28 Ağustos 2010 Cumartesi

Moskof Cariye Hürrem

Yazın bir elde kitap varsa ötekinde mutlaka bir yelpaze oluyor. Ve kitap böyle kalınsa tek elle taşımak her zaman sorun oluyor=)

Neyse ki akıcı anlatımıyla Demet Altınyeleklioğlu sıkmadan sizi alıp Osmanlı saraylarına götürüyor.
Ne yapayım entrikadan uzak duramıyorum ben.

Tarihi kaynaklardan yararlanmış ama çoğu kurgu olan bu kitapta yazar Philippa Gregory'e kafa tutuyor adeta.
Üstelik bu sadece ilk kitabı!

Kurgunun bilincinde biri olarak eleştireceğim şu nokta varki yazarın hayal gücünün yetersiz kaldığı yerlerde bazı şeyler tanıdık geliyor..
Philippa Gregory'den etkilendiğini düşündüğüm yerler olmadı değil yani, hadi açık konuşayım :)

Kalın kitaplardan korkmayın diyorum her zaman size.
İşte sıkılmadan okuyacağınız, sıkça şaşırtacak, ve sonrasında dönemi araştırma isteği oluşturacak bir kitap..

25 Ağustos 2010 Çarşamba

'Çömlek'te İftar Bir Başkadır

"Seyhan, şu adamda blogcu galiba, çorbasının resmini çekti!"
Gülüşmeler...

Yemeğinizin resmini çekerken dışardan neler düşünüyor diye düşündüyseniz,
blogger olan bir arkadaşa sahip kişiler tarafından bu tespit gerçekleşiyor.

Öyle ya başka kim mercimek çorbasının resmini çeker:P

Dün kızlarla geleneksel iftarımızı, geleneksel mekanımızda gerçekleştirdir.
Büyük Çamlıca Çömlekte!
Servis çok iyiydi, kuru fasulye şahaneydi, kızlar her zamanki gibi alemdi =)

Akşam, kendimi gülerken yakaladığım çok oldu, neyse ki, yabancı değil kendime yakalandım :)


Gecenin kurtlusu..
Arkadaşı melek Ebrar'ı bile bezdirme potansiyeline sahip cadaloz:)
O koyu çayı nasıl içti halen anlamış değilim!

23 Ağustos 2010 Pazartesi

Ben Olsaydım

Gülben Ergen'in bu şarkısı bilir misiniz?
İnsanın bağıra çağıra eşlik etmek istediği şarkılardandır.
Ezbere bilmiyor musunuz?
Neyse ki ben varım! Sizin yerinize de söylerim ;)


Gülben ergen ben olsaydim - MyVideo

Eğer ben başbakan, cumhurbaşkanı veya işte ne bileyim böyle sözü geçen biri olsaydım; 'The Office' dizisini izlenmesini emrederdim. Kanun çıkartırdım bunun için.
Yani herhalde diktatör olsaydım demek istiyorum :)
Ama ben diktatör olsaydım da çok sevilirdim ;) Gerçekten arkadaşlar ne kaçırdığınızı bilmiyorsunuz izleyin!!

Ve eğer ben Justin Timberlake olsaydım; kliplerimde sadece kendim yer alırdım.
Sanki ondan daha güzel oynuyorlarmış gibi başka dansçıya ne gerek var?!

Ama eğer ben Özcan Deniz olsaydım; 'Hadi Hadi Meleğim' klibi yüzünden intihar ederdim.
Gerçi adam önlemini almış, dünya kadar klip var ama Özcan Deniz'in 'Hadi Hadi Meleğim' klibi yok internette. Anlayın durumun vehametini :)

21 Ağustos 2010 Cumartesi

E.R.

Dün bir Tv fenomeni E.R. dizisinin son bölümü izledim..

Öyle ki geçen yıllar geldi aklıma.
George Clooney'e 'One Fine Day' filmiyle hayran olduğum yıldı.
E.R. dizisi TGRT adlı bir kanaldaydı
Hatırlamayan yoktur herhalde sadece ben bu kadar yaşlı olmamam :)

Kesinlikle söyledikleri saatte başlamazdı dizi, hatta bir önceki haftayla aynı günde bile yayınlanmazdı!
Bunun üzerine yllarca çeşitli isimlerle CNBC-e ye mail attım; E.R. dizisini yayınlayın diye.
Evet E.R. dizisinin CNBC-e de yayınlanma sebebiyim ben!

Şimdi de kalkamış son bölümünü izledim..
Vay be!!

Final sezonu olması münasebetiyle dizinin ilk başladığındaki orjinal kadro tam olarak diziye konuk oldular.
Büyük bir başarı gibi gözükse de bence olması gereken vefa örneğiydi..


Dizinin son kadrosunuda oldukça sevsemde bence en iyi kadro buydu işte..

Hey gidi günler...

19 Ağustos 2010 Perşembe

Nussknacker Yerken...

3 gündür yeni, paket gelmediği için moralim bozuk.
Kolum kanadım kırık..
Yazma hevesim yok :P
*
Son günlerde 'keşke Tarkan benim arkadaşım olsa' diye düşünmekten kendimi alamıyorum.
Tarkan benim arkadaşım olsaydı onun gardırobundan(hayır doğru yazdım) rahatlıkla yararlanabilirdim :/
*
Aklımdan çıkmıyor:
Yavuz Selimin oğlu Şehzade Süleyman'ı şaşalı bir kıyafet içindeyken görüp
"Anana giyecek bir şey bırakmamışsın"
demesi..
*
Farkettiniz mi, Blogger olalı bir yılım doldu. Bu konu üzerine yazmadım ama bunun şerefine profil yazımı değiştirdim.
Bir izleyicime hediye aldım:
Blogu olmayan bir izleyicime, o kendini biliyor.
İçimden geldi =)
*
Bunların her biri bir post konusu aslında..
Sizler için kısalttım.
Birde daha fazla çikolata yiyebilmek için :)

17 Ağustos 2010 Salı

İftar Çorbalarım Knorr'dan

Sizi bilmem ama ben çok şaşırdım dün sabah "sana bir paket daha geldi" deyince annem dalga geçiyor sandım.
Daha yeni paket almıştım efendim ne gerek vardı =)


Dahası bu paketleri kim hazırlıyor?
Her gelen hediye bir öncekinden farklı paketlendiği için emeği geçen arkadaşlara- ki kesinlikle ve nedense bayan olduğunu düşünüyorum:)- özellile teşekkür etmek isterim!


Dün bir iftar ziyafetine davet edildiğim için hemen denemek istediğim halde siftah edemedim.
Ama bu akşam..
Toros çorbası seni seçtim :)

Bir şey daha..
Geçen paket anneme teslim edilmedi, illa ki ben kaldırıldım, paketi teslim aldım.
Sanırım teslimatı yapan bey benim okuyucularımdandı ve beni merak etmişti :Pp
:))
Bu paketi ise ben uyuduğum için abim teslim almış.
Teslimatı yapan şahıs, onun Seyhan olduğunu düşünmemişsinizdir umarım.
Yok eğer aynı kişi teslim etmişse beni kaldırmadığı için teşekkürederim
:D

15 Ağustos 2010 Pazar

Abdülhamid'in Kurtlarla Dansı


Kitaplarda asık suratlı otoriter Padişahların günlük hayatlarına dair bilgiler edinmek güzel..
Tabii sadece günlük hayat değil.. Tarihi öğrenirken günlük hallerini öğrenmek..
Nasıl giyinirler, yeme içme alışkanlıkları, insanlarla diyalogları..

Zeki oldukları için esprili olduklarını tahmin etmek zor değil aslında..
Abdülhamid bunlardan biri.
Kılık kıyafet konusunda da oldukça titizmiş mesela..
Victor Hugo hayranı olmasına şaşırdım.
Abdülhamid için çevrilmiş kitapları bulunuyormuş ki birinin günümüzde dahi çevirisi yapılmamış!
Sadece Victor Hugo da değil tabii.. Türk kitap yayıncılığı açısından en parlak dönem olduğunu belirterek özetlemiş olayım...

Yalnız ben kitabı sadece ilgili insanlara tavsiye diyorum. Bir roman değil. Kaynaklarla sabitlenmiş araştırma kitabı.
Abdülhamid hakkında önceden biraz bilginiz varsa daha da yararlı olacaktır..