Kitap, Sevgili dostlarım, diyerek başlıyor.
"Canım?" diye yanıtlıyorum yazarı, ilgiyle okuyorum. Çünkü onun gerçekten dostum olduğunu düşünüyorum.
Bir yazımda Debbie Macomber'in 5 kitaptan oluşan setini aldığımı söylemiştim.
"Küçük Mucizeler Dükkanı"nı beklediğimden daha çok sevdim, seti aldım, çok geçmeden belirli aralıklarla Debbie'nin yazdığı sıraya riayet ederek okumaya başladım. Bu serinin 3. kitabı.
Severek okuduğumu belirtmeliyim.
Kitabın son günleri, biraz kırgınlık hissettiğim bir zamana denk geldi ve ne olduğunu anlamadan huzur buldum. Etraf aydınlandı ve ısındı sanki. İyi ki almışım, dedim. Yine, iyi ki okumuşum.
Konusu önceki iki kitaptan bağımsız, yani seri diye okumamazlık etmeyin. Yalnız biliyorum yani umuyorum, yani öyle sanıyorum; sonra konular birleşecek ;)
Zaten bence seti alıp baştan okumalı.
Konusuna gelince, Susannah'ın babasını kaybettikten sonra iyice güçten düşen annesi için büyüdüğü kente gelmesiyle gelişen; iç hesaplaşması, kızıyla yaşadığı sıkıntıları, merakları ve tazelenen dostlukları.
Evet yine bir kadın hikayesi.
Birkaç kadın hikayesi...
Ben tavsiye ederim, peki Nabrut ne der?
Eş zamanlı izlediğimiz dizilerden sonra eş zamanlı okuduğumuz ilk kitap olması açısından önem taşır ;)
NOT: Kitap çekilişimizde son 4 gün ;)
çok seviyorum bu kadını etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
çok seviyorum bu kadını etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
21 Mayıs 2013 Salı
17 Mayıs 2012 Perşembe
Kız Kulesi Yolcusu Kalmasın
Geçen gece yurt dışından arkadaşım aradı.
"Gözün aydın Seyhan, annen rahat geldi mi?" dedi.
Haydaaa..
"ANNEM Mİ GELİYOOO?!!!!" diye dumur oldum. Arkadaş yaptığı gafı anladı ancak toparlayamadı.
Annem bayılır sürpriz yapmaya. Ama yapmaz ben sevmiyorum diye.
Bu konudaki huzursuzluğum herkesi tedirgin eder, etmiştir, edecektir.
Annemi camda bekleyerek ben ona sürpriz yaptım ve geldiğini görünce, sabahlıkla çıktım sokağa.
Saatler gece 01:00 sularıydı nasılsa :)
Şimdi annemle uzun kahvaltılar yapıyoruz. Konuşuyoruz, konuşuyoruz, konuşuyoruz.
Sanki her gün telefonda konuşacak şey bulamayan biz değiliz.
Ben çok küçükken. 2,5-3 yaşlarında halamdan dönerken "Aa kız kulesi!" diyerek anneme kız kulesini göstermişim.
Annem hep anlatır. Çok şaşırmış, ben bile bilmiyordum sen nereden biliyordun çok küçüktün, diye.
Ve biz çok niyet edip hiç gidemeyen ikili inat ettik ve nihayet gittik.
Ben daha önce ille annemle gideceğim dediğim için gitmemiştim.
Bu foto favorim!
Kız kulesinden İstanbul'u izlemek tarifsiz bir his.
Hava kapalıydı ama mis gibiydi.
Annem kız kulesine gidişi, yemeği bana ödetti :)
Abimler ise çok kıskandı, onlar da orjinal fikirler düşünüyorlar.
Kaydol:
Kayıtlar
(
Atom
)