28 Eylül 2016 Çarşamba

Antika Adam

Bu benim okuduğum ikinci Bengüsu Özcan kitabı.
Zaten genç yazarın da ikinci kitabı.
Yazar aslında peşpeşe kitap çıkarıyor değil. İlk kitabı Maskeli Kedi'yi geç okumam, ikinci kitabını ise hemen okumam dolayısıyla sizlerde iki üç ayda bir kitabı mı çıkıyor hissi uyandırmasın.

İlk kitap Maskeli Kedi için yorumuma bakmayı unutmayın.
Bir unutmamanız gereken bir düğer husus da instagram hesabımda (the_syhn) bu kitabı hediye ettiğim gerçeğidir.
Kitabı severek okuduğumu belirterek çekilişe katılmanız konusunda sizi teşvik edeyim.
Yine çok hoş bir konusu var bu kitabın. 
Üzerinde bir zamanda yolculuk edemeyiş hikayesi yazıyor ve bu da benim beklentimi zamanda yolculuk çabaları üzerine çekiyor.
Ancak tam olarak öyle değil.
Koray Genç yaşta amansız hastalığa yakalanıp artık ölmeyi bekliyorken bir sabah sağlıklı, dinç bir şekilde uyanır. Artık hasta değildir. Ancak bilmediği bir yerdedir ve tarihler 2079'u göstermektedir.
Koray'ın geleceği anlamasını ve uyum sağlamasını okuyacağımız bu romanda çok uç gelecek tasvirleri yok. 
Zaten öyle çok uzun bir yıl farkı da yok, şunun şurasında 2079'a ne kaldı? Gerçi teknolojinin gelişme hızı da günden güne artıyor.
Benim dikkatimi asıl insanlardaki değişim dikkatimi çekti. Yazar güzel bir yere dikkat çekmiş ve öyle olması kuvvetle muhtemel bir durum. Nasıl olması mı? O kitapta yazılı ;)

Yazarın ilk kitabına kıyasla çok daha iyi bir kitapla karşılaştım. Anlatımı güzel ve eğlenceli. Çok genç bir yazar ve gelişimini görmek harika.
Okuduğum genç Türk yazarlarda sıklıkla gördüğüm diyalog üzerinden hikayeyi götürmemesi benim için artı puan ♥
Bakalım bir sonraki kitabında bizi nerelere götürecek kimlerle tanıştıracak?

27 Eylül 2016 Salı

Acun Ilıcalı'nın Kızının Düğünü

Belki, "Acun Ilıcalı'nın o kadar büyük kızı mı vardı?", diyeceksiniz ama ilk evliliğinden olan 25 yaşındaki Banu Ilıcalı, geçtiğimiz günlerde dünya evine girdi.

Makyajı güzel gelinliği sadeydi.




Gelinliğe dair fazla bir fotoğraf bulamadım ama zaten asıl olay, Acun Ilıcalı'nın eski eşi ve iki kızının anneleri olan Zeynep ve olaylı birlikteliği Şeyma da düğünde olmasıydı.
Bu düğün ilk defa aynı ortamda bulunmaları açısından da önem taşıyor.
:)))
Ay bi' gülesim geldi, sanki tarih dersi veriyorum. "Not alın evlatlarım sınavda sorarım bu düğünün önemi ve sonuçları."
Hahayyy:))

Konumuza hemen ve hızlıca dönüyorum, Zeynep'in kıyafetini ne kadar zarif bulduysam Şeyma'nınkini de o kadar ucuz buldum. Ucuz derken ne demek istediğimi anladığınızı umarım. Yoksa kıyafetine çok çok para harcadığın eminim. (Yazar burada gözlerini devirdi)


Düğünün ünlü akınına uğraması bizi şaşırtmaz herhalde, Acun dünür oldu neticede.
Hadise ve Murat Boz'uberaber görmek hoşuma gitti ne yalan söyliyeyim ama tabii, favorim, Musti idi. ♥
Düğünün Swissotel The Bosphorus'da gerçekleştiğini de belirtelim ve yazayı burada noktalayalım.

Konuyla ilgilenin ya da ilgilenmeyin, okuduğunuz için teşekkür ederim ^^

26 Eylül 2016 Pazartesi

Emmy 2016'dan Aklımda Kalanlar

Ödül törenleri, kutlamalar, kırmızı halılar..
Geçti bizden mirim. 
Ben ilk olarak yaşlandığımı Oscar ödül törenin tarihini takip edemediğimde anlamıştım. :)
Gerçek bilgidir bu.

Önceden olsa mesela Emmy'de kim kazandı, ne giydi takip eder ilgili olduklarımı da bilirdim. Beğendiklerimi de sizinle paylaşırdım.

Şimdi sadece Dowtown Abbey'nin Kontes'i Maggie Smith ile ilgili haberi paylaşacağım, çünkü benim gibi sizin de favorinizdi.

Jimmy Kimmel, bu yılki Emmy'de yeni bir kural atmış ortaya. Kim ödül aldığı halde törene katılmadıysa, ona ödülü verilmesin, demiş.
Maggie Smith ise üç kere Emmy kazanmasına rağmen hiç törene katılmamış.
Maggie Smith bu yıl Downton Abbey'deki rolüyle tekrar Emmy kazandı.
Kazananın açıklanmasından sonra Jimmy Kimmel çıkıp ödülün Maggie'ye gönderilmeyeceğini, eğer Maggie ödülü istiyorsa gelip kayıp eşya bürosundan alabileceğini söyledi.

Maggie de durur mu yapıştırmış cevabı :P


81 yaşındaki nükteli oyuncu Emmy ödülü için hayret ve memnuniyet duyduğunu, eğer Jimmy Kimmel onu kayıt eşya bürosuna yönlendirirse, ilk fırsatta ödülü almaya gelmeye çalışacağını tweet atmış.

Çok tatlı değil mi?
Love,
Old Syhn...

23 Eylül 2016 Cuma

Ölüm Adası

Ölüm Adası uzun süredir okuduğum hikayeyi karakterin ağzından anlatan kitaplardan sonra bana ilaç gibi geldi açıkçası.
Artık böyle kitaplar yazmıyorlar mı yoksa, diye endişe eder olmuştum :)
Olayları karakterin değil de yazarın ağzından dinlediğimiz Ölüm Adası kitabının konusu da oldukça orijinal.

Henüz reşit olmamaış ancak suç işlemiş çocukların gönderildiği bir ada burası. Burada 18 yaşını doldurana kadar geliştiklerini, değiştiklerini, uyum sağladıklarını dolayısıyla bir daha suç işlemeyeceklerini kanıtladıktan sonra sabıka kayıtları silinip özgürlüklerine kavuşabilir, ya da çıkıp bir yetişkin gibi cezalarına hapishanede ortamında devam edebilirler.
Her ne kadar suçluların yapmaları gereken basit gözükse de, işler söylenenden biraz daha karışıktır.
Belki de bu adadan çıkış yoktur.

Soluksuz okudum diyebilirim. Acayip sinirlendim hatta.
Çok genel hatlarıyla bahsettim kitabın konusundan ki, muhakkak okuyacaklarınız vardır bu kitabı tadı kaçmasın, benim gibi okudukça keşfedin, keşfettikçe haksızlık karşısında biraz çıldırın istedim :)

Yazar John Dixon, neden bahsettiğini bilen biri. Eski bir boksör, hapishane eğitmeni ve ortaokul öğretmeni. Bu yazarın ilk kitabı.
Harika bir ilk kitap bence..
Sadece biraz daha kısa olsaydı, diye düşünmedim değil. 462 sayfa çok değil aslında ama olaylar olaylar.. Bir an toparlanmayacak sandım :)

Intelligence dizisi bu kitaptan esinlenilmiş ayrıca. Bizim sitelerde bulursa izlemeyi düşünüyorum. Hatta hemen başlayayım :)

22 Eylül 2016 Perşembe

The Nanny Diaries

Ben dadılı şefli filmleri çok severim.
Hiç söylemiş miydim?
Bu film de eski olmasına rağmen bir türlü izlememiştim.
Eski dediysem 2007 yapımı. Eh yani her şeyi gününde tüketen bir toplum için oldukça eski sayılır.
Belki de bu yüzden alt yazılı bulmanız biraz zor olacak.

Üniversiteden mezun olduktan sonra kendi alanında iş bulamayan Annie, zengin bir ailenin oğluna dadılık yapmaya başlar.
Çocuk oldukça şımarık, anne oldukça kibirli, baba oldukça ilgisiz.
Annie çok uzak olduğu bir dünyaya giriş yapmıştır uyum sağlama sırasında bizi oldukça keyifli anlar beklemektedir.
Filmde Scarlett Johansson'a Chris Evans eşlik ettiğini bilgisini de verelim.

Keyifli insanı yormayan güldüren bir film.

21 Eylül 2016 Çarşamba

Kubbe Çikolata - Kısıklı

Çevremizi kalkındıralım derneği kurucusu, başkanı ve kıdemli üyesi olan the_syhn yaşadığı kasabada rastladığı güzel bir çikolatacıyla mest olmuştu.
Bir gün önünden geçerken, "ay buraya çikeletacı mı açılmış?", diyerek şaşırmış, daha sonra ilk fırsatta yürüyüş yapıyorum ayağına yolunu bu çikolatıcıya düşürmüştü.
Kapıdan ilk girdiğinde gözlerindeki parıltıyı kendi bile hissetti. İşte, demişti, mekan bu!
Hımm ancak test etmeli, çikolatası nasıl? Ama sıcak çikolatası. Zira artık biliyordu ki, bu satılan çikolatalar her yerde aynıydı, pek de matah değillerdi.

Önce koltuklu bir masaya sonra rahat etmeyince sandalyeli masaya geçti.
Yalnız mekan ne kadar güzeldi! Nasıl insana kendini özel hissettiren bir havası vardı. Etrafı incelemeden duramıyordu. Gerçekten çok beğenmişti.

Gelen menü sıradandı. Yeni açılan ve böyle şık olan mekanlarda insan bir farklılık, bir orijinallik arıyordu. Olsundu, menüyü eleştirecek değildi. (Ama eleştirdi).

Sipariş ettiği sıcak çikolatanın sunumu güzel, iştah kabartıcıydı. Siparişini gördüğünde dışarıdan bakan birinin gözlerinden fışkıran kalplerin fark edeceğine emindi.
Ancak o da ne?!
Sıcak çikolata yeteri kadar sıcak değildi!
Hava o kadar da soğuk değil diye sıcak çikolatasının ılık gelmesine pek aldırmadı ancak biliyordu ki, bu büyük bir sorundu. Sonra tekrar mekanın güzelliğine daldı...

20 Eylül 2016 Salı

Her Şey

Her Şey, hakkında övgüler okuduğum benim de merak ettiğim, uzun süredir de benim tarafımdan okunmayı bekleyen bir kitap.
Kitabın gerek kapağı, gerek gençlik kitabı olduğu yönündeki yorumlar seveceğimi hissettiriyordu.
Ama beni okumaya iten şey filminin çekileceğini duymuş olmam.
Film çıkmadan okuyayım bari, dedim. (Senden Önce Ben'i yıllar önce almama rağmen hala okumadım ve gelen geçen bana filmini öneriyor)

İşte bu duygularla okumaya başladığım kitabı bitirmeden elimden bırakamadım.
Konusuna çok bakamadığım kitapta hasta bir genç olduğunu biliyordum. Bu açıdan bir yanım Aynı Yıldızın Altında'nın bir kopyası mı diye tereddütteydi açıkçası. Aynı Yıldızın Altında tadı alsam da, gönül rahatlığıyla alakalarının sadece hastalık ve aşk olduğunu söyleyebilirim ♥

Çok nadir bir hastalığa sahip Maddy evden dışarı çıkamıyor, devamlı kontrol altında tutulması gerekiyor. Bakımını üstlenen doktor annesinin yanı sıra bir de -şükürler olsun ki- gündüz hemşiresi Carla var.
Mahalleye taşınan yeni birileri sayesinde Maddy'nin hayatına biraz renk geliyor.

Çok güzel, sayfaları birbiri ardına çevireceğiniz bir roman.
Evet gençlik romanı ama ben severek ve hayretle okudum.♥