29 Eylül 2019 Pazar

Something About 1 Percent


Hülya'nın önerisiyle uzun süredir izlemediğim kore dizilerine dönüş yaptım ama aynı zamanda kapanış da oldu. Yoo yoo beğenmediğimden değil okullar açıldı ve asla vakit bulamıyorum ve cesarete demiyorum yeni bir diziye başlamaya.
O zaman iyi ki bunu vaktim bolken izlemişim, değil mi?

Dizi bölümleri çoğunlukla yarım saatten oluşuyor ve sadece 16 bölüm.
Bir anlaşma üzerine birbirlerine katlanıp sonunda aşık olma hikayesi.
Çok fazla şey geri planda açıklanmadan kalıyor tahmin edersiniz 16 bölüm ve normalden kısa süreye sahip olmasından ötürü.
Aman ben zaten dallanıp budaklanan hikayeleri veya sevdiğim çiftin dışında kalan detayları görmek istemiyorum çabuk sıkılıyorum derseniz çok sevebilirsiniz.
Ama bence çok yarım kaldı.

Bir de kravat hediye etmenin manasını bilmeyenler için genel kültür olsun diye seçtiğim, üşenmeden ekran görüntüsü aldığım sahneyi de koyayım ve bu bahsi kapayalım :)

Neymiş bakalım kravat hediye etmenin manası:


25 Eylül 2019 Çarşamba

The Haunting of Hill House


Size Stranger Things yazımda demiştim güzel bir korku dizisi önereceğim diye.
Ben on bölümlük bir mini dizi sanıyordum ama ikinci sezonu da gelecekmiş.
Ama birinci sezonda konu bağlandı merakla beklemeyeceksiniz, sadece geldiği zaman güzel bir şekilde geleceğini bileceksiniz.

İşleri eski evleri alıp restore edip satarak kar sağlamak olan çok çocuklu bir ailenin tepedeki eve taşınmasıyla gelişen geçmiş- günümüz şekilde anlatılan bir hikayeye sahip, Tepedeki Ev.
Böyle yavaş ilerliyor gibi ama çok da şey oluyor gibi.
NE? Nasıl yani diye şaşırtarak ürperterek ilerliyor. Çok çok iyi!
Hiç sıkılmadım. Sadece mutlu son olsun istedim,çünkü karakterleri çok sevdim. Çünkü çocukluklarını da görüyorsunuz, sevmemek elde değil ♥

Korku severlere özellikle tavsiyemdir.
Diğerleri de benim gibi akşamları izlememek şartıyla izleyebilir.

23 Eylül 2019 Pazartesi

Mevsim Hep Sonbahar

Bu yaz sonu, uzun zamandır rafımda okunmayı bekleyen kitaplar açısından oldukça verimli geçti.
Bilmiyorum beni instagramda veya twitterda takip ediyor musunuz ama orada kitapları böceklenen birilerini paylaşmıştım ve ondan sonra kitapyurdundaki siparişimi iptal etmiş, evdeki kitaplarımın neredeyse yarısını hibe etmiş, bir daha kitap alamam herhalde demiştim.
Bu vesileyle evde okunmayı bekleyen kitaplar arasından seçip seçip okudum.
Kitap okumaktan vazgeçecek değildik herhalde ;)

Mevsim Hep Sonbahar belki 4-5 yıldır okunmayı bekleyen, güzel çıkacağını hissettiğim ama bir türlü başlayamadığım kitaplardan.
Doğuda, İran'da geçen bir hikaye olduğu için daha da merak uyandırıcı. Nitekim storlerde paylaştığımda birçok soran oldu.
Ama kısaca bir kitaba güzel ya da kötü diyemem ki, veya hiç tanımadığım/zevkini bilmediğim birine oku ya da okuma diye kestirip atamam ki.. Blog yazıları bu yüzden var!


Roman 1970'ler İran'ında geçiyor ve bir kadın karakterin ağzından anlatılıyor. Çok akıcı ve hiç sıkmıyor ancak başlarda acayip sinirlendim.
Dini kullanan tüm cahil ve pis işlere değinmiş ama doğrusunu da söylememiş. Açıkçası din düşmanları için bu din işte böyle diye gösterecekleri bir kaynak gibi geldi.
Zaten İran'da yasaklanmış ama aksi gibi batıda da acayip tutmuş bir roman.

Kitabı bitirdikten sonra ise fikrim biraz değişmişti.
Güçlü bir kadın vardı kitapta. Bahaneden, beklentiden uzak, çalışkan ve her şeye rağmen umutlu.
Azıcık bilgi sahiplerinin ise evet böyle insanlar var ama bu dinin suçu değil çünkü din bu değil diyebileceğini düşünüyorum.

Spoiler vermek istemem ama, sonu bari böyle olmasaydı...

13 Eylül 2019 Cuma

La Casa de Papel

Ayyy ne bezdirdiniz yok la casa yok de papel. Bezdim bezdim.
Ama bunu yazdığıma göre ben de izledim :)
İzleyecek bir şey yoktu ben de aman ya izleyeyim dedim öyle başladım yani.


İlk bölüm ne zaman ingilizce konuşmaya başlayacaklar diye beklemekle geçti.
İspanyolcaymış ya dizi!
Bilsem başlamazdım ya gerçekten.
Sonra alıştım ama. Hatta çok hoşuma gitti. İspanyolca yani dizi değil.

Üçüncü bölümde hala aynı soygunda olduklarından ben kahroldum ne yani bu dizi burada mı geçiyor diye.
Öğrendim ki sadece(!) iki sezonu 💆
Üçüncü sezon ise en merak ettiğim ama püff çok zorlama dediğim bir sezondu, sorry not sorry!

Bana biraz abartılmış bir dizi geldi arkadaşlar ya, netflixte izlediğiniz her diziyi böyle göklere çıkaracaksanız işimiz var sizle.

Ya da ben gerçekten siz aşırı övünce bir şey var sanıp beklentimi iyice yükselttiğimden..

Ha bir de Tokyo!!
Diziyi izlemeden evvel tokyo aşşa tokyo yukarı, habire ona övgüler okuyordum. Gerçekten böyle asalak bir karaktere neden bütün bu övgüler? Kıçı güzel diye mi?
Dizide sevdiğim karakterleri sıralasam tokyoyu en sona yazarım.
En başa da kimi koyarım peki tahmin edin :)


Son olarak diziyi izlemeyenler varsa bir şey kaybetmiyorsunuz bence.
Diziyi izleyip çok sevenler varsa, lütfen insanların yakasında düşün: izle izle izle!..

11 Eylül 2019 Çarşamba

Aile Olmak

Ne yalan söyleyeyim benim sizler gibi belgesel izleme alışkanlığım yok.
Hani kime sorsanız tv izlemiyor ama belgesel çok seviyor ya(!), ben öyle değilim işte.
Çok istiyorum ama oturup da izleyemem yani, sıkılıyorum ne yapayım.
Ama TRT Belgesel'in belgeselleri de çok ilgimi çekiyordu. Yine Tv izleme alışkanlığım da olmadığından izleyemiyordum.
Neyse ki sonunda TRT belgesel'in bir YouTube kanalı oldu.


TRT Belgesel'in Aile olmak adında bir dizi belgeseli var.
Benim gibi belgesel izlemeyen birine bile belgesel izlettiren; belgeselleri izlerken sık sık düşündüren, duygulandıran nasıl bir nimet içinde nankörlük yaşadığımızı hissetiren belgeseller bunlar.

Dedim ki neden tavsiye etmeyeyim!
"Aile olmak"belgeselleriyle belgesellere ısındıktan sonra benim gibi her belgeseli izlemek isteyeceksiniz.
Youtube kanalı için linke tıklamanız yeterli → TRT Belgesel
Abone olmayı unutmayın ;)

9 Eylül 2019 Pazartesi

Günübirlik Hayatlar

Ben Irvin D. Yalom çok severim.
Yazarla belki onlu yaşların sonunda belki yirmili yaşların başında tanıştım, bilemiyorum ama her ikisi de oldukça uzun zaman önceye tekabül ediyor.
Birçok kitabını okudum ve en sevdiğim kitaplar arasında yazarın Nietzsche Ağladığında romanı da yer alır.

Uzun zamandır bu yazarı okumuyordum ve bu hasretliğe bu kitapla son verdim.
Yazarın gene yaşanmış terapilerinden kesitler yer alan bu kitapta nedense ben aradığımı bulamadım. Çok basit hatta sıradan geldi.
Oysa Aşkın Celladı mesela, öyle miydi?
İlk okuduğumda gerçekten çok genç olduğumdan mı yoksa bu kitap önceki okuduklarım gibi iyi değil miydi emin olamıyorum. Gençken okunan/izlenen/yapılan her şey çok daha etkileyici değil mi sizce de?

7 Eylül 2019 Cumartesi

Stranger Things

Bu dizinin ilk senesinde kuzenim bir gecede bütün sezonunu bitirdim çok güzel falan diye bahsetmişti ama o zaman herhalde ben sınava hazırlanıyordum, izleyemezdim.
Nasılsa bir gün izlerim diye çok da durmadım üstünde, kısmet bu yazaymış.
Ben dizinin ilk iki sezonunu bitirdiğim gün üçüncü sezonu yayınlandı :)
Öylede şanslıyımdır.


Diziyle anılarımı bırakıp diziden bahsedecek olursam neden bu kadar abartıldığını anlayamadığım diziler kervanına katıldı kendisi.
Evet bir gecede bitirmesem de ben de peş peşe izledim bölümleri. Sıkıcı değil ama biraz çocuksu :) Stephen King romanlarını anımsattı biraz da.

Bir de ben şöyle bir şey hayal ettim ilk sezon bu kahramanlar arasında geçti tamam, ama ikinci sezon başka kişiler başka maceralar olacak diye niyeyse kendimce bir beklentiye girmiştim.
Ama öylesi daha güzel olmaz mıydı? Hep aynı şey etrafında. İkinci sezon neyse de üçüncü sezonda artık yuh dedim gene mi aynı konu.
Dönüp durmuşlar,  haliyle dördüncü sezon olacak mı henüz belli değil.
Spoiler vermek istemem ama şefe de haksızlık oldu.
En sevdiğim karakter oydu zaten. Bir de Dustin tabii ki! Aslında Steve'i de seviyorum dizinin yan rol olmasına rağmen kilit adamı, o olmasa çoktan ölmüşlerdi :)


Sizin var mı favori karakteriniz bu ucubeler içinde 😂
Ucube demişken gerçekten dizinin en övülecek yanı seksenlerdeki ucubeliği şahane bir şekilde yansıtması. Bu insanlar bu kadar tipsiz miydi dizide mi böyle hale geldiler anlamak zor.

Neyse, ben size çok güzel korku dizisi önereceğim ki.
Bekleyin. Geliyor.

5 Eylül 2019 Perşembe

Genç Tur: Yurt Dışı İndirimli Bilet Kartı (öğrenci/öğretmen)

Yaz başında gerçekleştirdiğim Avrupa turu yazılarını için tıklayınız.
İşte bu tura gitmeden evvel duyduk öğretmen ve öğrenciler böyle bir kart çıkarıyormuş yurt dışında indirimli bilet falan alıyorlarmış.

30 tl karşılığında bu kartı çıkartabiliyorsunuz ve bir yıl geçerliliği var.
İstanbul'da mesela Taksimde çıkartılıyor, sizin bulunduğunuz şehirde yoksa internetten alabiliyorsunuz ama ben bunları zaten almayın diye yazıyorum!

Aslında biliyordum öyle bir şey olmayacağını ama herkes çıkartmıştı, o kadar işimin gücümün arasında gidip ben de kartı çıkarttım.
Ya hala sinir oluyorum var ya. Çünkü oraya gittiğimde kartı çıkartırken nerelerde geçip geçmediğini sordum o kadar ayrıntı bilmediklerini söylediler. Aslında o kadar da biliyorlardı ki bir yerde geçerliliği olmadığını.
Bu da dolandırıcılık değil de ne?
O kadar yoruldum ki o gün.

Ben kullandım bana indirim sağladılar diyenler varsa kusura bakmayın aynı indirimi nüfus cüzdanınızı göstererek de alabilirdiniz.
Çünkü müzeler 18 yaşın altına ücretsiz. Hatta 18-25 arası olup Avrupa Birliği üyesindenseniz gene ücretsiz. Mesela Fransa Louvre.

Örneklerime Eiffel'le devam edeyim.
12-24 arası %50 indirim 4-11 ise onun yarısı.
Karta marta gerek yok, kilit nokta doğum tarihiniz :/

Sein nehri için ise kimse ne öğretmen ne de öğrenci kartını kullanabildi, dememe gerek yok herhalde.

Geçmiyor geçmiyor hiçbir yerde geçmiyor.
Ne de güzel kazıklıyorlar insanları lanet olsun!
Eğer geçtiği bir yer varsa adam gibi yazsın şu ülkede şurada kullanırsınız şu kadar kar sağlarsınız.
Ama yok işte!
O yüzden sitelerinde bazı yerlerde indirim için yaş sınırı vardır ibaresi var.

Ben gene de çok cahilce kaynaksız yazıyorum bunları, kaynak benim ya hu, yaşadım, başıma geldi, paylaştım.
Almadan evvel güzelce araştırın.

3 Eylül 2019 Salı

Bir Vaizenin Günlüğü

Off ne zamandır kitap yorumu yazmıyordum!
Önceden instagramda her okuduğumu paylaşırdım, ne yalan söyleyeyim özellikle kitap paylaşımlarının az beğenilmesi beni üzüyor, çünkü beni takip eden kimselerin okuyan kesim olduğunu düşünüyordum hep.
Instagramda kitap paylaşımlarını azalttım ama bayağıdır blogda da yazmamışım onu fark ettim. Halbuki ben bazen bu kitabı okudum ama hatırlamıyorum dediğimde blogu açıp gerçekten okudum mu diye kontrol ediyorum. Bazen konusunu hatırlayıp aa çok güzeldi derken bazen de hatırlayıp ay bunu elden çıkarayım diyorum.
Bu anlattıklarımın kitapla alakası yok tabii.
Sadece buraya yazdığım her şeyi başta kendim için yazdığımı hatırlatıyorum yine kendime!


Fatma Bayram, Ramazan ayında mukabele sonrası yaptığı tefsir ses kayıtlarını dinlemek suretiyle tanıştığım bir vaize.
İnsanlar vaizeliğin bir meslek olduğunu bile bilmediği dönemden beri vaizelik yapıyor. Ay bu kısmı okusa belki benden dinazor gibi bahsetmiş derdi :) Öyle de esprili, eleştiriye açık biri. Ama bu bir eleştiri değil tabii, zira kendisini çok kısa süredir takip etmeme rağmen pek seviyorum.
Ses kayıtlarını dinlerken bir an bile sıkılmadım. Tam benim kafamda diyordum güncel meselelere girdiğinde. Ya da hmm, demek bu konuda biraz daha yumuşak davranabilirim..

Haddim olmayarak biraz öyle olmak istiyorum ben. Öğretmenim neticede. Çocuklar derslerimde sıkılmasın, derslerimi iple çeksin ve gerçekten bir şeyler öğrensinler istiyorum.
İşte bu kitapta bu hitabet yeteneğinin ya da bilgilerin, yani başarının şans eseri olmadığını görüyorsunuz.
Neler okumuş, nerelerden alıntılar yapmış, o kadar ilgi çekici ki!
Dindar insanın olması gerektiği gibi olan örnek aldığım biri Fatma Bayram.
O yüzden bu kitabı okumak benim için önemliydi.
Instagram storylerde paylaştığımda da kitaba etkileşim yüksek oldu. Onlara dediğim gibi; tanımayanlar için değil de Fatma Bayram'ı az çok tanıyan kişiler için tavsiyemdir.

2 Eylül 2019 Pazartesi

Kirazlı Kek





Kek kraliçesinden yeni tarif.
Bir kek denediysem ve bu güzel olduysa kendime kek kraliçesi demeyi seviyorum ne var bunda 😄👑
Yoksa mütevazı kişiliğim düşesi tercih eder biliyorsunuz 😀 
Annem kek yapmamı istemişti. Ben de neli yapsam diye düşünürken 
(çünkü ben asla şade kek yapmam😄)
babam bir buçuk kilo kirazla çıka gelmesin mi?! Belli oldu dedim neli yapacağım. Normal bir kek hamuru hazırladım, tepsiye döktüm, üstüne de çekirdeklerini çıkarıp dörde böldüğüm kirazları ekledim. Bolca 😉 
Sonra 180 derece önceden ısıtılmış fırında  40 dk pişirdim sonra 160 derecede 10 dk daha fırında tuttum ve çıkardım. Ta ta! Mis gibi kokuyor şahane görünüyordu. 
Biz bayıldık. 
Tavsiye ederim. 

Kek yapmanın inceliklerini anlattığım ve en fazla hit alan kabarık kek yapmanın taktikleri isimli yazımı da kaçıranlar varsa diye linkini bırakayım, faydalananlar olacaktır!