Geçtiğimiz temmuz ayı bitmek bilmedi ruhumu evirdi, çevirdi, sıktı, büktü..
O 31 gün 31 sene gibi.
Neyseki ağustos geldi, güzel de geldi hani değil mi kızlar ;)
Ama artık çok değiştim ben.
Ben hep değişirim zaten.
Sadece sevdiklerim zarar görmez bundan ;)
Temmuzda iyi günler geçirmedik değil. O günlerden bir gün.
Büyük ada gezisi.
Gerçi ada kalabalık ve kokuyordu.
At pisliği kokuyordu tüm ada. Atlar çok sağlıksız şartlarda çalıştırılıyormuş, bence herkes için sağlıksız bir ortam var adada, kaldırsınlar atları bi' kurşunluk canları var zaten sıkın gitsin, ama etini bizlere yedirmeyin :))
Şaka yapıyorum, dememe gerek var mı?
En sevdiğim hayvan attır benim. Onları koruyalım, sevelim, sayalım, falan.
Çok güzel bir yerde yemek yedik. Ama bir at kadar aç olduğum için yemek yediğim yerin adını hatırlamıyorum.
Bir daha gitsem sanırım bulurum orayı, ama sanırım ben bir daha gitmem, gitsem de kolay kolay aynı yerde yemem, huyum kurusun yeni yerler keşfetme merakım var benim.
Bir de Cunda adasına gidesim var. Ama o ayrı konu gidince yazarım zaten.
Çok güzel bir -yerde diyemiyeceğim çünkü yoldan aldık yolda yedik- dondurma yedik. Harikaydı. O dondurma için tekrar gidilir, o derece güzeldi ama külahı neydi Allah aşkına!!
Havan batsın be dayı :)