fışkırır ruhi mücerret gibi yerden naaşım etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
fışkırır ruhi mücerret gibi yerden naaşım etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

3 Aralık 2015 Perşembe

Korkma Ben Varım

Murat Menteş her kitapta beni abandone etmeyi başaran  bir yazar.
Bu kitapta fikrim değişti mi?
Hayır!
Önceki okuduklarımdan sonra ne yazdıysam aynı şeyler geçerli.
Edebiyat dahisi.

Hikayenin ilerleyişi absürt olabilir -tabii bu absürtlüğü hayal etmek dahi bence ayrı bir istidat- Ama en güzel aşk sözleri, en romantik jestler yine bu absürtlüğün arasından çıkıyor.
Yazmak isterse en şahane aşk romanını -ki sanıyorum bunu hakaret kabul eder kendisi:)- en sağlam dramayı yazabilir bu adam.
Araya serpiştirdiği şeylerden öyle etkileniyorum ki..
Bu yüzden pür dikkat okuyorum; aman espriyi kaçırmayayım göndermeyi yakalayayım, diye.
Böyle yazmak isterdim...

Hala okuduğum ilk kitabı Ruhi Mücerret'i tek geçerim ama hiç Murat Menteş okumamış ve okumak isteyenlere Dublörün Dilemması ile başlayıp, sonra Korkma Ben Varım'ı okumalarını, Ruhi Mücerret ile zirvede, acaba bir sonraki romanında neler olacak diye beklemelerini tavsiye ve teşvik ederim.

16 Kasım 2013 Cumartesi

Ruhi Mücerret

Gamze bana bu kitabı hediye etmeseydi ben daha ne kadar Murat Menteş dilinden bîhaber yaşayıp gidecektim acaba?
Hiç sevmem kendisini. Onu ekranda gördüm mü kanal değiştiririm, öyle elektriğimiz uymaz.
Ama gelin görün ki kitaba bayıldım.
Bir insan nasıl böyle yazabilir, bu benzetmeler, bu kelimeler nasıl aklına gelir de ortaya böylesi bir kitap çıkar..


Bir dakika çok hızlı başladım. Bir nefes alayım ve devam edeyim.
Ruhi Mücerret 100 yaşında bir İstiklal Savaşı gazisidir ve tüm yılı ülkenin dört bir yanında olan kutlamalara katılarak geçirir.
Kitap Avni Vav ile açılıyor. Yani ilk anlatıcı o. Kısa bir süreliğine.
Dürüst olmak gerekirse "Heh", dedim, "Tam tahmin ettiğim gibi hiç sevmedim".
Çok peşin hükümlüyümdür ben çook! Sadece bir kaç sayfa sonra kitaba ısındım, dile alıştım sonrasını biliyorsunuz; bayıldım ben bu kitaba.
Ha öyle ahım şahım muhteşem bir hikaye mi? Değil!
Ama öyle olmasına gerek yok. Bunu yazmak mesele. Bunu böyle yazabilmek mesele.
Altını çize çize okuyacaksınız hatta bir yerden sonra çizmekten vazgeçeceksiniz, ben size öyle söyleyeyim.
Şimdi işaretli yerlere bakıyorum ve tekrar kitabın beni çağırdığını hissediyorum.

Benden bu kadar yeter, bakalım Nabrut ne demiş?

Not: Bu çaylı fotoğraf yetersiz ışık kurbanı, ama yine de kullanmak istedim ^_^