26 Ağustos 2016 Cuma

Kırık Kalpler Reçetesi

En yoğun zamanlarımda bile bloga yazı girmeyi beceren ben, şimdi neden bu kadar saldım size söyleyeyim hemen.
Çünkü evde durmuyorum :)
Ama haftada bir kitap yorumu girmem lazım, yoksa çok birikiyor. Birikince de peşpeşe kitap yorumu girmek durumunda kalıyorum o zamanda dolandırıcı gibi gözüküyorum sanki onları peş peşe okumuşum, her gün bir kitap okumuşum gibi.
O zaman haftanın kitap yorumunu yazmaya başlayalım.

Kırık Kalpler Reçetesi bana Novella yayınlarından çok şık bir sunumla hediye geldi. Kitabı sınava odaklandığım için hemen okuyamayacağım diye arka kapak yazısını okudum.
Keşke okumasaydım aslında. Neden böyle dediğime değinmeden önce konusunu kısacık özetliyeyim.

Dante becerikli bir aşçıdır ve kendi yerini açmak istemektir. Abby'ye deliler gibi aşıktır ve evlenme teklif etmek üzeredir. Dante, Abby ile ilk buluştukları yerde romantik bir evlilik teklifi ederken Abby tarafından terk edilir.
Buradan gerisini, Abby ile nasıl tanıştıklarını Dante ile Abby'nin nasıl da uyumlu bir çift olduklarını geriye dönerek okuyoruz. Bu noktada arka kapak yazısını okuduğum için kızdım çünkü bu bitmiş bir hikayeydi ve belli ki Abby ile Dante beraber olmayacaklardı. Öyleyse neden onların hikayesini dinliyordum ki.
Ama şimdi düşünüyorum da ben olayları tahmin etmişim yoksa arka kapağın spoiler verdiği yok :)

Günümüz dünyasında da Dante kendine ait bir yer açmakla cebelleşmekte Abby'nin arkasından kahr olmakla meşguldur ve gittikçe de zayıflamaktadır.

Romanın bir de fantastik boyutu var ama oda sürpriz olsun.
Kısıtlı vaktime rağmen dayanamayıp başladım ancak azar azar okuyabiliyordum. Fakat bir gün sabah namazından sonra uyku tutmayınca kitabın kalan 200'den fazla sayfasını okumak suretiyle bitirdim.
Yani kitap akıcı. Kitap yazlık. Kitap ayrılık barındırsa da eğlenceli.
Dahası, yemekle aranız iyiyse, yemek yapmayı, yemeyi seviyorsanız, siz de yemeklerin iyileştirici gücü olduğuna inanıyorsanız, mutfak hikayelerini seviyorsanız, kitap tam size göre.

21 Ağustos 2016 Pazar

Annemin 'Seviyor Sevmiyor' Yorumu

Annemle dizi izlemek çok keyifli.
Hep onla beraber izleyeceğimiz bir dizimiz olsun istiyordum ama ben dizi izlemiyordum. O da zaten sağolsun çok zevksiz bu konuda.
Bir ara Ertuğrul'u izliyordu, heh dedim tamam onu ben de izleyebilirim, ama onu da izlemeyi bıraktı.
Anne senin dizin var bugün, demiştim, belli ki unuttu başka bir şey izliyor diye, Çok kavga ediyorlar ya izlemek istemiyorum, diye cevap vermişti.

Bir gün baktım Seviyor Sevmiyor izliyor, heh tamam bunu beraber izleyebiliriz, dedim. Şimdiye kadar yarım yamalak izledik ama bu bizim dizimiz diyoruz.

Konusu bilmeyenler için ufacık bir özet geçeyim.
Kore dizilerinden uyarlama.
Bir ilk aşk hikayesi: Tombul bir çocukken ona tek ilgi gösteren güzel, başarılı ve iyi kalpli Deniz'e aşık Yiğit'in, ailesinin Amerika'ya taşınmasıyla Denizle alakaları kesilmiştir, yıllar sonra İstanbul'a döndüğünde Deniz'le görüşmek ister. Deniz de buluşma yerine gittiğinde Yiğit'in çok yakışıklı bir bey olduğunu görür ancak kendi çirkinleşmiştir, dahası Yiğit onu tanımak şöyle dursun bir de hakaret eder. Bunun üzerine Deniz Yiğit'e Deniz olduğunu söyleyemez, onun yerine güzel alımlı arkadaşını kendi yerine yollar.
Herkesin bildiği bir hikayeyi anlatıyormuş gibi hissediyorum. Ve bu his çok kötü bir his. Lütfen okuyup da konudan haberi olmayanlar yorum yapsın; iyi ki anlattın, desin :))
Aynı zamanda Yiğit gerçek Deniz'in patronu olacak ve ona kötü davranmaya devam edecek.

Gelelim annemin yorumuna.
Geçen bölüm gene Yiğit Denize kötü davranınca annem dayanamayıp dedi ki:
- Manyak, söylesene 'ben senin arkadaşım' diye.
O kadar güldüm ki dizinin geri kalanından bir şey anlamadım, çok tatlı değil mi? :)

Benim yorumum da gelsin
Sahte Deniz'in gerçek Deniz'in arkasından iş çevirmesine dayanamıyorum her ne kadar vicdanı sızlasa da.
O senin en iyi arkadaşın, deyip omuzlarından silkelemek istiyorum.
Aslında annemden bir farkım yok :)
Ama o da, kızı aptal yerine koymaktan vazgeçsin!

Tabii ki benim favorimin Tuna olduğunu söylememe gerek yok.
Kore dizilerinde ikinci adam harikalığı diye bir şey var, ben ne yapayım?

20 Ağustos 2016 Cumartesi

Jane Austen Kitap Kulübü

Bir film izlemiştim. (film linki için tıklayınız)
Ah, dedim, ne kadar hoş. 
Meğer kitabı varmış.
Tekrar ah, dedim. Ne kadar güzel olurdu kitabını okumak..
Sonra kuzenim bana kitabını aldı ♥♥♥
Hediye gelen kitaplardan kendi aldığım kitapları okuyamıyorum, o kadar şanslıyım ki.. 


Kitabı olduğunu bilseydim önce kesinlikle kitabını okur sonra izlerdim. Ama bu kitabı okuduktan sonra filmini izlemek ister miydim bilmiyorum.
Benim için nasıl bir hayal kırıklığı olduğunu bilemezsiniz.
Filmi sevdiğimden beklentim yüksekti tabi..

Konusu şöyle bir grup hanım Jane Austen kitaplarını okuyup bunun üzerine konuşabilecekleri bir kitap kulübü kuruyorlar bu grubun bir de erkek üyesi var.
Hiçbir şekilde filmin verdiği hissi bana vermeyen bir romandı çok şaşırdım ya, filmi daha önce izlediğim için mi böyle hissettim bilmiyorum ama eğer önce kitabı okusaydım, Jocelyn bana kesinlikle güzel gelmezdi. Açıkçası Gregg de çekici gelmezdi.
Filmi izlerken oluşmasını beklediğiniz romantizmi asla beklemezdim anlamazdım.
Kitapta çok sevdiğim birkaç kısım dışında cidden buhran yaşadım.
Bir de anlatıcısı kimdi bu kitabın?
Gruptan biri gibi anlatıyordu ama grubun içindeki biri değildi.

İyi ki varsınız sevgili okur..
Yoksa kime dert yanardım acaba ^^

17 Ağustos 2016 Çarşamba

Kadınlar Her Daim Fikir Değiştirebilir

Bilgisayarda ekran görüntüsü dosyam oldukça kalabalık.
Özellikle diziler konusunda, iyi ki almışım, diyorum, ekran görüntüsü aldığım repliklere.
Hep diyorum ya beni çeken ufak bir alıntı yetiyor.. bir ima, bir mimik hatta.
Ara ara aslında bilinçsizce.. Bilinçsizce derken bir şey ararken bakıyorum ki tüm görüntülere göz atıyor, okuyor, gülüyor, hüzünleniyorum.
Bu dosyayla anılarıma doğru yola çıkıyorum aslında.

Neyse ya paylaşacağım şeyle o kadar alakasız oldu ki, bu giriş :)
Olsun siz beni böyle seviyorsunuz değil mi?
Hem siz anladınız; gene dosyanın içinde fotoğraflarla anılarımı tazeledim, içlerinden birini de sizin için seçtim ^^

Downton Abbey biteli çok oldu, spoiler verdim diye çok kızanlar da :)) N' yapayım izleseydiniz :P
Ne diyordum heh Downton Abbey bitti ama bu benim paylaşımlarımın da bittiği anlamına gelmez (gözlüklü cool smiley)

Ne yapayım yani, bu paylaşımları sadece kendime saklayayım da siz de unutun gidin öyle mi?
Yoo dostum hiç sanmıyorum.

Yakında güzel dizi önerileriyle geri geleceğim, yakında.

15 Ağustos 2016 Pazartesi

#KardeşŞart... Mı Acaba?!

Bu çok bilmiş internet annelerine biraz takığım açıkçası.
Asla eleştiri kabul etmeyen, her şeyin en iyisini bilen ve geride kalanlara kendi yaptığının en doğru olduğunu kabul ettirmeye çalışanlara tabii..

2. çocuğu yokken etrafın "ikinciyi düşünüyor musun?", sorularına bile tahammül edemeyen anneler, ikinciyi doğurdu mu yapıştırıyor etiketi #kardeşşart!
Hatta ne doğurması, hamilelikte başlıyor bu.
Ya bir dur, çocuk dünyaya gelsin, bir gözlemle cidden şart mı; nasıl kardeşiyle arası, doğru zaman mı, sen ikisiyle de başa çıkabiliyor musun, mutlu musun?
Yok daha bebek cenin, ama o etiket orada #kardeşşart
Neden? Çünkü bizimki doğurdu.
Herkes de onunla doğurmalı!

Ay tek çocuk mu? Bencil olur ayol #kardeşşart

Bu sosyal medya anneleri muhtemelen bu yaptıklarının farkında değiller. Ya da komşu teyzeden daha bilinçli(?) oldukları için kendinde bu hakkı görüyorlar.
E tabii canım, o size, arayı açma bak ikinci için, derken sizin kadar samimi olabilir mi?
Hiç #kardeşşart etiketinin sıcaklığını verir mi komşu teyze nasihati?

Sert çıkmayayım bak bir de empati kurayım, bunu yaptığı halde okuyan anneler bile bana hak versin.
Ben şimdi bekarım ya, nişanlanır nişanlanmaz birden #1kocaşart desem, facebook'ta yeni gelin sayfalarına üye olsam #sinekkadarkocamolsunbaşımda bulunsun desem...

Nasıl çirkin, nasıl irite edici, değil mi?
-Ben kendimi öyle hayal edince koptum gerçi ama neyse :))-

Heh işte dışarıdan baktığınızda anlayacaksınız bu #kardeşşart dayatmasının da çirkin durduğunu.

Belki o anne bir çocuğuyla mutlu, belki maddi durumunu düşünüp yapmıyor, belki ikincisi olmuyor, belki geleceğinden korkuyor, belki ilkinde zorlandı ve ikinciyi hiç düşünmüyor..
Yani demek istiyorum ki belki isteyerek belki de istemeyerek evlat sahibi olmuyor, olamıyor.
Kime ne?
Kesinlikle bize ne?!

Hasılı, Allah evlatlarınıza; sıhhatli, başarılı, huzurlu uzun bir ömür versin.
Dua edin, şükredin. Gösteriş yapmayın. Sosyal medya baskısı kurmayin.

13 Ağustos 2016 Cumartesi

Kitap Hediyesi Ve Video: Baharın Peşinde

Instagram takip ediyor musunuz beni bilmiyorum ama instagram hesabımda sıkça kitap çekilişleri düzenleyip kitap hediye ediyorum.
Üstelik bu kez benim de okuyup çok memnun kaldığım, hatta şurada yazısını sizlerle paylaştığım bir kitabı hediye ediyorum.
Baharın Peşinde.

Bir hafta kalmış çekilişin bitmesine.
Kitabın konusunu merak ediyorsanız videomu izleyebilirsiniz.



Bu videoyu izleyip de çekilişe katılmayan olmaz sanıyorum :)
Hadi hepimize kolay gelsin ;)

11 Ağustos 2016 Perşembe

Zümrüt Şelaleleri

Bu sefer bir değişiklik olsun kitap yazısı yerine kitap videosu yükleyeyim dedim.
Biliyorsunuz önce kitap yazsını girer, sonra Youtube kanalıma kitap yorumu girersem bir de onu paylaşırdım.
Ama vakitsizlikten, nice zaman önce çektiğim kitap videosunu bile editleyemiyorum.
Hem düzenleme hem yazı girmektense düzenlenen videoyu yüklerim buraya olur biter dedim.



Olmuş mu?
Böyle yapayım mı hep?
İtiraf ediyorum yazmak çok ama çok daha kolay benim için.
Sayfalarca yazabilir, saatlerce kekeleyebilirim :/
Videoyu izlemeyenler anlamaz tabii.
Kaçtım ben, yorum bırakın ;)