23 Ağustos 2017 Çarşamba

Poldark

Poldark, benim yıllardır önce kitabını okumak için beklettiğim edebiyat uyarlaması bir dizidir.
Haliyle bu hem kitap hem dizi yazısı, belki bir nevi karşılaştırmadır.

Kitabı okumak için bekletmemin en büyük nedeni çok güveniyor olmamdı.
Dizi görselleri çok ilgimi çekiyor, önce kitap diyordum. Kitap okumaya ise vaktim olmuyordu.
İyi ki olmamış ya. Ben kitabı hiç sevmedim. Zor anlaşılır haliyle sıkıcı bir kitap. Okuduğunuz zaman hiçbir sahne gözünüzde canlanmıyor, çoğu yeri tekrar tekrar okudum doğru mu anladım diye. Üstelik çok basit bir dil kullanılıyor. Keşke başka çevirisini bulmak mümkün olsa da karşılaştırma yapabilsem.
Ama iyi ki okumuşum, neden mi?
Çünkü okumayıp diziyi izleseydim çatlardım keşke kitabı okusaydım önce diye. Ve diziyi izledikten sonra kitabı okusaydım önce diziyi izlediğim için kitabı beğenmediğime yorardım.

Gelelim diziye.
Dizi sayesinde kitapta anlamadığım birçok şeyi anladım.
Ama dizi çok hızlı, kitap çok yavaş ilerliyor.
Mesela kitabın üçte ikisi bittikten sonra Demelza ile Ross.. Spoiler! biraz geç oldu ama siz zaten kitabı okumayacak diziyi izleyeceksiniz, dizide de ikinci bölümde hımm böyle olacak diye hissediyorsunuz, 3.bölümde hissettiğiniz oluyor :P

Sadece bu da değil mesela bir bölüm sonunda biri, hadi spoiler olmasın kim diyor söylemeyeyim; hamileyim, diyor sonraki bölümde bir bakıyorsunuz karnı burnunda. Bazen ertesi haftaya, bazen bir yıl sonrasına geçebiliyor bölüm aralarında. Ama bu güzel bir şey. Sıkılmıyorsunuz. Tabii senaryoda açık yakalarsınız da, hmm belki de bana öyle geldi, diye geçiştiriyorsunuz; çünkü geçen zamanı takip etmek ekstra efor istiyor :)
Ayrıca Poldark orijinal serisi 14 kitaptan mı ne oluşuyordu yanlış hatırlamıyorsam. İngilizlerin sezonları da kısa kısa oluyor biliyorsunuz, seneler senelerce sürerdi bunu yapmasalar.

Konusundan bahsetmeyeyim ya, sürpriz olsun.
Dönem dizilerini sevenler bayıla bayıla izler zaten, bu kadarını söylemek yeterli, bir de tabi görüşlerim. Onlar çok önemli 😂

Dizinin en sevdiğim özellikleri arasında, müstehcen sahnelerin olmayışı ve kadınların göğüslerinin dışarı fışkırmaması geliyor.
Bazı filmlerde kadınları göğüsleri neredeyse ağzına çıkmış şekilde görmüşsünüzdür.
Çok rahatsız edici.
Gerçi bu dizinin de son sezon finali beni sinir etti.
Bu sezon bir şans vereceğim ama son bölüm moralimi bozdu. Anlatamam spoiler olur.

Demelza'ya son bölüme kadar bayılıyordum. Saçları harika!




Kıyafetler zaten muazzam. Demelza'nınkiler en sönükleri bu arada.

Aslında Ross'u tip olarak çok beğeniyorlar ama ben pek hayranı sayılmam. İngilizden çok Latinlere benziyor. Gülünce de haylaz çocuklara. 😊
Bir de çok mikrofonik bir sesi var. Yapay geliyor bazen 🙈
Ama karakteri çok güzel.
Gerçi son şeylerde o da kızdırdı beni.
Neyse.

Diziyi izlemek isterseniz, şimdilik; dizipub/dizilab/diziay, online izleme sitelerinden izleyebilirsiniz. Üçünü de yazdım çünkü bazen birinde olmayan bölüm ötekisinde oluyor.
Hizmette sınır tanımıyorum.😎

Diğer karakterlerden, kıyafetlerden, şapkalardan bahsetmediğim için buruk bitiriyorum yazıyı ama çok uzun oldu, ne yapayım?
Mesela kimler okudu?
Peki izleyen/izleyecek olan var mı?

21 Ağustos 2017 Pazartesi

Sarai

Şöyle rahat okunan bir kitap arayışındaydım ki, Sarai gözüme çarptı, yazık belki okunmayı bekliyor, gözüme çarpıp duruyordu.
Ancak ben biliyordum ki J. A. Redmerski sular seller gibi yazmıştır bir elime alsam yeterdi, hemen biterdi.
Ve öyle de oldu.

Sarai küçük yaşta annesi tarafından uyuştucu çetesinin başına verilmiştir. 9 yıldır zorla tutulduğu evden kaçmaya niyetlidir.
Victor soğukkanlı bir katildir ancak nedense Sarai, Victor'un kendisine yardım edeceğine emindir.

Çok çabuk okunan, tam yazlık bir kitap.
Bir günde, bilemediniz iki günde rahatlıkla okuyabilirsiniz.
Ancak mantık hataları yok değil.
En başta kaçışı biraz fazla kolay olmuyor mu?
Bu arada kitap bazen Sarai'nin, bazen Victor'un ağzından anlatılıyor. Redmerski bunu hep yapıyor.
Yanılmıyorsam bu seri 6 kitaptan oluşuyordu. Bu Sarai'nin ve tabii Victor'un hikayesi. İkinci Kitabın isminden yola çıkarak Sarai'nin Izabel'e dönüşünün anlatıldığını söyleyebilirim.
Ancak serinin devam kitaplarını okumaya pek niyetim yok 😊

19 Ağustos 2017 Cumartesi

Ay Günlüğü Serisi

Marissa Meyer'in çok sevilen Ay günlüğü serisi:
Cinder
Scarlet
Cress
(Levana)
Winter 'dan oluşuyor.
Yazılarıma ilgilendiğiniz kitabın ismini tıklayarak gidebilirsiniz.
Ya da..
Ben sizler için youtube kanalımda paylaştığım ve seriye toplu bir bakış attığım videoyu buraya getirebilirim.
Ta da!!!



Youtube kanalıma üye olmak için sadece abone ol butonuna tıklamanız yeterli. Zaten oturumunuz açıktır. Bu üşenmeyin bence 😊
Siz izleyip, beğenip, yorum yaptıkça, abone oldukça, videolar ilgi çekiyor. İlgi çektikçe ben de mutlu oluyorum. Bence siz de kesin sevap kazanıyorsunuzdur, bir insanı mutlu ediyorsunuz nihayetinde, az mı?

17 Ağustos 2017 Perşembe

Türkiye Yıldızını Arasın

Senelerdir anlayamadığım üzerine düşündüğüm bir konuyu bugün artık sizlerle paylaşacağım. Çünkü belli ki bu konu beni uyutmamak için bu geceyi seçti. Saat gecenin ikisi ve ben, "neden?", diye soruyorum. Kendi kendime daha ne kadar konuşabilirim?  Bu hepimizin sorunu.

Habire şarkıcı bulma yarışmaları düzenleniyor, biri bitiyor öteki başlıyor.
Ancak hangisi şarkıcı oluyor?
Hangisini kabullenip dinliyoruz?
Gerci bu konulara eskisi gibi vakıf değilim, belki şimdi dinlediğim şarkılardan biri bu tip yarışmalardan çıkmış birine aittir ve haberim yoktur, olamaz mı? Gayet de mümkün.
Yalnız hangisi bir Beren Saat bir Engin Akyürek olabilir?

Yıllar önce Türkiye Yıldızını Arıyor diye bir program vardı. O programın kadın birincisi Beren Saat erkek birincisi Engin Akyürek. İkisi de o kadar başarılı oldular ki biz onların bu tip bir yetenek yarışmasından çıktıklarını bile unuttuk. Gerçi ben hiçbir işlerini izlemedim ikisinin de ama başarılı olduklarını söylemek için izlememe bile gerek yok, başarıları o derece 😄
Hatta şarkıcı olması beklenirken oyuncu olan birisi de var. Ki ona da nasıl güzel yakıştı oyunculuk, anlatamam.

Demek o ki şarkıcı bulma, bilmem ne arama programlarından bile oyuncu bulunuyorsa, neden oyuncu olmak isteyen genç yetenekleri arayan programlar yok?!
Şimdi..
Musadenizle yatacağım.
Lütfen bana hak verin.

15 Ağustos 2017 Salı

Kuşlar Yasına Gider

Ben daha önce hiç Hasan Ali Toptaş okumadım.
Kuşlar yasına gider isimli kitabı da o kadar çok gördüm ki sosyal medyada, başta merak ediyorken birden soğudum.
Bu kitapla tanışmamalıyım, dedim aslında. Kitap sitelerinde mütevazı yorumlardan sonra gene bu kitap tanışma kitabı olması gerektiğine karar verdim.

Beni oldukça düşündüren, üzen bir kitap oldu.
Bir aile hikayesi.
Ankara'da yaşayan bir oğulun Denizli'deki ailesiyle, babasıyla özellikle, ilgilenmesinin arkasında bir sürü de hikaye anlatılıyor.
Bu kitapta benim ilgimi çeken, annesi ve babası için elinden geleni yaparken kendisinin veya eşinin hiç şikayet etmemesi. Of pof etmemesi. Ama bak; hiç gerçekçi değil, hani nerede böyle söylenmeyen gelin mi var, demiyorsunuz. O kadar gerçek geliyor ki kadına dua edesiniz geliyor.
İster istemez dayılarım ve eşleri geliyor aklıma. 😒
Anlatabiliyor muyum?

Kitabı sevdim ama gene de bu kadar övülmesinden rahatsız oldum. Alakasız yorumlar okumuşum onu fark ettim bitirince.
Dürüstçe, yavaş akan bir kitap.
Öyle heyecanlı olaylı bir kitap değil. Bizden ve içten. Kullanılan kelimeler sizi de heveslendiriyor günlük hayatınıza yaymak istiyorsunuz. İnsan ilişkileri için örnek almak istiyorsunuz.

Arka kapakta yazan, 'Kadirşinas otlarının mırıltısını, of dememenin ilmini, eldeyken kıymetini bilmenin erdemini, ömürden giden günlerin sabrını okudukça zihnimiz, gönlümüz havalanıyor.' tanıtım yazısı ise kitabı okuduktan sonraki hissiyatınızın özeti şeklinde.

13 Ağustos 2017 Pazar

Everthing Everthing

Geçenlerde Everthing Everthing filminin vizyon öncesi özel gösterimine gittim.
Pena Yayınlarının davetlisi olarak 😎
Her Şey isimli Nicola Yoon kitabının film uyarlaması bu film.

Yazarın çok beğenilen ikinci kitabı Güneş de Bir Yıldızdır isimli kitabını da okuyup beğenmekle birlikte bu Her Şey benim için başka. O yüzden filmi çok merak ediyordum ama çok da ümitli değildim.
Bir de instagramda kısa tanıtım videolarına denk geliyordum dandik geliyordu. Kitabı okudum ya havam var tabii film versiyonunu sevmeyeceğim diye.

Özel gösterime de bu duygularla gittim tabii.
Şimdi size kitap - film karşılaştırması yapacağım.
Öncelikle film başlamadan evvel görüntü alamayacağımız konusunda uyarıldık ki bu gayet normal ama işin ilginci bir kişi yüzü seyircilere dönük tüm film boyunca cep telefonunu çıkaran oldu mu diye kontrol etti. Karanlıkta biz onun yüzünü göremiyoruz ama ekran bize yansıdığı için o bizimkini görebiliyor. Biri tarafından izlenilme düşüncesi ne kadar rahatsız edici değil mi? Hem o kişi için de çok sıkıcı bence. Ama demek ki gerekliydi.


Konusunu bilmeyenler için özet geçiyorum. Hastalığı nedeniyle evden çıkamayan bir kızımız var. dışarıdaki havayla teması bile ölümcül olabilir. Kıyafetleri falan radyasyonla temizleniyor. Annesi doktor ve annesi olmadığı zamanlarda özel hemşiresi onunla ilgileniyor. Kızın hayatı mahalleye yeni birilerinin taşınmasıyla değişiyor.. falan filan. Daha fazla anlatamam.


Öncelikle karakterler çok güzel olmuş. Maddy ve annesi siyahi, Olly -mahalleye yeni taşınan genç- beyaz amerikalı, Carla Latin güzeli bir hemşire. Kitaba uygun.
Ev.. ev mükemmel! Kitapta bu kadar güzel miydi? Muhteşem bir ev.
Tanışmaları, ilk görüşmeleri falan ufak farklılıklar var. Ancak çok şekerlerdi. Çok şekerlerdi!!!
Evet sevdim, yanlış anlamadınız.
Kitabı okumayanlar da benim kadar sever mi bilmiyorum, biraz yavaş gelebilir onlara. Sonuçta benim karakterlerle aramda bir bağ var.
Sadece.. hımm.. spoiler vermeden nasıl anlatabilirim bu kısmı.. anlatamam o yüzden uyarımı yapıyorum; dikkat spoiler!
~~
Olly ile Maddy'nin Hawaii'ye gittikten sonra filmin temposu bir anlık yükselse de sonra tekrar düşüyor. Oysa kitapta o kısımlar çok heyecanla ve endişeyle okunuyordu.
~~

Genel olarak temposu düşük bir film yani.
Ama gerçekten ben çok sevdim.
Tabii ki önce kitap, ille kitap.

10 Ağustos 2017 Perşembe

Winter | Ay Günlüğü Serisi 4

Geldik mi serinin son kitabına.
İlk kitap Cinder
ikinci kitap Scarlet
üçüncü kitap Cress
-Ara kitap Levana
dördüncü kitap Winter

Levana'yı da okudum ama okurken çok sıkıldım. Pek gerek yokmuş ona. Onun hikayesi keşke aralara serpiştirilseymiş de bu kitap olmasaymış.
Ona blog yazısı bile hazırlamadım bu yüzden.
Ben şey diye bekliyordum mesela, hani bu her kötünün kötü olma nedenini öğrenince biraz sempati de ona duyacağız ama yok yani. 
Sevimsiz geldi sevimsiz gidiyor Levana.

GeçelimWinter'a.

Winter benim en sevdiğim karakter oldu.
Hem deli, hem güzel, hem iyi.
Levana'nın üvey kızı. Yani aslında kraliyet kanı taşımıyor ama halk onu çok seviyor ve neticede prenses.
Scarlet önceki kitapta aylılar tarafından esir alınmıştı ya, Winter'ın evcil hayvanı oluyor. Kai topluluğa geri dönüp kaçırılmasıyla alakası olmadığını söylüyor ve Levana ile düğünü Ay'da yapalım diye teklif ediyor.
Bunun üzerine bu seferki maceralar ayda gerçekleşiyor.
Serinin en kalın kitabı. 800 sayfa. Buna rağmen 4 günde mi ne bitti. Çok zevkli, zekice hazırlanmış kurgusuyla tıkır tıkır ilerledi.

Serinin yine en sevdiğim kitabı da bu kitap oldu. Çok ara vererek okudum aslında seriyi bi istediğim tempoyu tutturamadım ama sonunda bitti.
Sanırım biraz daha gençken okusaydım bayılırdım. Gene çok sevdim de yani biraz gençlere yönelik bu da bir gerçek.
Masal uyarlamalarını çok seviyorum ve Marissa daha neler yazacak merak ediyorum doğrusu.
Diğer kitabını da Winter'ı alırken almıştım. 
Bakalım onu ne zaman okurum?
Aranızda seriyi okuyan/okumayı düşünen var mı?