21 Haziran 2017 Çarşamba

Sahte Çanta Nasıl Anlaşılır?

Evsiz ama bilge insanlar vardır.
Mandıra filozofu gibi.
Gene öyle bir tip var karşımızda.
Bu kez bize sahte çanta takan insanları orijinal takanlardan nasıl ayırt edeceğiz onu gösteriyor.

Uzun bir aradan sonra izlemeye başladığım, ancak Ramazan dolayısıyla ara verdiğim Kore dizisi The Legend of the Blue Sea'den bir alıntı geliyor,





Yan rol, az rol ama sevilesi havalı rollerden biri şu evsizin rolü :) İzleyenler benimle aynı görüştedir diye düşünüyorum.
Bu arada Lee Min Ho ile caaanım Jun Ji Hyun'u bir araya getiren diziyi henüz bitirmememe rağmen tavsiye ederim. Zaten mavi deniz efsanesinin yazılarının devamı gelecek.
Ayak üstü hem gerçek çantayı sahtesinden ayırma taktiği hem de kore dizisi tavsiyesi paylaştım.
Ne kadar da yararlı bir blog, değil mi sevgili okur? 😘

19 Haziran 2017 Pazartesi

Esir Şarkılar Vadisi

Kimberley Freeman'ın ülkemizde çıkan son kitabı Esir Şarkılar Vadisi tam 800 sayfalık bir roman.
Diline, hikayelerine alışık olduğum ve sevdiğim Kimberley Freeman'ın kitabı çıkar çıkmaz elbette okumalıydım. Ancak kargo paketinden çıkan görkemli cüsse karşısında büyülendim.
Kalın kitap çok severim!

Kitap alıştığımız Kimberley Freeman kitaplarından farklıydı. Uzun yıllara yayılmış bir hikaye anlatılıyordu ama geçmiş gelecek, şeklinde dönüşlü şekilde değil. Başta, iki yerde sanırım, gelecekten bir bölüm anlatılıyor ama o da çok başlarda hiçbir tüyo alamıyorsunuz.

Konusu kabaca şöyle; Ünlü bir şarkıcı olan Penny Bright'ın ansızın ortadan kaybolması ve menajerinin yerine onun çok benzeri olan birini bulup eğitmesini anlatıyor.
Çok yüzeysel bir biçimde böyle. Penny ve penny'nin yerine geçen kişinin geçmişlerini öğreniyoruz ve hikaye bizi onların orta yaşlarına kadar götürüyor.

Hiç sıkılmadan okudum. Tahmin etmedim. Ancak bir yerden sonra; "hala açıklanmamış şeyler var, yoksa Kimberley ara ara heyecanı arttırmak için gizemli şeyler attı ve unuttu mu? Eğer unuttuysa bu kitaba benden puan çıkmaz" diye düşünmedim değil.
Lakin unuttuğum bir şey vardı. Bu kitabın Yazarı Kimberley idi. O unutmazdı. Unutmadı. Hepsini bir güzel bağladı sonunda.
Bana sorarsanız Ivan'lı kısım gereksizdi. Onu da okurken sıkılmadım ama kitap bittikten sonra gerek de yokmuş sanki diye düşündüm. Tabii gidişatı tahmin etmeyelim diye yapıyor olabilir, değil mi?
Sonuçta işe yaradı.

Meraklısına, Arkadya Kitap'ın instagram sayfasında Kimberley Freeman Röportajı yayınlandı. Çok şekerdi. İzleyin çok seveceksiniz 😉
Keşke röportajın tamamını YouTube kanalına koysaymış Arkadya. Ben de paylaşırdım şimdi, siz de izlerdiniz ne güzel.
Her şeyi ben mi söyleyeceğim ille?

Hasılı, Kimberley Freeman'ın tüm kitaplarını okumuş Syhn öneriyor 😉 Hatta benim bu kitaptan önce favorim Kır Çiçeği Tepesiydi. Ancak artık bu! Sizin Kimberley kitapları içinde favoriniz var mı?
Kimberler Freeman'ın Kitapları, sırasıyla:
Kır çiçeği tepesi 
Deniz Feneri Koyu
Kor Adası
Zümrüt Şelaleleri

18 Haziran 2017 Pazar

Ali Ağaoğlu'na Babalar Günü Hediyesi

Babalar günü hep muamma aslında. Tüm dünyada aynı anda kutlamayarak uyduruk günlerin en uyduruğu olmaya aday bence.

Hepimizin babası en baba baba, hepimizin annesi en melek anne.
Böyle günler de kapitalizm mapitalizm bir şekilde hayatımızda işte.


Ali Agaoğlu'na gelen babalar günü hediyesini görünce yazmak istedim.
Çünkü bizim evdeki usule benziyor.
Tabii ki ben babama Rolls Royce almadım.  Tarzı değil çünkü. Yoksa alırdım elbet niye almayayım?
Ali Ağaoglu'nun kızı Sena, oğlu Alican ve damadı Koray'in hediyesiymis bu Rolls Royce.

Yani babalarının parasıyla babalarına hediye almışlar.  Tıpkı benim her yıl yaptığım gibi 😄
Benzerlik burada 😄
Haydi siz de itiraf edin, içinizde babasının parasıyla babasına hediye alanlar olduğunu biliyorum 😉😉

Ali Agaoğlu, her zaman hayalini kurduğum bir arabaydi, diye çok mutlu olmuş evlatlarına teşekkür etmiş.
Yalnız ben o kadar zengin olsam asla memnun olmazdım: Rils riys mi, iy cinim tişikkirlir 😏

Zaten orayı pek anlamadım. Niye hayalini kuruyordun ki gidip alaydın. Paran mi yoktu?
Saçma yani.
Ama ne yapsın evlat işte. Yalandan mutlu olmuş 😅

Güle güle kullan Ali.
Kazasız belasız olsun.
😜
Bu arada 6 milyon türk lirasıymış  arabanın ederi.
O kadar malın zekatını iyi hesaplıyorsundur umarım. 👊

16 Haziran 2017 Cuma

Ümmet İftarı

Instagram'da takip edenler zaten biliyor ama duygularımı uzun uzun anlatmam lazım bu iftar hakkında.
Instagramda takip etmek için👉 the_syhn 
(Instagramdan gelip bu yazıyı okuyanlar ise yorum bırakırsa sevinirim.)
Ümmet iftarından bahsediyorum.

Facebook'ta bir arkadaşın etkinliğe gideceğini belirtmesiyle haberim oldu bu iftardan ancak bu yıl 3.sü düzenleniyormuş.
Ayasofya önünde simit, ayran ve hurma ile iftar.
İftar menüsü sadece bu.

Ben simit sevmem. Sevdiğim birkaç yer var onun dışında açlıktan ölsem simit aklıma gelmez. Ama bu iftara gitmeyi çok istedim.
İftara gidecek arkadaşım Sümeyye ile hemen irtibata geçtim. Ben de takılayım mı size dedim. O da sağ olsun, more then merrier, dedi ve onlarla gittim.
Ezana çok az vardı gittiğimizde yer kalmamıştı simit, ayran ve hurmalar dağıtılmıştı ama hemen insanlar ellerindekini paylaştılar.

18 saattir ağzına lokma koymamış insanların yiyecek tek simitlerini yarıya bölüp, hiç tanımadıkları sizle paylaşmasındaki mutluluğu, huzuru, kardeşliği, nasıl ifade edebilirim.
Ben o gün yarım simit, bir ayran, bir hurma ile iftar ettim ama mutluluğumu anlatamam size.
Ha, simit bile harika geldi diyemeyeceğim hala sevmiyorum :)
Ama iyi ki gitmişim, iyi ki böyle bir iftara katılmışım, diyorum.

Ben dışarda iftar sevmiyorum. Çok gereksiz menülere çok gereksiz fiyatlar ödeniyor. Açık büfe desen kalkıp kendime yemek koyacaksam neden para ödeyeyim kafasındayım ve ben cidden az yiyorum iftarda. Yani yazık!
O görüşlerimi bilenlerden ramazan başında böyle salaş yerlerde iftarlar, piknik iftarlar teklifleri geliyordu, ben onu da kabul etmiyordum. Yerde oturamam, taburede rahat etmiyorum falan.
Şimdi resmen kalan tüm günleri dışarıda bir parça ekmekle, yol kenarında piknikle iftar yapar halde geçirmek istiyorum. O iftardan sonra kaç kaygısız, az yemekli, rahat iftara katıldım biliyor musunuz? Belediyenin düzenlediği sokak iftarına bile gittim 😀
Resmen tadı damağımda kaldı.

Herkese tavsiye ediyorum. Hele ümmet iftarından seneye haberiniz olursa muhakkak gidin. Üzerinden kaç gün geçti hala aynı coşkuyla bahsedebiliyorum.
Ramazan 99 TLlik iftar sofralarına oturup 16 lira fitre ödemek değil.

Son olarak şundan da bahsetmem lazım. Ümmet iftarına giderken Üsküdar'da gördüm. Mihrimah camii önünde:
Çaykur, Üsküdar meydana çay arabası kurmuş ve iftardan sonra ücretsiz çay servis ediyor.
Mükemmel bir hizmet. Allah razı olsun.
Reklamsa reklam kardeşim, muazzamdı çayınız da! Gönülden tebrik ediyorum.

15 Haziran 2017 Perşembe

Yağmurun Gelini


Kitap kulübümüzün mayıs ayı kitabı Sinan Akyüz'ün Yağmurun Gelini isimli romanı oldu.
Sevgili Aylin, Sinan Akyüz'ün sıkı bir hayranı. Her kitabını okumuş.
Yağmurun Gelini ise son çıkan kitabı olduğu için beraber okumayı teklif etti. 
Onun tercihini okuduk bu ay yani.

Sinan Akyüz kitaplarının en önemli özelliği, gerçek yaşam hikayeleri olmasıymış. Yani bu kitapta okuyacağınız hikaye de yaşanmış gerçek bir hikaye.
Kitapta düğün günü evleneceği kişiyi kaybedince kaynıyla evlenmek zorunda bırakılan bir kadının hikayesi anlatılıyor. Evlenmiyor tabii ama neler oluyor peki?
Ana hatlarıyla konu bu.
Sevdim mi?
Sıkı durun.
Ya da önce siz bir tahmin edin sizce ben bu kitabı sevdim mi?

Sevmedim. Hiç sevmedim ya hem de yumuşatamayacağım bile.
Aşiret dizileri olur ya hep onlar geldi aklıma. Aşiret dizilerini sevenler kitaba bayılır zaten bence de ben hiç sevmedim.
Bir kere tahmin edilebilir, bilindik bir hikayeydi. Kimse, ay ben hiç beklemiyordum demesin 😏

Bu kitabı okurken, bizimkiler dışında birçok kişide daha gördüm hepsi de kitaptan övgüyle bahsediyorlardı buna değinmem lazım. Tek sevmeyen benim.
Ha tamam okurken hiç zorlanmadım, akıp gitti sayfalar. Zaten o özelliğinin üzerinde durmuş herkes sayfalar akıyor diye. 
Valla bence o da basitliktendi. 🙈 
Gayet düz basit bir anlatımı vardı yani su gibi okundu gitti. 

Sinan Akyüz ile tanışma kitabı için yanlış bir kitap olabilir benim için, diye düşünüyorum yazarı yaftalamıyorum. Bir kitabını daha almıştım bunu alırken onu da okuyacağım ondan sonra diğer kitaplarını alıp almamayı gözden geçireceğim.

Sinan Akyüz severler, başta da Aylin, lütfen kızmayın 😙
Kulübün diğer elemanları kitap yazısını hazırladıklarında bu yazıyı güncelleyip linki veririm bir de onları okursunuz çünkü onlar beğendi.

Peki aranızda hiç Sinan Akyüz kitabı okumuş olan var mı?

14 Haziran 2017 Çarşamba

Cumhurbaşkanının İftar Yemeği

Her yıl düzenlenen iftar yemeği geçtiğimiz akşam verilmiş.
Ben de her yıl olduğu gibi bu yıl da, gidenlere şaşırdım.
Bunlar niye gidiyor ki iftara, dedim.
Biz gidelim bunlar yerine, dedim.

Ramazan dolayısıyla çıktıkları tatilleri yarıda kesip geldi birçoğu. 😒
Bakalım kimler kimler varmış iftarda.


Hande Yener & Yavuz Bingöl
Ya herkes bir tarafa da şu muhabir Seyhan Erdağ'ın ne işi var ya! Çok gıcık bir kadın, Bülent Ersoy'un şöförü kontenjanından olaya dahil olmuş.
Hakan Peker &Hamza Yerlikaya - Ümit Besen& Ve tanıyabildiniz mi bilmem Reyhan Karaca
İboş & Sibel Can & ve tanımadığım bir kadın - Kadırgalı Aysel & Esra Erol'un Eniştesi & Ece Erken the mom

Benim için en önemli insan Müge Anlı'yı paylaşmadan yazının sonuna geldim gördün mü?
Çok fazla isim vardı elbette, hepsi gülücükler saçıyordu.
Ama gençler iftar sanki bizim hakkımızdı.
Biz gitsek daha güzel olmaz mıydı?

13 Haziran 2017 Salı

Vodafone Rezaleti


Birkaç ay önce hattımı Vodafone'a taşıdım ama ilk fırsatta eski operatörüme geri döneceğim!

Telefonla konuşuyordum tam telefonu kapatcağım ekranda bir şey belirdi, şarj uyarısı gibi aniden ve aynı tip, ben telefonu kapat tuşuna basıyorum basıyorum basıyorum neyse nihayet kapandı telefon diyorum anında mesaj.
Tarife değişikliğiniz onaylanmıştır diye.
O saniyeler içinde tarife değişikliğini onaylamışım. Fırsatçılığı ve sahtekarlığı görüyor musunuz?

Sonra dakikalarca ve dakikalarca müşteri temsilcisine bağlanmayı bekledim. Mümkün değil.
Ama var ya neler sayacaktım bir bağlansaydım. Twitterdan yazdığımda, onaylamışsınız yapacak bir şey yok, diyorlar.
Resmen dolandırıcılık değil mi bu soruyorum size?
Tamam hadi onayladım tarifem değişti şimdi de diğer tarifeyi istiyorum! Olamaz mı? Normal bir insan gibi tarife değiştirmek için uğraştığımda nedense hatayla karşılaşıyorum.

Ben kullandığım paketi ne zaman doldurdum ki sen beni bir üst tarifeye geçirmeyi teklif ediyorsun?
İnsanlar, büyüklük bizde kalsın, diye bu dolandırıcılarla uğraşmıyor ama bu haksızlığa, fırsatçılığa dayanamıyorum ya.
Şu 3-5 kuruşa tenezzül etmelerine dayanamıyorum.
Çocuğun elindeyken yanlışlıkla onaylansın, oyun oynarken yanlışlıkla onaylansın  diye yapılmış bu taktiği anlamıyorum.

12 Haziran 2017 Pazartesi

Flo Alışverişim Ve İade Rezaleti

Geçenlerde instagram reklamlarından Flo'nun sayfasına girdim, iş bu ya ayakkabı beğendim.
Dedim ki, bu reklamlar bak nasıl da işe yarıyormuş meğer.
Neyse baktım üyelik de istemiyor ayakkabıyı almak için, mail adresimle devam edebiliyorum. Fazla düşünmedim aldım.
Durun ayakkabıyı da göstereyim hemen.
50 TL üzeri alışverişlerde kargo bedava diyor, 365 gün iade imkanı diyor mağazada değişim ya da iade diyor.
Bunlara kandım.
Güzel değil mi? Değil işte, sol ayağıma bol sağ ayağıma küçük geldi. Numaraları kontrol ettim ikisi de aynı numara oysa.
Flo'ya gideyim bu kusurlu orada başka denerim olursa değiştiririm dedim, değişim yapmazsam nasılsa mağazadan iade olur dedim. Flo'da denediğimden de memnun kalmayınca iade etmek istedim.
Ayakkabıyı alıyorlarmış ama iadeyi merkez yapıyormuş meğer. 15-20 gün sürermiş.
Mağazadan iade dedikleri bu.
Güvenemedim tabii.
Geri kargoladım ürünü. Birkaç gün sonra iadeniz gerçekleşti diye mesaj geldi. Heh dedim aferin hızlılar. Ama hesabımı kontrol ediyorum iade gözükmüyor. Ertesi gün tekrar kontrol ediyorum.. sonraki gün tekrar.
Yok iade gözükmüyor.
Hemen Flo müşteri temsilcilerini 0850 290 3 356'yı aradım.
Tabii ki beklediğim cevap iadeniz yapılmış.
Hayır yapılmamış, yapıldı diye mesaj attınız ama yapılmamış, dedim.
Iban numaranız lazım iade yapabilmemiz için dedi bu sefer, E niye iadeniz yapıldı diye mesaj atıyorsunuz? Iban numarasını isteyen bir mesaj atın.
Yani ben kontrol bile etmeyebilirdim iade yapılmış mı yapılmamış mı?
Bu nasıl iş bilmemezlik ya?
Flo gibi bir firma iadeyi nasıl yapacağını bilmiyor, düşünebiliyor musunuz?
Sanki ben hiç alışveriş yapmamışım gibi bu tip alışverişlerde iade için Iban gerekli diyor.
Ay öyle mi? İade yapan diğer firmalara ben derim, siz manyak mısınız hemen iade yapıyorsunuz iban isteyin önce, derim.
Hasılı ben Iban numaramı gönderdim. Ama iade gerekleşti mi?
Henüz değil!
Varın gerisini siz düşünün.

Edit: İadem gerçekleşti.

7 Haziran 2017 Çarşamba

İkizlerimiz Oldu

😢
Çok duygulandım.
Evlenmem diyen, asla çocuk sahibi olmayı düşünmeyen George Clooney (ve Amal Clooney çiftinin dün ikizleri dünyaya geldi.
💓

Ella ve Alexander Clooney.
Hoşgeldiniz yavrularım.
😢
Ay bir duygusallık var üstümde.
Nasıl merak ediyorum bebekleri anlatamam.
Allah analı babalı büyütsün. Her ne kadar ben kabul etmesem de George dede olacak yaşta baba oldu. Allah ona da hayırlı uzun ömür nasip etsin. (Rabbim hidayet de versin duamdan vaz geçmiyorum, yılların alışkanlığı..)

6 Haziran 2017 Salı

Dolce&Gabbana'nın Ferace Yüzü Kim Oldu?

Ne diyor bu kız ya?
Dolce'ylen Gabbana'nın ne işi var feraceyle, demiyorsunuz değil mi?
Çünkü bu çok önceden duyurulmuştu. Çok fazla konuşuldu zaten üstüne.
He Abaya değil de ferace dememe takıldıysanız onu bilemeyeceğim, o da sizin sorununuz.
Hala ne dediğimi anlamayanlara kısa bir özet, var böyle tipler :)

Bu yılın başlarında abaya paylaşmıştı Dolce&Gabbana.
Ben şok!
Bazı kişiler şaşırmadıklarını söylediklerinde ise daha şaşırdım.
Demek bir dünya markasının abaya tasarlaması normal? Ne zamandan beri?

Gerçi NewYork Fashion Week'te tesettürlü bir tasarımcının defilesi olmuştu geçen yıl. (O yazı burada) 
Yine yazmadım ama tesettürlü yabancı bir manken vardı, görmüşsünüzdür.
Her ne kadar hazzetmesem de bu böyle; yakında oyuncu, şarkıcı da göreceğiz maalesef.

Neyse konu olmadık yerlere gitmesin. Ne diyorduk Dolce&Gabbana ve abaya koleysiyonu.
Orası da tamam hadi anladık ama Ruba Zai!
Vay canına!
Ya sen yotutuberdın ne ara Dolce&Gabbana yüzü oldun!

Bu kız hakkında yazı yazmadım ama kendisi bir yazıma konuk oldu diyelim (o yazı da burada)
Bu kızın çok videosunu hatta bazı videolarını döne döne izlemişimdir. Şal bağlama ve makyaj videosu çekiyordu. Bu konuda ilklerden sanırım. Konuşmasını ve ses tonunu da beğeniyorum çok hoş geliyor kulağa.
Ama ya diyorum ya, youtuber! Vay diyorum. Nereden nereye.


Ve şu kızın, yapılan yorumlar ya da Dolce&Gabbanın fotoğrafını paylaşması karşısında yaşadığı coşkulu sevinci görmeniz lazım. 1 milyon takipçsi var ve inanılmaz samimi. Nasıl teşekkürler ediyor
Soruyorum size bizimkiler sonra tek bir yoruma bile cevap verir miydi?😏
Ne yaparlardı sizce? Bence, teşekkürler @dolcegabbana yazarlardı en fazla. Hani lütfedermişçesine. Hani her gün milyonluk markalardan teklif almışçasına.
Bizimkilerin kibrini anlayana aşk olsun zaten.

Neyse bu kız bu kız deyip durduğum kızın adı Ruba Zai. Daha 23 yaşında.
Youtube kanalı - instagram hesabı.

Aslında eleştirecek çok şey var farkındayım ama onun yerine bizimkilere giydirmeyi tercih ettim. Keşke üstlerine alınsalar 😂

3 Haziran 2017 Cumartesi

Sarp Apak Evlendi! İşte Karısının Müthiş(!) Gelinliği

Ya böyle bir şey olamaz!
Uzun zamandır gördüğüm en çirkin gelinlik.
Ve uzun zamandır beğenmesem de bu kadar açıkça yazmaya kiyamamistim ancak bu gelinlik için söyleyeceklerimi yumusatamiyorum.

Sarp Apak evlendi haberiyle birkaç foto görünce ve gelinin üstünde bu gelinliği, damadın üstünde bu damatlığı  görünce bir araştırma yapma gereği hissettim. Film ya da diziden bir kare mi acaba?
Bir insan kendi düğün veya işte nikah gününde neden böylesine çirkin bir şey giymeyi tercih eder?
Yok ne şakaymis ne de bir film karesi. Evlenmişler. Allah mesut etsin.
Ama bu çirkin şeyi nasıl giydin be güzel kardeşim?

Güzel kardeşim derken samimiyim cidden kızın normal gününde çekilmiş fotoğrafları çok güzel. Bebek gibi bir kız. Ama demek zevksiz ne yaparsın...

Anladık siz ünlüsünüz, marjinalsiniz, ramazan ayında, yurt dışında, sadece üç beş arkadaşınız yanınızdayken evleniyorsunuz, klasik bir gelinlik giyemezdiniz ama ille böyle dandik, zevksiz, ucuz bir şey giymek zorunda miydiniz?
Sarp'a demiyorum bak o da klasik bi takım tercih etseydi daha güzel olurdu orası kesin ama gelinden bin kat güzel duruyor bu haliyle hem de.
Gelinden bin kat güzel duran damat mi olur?
Gelin böyle bir gelinlik tercih ederse oluyor demek ki.

Gelin kızım, şu gelinliği çok beğenen ya da seni o gün görüp çok güzel olmuşsun diyen biri ya da birileri varsa, bil ki çok pis yalancı.

Haksiz miyim?
Çok merak ediyorum aranızda gelinliği beğenenler çıkacak mı?

1 Haziran 2017 Perşembe

LikeFest!

Bu yıl ikincisi düzenlenen LikeFest'e ben de katılabildim.
Katılabildim derken izleyici olarak.
Maalesef festivallerde tezgah açacak kadar ne bir yeteneğim var ne de.. hevesim 🙊
Tüketiciyim ben tüketici.

LikeFest'e yalnız bile olsa gitmeyi düşünürken Kezban ve Hilal'in yarenliği ile festival tam bir festival oldu.
Bir de tanıdıklara rastladım ki, ne siz sorun ne ben söyleyeyim günümü daha da güzelleştirdiler 💖


LikeFest'e giriş ücretsizdi, erken saatlerde gittiğimiz için çok şanslıydık çünkü biz çıkarken giren insanlar kuyruk olmuştu. Hele haftasonu daha kalabalıkmış, Tezgah açanlar için iyi elbette ama benim gibi rahatına düşken gezmeye gelenler için kabus.

LikeFest'ten genel olarak bahsedeceğim ama birkaç isimden ayrıca bahsetmek için bu yazımda onları bulamayacaksınız ;)

Ben aç gittiğimden olsa gerek en çok orada yemek yemek için pek bir şey olmamasının eksikliğini hissettim. Bir tezgah vardı sadece ev yapımı börek sarma falan. Ama doğru dürüst oturacak yer bile yoktu.
Sadece iki tane birbirinden güzel kahveci, bir de görünce çok sevindiğim Karaköy Dem standı.



Çarpı işinde çokça stant vardı ve hepsi birbirinden güzeldi. Ben o stantlara mesela, saatlerce baksam doymam ama en az onlara baktım diyebilirim. Çünkü benim takıyla hiç aram yok. Asla takamam. Dolayısıyla asla takmayacağım bir şeyi almam. İşte almayacağım için da tezgahın başında hepsine tek tek bakmam biraz abes olabilirdi 😁


Secdus'u festivalde görmek çok güzeldi.Stant çok güzeldi. Yeni ürünler gelmişti. Kendisi de çok tatlıydı 💕

Succulent tezgahları gene ilgimi en çok çeken stantlar oldu.
Özellikle Botanico süperdi 👍


En özenli tezgahlardan biri de Akide fotoğrafçılığa aitti. Stant sahibiyle biraz muhabbet edebildik ve bu sohbet esnasında neden tanıdık geliyor, diye düşündüm. Sonra bir gün keşfetimde rastladım ve ancak o zaman instagram yüzünden tanıdık geldiğini anladım. Ne kadar da zekiyim 😂😂

Daha çok görsel var ama hadi kısa keseyim.
Bu arada görseller çok güzel değil mi? Hepsi Hilal'e ait (neredeyse bahsetmeyecektim o da bir daha artık görsellerini benimle paylaşmayacaktı).
Sonbaharda tekrar olacak, fırsatınız olursa gitmenizi, oradaki emekleri görmenizi öneririm. Özellikle bahsetmek istediğim birkaç standı sonraya bıraktığımı tekrar edeyim. 😊