21 Nisan 2017 Cuma

Modamegas Alışverişim

Nereden de bilir bu kız böyle şeyleri, diyeceğiniz bir yazıyla, hem de alışveriş deneyimiyle, karşınızdayım.

Ümraniye, modada öncü olmasa da, moda olan ve olmayan her şeyi bulabileceğiniz bir semt artık.
İnsanlar taa nerelerden gelip buralardaki mağazalardan alışveriş yapıyorlar, pek ünlü butikler şubelerini açmak için bu semti tercih ediyorlar.
Çok geniş bir tarz kartelasına sahip olduğu gibi, her bütçeye uygun ürünler bulmak da mümkün.
Bu yüzden diğer mağazalara da öncü olur diye umduğum bir mağazadan ve online sitesinden bahsetmek istiyorum.

Çünkü Türkiye'nin neresinde yaşarsa yaşasın herkes Ümraniye'den alışveriş yapmayı hak ediyor ♥
Ayrıca tuniğime bayıldım, bitmeden alın, tunik kardeşliği yapalım 😂
(Siz bu satırları okurken tunik çoktan bitmiş olabilir, stoklar çok çabuk tükeniyor)



Nasıl güzel mi? O kadar rahat ki.. Belli olmuyor ama ya.. İncelemeniz için linki bırakayım.

Bu elbise de yine beğendiklerim arasında. Acama nerede giyebilirim?
Modamegas markası Ümraniye'de 14 yıllık bir mağaza.
2016'nın yılının sonlarına doğru da internet mağazası açılmış. Çok geniş bir ürün yelpazesine sahip.
mağazanın sitesi olan www.modamegas.com adresine girdiğinizde zaten göreceksiniz, çok güzel ve çok çeşitli kıyafetler var.
Sadece kıyafet de değil, ayakkabılar ve çantaların yanı sıra instagram hesaplarında aşırı popüler olan şalları bulmak da mümkün.(hem de fiyatları daha uygun)
En son mağazasına gittiğimde ayakkabılarını özellikle beğendiğimi söylemeden edemeyeceğim.

Sitede mağazadaki her ürün yok ama olduğu zaman var yaa.. bayılacaksınız!

Alışverişten bahsedeyim hemen. Siteye üye olduğunuzda ilk alışverişiniz %10 indirimli.
Kargo ücreti 5 tl (süper), 50 tl üzeri alışverişlerde kargo ücretsiz! (süper süper)
Aras kargo ile gönderim yapılıyor.
Ve aslında online alışverişlerde en önemlisi, 15 gün içinde kargo da ödemeden iade yapabiliyorsunuz. 😊
Ama inşallah aldığınız kıyafet tam istediğiniz gibi üstüne olur da iadeye gerek merek kalmaz.

En kolay ve en hızlı takip bu aralar instagram üzerinden olacağı için sitenin instagram hesabını da vereyim: modamegas
Benimki de the_syhn, bu arada hatırlatayım😂 Belki instagram hesabımda bu tunikle bir fotoğrafımı görmek istersiniz.. hı? İster misiniz? ♥

12 Nisan 2017 Çarşamba

Lokma

İnsan, bir insanla 33 yıl  beraber yaşayınca, artık tanıdım, sanıyor.
Oysaki o insan hala şaşırtabilir.
Misal ben.
Kendimin lokmayı bu kadar sevdiğini bilmiyordum.
E yani kendinizi bile 33 yılda tanımadıysanız bence başka birini tanımanız imkansız (gibi bir şey).

Efendim bir gün kuzenimle.. neyse o kısımları çok uzatmayayım, ne alaka. Kendimin bu uzatmayan yönünü çok seviyorum bu arada. Madem konu bugün benim. Bunu da yeri gelmişken belirtmeliyim.
Lokmayla tanıştığım günü hala en ince ayrıntısına kadar hatırlıyorum. Kısa kestim ama bunu bilin.

Kuzenim ilk defa kahve yapacak, evde kimse yok iş ona düştü. E herhalde benim de kalkıp kahve yapacak halim yok, tabii ki kahvemi birilerinin getirmesi lazım. Kahvemi kendim yapmak isteseydim evimde otururdum neticede.
Kahve yapan kuzenimin abisi olan kuzenim de bir kilo lokma almış, mutfağa bırakmış. Olacaklardan habersiz.
Kahvem geldi fena değil. Birkaç tane de lokma aldım yanıma çıktık mutfaktan.
Ben lokmayı bir ağzıma atarım ki... Aman Allah'ım.. Böyle bir lezzet yok. Çıtır çıtır, nasıl hafif, nasıl güzel.
Bunca yıl bundan nasıl mahrum kalmışım, inanamıyorum. Ya ben daha önce hiç mi lokma yememişim?! Bir tane, bir tane daha derken inanamazsın o bir kilo lokma bitti bitecek. utanmıyorum da yemeye. Teyzemlerdeyim ya. Neyse zar zor tuttum kendimi birkaç tane ev halkına bıraktım ama dedim ki, bu lezzet hangi dağın arkasında satılıyor. Nasıl ulaşabilirim?!
Üsküdar'da balık pazarının olduğu yerde önünden geçip kafamı bile çevirmediğim lokmacı var ya oradan almış. Ben şok.

Şimdi ne zaman Üsküdar'a gitsem lokma almadan gelmem.

Benden başka lokmacı var mı aranızda? Ya da lokmaya bu kadar methiye düzülür mü ya, diye şaşıran? 😂

10 Nisan 2017 Pazartesi

Yıldız Tozu | Mustafa Kutlu

Haftaya kitap yorumuyla başlamayı özlemişim.
Ya arkadaşlar.. hayat zor.
Eskiden okuduğum kitapları haftada bir yazardım, yazdıklarım okuduklarıma yetişemezdi, şimdi ise hafta bir yorumunu girecek kitap yok ortada.
Okuyamıyorum a dostlar 😢

Gördüğünüz gibi bir çocuk kitabı, bugün bahsedeceğim.
Öğrencime almıştım acaba uygun mudur onun için diye önce ben okudum.
yoksa zaten çocuk kitaplarını çok sevdiğimden, rahat okunduğu için kafa dağıttığından falan değil kesinlikle.

Mustafa Kutlu'nun iki acıklı hikayesi yer alıyor bu kitapta. İlkokul seviyesindeki çocuklar için uygundur, diye düşünüyorum.
Benim şu an okuduğum Mustafa Kutlu kitabından çok çok daha güzeldi.
Şans işte.
Umarım çocuğum da beğenir. Fatiha suresini ezberledi diye hediye aldım. 😀

3 Nisan 2017 Pazartesi

Caner İle Berke Evlendi!

Konuya girmeden önce çok merak ediyorum; başlığı okuduğu zaman kimden bahsettiğimi anlamayan oldu mu aranızda?

Olma ihtimaline karşı konuya girmeden evvel biraz Caner'den biraz Berke'den bahsedip fotoğraflarla süslemek istiyorum bu yazıyı.

Caner, bundan on yıl kadar önce bir evlilik programında meşhur olmuştu. Ben o zamanki programı, huyunu suyunu hatırlamıyorum. Sadece evlenmek istediği kızı ve onun onu istemediğini ve sinirlendiğinde kafasında bardak kırdığını hatırlıyorum.
Caner, 2016 sezonu başlayınca, Esra Erol'da boy göstermeye başladı. Aynı zamanlarda Tülin de Seda Sayan'ın seviyesi yerlerde evlilik programındaydı.
Heh, dedim açıkçası, bunları bir araya getirecekler, yeni oyuncuları bunlar.

Bizim evde çay saatimizde Esra Erol açık olur. Seda Sayan'da Tülin ne yaptı bilmiyorum ama Caner'e kısmetler geliyor, Caner'e locadan talipler bitmiyor, Caner kimin yanına oturuyorsa yanındaki Caner'e aşık oluyor. Caner çok komik çocuk çünkü. E kadınlar da komik adamlardan hoşlanır. Ancak Caner aynı zamanda çok zor bir adam. Evleneceği kadından beklentisi çok ve güven problemi var. O noktada neden bu çocuğa psikolojik destek sağlamadılar merak ediyorum.

Efendim, Berke kızımız da locada taliplerini bekleyen hanımlardan. İlk baktığınızda Berke'de bir güzellik bulamıyorsunuz. Ben tip olarak beğenmiyordum açıkçası.
(Ama çok hanım, kibar, sevgi dolu biri. Şimdi çok beğeniyorum çünkü huyunu seviyorum ♥ )
Caner'le iyi anlaşıyorlardı arkadaşlardı. Berke Caner'den hoşlanıyordu, belliydi. Bir gün Esra Erol "hadi gidin bir çay için ya" diye bunları gönderdi. Berke ile Caner'in ilişkileri böyle başladı ama Caner gerçekten çok zor biri. Kızın burnundan getirdi ve Berke bıraktı gitti Caner'i. Bir daha programa da çıkmadı. Caner kısmetlerini beklemeye devam etti. Belki Berke de bir gün geri döner diye umdu kim bilir. Annem Caner'in her yürümeyen ilişkisinde "Berke'yi bekliyor!" diyordu. Her zamanki gibi annem haklı çıktı.
Caner umre dönüşü, Berke'ye dön diye çağrı yaptı. Bakın bu aylarca süren bir hikaye. Çok güzel ama. Berke gelmedi. Caner göz yaşları içinde. Tekrar çağrı yaptı. O gelmezse ben kapısına dayanacağım dedi. Sonunda Berke geldi. Berke hiç beklemediğini, bitti diye düşündüğünü söyledi.
Berke ile Caner'in kavuşmaları bu şekilde oldu ve ayrılmadılar. Martta düğü var diyordu ve 31 Mart Cuma günü canlı yayında Nikahları kıyıldı.

Nikah şahitlerinden biri de gördüğünüz gibi Osmanlı padişahı 2. Abdülhamit Han'ın 3. kuşak torunu Orhan Osmanoğlu idi.

Berke'nin gelinliği de çok merak ediliyordu. Çünkü Caner gelinlik modellerinin dekoltelerini görünce onu Berke'ye giydirmem ben giyerim diyordu.
Nikahta giydiği gelinlik balık modeldi. Saçını gelinliğini falan çok beğendim ben.

Ancak hiç rahat değil gibiydi, düğünde başka bir gelinlik tercih etse bari, diye düşündüm. Ayrıca gelinliğin sırt dekoltesi de, pek görünmese de, çok güzeldi; tamamen dantel. Caner buna nasıl müsade etmiş, herhalde pek gözükmediğinden, diye düşünürken ben; düğünde giydiği gelinlikle şaşkınlığım katlandı.
Bu saçını da, gelinliğini de çok beğendim. Sadece Caner'i bu gelinliği giymeye nasıl ikna etti merak ediyorum.
Caner'in nikahta giydiği smokini beğenmemiştim, neyse ki düğündeki güzeldi.
Baksana ama gelinliğe. Valla ben buradan şunu anlıyorum, yola gelmeyecek adam yok 😂
Maşallah! Araya sıkıştırmam lazım. Çok mutlu olsunlar. Çünkü ben özellikle Berke'nin çok mutlu olmasını istiyorum. Ne kadar tatlı olursa olsun, Caner'i kimse çekmezdi yani.
Esra Erol programda çok güzel giyiniyor, harika giyiniyor hatta. Ama düğün kıyafeti... Bu mudur yani?

Ekibe toplu bir bakış atalım. Hepsi ve daha fazlası, tüm detaylarla bugün Esra Erol'da olacaktır. Esra Erol atv'de ama tam olarak saat kaçta başlıyor bilmiyorum. Ben saat beşte açar çayım içerken izlerim artık. 😁

Haydi ama söz sizin, sizin düşüncelerinizi merak ediyorum?

2 Nisan 2017 Pazar

Fi Dizisi Galası

Fi - Pi - Çi, Azra Kohen'in sosyal medyada çok konuşulan, inanılmaz reklamı yapılan roman serisiydi. Aramızda bunu bilmeyen yoktur sanıyorum.
Kendi duruşumu belirtmem gerekirse ki gerekir, gerek ismi gerek kapağı ile benim ilgimi mümkünü yok çekmezdi, bu kadar reklamı yapılmasa idi.
Ha ilgimi çekti de ne oldu okudum mu hayır. Çünkü, bu kitap ciddi bir pazarlama başarısıdır ve bu beni itti.
Asla kötü veya okumayın maksatlı bir yazı değil bu, okumadığım bir kitap hakkında, aslında fikrim olmayan herhangi bir şey hakkında, bence kötü ben sevmedim diyemem, demem!
Demek istediğim bu şekilde reklamı yapılmasaydı bu kadar okunmazdı ama dozunda bırakılsaydı kesinlikle daha fazla okuyucuya ulaşırdı.
Ben aklı başında, güvendiğim, gerçekten para verip almış okuyucuların yorumlarından yola çıkarak, güzel bir kitap olduğunu ama ille de okumam gerekmediğini anladım. Okumadım ve merak da etmiyorum.
Dizisinin çıkacağı söylentisi tekrar kitap satışını canlandırdı. Dizide çok önemli ve popüler Türk oyuncuların yer alacağı ise dikkatleri dizi üzerinde topladı.
Üstelik PuhuTv diye bir kanaldaydı o neydi?
PuhuTv internet üzerinden ücretsiz dizi ve film izleyebileceğiniz bir site. Allah'ım alt tarafı galadan bahsedecektim, resmen reklam yapıyorum 😁

Kısa keseyim, Youtube'ta bir video izlerken Fi dizisi galasının reklamı çıktı canlı izle dedi, ben de gireyim şu diziye bakayım biraz vaktim var dedim.
Galayı biraz izledim ancak dizi bir türlü başlamayınca ilgimi kaybettim.
İzlediğim kadarıyla galadan bahsedeceğim şimdi. Ancak sizin de fikirlerinizi merak ettiğimi baştan söyleyeyim.

İzlediğim kadarıyla başarılı bir galaydı, canlıydı ama ses ve görüntü kalitesi güzel, program profesyoneldi. Sunucu da oldukça başarılıydı. Yalnız Selma Ergeç'in adını hatırlayamadı, kötü bir andı bence o.

Sunucu iyi bir seçimdi bence.

Tabii galaya ilişkin notlarım kıyafet üzerinden olacak, bildiniz. Kimden başlamalı?


Berrak Tüzünataç'tan başlayalım bitsin bu işkence. insan ancak bu kadar çirkinleşebilir! O ceketin korkunçluğunu anlatacak kelime bulamadım. Ne yapmaya çalıştığını anlıyorum, fakat kabullenemiyorum.


Şu çirkinliğe bakar mısınız ya?! Ki normalde ne kadar hoş bir kadın.

Serenay'la devam edelim. Serenay hoştu fakat...

O saçlar?.. Sanki geç kalmış da saçlar yetişmemiş gibi.

Sırada tanımadığım bir oyuncu var 😁

Bu kızcağızın temiz yüzüne duru bir makyaj yapmışlar, çok hoş durmuş. Gecelikten bozma mini ve basit bir elbise giyiyordu. Makyajı başka elbisesi başka bir şey söylüyordu adeta.

Onun dışında Ozan Güven çok hoştu ancak Mehmet Günsür için aynı şeyi söyleyemeyeceğim. Jack Sparrow'un yıkanmış versiyonu gibi.

Birçok ünlü davetli vardı. Bu kadar ünlü nasıl olmuş da gelmiş diye düşündüm. Güçlü bir ekip var demek PuhuTv arkasında.
Gelenlerin en güzeliyle devam edeceğim.
Fahriye Evcen ♥

Saçı, makyajı, nişanlısı, elbisesi her şeyi güzel kadın (nişanlısını da sıkıştırdım araya) 😂

Bir de Burçin Terzioğlunun saçına bayıldım.


Benim söyleyeceklerim bu kadar, eklemek istedikleriniz varsa ki hep benden daha güzel analizler yapıyorsunuz, lütfen yorum bırakın. Diziyi izlemedim oysa bir fikir sahibi olmak için izlemek istiyordum. Bir diziye daha bu şekilde başlayamadım.

29 Mart 2017 Çarşamba

Özdilek Karafırın

Karafırın'ı hepimiz biliriz.
Alanında önemli markalardan.
Önemli ve özenli.
Aynı özeni bütün şubelere gösteriyor olacaklar ki Özdilek alıveriş merkezindeki şubeleri bile butik cafe tarzında döşenmiş.
Alışveriş merkezi gibi hızlı tüketilecek yiyeceklere odaklı yerde bile böyle bir mekan bize hemen, niye başka yerde oturalım ya şurada keyfimize bakalım, dedirtiyor.

Dekor önemli ama arkadaşlar biliyorsunuz böyle mekanlara gidip sıcak çikolata-soğuk çikolata adı altında çok nesquik içmişliğim ve, ne olur sadece dekorla sınırlı kalmasanız, demişliğim var.
Buranın yeme içme kısmını eleştirip övecek bir şey yemedim tabii onu da söyleyeyim ama mekanı çok sevdim, e tatlım da güzeldi yani.


Çok hoş, değil mi? Gerçi görseller çok yetersiz, farkındayım.

Yazı ve görüntü eski arkadaşlar, onu belirtmeliyim şu noktada. O gün Şahika'la sinema sonrası mekana bayılmıştık. Ama az fotoğraf çekmişim. Belli ki yine Şahika'dan alırım düşüncesi varmış kafamda :)
Hele şu efsane köşede beni efsane bir çekişi var ki Şahika'mın, paylaşmasam olmaz.
Gerçi hatırlayan çıkar mı bilmem, vaktiyle ig hesabımdan paylaşmıştım.
Hala çok seviyorum. Nasılım? 😎

27 Mart 2017 Pazartesi

Ay Kız Danla Ya!

Bende son zamanlar bir Danla Biliç hayranlığı ki sormayın.
Hatta dedim yazsam mı bloga, yazmasam mı?
Öncelikle bilmeyenler için Danla Biliç kimdir? Danla Biliç'le nasıl tanıştım ondan bahsedeyim. yani tanışma derken.. yüz yüze falan değil. şimdi anlarsınız zaten.

Danla Biliç kısmına dönersek aslında ben de tanımıyorum.
Yaşı kaç, nereden çıktı da bir anda bu kadar popüler oldu bilemiyorum. Araştırdım ama karşıma twitterdan futbolculara sarktığı haberleri çıktı :)
Neyse ben nasıl tanıştığıma geleyim.
Youtube'da devamlı karşıma çıkan bir video vardı: Profiline Kun fe yekun yazan kız makyajı.
Of başlığa bak çok iddialı. Sırf bu başlık yüzünden bile insan atarlanır ne cesurca dedim ama izlemedim. Ama devamlı görüyorum, en sonunda ben bi' izle bi' kop.😂😂 Ay bi' sevdim kızı.



Çok rahat. Kendiyle de dalga geçiyor sizle de dalga geçiyor ama en çok gıcık olduğunuz kişilerle dalga geçiyor.
Bütün videoları aynı tadı vermese de kendini acayip keyifle izletiyor.

Yalnız onu izleyen ve onun gibi konuşan ergenler keşke ne kadar itici olduğunun farkında olsa, diye düşünüyordum hep.
Yapılan binlerce yorumdan bir iki tanesi komik diğerleri yalak malak saçma sapan laflar.
Komik sanıyorlar kendilerini.
Bir de yalak diye dolanan liseliler.. bu liselilerin ne zaman bitecek fenomenleri taklitleri?
O Danla'ya yakışıyor, izle gül arkadaşlarına anlat geç, Yalak malak diye dolanmak çirkinleşmek neden.
Yalnız böyle dediğimi duysa Danla bile ayar verebilir, diye düşünürken ben son videolarında yalak demeyi kesti hatta en son videosunda en sevdiğim laftan bile beni soğuttunuz diye olur olmaz yalak yalak dolaşan tiplere çemkirdi. 👏👏👏👏 Alkışı hak ediyor!

Sevmeyenler olduğunu da biliyorum ve şaşırıyorum. Aranızda var mı mesela?
Ya da tanıyor muydunuz? Siz ne düşünüyorsunuz?

24 Mart 2017 Cuma

Inside Out

Bir ara animasyon filmlere takmıştım.
Ve boş yok, izlediğim her filmi çok beğenmiştim. Haftada bir animasyon film kuşağım olsun dedim ama blogda yazamadığım gibi yoğunluktan film izlemeyi de bırakınca, öylece kaldı.

İyi bir animasyon filme denk geldiğinizde, komedi açısından da duygusallık açısından da sizi diğer filmlerden daha fazla tatmin ediyor. Ama hani çocuk filmi ya sözde, çocuklar buralardaki göndermeleri esprileri nasıl anlıyor da seviyor bilemiyorum. Bence yarısını anlamıyorlardır 😀

Bu filmde, Riley adlı bir karakterimiz var. Riley çok mutlu bir hayat sürmekteyken ailesiyle taşınmak zorunda kalır ve artık Riley için uyum sorunu başlar.
Riley bunları yaşarken bir yandan da duygularının nasıl birbirleriyle çatışıp çözmeye çalıştıklarını görüyoruz. Asıl hikaye duygular zaten. Riley'nin çekirdek hafızasında neşe olsun isteyen Joy ve diğer duyguları.
Anlatmakla olacak değil, şu an çok yetersiz anlattığımın farkındayım ama daha iyisini yapabilseydim yapardım 😊
En iyisi izleyin siz filmi.
Gösterildiği yıl ödülleri toplamış ayrıca Oscar da almış!
Fazla söze ne hacet, izlerseniz yorum bırakın 😉

22 Mart 2017 Çarşamba

İpeği İşleyen Kız

Arkadya'nın güzel kapaklı güzel kitaplarından biri olan İpeği İşleyen Kız Hayalperver kitap kulübümüzün ikinci kitabı oldu.

Biri geçmişte biri günümüzde anlatılan iki farklı olay ve tabii o iki hikayenin kesiştiği kitaplardandı, Ve ben böyle kitapları seviyordum. Zaten biliyorsunuz bunu.
Keli Elles ilk defa okuduğum bir yazar.
Çok başarılı buldum ama.
Konu da çok güzeldi. Acıklıydı ve gerçek hayat hikayelerinden esinlenerek yazılmış bir kitap olduğu için çok etkileyici.
Bu kitapta daha önce bahsedilmeyen bir konu var. Amerikalıların Çinlilere yaptıkları zulüm.
19. yüzyılda Çinliler Amerika'ya çalışmak için gelirmiş, ve Amerikalılar kendilerinden ucuza çalıştıkları için ve gittikçe çoğaldıkları için bu ufak tefek çekik gözlü insanlardan pek hazzetmemiş. Her yerde değilse de bazı kesimlerde ciddi zararlar verilmiş bu insanlara.

Hell On Wheels isimli bir dizi vardı hatırlar mısınız bilmem. Onun son sezonunda da Çinliler demiryolu inşası için gelmişlerdi ve gene beyazlar çinlilere zulüm etmeseler de iş gücünü aldıklarını için kızıyorlardı. O dizi için hep yazı yazmak istemiş bir türlü yazamamıştım bu arada :)

Neyse konudan uzaklaşmayayım.

Böyle ikili hikayeleri okumayı sevenlere özellikle önerimdir. Zaten Arkadya'nın kitaplarını seviyorsanız o çizgide sizi memnun edecek bir kitap olduğunu da söylemeden edemeyeceğim. Gerçek hayat hikayelerinin olması da kitabın artılarından.

20 Mart 2017 Pazartesi

Sitare

Kuzguncuk'ta yıllardır olan, çoğunuzun önünden geçip gittiği ancak içeri girmediği bir cafe burası.
Nereden mi biliyorum bunu?
Çünkü ben öyle yaptım, geldim, geçtim, gittim.
Bir gün Şahika'cımla Kuzguncuk keşfi yaparken, Nail Kitapevinin camından görüp, şurada da tatlı yiyelim diyerek girmeye karar verdik. Haydi Şahika neyse, ama ben çok geçip gitmiş, içeri girmeyi düşünmemiştim bile.
İçeri girince etraf tanıdık geldi bana, bir dizide görmüştüm sanki. Hatta aklıma gelmişken bu bilgiyi teyit ettireyim şimdi. Cevap gelirse, editlerim. :)
Geçenlerde bir de Bahar'cımı götürdüm, Sitare'ye.
Yeşil koltukta oturup çay içip trileçe yedik. Dekorun aslında güzel olduğundan ama nasıl da detaylara dikkat edilmemesinden ötürü basitleştiğinden, bir kadın elinin değmesi gerektiğinden konuştuk.

Bu arada Bahar, eğer hala blogunu keşfetmediyseniz, okunası yazılar yazan, çektiği güzel fotoğraflarla beni kıskandıran bir blogger. İnanmazsanız bir de instagram hesabına bakın.

Baharcım şayet okuyorsan bu yazımı, gerçekten anlatılacak biri değilsin, ne desem eksik kalacak. Bayıldım sana.♥

Sitare'ye dönersek..
Aslında ben böyle ikinci eşyalarla donatılmış cafeleri sevmiyorum, biliyor musunuz?..
Çoğunlukla sorun çıkarıyorum ve bir kere burada oturmam dedim mi beni o cafede değil çay içmek oturtamazsınız bile.
Sitare'yi böyle hatırlasam mesela Baharı sokmazdım. İlk gittiğimden bugüne fark ediyor.
Dediğim gibi dekorunu bozan -peçete, tuzluk vb- detaylarının yanı sıra, çok tozluydu her yer. Yine dekor diye konulan örtüler eski püsküydü biraz da pis miydi ne?.. Çay tabağımın ucu kırıktı. Bunları görünce ister istemez hijyeni sorgular oldum ve oturduğum koltuk bile rahatsız etti.
Tabii Bahar'ı içeri ben soktuğum için bir şey diyemedim.
Belki Bahar beni soksaydı olay çıkardı 😂😂😂
Trileçesi hala harikaydı ama.
Gerçekten bunları yazarken çok zorlanıyorum, çünkü için için sevdiğim bir mekan. Yalnız biraz toparlanmaları gerekiyor.
Yazım kendilerine ulaşırsa bana kızmaz/kırılmazlar umarım.

İnstagramda paylaşıca çok soruyorsunuz, detaylıca yazmış olayım. Kalabalık bir ekiple bile gidilebilir, gerçekten hoş ve rahat edilecek bir mekan, tabii benim takıldığım şeylere takılmıyorsanız.

15 Mart 2017 Çarşamba

Unutursun

Gelelim haftalardır dilimde olan kitaba.
Önce çıkmasını bekledim sonra verdiğim siparişin kargosunu.
Kavuşunca ne kadar mutlu oldum tahmin edersiniz.
Nihayet okudum ve bloga yorum bile yazıyorum.

Aslında bu kitap için video hazırlamıştım. Tekrar aynı şeyleri söylemek istemiyorum. En iyisi videoyu paylaşayım ilgilenen videoyu izlesin.

Videomda hem Bir Cihan Kafesi yorumladım hem Unutursun'u, hem de ikisini karşılaştırdım.



Yeri gelmişken YouTube kanalıma abone olun.😂
Sevgili İclal Aydın, gelecek kitaplarını da merakla ve ilgiyle bekliyorum.

13 Mart 2017 Pazartesi

BabilMekan


Hayalperver kitap kulübümüzün ilk buluşmasının gerçekleştiği yeri hepiniz çok beğendiniz.
Şimdi sıra  mekandan bahsetmeye geldi.

Güneşli bir cumartesi sabahı Çengelköyde buluşmak ne kadar akıllıca bir işti tartışılır ama babilmekan hepimizin merak ettiği bir yerdi.
Konumuz kitaplar olunca kitap cafeler buluşulacak en güzel yerler oluyor.

Maalesef alt katın fotoğraflarını çekmedik. Çıkarken çekeriz dedik ama çıkarken de alt kat doluydu. O yüzden elimizde olan üst kat fotoğraflarıyla yetineceğiz. Alt katın da ayrı bir güzelliği olduğunu belirtmekte yarar var.

Efendim mekan güzel, elemanlar güler yüzlü hem de sık boğaz etmiyorlar. Kim ediyor derse yalan olur, çünkü biz o gün -tamamen test amaçlı😁- tecrübe ettik.

Her taraf kitaplarla çevrili. Kitapları satın alabiliyorsunuz ama oturayım şurada okuyayım,yerine koyarım, yok! Zaten kütüphane mi orası lütfen teklif bile etmeyin.

Dekor da güzel, çocuklar içinde ayrılmış bir kısmı var.
Kırtasiye ürünleri de bulmak mümkün. Çarpı işi çok güzel kitap ayraçları vardı mesela, ah ne hoştu.

Ben bu tür buluşmalarda en az fotoğraf çeken kişi oluyorum nedense, bu kadar fotoğrafım var, aslında Şahika veya Hilal'in çektiklerini rahatlıkla kullanabilirdim ama zaten bu konuyla alakalı tüm yazılarımda onların fotoğraflarını kullandığım için bu sefer kendi çektiklerimi kullanayım istedim.
Köreldim aslında farkındayım, arık daha fazla makine kullanmayı hedefliyorum.

Babil.com'dan hiç alışveriş yapmadım ve en son bir arkadaşım o siteden alışveriş yaparken sıkıntı yaşadığı için oradan alışveriş yapmayı da düşünmüyorum ama BabilMekan güzel!

Çok sevdiğim fotoğrafla kapanış yapayım, kapın bakalım lattenizi.
Afiyet olsun ♥

10 Mart 2017 Cuma

Aylinden Denemeler Kimdir?

Hayalperver kitap kulübümüzü biliyorsunuz.
O kitap kulübünün üyelerinden biri Aylin. Geçtiğimiz senenin sonbaharında pena yayınlarının düzenlediği etkinlikte kendisiyle tanışmıştım ancak çok öncesinde de Şahika'nın anlatımlarımdan biliyordum.
Bir kişinin varlığından haberdar olmak tanımak değildir malum. Ben kendisine tanıyınca bayıldım.
Çok harika bir enerjisi var.
Nazar değmesin şimdi onunla aynı kitap kulübünde olmak çok güzel ki kitap zevklerimiz hiç uymuyor. Ortak beğendiğimiz kitaplar o kadar az ki. Ama bu bizi uzaklaştırmıyor aksine gülüp eğleniyoruz.

Aylin eski bloggerlardan. aylinden denemeler isimli bir blogu var. Şimdi farkediyorum ki aslında; 'seyhandan' 'aylinden' kafalar aynı çalışmış alanı alırken :)

Aylin'in tabii ki instagram hesabı var; aylinden. Takip edin bence, eleştirileri sevgisi çok yerinde ve çok dürüst. Hele storie kısmı!! Fazla ayrıntı yok, takip edin diyorum bu yeter.

Bitti mi? Bitmedi. Aylin'in bir de Youtube kanalı var. Onunla sohbet zaten çok keyifli olduğundan videolarını izlemek de ayrı bir tat. Gittikçe de güzelleşeceğine inanıyorum. Youtube kanalına abone olmak da çok kolay ayrı bir hesap açmanıza gerek yok gmail hesabınızla istediğiniz kanalları takip edebilirsiniz. Mesela hala beni takip etmiyorsanız (ayıp!) işte buradan edin :)

Aylin diğer bir özelliği ise Esnaf dostu olması. Aslında bu yazıyı bana bu özelliği yazdırıyor. Esnafing Aylin'i size anlatmak istiyorum. Ama tabii ki yetersiz kalacağını biliyorum. Neyse konuya dönersek; Geçen buluşmamızda bir telefon geldi, akşama misafiri gelecekmiş, aslında rahatlıkla bugün planlarım var diyebilecekken ki hem gündüz planları vardı hem de akşam için, hemen misafirleri için iptal etti. Sonra Aylin ne pişirse diye düşündük ve bir karara vardık. Dönerken ben yolda "aa şurada Komşufırın vardı oradan alsaydık", dedim. Sonra "gerçi Getir uygulamasıyla istediğin yerden istediğin şeyi getirtebilirsin", dedim. Ama o ne dedi biliyor musunuz? Hazır bir şey alacaksam zaten kendi esnafımdan alırım. O kazansın.
Mesela bir yere oturmaya gidecek ve giderken bir  paket tatlı götürecek. Kendi mahallesindeki tatlıcıdan. Ekmek mi alınacak kendi fırınından.. vs. Oysa şimdi çoğunluğumuz büyük marketlerden alışveriş yapıyor. Ekmeği bile marketten almıyor muyuz?
Çok ince ve çok hoş bir davranış bence.

Çok tatlısın Aylin. Ayrıca tarzın çok hoş 💓💓

8 Mart 2017 Çarşamba

Yeniden; Bir Cihan Kafes

Şubatın dördünde İclal Aydın'ın son kitabı çıktı, meraklası zaten biliyor.
Şubatta yeni kitabın geleceğini ve yeni kitabın öncekiyle alakası olduğunu öğrendiğimde, Bir Cihan Kafesi tekrar okumalıyım, dedim.
Sevdiğim bir filmi tekrar izlerken de, sevdiğim bir kitabı okurken de çok tereddüt ederim: Ya beğenmezsem! Ya yıkılırsa kalbimdeki tahtı?! diye.
Biraz garip biriyim herhalde. Ama emin değilim belki aranızda benim gibi hissedenler de vardır.

Kesinlikle ikinci sefer okuduğumda bu kadar etkilenmeyi beklemiyordum. Neticede hikayeyi biliyorum. O zamanki ruh halimle de alakalı olabilir ama ben bir akşam bi' başladım..
Hem ağlıyorum hem okuyorum. Ama nasıl var ya!.. Hüngür hüngür!
İlk okuduğumda gerçekten boğazıma taşlar dizilmişti. Etkileniyordum ama bir yandan da karışık olay örgüsünü çözmeye, kim kimin nesi anlamaya çalışıyordum. E bu okuyuşumda biliyorum. Tanıdığım kişilerin hayatıydı sanki ve ben bir türlü susmuyordum.
Kitabın yarısında biraz ara verdim. Gözler şiş. Yoksa bir gecede bitirebilirdim ama bunu kendime yapmak istemedim.
Ve çok ilginç: Ben unutmuşumdur, devam kitabını okurken zorlanmayayım diye tekrar okumak istedim ama, o kadar iyi hatırlıyordum ki olayları. O beğendiğim sözleri.
Hafızam da korkunç zayıftır aslında. Ama bu kitabı hatırlıyordum.

Kitabı tekrar okuduğum halde bu kadar keyif almam ve etkilenmem çok değişik geldi bana. O yüzden şimdi fırsat buldukça sevdiğim kitapları geri dönüp okumak istiyorum.
Tekrar tekrar aynı kitapları okuyanlar garip gelirdi bana mesela önceden. Hayat işte, başkası yaparken tuhaf gelen şeyleri bir gün sen de yapıyorsun.

Mesela şu an bir taraftan İclal Aydın'ın Unutursun isimli son kitabını okurken bir de aynı yazarın yıllar önce çıkan Evlerin Işıkları Bir Bir Yanarken isimli kitabını da tekrar okuyorum. Yazarın hayatından o kadar çok şey varmış ki bu romanlarında, bunu da tekrar okumasam anlamam pek mümkün olmazdı.

Biliyorum çok uzun bir yazı oldu, biliyorum kitap yorumlarını çok okumuyorsunuz, ya da okusanız da çaktırmıyorsunuz ama ilk yorumum çok yetersizmiş; ilk okuduğumda duygu yoğunluğundan pek bir şey yazamamışım. -Linki buraya bırakayım merak eden bir göz atabilir. -
 Şimdi de duygu yoğunluğundan yazabildiğimce yazdım.

7 Mart 2017 Salı

Mel Gibson'ın 26 Yaşındaki Eşi

Mel Gibson'ın çok sevdiğim filmlerinin olmasının yanı sıra benim lise dönemim kendisinin en parlak zamanıydı sanırım.
O zamanlar arkadaşım, nereden duymuş bilmem, yedi tane çocuğu olduğunu söylemişti.
Çocuklarının şu anki sayısı ise dokuz!
2 kız 7 erkek. Hay maşallah!
İlk karısı çocuk doğurmak istemediği için bile ayrılmış olabilirler. İlk altı çocuk ilk eşinden. Son ikisi bugün paylaşacağım son eşi Rosalind Ross'dan. Arada bir tane de Oksana Grigorieva'dan.
Ay başım döndü.
Çocuk mevzusunu kapatalım mı?
Yalnız şunu da eklemek isterim ki Mel Gibson da 11 çocuklu bir aileden geliyor. Babasını örnek alıyorsa, devamı gelebilir. Ne dersiniz?

Yeni bebeklerinden sonra ilk kez bir arada Oscarlarda görünen Rosalind Ross çok hoş gözüküyor. Mel Gibson için aynı şeyi söyleyemeyeceğim.


Mel Gibson'ın ilk eşinden olma evlatlarından küçük Rosalind Ross bu arada. Ayrıca Mel Gibson şayet bu kadar genç birini eş olarak seçmeseydi sanırım bu kadar yaşlı da durmazdı.
Ama tabii bize ne değil mi? 😏

4 Mart 2017 Cumartesi

Ölüme Fısıldayan Adam

Doksanların sonralarında çıkan bir film vardı, Robert Redford oynuyordu, adı da "Atlara Fısıldayan Adam"dı.
Şüphesiz o filmin ismi bu kitap ismine ilham olmuş.

Ölüme Fısıldayan Adamın yazarı oldukça genç ve wattpad sayesinde ünlenmiş biri aslında.
Ben wattpadden değilse de wattpadde ünlenip çıkmış kitap çok okudum. Sevdiklerim de oldu sevmediklerim de, acayip popüler olduğu halde elime bile almak istemediklerim oldu, deli gibi sevilmesine neden olan şeyin ne olduğunu anlamadığım da.

Bu kitabın hikayesini herkes bilmez.
Büşra Yılmaz (kitabın yazarı)'ın hedefi aslında Ölüme Fısıldayan Adam'ı yayınlatmakken, ilk başta 4N1K isimli gençlerin hoşuna gidecek bir wattpad kitabı yayımlıyor wattpadde.
Beklediği gibi de gençler bayılıyor bu kitaba çok okunuyor ve yayınevlerinin dikkatini çekiyor. Yayınevleri Büşra ile iletişime geçtiğinde ikinci kitabını da öne sürüyor. Anlaşmayı ölüme Fısıldayan Adamı da dahil ediyor. Kabul edecekseniz böyle, diyor.
Öyle de oluyor.
Bundan yayınevinin kaybı olmaz tabii ki, değil mi?

Yeri gelmişken şuna da değinmek isterim. Kendilerini kaliteli okur olarak gören bazı kesim yayınevlerinin bu kitapları basmasına bile şaşırıyor. Ama bu kitaplar satıyor arkadaşlar. Yazarların imza günlerinde izdiham yaşanıyor. Gençler bu tarz okumayı seviyor size ne? :)
Ya zaten bir zaman sonra bu tarzdan o tarzdan şu tarzdan sıkılacak, başka yazarlar arayacak başka türler deneyecek. Müsterih olun yani, yalandan edebiyat için endişelenenler.

Bu konulara nereden mi geldim. Geçenler de bir kitap alışverişi yapmıştım ve videosunu paylaştım.
Burayı tıklayarak izleyebilirsiniz!!
Okuoku'dan alışveriş yapanlar bilir bir sürü de ayraç gönderir Okuoku. İçlerinde bu kitabın ayracı da var ama ben, bu ne ya?, diye atmış bulunmuşum.

Ayracı atmamdan rahatsız olan kitap hayranları çıktı. Çok usturuplu bir şekilde uyardılar beni. Tavırları öyle hoşuma gitti ki, kitabı da merak ettim.
Hiç aklımda yokken Ölüme Fısıldayan Adamı okumaya karar verdim. Belki yaza belki daha erken ama bir zaman, illaki!

Bu tip şeyleri genelde benden duyarsınız ama aranızda okuyanınız var mı, merak ettim?

2 Mart 2017 Perşembe

2017 Oscarlarının En Kötüleri

2017 Oscarların en iyilerini yazdın mı ki kötülere geçtin derseniz, evet yazım.
2017 Oscarları en iyiler için tıklayın.

Çok şaşırdım bu yıl. En iyileri seçmek zor olmadı çünkü çok kötü vardı. Aslında kötüden de ziyade sıradanlar vardı.
Artık herhalde ne giyeceklerini şaşırdılar ki, bu kadar kötü tercihler yapmaya başladılar.
Fotoğraflara geçmeden şunu özellikle söylemek istiyorum. Dakota Johnson'ın kıyafetini beğenen oldu mu?

Ne yaptın kızım sen? Gucci'ymiş misal bu elbise. Zevk meselesi tabii.. 🙊

Michelle Williams'ı eleştirmek benim için zor olacak ama onun bu görüntüleri beni ciddi düşündürüyor. 

Kıyafet de hiç fena değil aslında ama Michelle'e yakışmamış. Hele o saçlar?! 

Jessica Biel:

Bu kadından daha iyisini beklerdim mesela. 

Naomi Harris:

Bu ne ya cidden? Bir de büyüleyici falan yazmışlar 😕

Daha yazamayacağım beni anlayın. 

İçlerinde beğendiğiniz var mı? Siz kimleri beğendiniz ya da beğenmediniz?

1 Mart 2017 Çarşamba

George Clooney Hamileymiş!

Geroge Clooney hamileymiş hiç söylemiyorsunuz!!
Ay yani Amal Clooney. Yani George'un karısı yani George!
Ya George baba oluyormuş!
Niye kimse bana demedi ya!
Şu an ben şok, ben iptal!

İnanmayacaksınız ama çok sevindim! Sanki yetersiz kaldı bu hissimi ifade etmek için. Thrill derler ya, heh işte öyle!

Evleneceğini duyduğumda çok şaşırmıştım ama cidden sevinmiştim. Çocuğu olsun diyordum.
Ya inanmıyor musunuz. İşte şu yazımdan bakın bakalım neleri hesap etmişim! :)
İnşallah erkek olur ve inşallah babasına benzer 😂😂

Ay Georgie ya 💓💓💓Hayırlı olsun 😻