17 Ağustos 2017 Perşembe

Türkiye Yıldızını Arasın

Senelerdir anlayamadığım üzerine düşündüğüm bir konuyu bugün artık sizlerle paylaşacağım. Çünkü belli ki bu konu beni uyutmamak için bu geceyi seçti. Saat gecenin ikisi ve ben, "neden?", diye soruyorum. Kendi kendime daha ne kadar konuşabilirim?  Bu hepimizin sorunu.

Habire şarkıcı bulma yarışmaları düzenleniyor, biri bitiyor öteki başlıyor.
Ancak hangisi şarkıcı oluyor?
Hangisini kabullenip dinliyoruz?
Gerci bu konulara eskisi gibi vakıf değilim, belki şimdi dinlediğim şarkılardan biri bu tip yarışmalardan çıkmış birine aittir ve haberim yoktur, olamaz mı? Gayet de mümkün.
Yalnız hangisi bir Beren Saat bir Engin Akyürek olabilir?

Yıllar önce Türkiye Yıldızını Arıyor diye bir program vardı. O programın kadın birincisi Beren Saat erkek birincisi Engin Akyürek. İkisi de o kadar başarılı oldular ki biz onların bu tip bir yetenek yarışmasından çıktıklarını bile unuttuk. Gerçi ben hiçbir işlerini izlemedim ikisinin de ama başarılı olduklarını söylemek için izlememe bile gerek yok, başarıları o derece 😄
Hatta şarkıcı olması beklenirken oyuncu olan birisi de var. Ki ona da nasıl güzel yakıştı oyunculuk, anlatamam.

Demek o ki şarkıcı bulma, bilmem ne arama programlarından bile oyuncu bulunuyorsa, neden oyuncu olmak isteyen genç yetenekleri arayan programlar yok?!
Şimdi..
Musadenizle yatacağım.
Lütfen bana hak verin.

15 Ağustos 2017 Salı

Kuşlar Yasına Gider

Ben daha önce hiç Hasan Ali Toptaş okumadım.
Kuşlar yasına gider isimli kitabı da o kadar çok gördüm ki sosyal medyada, başta merak ediyorken birden soğudum.
Bu kitapla tanışmamalıyım, dedim aslında. Kitap sitelerinde mütevazı yorumlardan sonra gene bu kitap tanışma kitabı olması gerektiğine karar verdim.

Beni oldukça düşündüren, üzen bir kitap oldu.
Bir aile hikayesi.
Ankara'da yaşayan bir oğulun Denizli'deki ailesiyle, babasıyla özellikle, ilgilenmesinin arkasında bir sürü de hikaye anlatılıyor.
Bu kitapta benim ilgimi çeken, annesi ve babası için elinden geleni yaparken kendisinin veya eşinin hiç şikayet etmemesi. Of pof etmemesi. Ama bak; hiç gerçekçi değil, hani nerede böyle söylenmeyen gelin mi var, demiyorsunuz. O kadar gerçek geliyor ki kadına dua edesiniz geliyor.
İster istemez dayılarım ve eşleri geliyor aklıma. 😒
Anlatabiliyor muyum?

Kitabı sevdim ama gene de bu kadar övülmesinden rahatsız oldum. Alakasız yorumlar okumuşum onu fark ettim bitirince.
Dürüstçe, yavaş akan bir kitap.
Öyle heyecanlı olaylı bir kitap değil. Bizden ve içten. Kullanılan kelimeler sizi de heveslendiriyor günlük hayatınıza yaymak istiyorsunuz. İnsan ilişkileri için örnek almak istiyorsunuz.

Arka kapakta yazan, 'Kadirşinas otlarının mırıltısını, of dememenin ilmini, eldeyken kıymetini bilmenin erdemini, ömürden giden günlerin sabrını okudukça zihnimiz, gönlümüz havalanıyor.' tanıtım yazısı ise kitabı okuduktan sonraki hissiyatınızın özeti şeklinde.

13 Ağustos 2017 Pazar

Everthing Everthing

Geçenlerde Everthing Everthing filminin vizyon öncesi özel gösterimine gittim.
Pena Yayınlarının davetlisi olarak 😎
Her Şey isimli Nicola Yoon kitabının film uyarlaması bu film.

Yazarın çok beğenilen ikinci kitabı Güneş de Bir Yıldızdır isimli kitabını da okuyup beğenmekle birlikte bu Her Şey benim için başka. O yüzden filmi çok merak ediyordum ama çok da ümitli değildim.
Bir de instagramda kısa tanıtım videolarına denk geliyordum dandik geliyordu. Kitabı okudum ya havam var tabii film versiyonunu sevmeyeceğim diye.

Özel gösterime de bu duygularla gittim tabii.
Şimdi size kitap - film karşılaştırması yapacağım.
Öncelikle film başlamadan evvel görüntü alamayacağımız konusunda uyarıldık ki bu gayet normal ama işin ilginci bir kişi yüzü seyircilere dönük tüm film boyunca cep telefonunu çıkaran oldu mu diye kontrol etti. Karanlıkta biz onun yüzünü göremiyoruz ama ekran bize yansıdığı için o bizimkini görebiliyor. Biri tarafından izlenilme düşüncesi ne kadar rahatsız edici değil mi? Hem o kişi için de çok sıkıcı bence. Ama demek ki gerekliydi.


Konusunu bilmeyenler için özet geçiyorum. Hastalığı nedeniyle evden çıkamayan bir kızımız var. dışarıdaki havayla teması bile ölümcül olabilir. Kıyafetleri falan radyasyonla temizleniyor. Annesi doktor ve annesi olmadığı zamanlarda özel hemşiresi onunla ilgileniyor. Kızın hayatı mahalleye yeni birilerinin taşınmasıyla değişiyor.. falan filan. Daha fazla anlatamam.


Öncelikle karakterler çok güzel olmuş. Maddy ve annesi siyahi, Olly -mahalleye yeni taşınan genç- beyaz amerikalı, Carla Latin güzeli bir hemşire. Kitaba uygun.
Ev.. ev mükemmel! Kitapta bu kadar güzel miydi? Muhteşem bir ev.
Tanışmaları, ilk görüşmeleri falan ufak farklılıklar var. Ancak çok şekerlerdi. Çok şekerlerdi!!!
Evet sevdim, yanlış anlamadınız.
Kitabı okumayanlar da benim kadar sever mi bilmiyorum, biraz yavaş gelebilir onlara. Sonuçta benim karakterlerle aramda bir bağ var.
Sadece.. hımm.. spoiler vermeden nasıl anlatabilirim bu kısmı.. anlatamam o yüzden uyarımı yapıyorum; dikkat spoiler!
~~
Olly ile Maddy'nin Hawaii'ye gittikten sonra filmin temposu bir anlık yükselse de sonra tekrar düşüyor. Oysa kitapta o kısımlar çok heyecanla ve endişeyle okunuyordu.
~~

Genel olarak temposu düşük bir film yani.
Ama gerçekten ben çok sevdim.
Tabii ki önce kitap, ille kitap.

10 Ağustos 2017 Perşembe

Winter | Ay Günlüğü Serisi 4

Geldik mi serinin son kitabına.
İlk kitap Cinder
ikinci kitap Scarlet
üçüncü kitap Cress
-Ara kitap Levana
dördüncü kitap Winter

Levana'yı da okudum ama okurken çok sıkıldım. Pek gerek yokmuş ona. Onun hikayesi keşke aralara serpiştirilseymiş de bu kitap olmasaymış.
Ona blog yazısı bile hazırlamadım bu yüzden.
Ben şey diye bekliyordum mesela, hani bu her kötünün kötü olma nedenini öğrenince biraz sempati de ona duyacağız ama yok yani. 
Sevimsiz geldi sevimsiz gidiyor Levana.

GeçelimWinter'a.

Winter benim en sevdiğim karakter oldu.
Hem deli, hem güzel, hem iyi.
Levana'nın üvey kızı. Yani aslında kraliyet kanı taşımıyor ama halk onu çok seviyor ve neticede prenses.
Scarlet önceki kitapta aylılar tarafından esir alınmıştı ya, Winter'ın evcil hayvanı oluyor. Kai topluluğa geri dönüp kaçırılmasıyla alakası olmadığını söylüyor ve Levana ile düğünü Ay'da yapalım diye teklif ediyor.
Bunun üzerine bu seferki maceralar ayda gerçekleşiyor.
Serinin en kalın kitabı. 800 sayfa. Buna rağmen 4 günde mi ne bitti. Çok zevkli, zekice hazırlanmış kurgusuyla tıkır tıkır ilerledi.

Serinin yine en sevdiğim kitabı da bu kitap oldu. Çok ara vererek okudum aslında seriyi bi istediğim tempoyu tutturamadım ama sonunda bitti.
Sanırım biraz daha gençken okusaydım bayılırdım. Gene çok sevdim de yani biraz gençlere yönelik bu da bir gerçek.
Masal uyarlamalarını çok seviyorum ve Marissa daha neler yazacak merak ediyorum doğrusu.
Diğer kitabını da Winter'ı alırken almıştım. 
Bakalım onu ne zaman okurum?
Aranızda seriyi okuyan/okumayı düşünen var mı?

7 Ağustos 2017 Pazartesi

Heo Joon Jae (Lee Min Ho) Şıklığı

The Legend of Blue Sea çıktığından beri izlemek istediğim bir diziydi.
Ancak yoğun çalışma programım - 😁 - dolayısıyla izlemeyi oldukça erteledim.
Gerçekten bu konuda bu kadar prensip ve irade sahibi olmak beni bile şaşırtıyor ya neyse o konulara girmeyelim.
Diziye olan ilgim dizideki erkek karakter değil kadın karakter kaynaklı.
Man from the stars'da kadına resmen hayranlık duymaya başladım.
Ancak çok sevdiğim, muhteşem fizikli Jun Ji-Hyun ve giydikleri değil, Lee Min Ho'nun giydiklerinden bahsetmek istiyorum.

Lee Min Ho'nun Personal Taste'de giydiği kısa pantolonları ne kadar yadırgamıştım hala aklımda.
Tabii ben o zaman kore cahili, bilmiyor ki bu dizilerde gördüğün kıyafetler yıllar sonra ülkemizde moda olacak.
Ama şimdi öyle mi? Lee Min Ho leopar tayt giyse normal karşılıyorum.
(en son City Hunter'da giymişti leopar tayt latife yapmıyorum yani)

Bize göre bazen şahane bazen abartı bazen de, OMG bunu bir erkek nasıl giyer, dedirten şeyler giyseler de, yakıştırıyorlar bence.



Pembe ve griyi biz kadınlar kombinlemeyi iyi biliriz aslında ama hiç erkekte görmüş müydünüz?
Veya böyle güzel taşınabileceğini, yakışabileceğini düşünür müydünüz? 😍😍😍


Bana bunlar yetmez, diyorsanız, sizleri City Hunter'daki Lee Min Ho stiline alalım 😉
Evet hanımlar, modacılar, stylistler.. Yorumları alalım?

4 Ağustos 2017 Cuma

The Crown

Dizinin ikinci sezonu yüklenmeden bu diziden de bahsedeyim.
Dönem dizilerini/filmlerini seviyorum, seviyorsun, seviyor.
İngiliz kraliyet ailesi işin içinde olunca daha da ilgi çekici oluyor.
Bu kez yakın tarihimizden, kral ya da prenslerden değil Kraliçeden bahsedeceğiz.
II. Elizabeth'ten!
Hala yaşıyor.
Aman maşallah diyeyim de ölür mölür kenafir gözlü Seyhan etti demesinler.
Laf aramızda kraliçe tam 91 yaşında!

Önemli uyarı.
Bu diziden sonra ciddi bir kraliçe sevdası sarıyor dört bir yanınızı.
Elizabeth'in babası kekeme Kralmış bu arada. Ben bunların hikayesini az çok, bölük pörçük biliyorum ama böyle dizilerle oturuyor yerine.
Kekeme Kral diye bilinen IV. George, abisi  Edward'ın tahtan sevgilisi uğruna çekilmesi üzerine gönülsüz bir şekilde kral olmuştu. (Bunun da güzel bir filmi var, link vereyim; Zoraki Kral )
Kralın iki kızı var ve işte Kraliçe Elizabeth kralın büyük kızı.
Krala değinmemin bir nedeni var. Ben bu sevdiği kadın uğruna tahttan vazgeçen Edward'ın hikayesini çok merak ediyorum. Dizide de çok kötü gösterilmiş. Yani eminim biri bize yansız bir şekilde bu hikayeyi anlatsa var ya bayılırız, vay be her şeyden vazgeçmiş falan deriz, ama ingilizler pek sevmiyor herhalde.

Dizi yorumuna tam olarak gelemiyorum ama şunu da demem lazım, kraliçenin kardeşi Prenses Margaret' a bayıldım. Bana benziyor 😂😂😂😂 Düşestim prenses oldum 😂
Esprili ve asi bir karakter. Tamam aslında bana benzemiyor ben disiplinli ve kuralcı biriyim benden olsa olsa kraliçe olur😂😂 Ay biri beni sustursun, alçak gönüllülük yapacakken ağzımdan kibirli sözler çıkıyor😂

Diziyi izlerken Prenses Margaret'ın hayatını da okudum. Ay o kadar üzüldüm ki. Bana bir de spoiler oldu tabii. 2002'de vefat ettiğini öğrenince de sanki yeni ölmüş gibi üzüldüm.

Tekrar Elizabeth'e dönersek, kraliçeyi Claire Foy canlandırıyor.
Kraliçe bir harika!
Kıyafetler muazzam. Sadece kıyafetler için bile izlenir cidden 😊 O kalabalığın içinde nasıl da yalnız, nasıl da güçlü durmaya çalışıyor. Etkileyici.
Bir de taç giyme sahnesi var. Mü-kem-mel!
Sonra bulabildiğim eski görüntüleri de izledim. cidden çok başarılı.
Kraliçenin kocasına uyuz oldum, hala ölmemiş ya. Kraliçenin kocasını oynayan adam da, adı neydi, Matt Smith, cuk oturmuş.

Kraliçe onu kırmamaya özen gösterse de, kocası çok kere onu zor durumda bırakıyor.
Bu arada, çocukları kraliyet ailesine uygun olarak Kraliçe'nin soyadını alıyor. Bu da güzel işleniyor dizide.

Ben bu diziyi izleyeli çok uzun zaman oldu he! Neredeyse size bölüm bölüm anlatacağım ama :)
Durdursanıza beni. Seyhan tamam izleyeceğiz desenize.
Neyse kolum ağrıdı.
Yazmayı bırakıyorum.
İkinci sezon gelse de izlesek.

2 Ağustos 2017 Çarşamba

Koca Yürekli Muhteşem Detay

İltifat edeceğim diye kasanlar online mı?
Yazım hiç hoşunuza gitmeyecek baştan söyleyeyim.

Biliyorum tek okuduğunuz şey sosyal medyada dönen alıntılar ama Allah aşkına biri bir yerde hoşunuza giden bir laf etti diye onu alıp suyunu çıkarana kadar kullanmayın.

Bir akrabam var ne zaman ve kimle bir şey paylaşsa, okumadan altındaki yazıyı biliyorum. Koca yürekli arkadaşım..

Koca yürekli babam
Koca yürekli amcam
Koca yürekli abim...
Hayırdır kalp sorununuz mu var?

Koca yürekli babam demişsin de hala annene köpek gibi davranmıyor muydu o adam?
Neyin peşindesin?!

Koca yürekli yakıştırması kimlere yapılır mesela buna da değineyim bir hizmetim daha olsun.
Mesela benim 10 yaşındaki bir öğrencim bu yıl saçlarını lösemili çocuklar yararına bağışladı.
😍😍😍😍
Upuzun, güpgüzel, çok sevdiği saçları vardı ve tam 30 cm kestirip kendi kadar şanslı olamayan çocuklara bağışladı.
Bu kızım koca yürekli değil de ne?!

Bir diğer deli olduğum söylem de, olur olmaz her şeye, hatta herkese kullanılan sen muhteşem bir detaysın, iltifatı(!)
Bunun nesi iltifat?
Detay arkadaşlar, bir gömleğin manşeti olabilir. Trençkotunuzun astarı veya!
Aldığınız elbisenin iç dikişlerinin temiz olması ya da pantolonunuzun spor dikişlerinin muntazam olması.
Anlatabiliyor muyum?
Ayakkabı bağcığının zıt bir renk olması, koldaki ben, yüzdeki çil.. tamam.
Durup dururken bir insana detay demek bilemiyorum hangi aklın işi?

Bu gerçekten caps hesaplarının dilimize yerleştirdiği ve bize yaptığı en büyük kötülük.
Espriyse evet ama gerçekten çok orijinal bir şey söylediğini sanarak bunu kullanmak... bilemiyorum yazık ya..

Konuşuyoruz ama nece konuşuyoruz?..
(Muhteşem bir detay(!) olan sevgili amcam Micheal Cinco'dan bir görsel kullandım, çünkü o bir detay prensi💖)
Çok önemli bir not:
Bu yazıyı çok uzun zamandır hazırlamıştım ancak ne zaman paylaşacak olsam birilerinin bu iki yakıştırmadan birini yaptığını görüyorum ve onlar üstlerine alınmasın diye yayınlamaktan vazgeçiyorum. Ancak yeter ya gerçekten. Kim alınıyorsa alınsın.