Bu yaz başıma öyle bir şey geldi ki, hayatta ne istediysem gerçekleştiğini o zaman idrak ettim.
İstediğim şey, hep istediğim şey, hem de istediğim şekilde gerçekleşti.
Sonra çoğu şeyin istediğim gibi şekillendiğini gördüm.
Sonra mutlu oldum.
Sonra düşündüm:
Kötü yaradılışlı kişi Allah'a yalvarmasın diye Allah ona dert keder vermez. Unutma firavunun başı bir kez bile ağrımadı..! (Hz. Mevlana)
Bu da beni, 'ben sevilen bir kul değil miyim?'e kadar götürdü.
Sonra da aklıma Sultan Murad geldi.
Sultan I. Murat kelime-i şahadeti 3 kere üst üste getirdiğinde gözlerinin önünde kabe canlanırmış.
Diğer insanların ilk seferde kabeyi gördüklerini sanan Sultan Murad bu duruma çok üzülürmüş.
Yaratıcısı tarafından sevilmediğini sanarmış.
Kosova savaşında, bu savaştan zaferle ayrılmayı ve sehit olarak ölmenin duasını yapmış.
Savaş Osmanlı lehine sonuçlanmış.Sultan Murad zafere, şehit olmadığı-duası kabul olmadı diye sevinememiş bile.
Rabbi'nin onu şehitlik mertebesine layık görmediğinden artık eminmiş.
Derken osmanlı askerleri,
"Sultan'a mesajım var" diyen yaralı bir Sırp'ı, duymuşsunuzdur mutlaka meşhur Miloş'u kendi elleriyle Sultan'ın çadırına sokmuşlar, ve Miloş sakladığı hançerle Sultan Murad'ı şehit etmiş.
Ana fikre gelmeden belirtmek isterim ki Hüdavendigar lakaplı Sultan Murad'ın türbesi şehit edildiği yerde Kosova'dadır. Sırplar türbeyi muhafaza etmiş ancak tam karşısına Miloş heykeli dikmiştir.
Yazının ana fikrini benim söylemem okuyucuyu sınırlamak olacağından ana fikri size bırakıyorum.
Ancak başı sonu alakasız olmasın diye bir gün Kosova'ya gidip Sultan Murad'ın mezarını ziyaret etmenin de, yapmak istediğim şeyler listesinde yer aldığını söylemek isterim.
firavuni miloş etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
firavuni miloş etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
4 Kasım 2011 Cuma
Daldan Dala
Etiketler:
firavuni miloş
,
hepsi bir arada
,
mevlana
,
sultan murad
,
ve bir yazı daha görselsiz konulur
Kaydol:
Kayıtlar
(
Atom
)