filmdi. Nasıl desem.. Süper dersem beklentinizi çok mu arttırmış olurum? :) Müzikaller zevkli olmanın dışında harcanan emekle de göz dolduruyor bence. Film bittikten sonra 'nasıl bir çalışmanın sonucudur bu yaa' diye afallamamak elde değil Chicago'da. Tek bir hayal kırıklığım var ki Lucy Lui çok kısa bir süreliğine filme giriyor ve dans edip şarkı söylerken göremiyoruz onu.
Dün Seda bana ne dedi biliyor musunuz? "Kilomu aldın sen" dedi! Bunun etkisi geçmemişti ki "Göbek mi yaptın" dedi. :(
Çivi çiviyi söker dedim, kendimi yemeye verdim :D
Hayır tabii ki! :)
************
Hani şu reklamlardaki hazır çorbanında hızlısı var ya! Ben onlardan aldım; işte gece acıkırsam abur cubur yemiyeyim, 1 dk da hazırlar içerim diye, sonra geceyi beklemeden denedim ve üşengeç insanın baş ucu çorbası adını verdim buna:) Lakin, fincanda içtiğiniz için ağzını yakabilirsiniz dikkat! Ben yaktım biliyorum :)
*********
Sonra yine reklamda KFC'nin Panini Burgeri çıkıyor ya.. Nasıl canım çekiyordu, nasıl canım çekiyordu.. Pis boğaz mıyım neyim, neyse, hiç beğenmedim! Mideme oturdu, tam bir hayal kırıklığıydı.. Bir ısırık aldım bıraktım derrrmişiiimm :)) Panini bana bunu yapmamalıydın!
**********
Buyrun efendim afiyet olsun!
:)
************
Kahverengiya da modern kahvehane:) Zaten gıcık oldular bana, birde bunu dediğimi duysalar bir daha sokmazlar beni oraya:) Bende gitmem zaten! Çikolata&Kahve de oturacak yer olmayınca burayı test edelim dedik, aa ne güzel bir manzara ne nezih bir ortam... ...Her katta LCD Tv.. Ve TRT3 açık; maç var! :s
Uzun süre sabrettik, ama bizim katta kimse izlemiyordu, bende kanalı değiştirdim:)) Sonra garson geldi, bağlantılıymış diğer kattaki Tvlerle; dolayısıyla ben önce CNBC-e yi sonra e2 yi ve en son Dream Tv yi açmışken garson yetişti:) Dsmart kanallarından dolayı ne nerde biliyorum efendim! :) Tamda Shakira çıkmıştı; Gypsy! :)
"Aşağıda izliyorlar ya" falan filan etti Çok güldük ama erkekliğide elden bırakmadım; gayet pişkin "N'olmuş bende iki saattir maç izliyorum" dedim :) Ayol Shakira dururken.. Ne bileyim :)
Uslanmıyorum, Elif Şafak okumaya devam ediyorum. Elime verin kitapları, yazarları belli olmasın, Elif Şafak'ın dilini çekip çıkarırım içinden. Güzel uslübu var Allah için.
Ama yeterli değil. Benim de, onun da zamanına yazık.
Hiç beğenmedim ancak benim gibi geç yatan biriyseniz, bu kitabı okuyabilirsiniz;
maksimum 10 sayfa okuyup sonra sıkıntıdan sızıyorsunuz!
Tudors: Ama sezon finalini yaptık geçen salı :) Oysa düzenli olarak izlediğim tek sezondu :)
Çarşamba:
How i met your mother: Her zaman bu kadar komik miydi yoksa bu sezon daha mı komik?
Barney Stinson bayılmıyor muyuz sana?
20:00 CNBC-e
Mad men: Sadece ve sadece neden bu kadar tutuluyor anlamak için hemde zorla -kendi zorumla yani :)
e2 22:15
Perşembe: Bu post hangi gün hazırlanılmış ve yayımlanmış bakınız ve anlayınız ki bugün izlediğim bir dizim yok, o yüzden hem msn açık, hem blogları gezdim, hem bloga yazı hazırladım!
Cuma:
One tree hill!
Konuları dallandırıp budaklandırmıyorlar,
en çokta bu özelliğini seviyorum bu dizinin; birde Brooke'u :)
Hafta sonuda dizim yok benim! Ama 6 haftadır her pazar Star Wars serisinin bir bölümü izleyerek tamamladım ve yola Clone Wars ile devam edeceğimdir.
Netten indirip izlediklerim ise; tabii Lost ve biliyorsunuz Mentalist! Ve beni bekleyen 2 Güney Kore dizim var; yakında birine başlamayı düşündüğüm!
Herşey haftalar önce canımın kelle paça çekmesiyle başladı. Havuzdan çıkmıştım, eve dönüyorum ve durduk yere 'kelle paça yemeliyim' dedim bir bağımlı gibi, o an o çorbadan içmesem öleceğim sandım. Şu kıza "hadi beni alda kelle paça yemeye götür" dedim "Ayy ne biçim kızsın be" oldu verdiği cevap.
Aradan günler geçti kelle paça içemedim. Nerde içilir onu bile bilmiyorum. Sonra bir işkembe salonu gördüm, girsem mi girmesem mi.. Cesaret edemedim..
"Seda ya sizde işkembe varsa bi tabakçık" dedim "N'olur!" Acil içmeliyim yani kurtuluşu yok..
Aşermekte öyle bir şey herhalde..
Seda'nın verdiği cevap: "Bir insanın canı nasıl işkembe çeker anlamıyorum"
Off ne biçim insanlarsınız ya bıktım sizden diyorum.
Ama varmış onlarda ve ben bana bir tabakcık gelecek diye beklerken temizlenmiş doğranmış vaziyette çiğ işkembeyle karşılaştım. "Hiç işkembe yiyen kız görmemiştim" dedi birde. Bunu demese olmazdı.
Bende mi bir sorun vardı? Hayal kırıklığına uğramadım desem yalan olurdu, ama hiç yoktan iyiydi :)
İyi de ben işkembe çorbası pişirmeyi bilmiyorum.. -Hanife nasıl yapılıyor tarif etsene? -Iyy!!
Off!! Neyse bir kaç tariften yola çıkarak terbiyeli işkembe çorbasını yaptım. "Oo bu bana çok" dedim kuzenleri çağırdım. Daha önce içtiğim işkembe çorbalarına hiç benzemiyordu, ama çok güzeldi. Ve bana çok değildi :) Neyseki kuzenler tok gelmişti, ve (sözde) az içeceklerdi..
:)
Bu arada işkembe, dediğim gibi büyük baş hayvanın midesi oluyor. Yemedikleri gibi hayvanın neresi olduğunu bilmeyen arkadaşlarım var benim; Birde işkembe çorbası içtiğimi duyunca öğüren :)
Biliyorum.. Kiminizin canı çekti, kiminiz ismini duyunca bile iğrendi. Yazmam gerekiyordu ama, 'işkembe çorbası içmenin cinsiyeti yoktur'du, bu yazının ana fikri ;)
Yaz mevsiminden nefret eden, meraklı, sabırsız, vefakar, cefakar, silahşör, kalemşör, oscarlı film yıldızı, uzun atlamada altın madalya sahibi, George Clooney'in peşinden koştuğu, düşes ruhlu, akrep burcu bir blog sahibesi =)