20 Mart 2019 Çarşamba

Mücella

Mücella hakkında yazmamış mıyım ben?
Yaşasın!!
2018 okumalarından bir kitap ama ancak yorumu girildi.
Nedeni belli.
Hani nereden belli diyenler için video aşağıda.
Kitap yorumu bekleyenler için de gene adres video.



Kanalıma abone olmaya videoyu beğenmeye üşenmeyin, incileriniz dökülmez.

10 Mart 2019 Pazar

Liseden Arkadaşlar

Mahalleden Arkadaşlar isimli kitabı okuduğumdan beri aklımda olan bu kitabı en son yapmış olduğum kitap alışverişinde nihayet aldım.
Videoyu izlediyseniz bilirsiniz ilk bu kitabı okuyacağımı söylemiştim.
Şu videoyu da izlediyseniz ilk onu okuduğumu bilirsiniz.
Ama nasıl okumak. Kahkalarla.


Kitabımız Mahalladen Arkadaşlar kitabındaki karakterlerin lise dönemini anlatıyor. Mutlaka öncesinde Mahalleden Arkadaşları okuyun arkadaşlar atlamayın!
Çok esprili, belki bazen abartılı ama çok eğlenceli bir kitap. Selçuk Aydemir'in kalemine sağlık ♥ Devam etsin yazmaya.
Fakülteden arkadaşlar beklerken ben Sektörden Arkadaşlar çıktı bile. Keşke üniversite kısmını atlamasaydı da daha fazla okuyacak Selçuk Aydemir kitabımız olsaydı.

Bu arada sizlerin de kitap alışverişlerinizde görüyorum ve çok  mutlu oluyorum.

9 Mart 2019 Cumartesi

Wonder

İzlemeyi uzun zaman ertelediğim bir filmi öneriyorum size.
Neden erteliyordum?
Üzülürüm, dayanamam, kıyamam diye..
Kitabını da aynı gerekçelerle okumamıştım.
Öyle çok acıklı değil ama içiniz parçalanıyor. Bir şey yapmak istiyorsunuz. Ve aslında ders çıkararak bir şeyler yapmış olabilirsiniz.
İzledikten sonra okul grubuna afişini attım ve "hocalarım lütfen izleyin", dedim.
Ebeveynler, öğretmenler, idareciler mutlaka izlemeli. Diğerleri de tabii.


Yüzünde deformasyonla doğan çocuğun evde eğitim görmesinin ardından okula başlamasıyla yaşadığı sıkıntıları ve onun sosyalleşmesini anlatan bu filmde birçok duyguyu onla beraber yaşıyorsunuz.
Gözlerim dolu dolu izledim, burnumun direği sızladı.
Bazı kişiler anne baba olmasa keşke ve bazıları da iyi ki anne baba oluyor dedirtti.
Çok beğendim ben filmi.
İzleyin mutlaka. Mutlaka.

4 Mart 2019 Pazartesi

Şubat Ayında Okuduklarım

Şubat ayında okuduklarıma toplu bir göz atıyoruz.
Umarım hepsini tek tek blogda yazmaya da fırsatım olur.

Bakalım neler okumuşum?



Siz neler okudunuz? Okuduklarım arasında okuduklarınız  var mı?

28 Şubat 2019 Perşembe

Bohemian Rhapsody

Bu film için iki kere sinemaya gittim ama izleyemeden döndüm.
İlk gittiğimde artık haftalardır gösterimde olduğundan küçük bir salona almışlardı filmi ve sadece ön sıralarda boş yer vardı. İki saat sonunda benim zaten gözlerim şişmiş oluyor asla ön koltuklarda film izleyemem.
Sonraki gittiğimde de seanslar değişmişti çok geç saatte vardı girememiştim filme.
Geçen bu filmi izlediğimde ise, sinemada izlemek varmış, diye söylendim.
Sevdiğimiz şarkılar işin içinde olduğundan konser tadında olurdu mutlaka (ki evde rahat yatağınıza kurulmuş izlemek de oldukça keyifliydi.)


İngiltere'de yaşayan Pakistanlı Farrokh Bulsara'nın Queen Grubunun solisti Freddie Mercury oluşunu anlatan, o muhteşem şarkıların çıkış hikayeleriyle müzik ziyafeti de veren bir filmden bahsediyorum.
Freddie Mercury rolüyle genç aktör Rami Malek'in Oscarı da kazandığını ekleyelim.
Diğer adayları izlemedim ama gerçekten bizimki çok iyiydi! Çok!

Oyunculuklar, senaryo, o, bu, şu bir yana, filmin beni etkileyen yanı şu oldu. Her ne kadar sonra aksini iddia eden yazılar okusam da filmde anlatıldığına göre Freddie'nin ekstra 4 kesici dişi var ve bu ona sesinin farklı olmasını sağlıyor. Daha güçlü mü birçok perdeden(?) söyleyebilmesini mi ne.
Görünüş olarak ise pek estetik değil. Ona rağmen o kadar kendinden emin, o kadar özgüveni yüksek ki, insanı acayip etkiliyor. Ünlü olduktan sonra da dişlerini yaptırmıyor, bu konu hakkında soru soran muhabiri de rezil ediyor.
(daha sonra okuduklarım ise, aslında oldukça utangaç olduğu, röportaj vermekten kaçındığı, dişlerinin görünüşünü hiç beğenmediği halde sesini etkiler korkusuyla yaptırmadığı)
Sahnedeki o kendinden emin halleri, kıyafet seçimleri ve dişleri..
Ne nedenle olursa olsun o dişleri yaptırmayışı, günümüzde yirmili yaşlarını süren ancak deli gibi estetikli fenomenleri düşündürdü.
Fenomenler! İnsanlar onları seviyor, neredeyse hiçbir şey yapmadan yığınla para kazanıyorlar ancak ne kadar güvensizler anlayabiliyor musunuz siz de? Hiçbir şeyleri yok elbette görüntüleri harika olmalı. Elbette kusursuz olmalılar. Çünkü bir yetenek satın alamazlar ama dış görünüşlerini modaya uygun şekillendirebilirler.

Filmeden kopmayalım ve bağlayalım.
Ve tabii her şaşalı hayatın arkasında acılarla dolu bir arka plan da düşündüren anlar vardı filmde.
Bir filmden çok daha fazlasıydı benim için.
Gençler izlesin ve ders alsın isterim.

24 Şubat 2019 Pazar

Bingöl

Gecikti biliyorum. Aman hangi yazım gecikmiyor ki?
Merhaba herkese!
Ben Seyhan, bloğuma hoş geldiniz!
Bingöllüyüm ve bu sömestr tatilinde ilk kez Bingöl'e gittim. Hayatımda görmediğim kadar kar gördüm ve çok eğlendim.


Bu yazımda anlattığım gibi daha evvelinden Bingöl'e gitme gibi bir hayalim/merakım yoktu.
Bazı yerlere bağlanıyorum ben gidince, Bingöl'de de bu olur diye korktum açıkçası :) Ve oldu! Şimdi her yıl bir hafta da olsa görebilirim inşallah diyorum. Planlar yapıyorum. Herkesi aşka getiriyorum "seni de götüreceğim dedemin evi bir bitsin" diyorum.

Ama insanın köklerinin bağlı olduğu yere gidip görmesi ne kadar mühimmiş meğer!
Aranızda hiç (orada doğmasa da) annesinin babasının memleketine gitmeyen var mı?
Yoktur sanıyorum, ama ben gene de sorayım.


Peki Bingöl'de ne var?
Hadi bize anlat diyorsunuz değil mi?
Dürüst olacağım. Bingöl'de bir şey yok aslında. Gerçekten. Bunu söylemek bana acı veriyor. Tarihi bir yeri yok, etnik bir özelliği yok, özel bir yemeği yok.. varsa düzeltin arkadaşlar, pazarlama yok Bingöl'de.
Turistik bir yer olmadığı için magnet yok mesela. Halbuki ben isterdim ya bir magnetini bir kartpostalını alayım..

Ee peki neyini sevdin, diye mi soruyorsunuz şimdi?
İnsanlarını çok sevdim bir kere. Yardımsever. Gözü tok.
Köy kahvesinde oturup çay içtik çay parasını almadılar. Bakkaldan su aldık parasını almadılar. Siz misafirsiniz dediler. Tandır ekmeği yapan güzel abla sadece ekmeğini değil tereyağ ve peynirini de bizimle paylaştı, gelin bende kalın, dedi.

Daha önce hiç köye gitmedim tam olarak nasıl olur bilmiyorum ama gittiğim köyler çok güzeldi.
Hele ilçeler gayet gelişmiş.
Bingöl deyince kafamda beliren bir köymüş aslında, ama küçük de olsa şehir merkezi gayet işlek ve kalabalık. Cami cemaati muazzam mesela.
Bingöl üniversitesinin oralarda kaldık biz, oralarda kafeler, yemek yerleri dolu, gelişmekte olan bir yer, daha da güzel olacak belli.

Fark ettiğim şeylerden biri de Bingöllülerin gözlerinin güzel olması. Aslında benim dikkatimi çekmişti; ailemin, akrabalarımın gözlerinin güzel olması. Ancak genetik bir miras da olabilirdi tüm şehre mal etmek abartılı gelebilirdi ama değilmiş ya. Hemşehrilerim hep güzel yüzlü, güzel gözlüydü ♥ sadece son gün bindiğimiz huysuz taksiciyi saymıyorum ki o zaten aslen Elazığ Paluluymuş :)))

İşte böyle ahali.
Bingöllüyüm ben. Duymadım bilmiyordum diyen çok oldu.
Nereden bileceksiniz, bilmeyen arkadaşlarım bile varmış, konu açılmayınca Bingöllüyüm diye dolanacak halim yokmuş demek :)
Çok eğlenceli yorumlar geldi bir de, mesela biri "ben sizi Karadenizli sanıyordum Bingöl deyince bir an düşündüm Bingöl Karadeniz'de miydi diye"
Sonra bir arkadaşım "aynı oranın insanına benzemişsin" diye mesaj attı bir fotoğrafıma. Zaten oranın insanıyım diye cevap verdim ve koptum.
Ama artık duymayan kalmadı herhalde.
Bundan böyle daha fazla Bingöllüyüm sanırım.
Bingöl'e gitmeme vesile olan arkadaşlarıma orada günlerimi güzelleştiren yeni tanıştığım insanlara karşı aşırı sevgi ve minnet doluyum ♥

Not: daha güzel fotoğraflar bekliyorum sahibinden, idare edin şimdilik borcum olsun.

20 Şubat 2019 Çarşamba

Algernon'a Çiçekler

Bu kitabı Youtube videolarımdan birinin altına yazılan yorum sayesinde aldım ve okudum.
Yorum sahibi okuduğum kitabınları niteliksiz bulmuştu kısaca. Ama önerileri güzeldi ben de bilindik önerilerinden ziyade bilmediğim bu kitabı hespiburada alışverişimde kargoyu bedava getirmek için aldım :)
Hepsiburadayı seviyorum :)

Kitap da korktuğum gibi değil de sevdiğim tarzda çıkınca çok memnun oldum.
Korktuğum gibi derken?
Okuduğum kitaplara kitap mı buedebiyat mı bu dendiği için edebiyat nasıl bir şeymiş diye korkmuştum işte.
Açıkçası tam da okuduklarım ayarındaydı bana göre.


Konusuna gelelim konusuna.
Zeka geriliği olan, mutlu ama öğrenmeye aç karakterimiz Charlie bir deney için gönüllü olur. O da akıllı olmak istemektedir ve bu uğurda beyin ameliyatı geçirir.
Tüm kitabı Charlie'nin durum raporları ve günlüklerinden takip ediyoruz.
Başlardaki yanlış kelimeler, düşük cümleler tabii sıfır imla ile tuttuğu raporların yerini özenle yazılmış günlüklere bırakmasını takip ediyoruz.
Algernon ise Charlie'den evvel bu ameliyatı başarıyla geçirmiş bir fare.

Bu kadar işte. Çok güzeldi bence, tavsiye ederim.