zeynep'in evi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
zeynep'in evi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8 Mart 2012 Perşembe

Kaç Zil Kaldı Öğretmenim?

"Anca kitap ve film yorumu, başka bir şey yok" dediği için bir arkadaş, kitap ve film yorumlarına ara verecektim ama bu kitabı anlatmamaya daha fazla dayanamıyacağım!


Nergisce tek bir cümle yazmıştı bu kitap hakkında.
Attım hemen sepete. Öyle değer veririm önerilerine ;)

Bense tek cümleyle özetliyemiyeceğim bu kitabı ve bana hissettirdiklerini.
O kadar sevdim, o kadar duygulandım ve sabırsızlıkla okudum ki bu kitabı.
İstedim ki herkes okusun, Empati kursun. Ben olsaydım, desin.
Burnum sızladı çokça. Gözlerin doldu yer yer. Sonunda koyverdim zaten.

İstanbul'da korunaklı hayatındayken, ilk tayini Diyarbakır'a çıkan bir öğretmen kendi ağzından yaşadıklarını anlatıyor.
Vay be güzel özetledim :)



Bizim de Naki'miz var biliyor musunuz?
Çıtı pıtı, güzel mi güzel, şık mı şık...
Diyarbakır'da öğretmenlik yapıyor o da.
Bir de Zeynep'cim geldi aklıma okurken.. Sonra öpesin geldi Zeynep'i :)

İlkokul öğretmenlerinin çocukları hayatları boyunca etkilediklerini düşünürüm.
Okumayan çocukların yarısı ailesi yüzünden okumamışken, yarısı da gıcık bir öğretmene denk geldiği için soğumuştur.
Biliyorum çok zor ama ekstra sabır göstermelerini diliyorum.
Hele tayini doğuya çıkan, sınıfı türkçe bile konuşamayan çocuklardan oluşan bir öğretmene ekstradan da fazla sabır diliyorum.
O sabırı gösteren, çocuklara okuma sevgisi veren her öğretmenin ellerinden öpüyorum.
İyi ki varsınız!!

20 Mayıs 2011 Cuma

Starbucksı Dava Edeceğim*

Tarihler 19 mayısı gösterdiğinde.
Gençtik. Toplanmalıydık. Bayramımızı yaşamalıydık.

Kimimiz günün anlam ve önemine binaen Samsun'dan. Kimimiz Almanya'dan.
En güzeli de Dilhan. Kadıköy'den. Sonra ben: İşte tam buradan. Ve Zeynep...




*Neden Aylin, hanım oluyorda benim bir ismim bile yazılmıyor?



Sonra bir baktım ayrlırken.
Sena'nın şen kahkahaları hala kulağımda çınlayadursun.
Hepimiz mi bloggerız?
Evet öyleyiz :)

20 Nisan 2011 Çarşamba

Nikoncu Babanın Canoncu Kızı =)

Yaklaşık yirmi yıl önce.
Babam orta yaş bunalımındayken.
Eve profesyonel fotograf makinesiyle geldi. Kaça aldığını sır gibi sakladı.

Nikondu.
Babam bu hobisinden çabuk soğudu.
Makine kimse kullanmadan bir köşede durdu.(duruyor- duracak)

Şimdilerde ben heves ediyordum bu makinelere.
Ama çabuk söner miydi hevesim?
Bıkar mıydım?
En iyisi hiç bulaşmamalıydım.

Ancak sigaram, içkim, kumarım..
Hatta manikürüm, pedikürüm.. yani ki kuaförüm.
Yine arabam, benzinim..
Kısacası masrafım...

Yoktu!

Ve ben bu makineyi almaya hak kazanmış hissediyordum kendimi.
Değil miydi ki çok usluydum.
Ödüllendirilmeliydim.


Zeynep'le bir kerecik konuşmayla Canon almaya karar verdim.
Babam çok karşı çıktı; madem inat ettin, alacaksın bari Nikon al, dedi.
Biliyordum böyle yapacağını, dedim. Gerçekten biliyordum!
Ama bir eve bir Nikon yeterdi :)

Makine alırken Ayci'ye sormamak olmazdı.
Seçtiğim modelle biraz dalga geçip sonrasında gözümü açtı.
Bende onun sözünden çıkmadım.

Ay bıraksanız daha çok yazacağım.
Bırakmayın.
Kıpır kıpır içim ve de fıkır fıkır :))))))))

10 Ocak 2011 Pazartesi

Kahve Dediğin Höpürdeterek İçilir!

Nasıl işime geldi bu bilgi :)
Zaten duymuştum ama dün (ismini vermek istemediğim :P )bir arkadaşımın davetiyle katıldığım kahve eğitiminde tescillemiş oldum =)

Ben kahvemi höpürdetirim, Şeyda gözlerini pörtletir.
Benim kahveyi höpürdetmem ağzımın tadını bildiğimden değil gerçi, kıymetini bildiğimden..
Yanmasın diye :D
Yani çayıda höpürdeterek içerim, keşke onun içinde bir bahanem olsa :D


-Görsel Zeynep'ten ;)-

Eğitimde öğrendiğim şeylerden bahsetmek isterdim ancak ben tattığımız kahvelerin adlarını bile hatırlamıyorum :/
Muhteşem hafızama güvenip not tutmadım, ama not tutan arkadaşın yanındaydım.
Bakalım neler yazmış O :)

Ama çok güzel geçti!

Pazarın 'o sabahında' , 'bi pazarı' olan insanların ışığıyla kahve içip, sohbet etmek şahaneydi.

Tanıdıklarımı tekrar gördüğüme, tanıyıpta yeni karşılaştıklarıma memnun oldum..

29 Kasım 2010 Pazartesi

Kahve Bahane

Kahve..
İşte bazı zamanlarda amaç olmaktan çıkıp araç da olabiliyor..
Zeynep'le bir kahve içme bahanesiyle buluşuyoruz ya da buluşmamız şerefine kahve içiyoruz..

Daldan dala atlayarak konuşuyoruz. Söylenecek o kadar şey konuşulacak o kadar konu var ki, bitmiyor hatta yarılanamıyor...

Fotograf makinesiyle çekim yapmaya çalışıyorum, Sanıyorum ki maharet makine de, ben bile güzel fotograf çekebilirim. Ama olmuyor dünyanın en bulanık fotograflarını çekiyorum.
Ama Zeynep sabırla taktik veriyor, yapabilirsin diyor.
Bir kez daha öğretmen yanına hayran kalıyorum...


Mekan Çengelköy Çikolata&Kahve

Zeynep'in seveceğini biliyordum, seviyor..
Ama o çikolata cennetinde o kadar az çikolata yiyor ki ben utanıyorum :)