Size geçen hafta gittiğim anlık kısa tatilimde, bir çırpıda okuduğum kitaptan bahsetmek istiyorum; Seninle.
Bu kitap bende uzun süredir var aslında.
Hep son alınanları okumakla geçirdiğim için bazı kitaplar raflarda bekledikçe bekliyor. Keşke daha fazla okuyabilsem.
Okuduğum kitap bitmek üzereydi diye yazlığa giderken onu almayayım dedim gözüme de "seninle" ilişince aldım çıktım yola.
Seninle, türü itibariyle genç yetişkin kategorisindeymiş. Zaten kapağından anlamalıydım ama anlamadım. Kapağını da hiç sevmedim bu arada. Okuduktan sonra da sevmedim.
Ama kitabı çok sevdim. Çünkü bu tarz kitaplarda önemsenecek bir konu olmaz. Kafa dağıtır, pembe tutkulu bir aşk hikayesidir falan ama bu kitap, içinden cinselliği çıkardığınız zaman konusu sizi etkileyecek bir roman.
Kitap Nelly'nin ilk aşkını ve ilk aşkını elim bir kazada kaybettikten sonra abisi ile yakınlaşınca yaşadığı ikilem üzerine kurulu. Nelly önce çocukluk arkadaşı Kyle ile sevgili olmasını sonra onu nasıl kaybettiğini ve Kyle'ın abisi Colton ile işler nasıl buralara geldi onu anlatıyor. Arada ama nadiren anlatıcı değişip Colton oluyor.
Yazar bazen sayfalarca, keşke sansürlü yazsaydı, dediğiniz kısımlara yer vermiş. Sayfalarca :))
Özellikle ilk başlarda, madem asıl aşkın bu değil bari bunları kısa geçseydin, dediğim de oldu.
Ama bu türü sevenler bayılacaklardır buna eminim.
Şu anda kitapyurdu sitesinde de çok uyguna alabilirsiniz. 8,80 ne ya?! Harika!
Bence, madem anlatıcı olarak Colton'a da yer verecekti yazar, onun hikayesini de baştan onun ağzından dinleyebilirdik, daha güzel olurdu.
Tatile gitmeden evvel bana mesaj atıp soruyorsunuz ya, ne götüreyim yanımda, diye. Gelecek sene için unuturum belki ben siz unutmayın, şimdiden not alın.
genç yetişkin etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
genç yetişkin etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
18 Eylül 2017 Pazartesi
Seninle
Etiketler:
2017 okumaları
,
genç yetişkin
,
jasinda wilder
,
kitaplar
,
pena yayınları
,
seninle
,
the royal book club
4 Eylül 2017 Pazartesi
Bir Aşk Çarpıntısı
Günlerden bir gün.
Bütün kitaplarımı yarım yarım bırakıyorum okuyamıyorum falan.
Hepsi mi sıkıcı geliyor kardeşim? Ama geliyor işte.
Dedim, böyle devam etmez.
Şöyle elime aldığım gibi aksın gitsin rahat bir şeyler okuyayım ödev mi yapıyorum tez mi hazırlıyorum, bu ne işkence, rahat bir şey okuyayım, dedim. Kitaplıkta bekleyen kitaplara göz attım.
İşte pembe bir kitap.
Ne zamandır o rafta hiçbir fikrim yok. Okuma listemde bile değil.
Ama işte! Onu seçtim!
Adı çıkmış bekar bir anne olan Maddie, işe giderken bir kaza geçirir. Kendisine çarpan şahıs işverenlerinin oğlu Mac, adaya yeni gelmiş, Maddie'nin başında dolanan uğursuzluklarından hepsinden bihaberdir. Vicdan azabı duyan Mac, Maddie iyileşene kadar ona yardım etmeye karar verir ve Maddie bu karara ne kadar karşı çıksa da onu vazgeçiremez.
Gidişat belli değil mi?
Olsun. ♥
Tam istediğim şeyi verdi bana kitap. Birkaç saat de olsa beni İstanbul'dan hayatımdan uzaklaştırıp Gansett Adası sakinlerinin arasına karıştırdı.
Birkaç saat diyorum çünkü başladığım akşam bitti.
Ondan sonra nihayet diğer kitaplara da geçebildim, yarım kitaplardan bazılarını bitirebildim.
Böyle kitaplar bu yüzden var, biliyorsunuz değil mi?
İyi ki varlar.
Bu kitap bir seri başlangıcı bu arada. Her kitapta başka karakterlere yoğunlaşıyormuş yazar. Bağımsız da okunur herhalde diye umuyorum çünkü hepsini okumak isterim ama okuyamam. Mesela kitaplardan biri kesinlikle Mac'in kız kardeşinin hikayesidir. Onun hikayesi hangi kitapta anlatılıyor acaba. Onu da isterdim okumayı. Bana almak ister misiniz? 😂
Elimde bir de Marie Force'un Aşka Son Bir Şans isimli kitabı var. Bu serinin kaçıncı kitabı bilmiyorum ama yakında onu da okumayı düşünüyorum.
Hasılı sadece meraklısına öneriyorum ya da işte benim gibi bunalıp pembiş bir aşk kitabı okumak isteyenlere.😊
Bütün kitaplarımı yarım yarım bırakıyorum okuyamıyorum falan.
Hepsi mi sıkıcı geliyor kardeşim? Ama geliyor işte.
Dedim, böyle devam etmez.
Şöyle elime aldığım gibi aksın gitsin rahat bir şeyler okuyayım ödev mi yapıyorum tez mi hazırlıyorum, bu ne işkence, rahat bir şey okuyayım, dedim. Kitaplıkta bekleyen kitaplara göz attım.
İşte pembe bir kitap.
Ne zamandır o rafta hiçbir fikrim yok. Okuma listemde bile değil.
Ama işte! Onu seçtim!
Adı çıkmış bekar bir anne olan Maddie, işe giderken bir kaza geçirir. Kendisine çarpan şahıs işverenlerinin oğlu Mac, adaya yeni gelmiş, Maddie'nin başında dolanan uğursuzluklarından hepsinden bihaberdir. Vicdan azabı duyan Mac, Maddie iyileşene kadar ona yardım etmeye karar verir ve Maddie bu karara ne kadar karşı çıksa da onu vazgeçiremez.
Gidişat belli değil mi?
Olsun. ♥
Tam istediğim şeyi verdi bana kitap. Birkaç saat de olsa beni İstanbul'dan hayatımdan uzaklaştırıp Gansett Adası sakinlerinin arasına karıştırdı.
Birkaç saat diyorum çünkü başladığım akşam bitti.
Ondan sonra nihayet diğer kitaplara da geçebildim, yarım kitaplardan bazılarını bitirebildim.
Böyle kitaplar bu yüzden var, biliyorsunuz değil mi?
İyi ki varlar.
Bu kitap bir seri başlangıcı bu arada. Her kitapta başka karakterlere yoğunlaşıyormuş yazar. Bağımsız da okunur herhalde diye umuyorum çünkü hepsini okumak isterim ama okuyamam. Mesela kitaplardan biri kesinlikle Mac'in kız kardeşinin hikayesidir. Onun hikayesi hangi kitapta anlatılıyor acaba. Onu da isterdim okumayı. Bana almak ister misiniz? 😂
Elimde bir de Marie Force'un Aşka Son Bir Şans isimli kitabı var. Bu serinin kaçıncı kitabı bilmiyorum ama yakında onu da okumayı düşünüyorum.
Hasılı sadece meraklısına öneriyorum ya da işte benim gibi bunalıp pembiş bir aşk kitabı okumak isteyenlere.😊
Etiketler:
2017 okumaları
,
bir aşk çarpıntısı
,
genç yetişkin
,
kitaplar
,
Marie force
,
novella yayınları
,
the royal book club
15 Şubat 2017 Çarşamba
Yıldız Gemisi
Go Kitap ve yine bir Melissa Landers kitabı.
Melissa'nın GO Kitap'tan çıkan yabancı isimli kitabını çok merak ediyordum ancak yorumlar istikrarlı değil. Seven çok sevmiş, sevmeyen nefret etmiş. Arada kaldım ve okumadım ama hala çok merak ediyorum. Bir kere kapağını çok seviyorum. İkincisi de bana Man From the Stars isimli bayıldığım diziyi çağrıştırması. Sanki çok sevecekmişim gibi.
Neyse efendim konumuz Yabancı değil, Yıldız Gemisi.
Melissa Landers tam bir bilim-kurgu sevdalısıymış. O nedenledir ki hikayelerini böyle uzayda falan yazıyor olmalı.
Bu kitapta da sevdiği tarafından dolandırılarak hüküm giyen Solara Brooks'un dünyada yapacakları sınırlı olduğundan, hayatına sınır dışında devam etmesini istemesini, bu uğurda ailelerin uzay gemilerinde hizmetli olarak sınır dışı yolculuğunu bedavaya getirmeye çalışmasıyla başlayan bir hikaye okuyacağız.
Ancak eski bir hükümlü olduğunu belli eden dövmelerle onu kimse gemisine almak istemeyecektir. Eski okul arkadaşı ve nefret ettiği biri olan Dorian ona gemisinde iş verecektir.
Bu anlattığım kısmı kitabın çok çok başı.
Sonra Dorian onun eski bir hükümlü olduğunu fark edip onu uzayda bir başına bırakmak isteyecek, Solara da Dorian'dan intikam alırken işler iyice sarpa saracak ve olaylar olaylar..
Tabii ben pek sevmedim bu kitabı. Solara ve Dorian ne yapacak diye merak ettim. E bu aşk ne zaman başlayacak diye bekledim. Ve bence Cassie ve Kenny'nin hikayesi daha ilginçti.
Kitaba ilişkin görüşlerim bunlar. Seri sanırım bu. Ben devam etmem ama yine de ve hala Yabancıyı merak ediyorum :))
Ayrıca yaşı küçük olan okuyucular bu kitabı daha çok sevecektir diye düşünüyorum.
Melissa'nın GO Kitap'tan çıkan yabancı isimli kitabını çok merak ediyordum ancak yorumlar istikrarlı değil. Seven çok sevmiş, sevmeyen nefret etmiş. Arada kaldım ve okumadım ama hala çok merak ediyorum. Bir kere kapağını çok seviyorum. İkincisi de bana Man From the Stars isimli bayıldığım diziyi çağrıştırması. Sanki çok sevecekmişim gibi.
Neyse efendim konumuz Yabancı değil, Yıldız Gemisi.
Melissa Landers tam bir bilim-kurgu sevdalısıymış. O nedenledir ki hikayelerini böyle uzayda falan yazıyor olmalı.
Bu kitapta da sevdiği tarafından dolandırılarak hüküm giyen Solara Brooks'un dünyada yapacakları sınırlı olduğundan, hayatına sınır dışında devam etmesini istemesini, bu uğurda ailelerin uzay gemilerinde hizmetli olarak sınır dışı yolculuğunu bedavaya getirmeye çalışmasıyla başlayan bir hikaye okuyacağız.
Ancak eski bir hükümlü olduğunu belli eden dövmelerle onu kimse gemisine almak istemeyecektir. Eski okul arkadaşı ve nefret ettiği biri olan Dorian ona gemisinde iş verecektir.
Bu anlattığım kısmı kitabın çok çok başı.
Sonra Dorian onun eski bir hükümlü olduğunu fark edip onu uzayda bir başına bırakmak isteyecek, Solara da Dorian'dan intikam alırken işler iyice sarpa saracak ve olaylar olaylar..
Tabii ben pek sevmedim bu kitabı. Solara ve Dorian ne yapacak diye merak ettim. E bu aşk ne zaman başlayacak diye bekledim. Ve bence Cassie ve Kenny'nin hikayesi daha ilginçti.
Kitaba ilişkin görüşlerim bunlar. Seri sanırım bu. Ben devam etmem ama yine de ve hala Yabancıyı merak ediyorum :))
Ayrıca yaşı küçük olan okuyucular bu kitabı daha çok sevecektir diye düşünüyorum.
Etiketler:
2017 okumaları
,
fantastik edebiyat
,
genç yetişkin
,
go kitap
,
kitaplar
,
melissa landers
,
roman
,
the royal book club
,
uzay edebiyatı
25 Ocak 2017 Çarşamba
Sen Bunu Okuduğunda Ben Ölmüş Olacağım
Go Kitap'tan çıkan ve genç yetişkin kategorisinde olan bu kitap benim ilgimi öncelikle güzel kapağıyla çekti.
İddialı bir de ismi var kitabın.
Kitabın içeriğini de az çok tahmin etmenize neden oluyor.
Daelyn daha önce birkaç kere intihar girişiminde bulunmuş, son intihar girişiminde konuşmasında hasar meydana gelmiş ve hala intihar eğilimi olan bir kızdır.
Oldukça kilolu olan Daelyn küçük yaşlardan itibaren akranlarının zorbalıklarına maruz kalmış, bu zorbalıklar onun daha da içine kapanmasına, kendini iyice yemeğe vermesine neden olmuştur.
Ailesi kendince doğru olan şeyleri yaparken Daelyn daha da yıpranmıştır.
Daelyn anne ve babasına karşı da çok katı.
O anlatmasa nereden bilecekler oysa.
Tamam her yıl okul değiştirmesi Daelyn' e bir fayda sağlamıyor ama Daelyn de kafayı ölmeye taktığından hiç çaba sarfetmiyor.
Annesi hüsranla sonuçlanan bir arkadaş toplantısı sonunda "hiç çaba sarf ettin mi bari?" diye sorunca Daelyn annesine değilse de bize neden benim çaba sarfetmem gerekiyor?, diye soruyor.
Öyle tabi. Bazılarının arkadaş bulmak için mutlu bir hayat sürmek için çaba sarf etmesine gerek yok. Ama işte bazısının var.
Anne ve babasının onsuz daha iyi olacaklarını düşünüyor ama işte olmayacaklar Daelyn. Bunu aslında sen de biliyorsun. Annenin arkadan kafayı sıyırmasına neden olacak anlamsız bir kağıdı yok ederken söylüyorsun bunu aslında.
Bu tip kitaplar gençlik kitabı diye geçebilir ama ben öncelikle ebeveynlerin sonra eğitmenlerin okuması taraftarıyım.
Gençlere de, maalesef bazılarımızın çaba sarf etmesi gerektiğini söylemek isterdim. Ama bu çabaya değer, çünkü sonunda elde edeceğimiz şey bizim mutluluğumuz oluyor...
İddialı bir de ismi var kitabın.
Kitabın içeriğini de az çok tahmin etmenize neden oluyor.
Daelyn daha önce birkaç kere intihar girişiminde bulunmuş, son intihar girişiminde konuşmasında hasar meydana gelmiş ve hala intihar eğilimi olan bir kızdır.
Oldukça kilolu olan Daelyn küçük yaşlardan itibaren akranlarının zorbalıklarına maruz kalmış, bu zorbalıklar onun daha da içine kapanmasına, kendini iyice yemeğe vermesine neden olmuştur.
Ailesi kendince doğru olan şeyleri yaparken Daelyn daha da yıpranmıştır.
Daelyn anne ve babasına karşı da çok katı.
O anlatmasa nereden bilecekler oysa.
Tamam her yıl okul değiştirmesi Daelyn' e bir fayda sağlamıyor ama Daelyn de kafayı ölmeye taktığından hiç çaba sarfetmiyor.
Annesi hüsranla sonuçlanan bir arkadaş toplantısı sonunda "hiç çaba sarf ettin mi bari?" diye sorunca Daelyn annesine değilse de bize neden benim çaba sarfetmem gerekiyor?, diye soruyor.
Öyle tabi. Bazılarının arkadaş bulmak için mutlu bir hayat sürmek için çaba sarf etmesine gerek yok. Ama işte bazısının var.
Anne ve babasının onsuz daha iyi olacaklarını düşünüyor ama işte olmayacaklar Daelyn. Bunu aslında sen de biliyorsun. Annenin arkadan kafayı sıyırmasına neden olacak anlamsız bir kağıdı yok ederken söylüyorsun bunu aslında.
Bu tip kitaplar gençlik kitabı diye geçebilir ama ben öncelikle ebeveynlerin sonra eğitmenlerin okuması taraftarıyım.
Gençlere de, maalesef bazılarımızın çaba sarf etmesi gerektiğini söylemek isterdim. Ama bu çabaya değer, çünkü sonunda elde edeceğimiz şey bizim mutluluğumuz oluyor...
Etiketler:
2017 okumaları
,
genç yetişkin
,
go kitap
,
julie anne peters
,
kitaplar
,
sen bunu okuduğunda ben ölmüş olacağım
7 Mart 2016 Pazartesi
Eskort - Sierra Winter
Haftaya Martı Yayınlarından çıkan Eskort isimli kitapla başlıyoruz.
Martı Yayınlarından hediye geldi bu kitap, yine çok güzel bir sunumla.
Minik çanta ve çantanın içinden çıkan defter kalemiyle tam bir sevinç yaşattı bana.
Acaba kitap nasıldı?
Okuduğum başka bir kitap vardı ama bir ara öylesine bir inceleyeyim diye elime aldım ve bir baktım neredeyse 100. sayfaya gelmişim.
Haliyle kitap övgüyü hak ediyor. Çok akıcı bir dili olmasının yanı sıra beni çok ama çok şaşırtan bir özelliği daha var. Ancak kitabın videosunu da çekmek istiyorum ve bu özelliğe videomda değineceğim. :)
Konusuna değinebilirim ama.
Öncelikle kitap genç-yetişkin dediğimiz kategoride. Konusu biraz klasik aslında. Dertler derya olmuş bir genç kızımız var; kendini okuluna vermiş, yaşadığı köhne hayattan bir tek eğitimle kurtulabileceğinin farkında.
Bir gün bir kafede otururken biri ona kartını verip iş isterse kendisini aramasını söylüyor ve hayatı birden daha da kötüleşince kadını aramak durumunda kalıyor.. işte başarılı öğrencimizin eskortluk hayatına girişi bu şekilde gerçekleşiyor.
Nasıl klasik değil mi?
Biliyorum biliyorum ama size bu kitabı farklı kılan özelliği olduğunu söylemiştim. Onu videomda anlatacağım. Merak edin! :)
Hem öyle olmasaydı bile sıkılmadan bir çırpıda okuyacağınızın garantisini verirdim.
Kitabı eleştirdiğim yerlerin olmasına rağmen veriyorum bu garantiyi.
Nesini mi eleştiriyorum: O ürkek çekingen kızın kabak çiçeği gibi açılıp hemen uyum sağlamasını mesela. Bir geçiş süresi olsaydı fena olmazdı.
Ve isimler... Miley, Miller, Max, bir tane daha M ile başlayan isim vardı unuttum ama o zaten yan roldü. Bir de Amber ve Audrey. Yani bunlar kitabın en önemli karakterleri ve bu isimlerin birbirlerine yakın olması..
Ben türkçe isimlerin bile bu kadar yakın seçilmesine kızıyorum, başka isim mi kalmadı?, diye. Karakterlere alışana kadar cidden zor oluyor, hele kitabın başlarında bir iki gün ara verin.. tekrar başlamaya kadar götürüyor işi.
Neyse, yeteri kadar uzattım.
Son söz olarak videomu bekleyin!
Ama CNR Fuar haftasındayız beklemek istemeyenler için şunu söyleyebilirim ki, konusunu anlattım, eğer bu tarz kitaplardan hoşlanıyorsanız mutlaka alın, okuyun.
Martı Yayınlarından hediye geldi bu kitap, yine çok güzel bir sunumla.
Minik çanta ve çantanın içinden çıkan defter kalemiyle tam bir sevinç yaşattı bana.
Acaba kitap nasıldı?
Okuduğum başka bir kitap vardı ama bir ara öylesine bir inceleyeyim diye elime aldım ve bir baktım neredeyse 100. sayfaya gelmişim.
Haliyle kitap övgüyü hak ediyor. Çok akıcı bir dili olmasının yanı sıra beni çok ama çok şaşırtan bir özelliği daha var. Ancak kitabın videosunu da çekmek istiyorum ve bu özelliğe videomda değineceğim. :)
Konusuna değinebilirim ama.
Öncelikle kitap genç-yetişkin dediğimiz kategoride. Konusu biraz klasik aslında. Dertler derya olmuş bir genç kızımız var; kendini okuluna vermiş, yaşadığı köhne hayattan bir tek eğitimle kurtulabileceğinin farkında.
Bir gün bir kafede otururken biri ona kartını verip iş isterse kendisini aramasını söylüyor ve hayatı birden daha da kötüleşince kadını aramak durumunda kalıyor.. işte başarılı öğrencimizin eskortluk hayatına girişi bu şekilde gerçekleşiyor.
Nasıl klasik değil mi?
Biliyorum biliyorum ama size bu kitabı farklı kılan özelliği olduğunu söylemiştim. Onu videomda anlatacağım. Merak edin! :)
Hem öyle olmasaydı bile sıkılmadan bir çırpıda okuyacağınızın garantisini verirdim.
Kitabı eleştirdiğim yerlerin olmasına rağmen veriyorum bu garantiyi.
Nesini mi eleştiriyorum: O ürkek çekingen kızın kabak çiçeği gibi açılıp hemen uyum sağlamasını mesela. Bir geçiş süresi olsaydı fena olmazdı.
Ve isimler... Miley, Miller, Max, bir tane daha M ile başlayan isim vardı unuttum ama o zaten yan roldü. Bir de Amber ve Audrey. Yani bunlar kitabın en önemli karakterleri ve bu isimlerin birbirlerine yakın olması..
Ben türkçe isimlerin bile bu kadar yakın seçilmesine kızıyorum, başka isim mi kalmadı?, diye. Karakterlere alışana kadar cidden zor oluyor, hele kitabın başlarında bir iki gün ara verin.. tekrar başlamaya kadar götürüyor işi.
Neyse, yeteri kadar uzattım.
Son söz olarak videomu bekleyin!
Ama CNR Fuar haftasındayız beklemek istemeyenler için şunu söyleyebilirim ki, konusunu anlattım, eğer bu tarz kitaplardan hoşlanıyorsanız mutlaka alın, okuyun.
Etiketler:
2016 okumaları
,
çok satan
,
eskort
,
genç yetişkin
,
kitaplar
,
martı yayınları
,
roman
,
sierra winter
,
the royal book club
,
wattpad
24 Ağustos 2015 Pazartesi
Çarşambaya Kadar Eşim Ol
Okuyan Kızlar Kulübü sayesinde okumayı öne çektiğim bir kitap bu.
Yazlık keyifli kitaplardan.
Novella Kitap'tan çıkan Catherine Bybee imzalı kitabın konusu bakalım tanıdık gelecek mi?
Kraliyet mensubu Blake, babasının mirasından yararlanmak için evlenmek zorundadır ve günleri gittikçe azalmaktadır.
Off yine mi bu şart! dediğinizi duyar gibiyim, ben de öyle dedim.
Ama Blake, bir dük! Evleneceği kişi düşes olacak yani. Benim için kitabı cazip hale getiren buydu.
Samantha ise bir çöpçatanlık şirketi işletiyor. Dük'e uygun bir eş bulmasında yardımcı olacak. Ancak vakit oldukça sınırlı. Hem de Dük'ün aklında zaten biri var: seçenekler arasında olmayan Samantha.
Eğlenceli bir kitap. Sayfa sayısı da 256 olunca, bir bilemedin iki günde bitecek kafanızı dağıtmanıza yardımcı olacak bir kitap.
Yazlık keyifli kitaplardan.
Novella Kitap'tan çıkan Catherine Bybee imzalı kitabın konusu bakalım tanıdık gelecek mi?
Kraliyet mensubu Blake, babasının mirasından yararlanmak için evlenmek zorundadır ve günleri gittikçe azalmaktadır.
Off yine mi bu şart! dediğinizi duyar gibiyim, ben de öyle dedim.
Ama Blake, bir dük! Evleneceği kişi düşes olacak yani. Benim için kitabı cazip hale getiren buydu.
Samantha ise bir çöpçatanlık şirketi işletiyor. Dük'e uygun bir eş bulmasında yardımcı olacak. Ancak vakit oldukça sınırlı. Hem de Dük'ün aklında zaten biri var: seçenekler arasında olmayan Samantha.
Eğlenceli bir kitap. Sayfa sayısı da 256 olunca, bir bilemedin iki günde bitecek kafanızı dağıtmanıza yardımcı olacak bir kitap.
Etiketler:
2015 okumaları
,
blake harrison
,
catherine bybee
,
çarşambaya kadar eşim ol
,
genç yetişkin
,
kitaplar
,
novella yayınları
,
roman
,
samantha elliot
10 Ağustos 2015 Pazartesi
Karmakarışık
Bu kitap hakkında çok olumlu yorumlar okuyordum ancak öyle bir kapağı vardı ki, yaw ben bunu nasıl okuyayım, diyordum, elimde görenlere nasıl açıklayayım..
Sonra bir baktım kitap ciltli!
Ciltli ne demek?
İlk kapağını kaldır öyle oku, gören klasikleri okuyorsun sansın :)
İşte bu kitabı okumaya anca böyle cesaret ettim.
Kitap bir erkeğin ağzından anlatılıyor.
Bundan birkaç yıl evvel pek rastladığımız bir şey değilse de alıştık erkek karakterlerin gözünden bakmaya artık. Aşık erkek dinlemek ay pardon okumak çok keyifli.
Emma Chase'in Karmakarışık isimli romanında anlatıcı ve esas oğlan Drew Evans.
Drew tam bir kazanova. Oldukça ağzı bozuk bunu belirtmeliyim. Neticede anlatıcı kendisi ;)
Tam tahmin ettiğiniz/edebileceğiniz gibi kendisini zorlayacak bir kadına vurulacak gerçek aşkı bulmasıyla afallayacak.
Gerisini kitaptan okursunuz artık.
Ben karakterlere vurulmadım ama illa ki favorimi soracak olursanız Drew'un ablasını seçerdim. Gerçi kendisi ablası için demediğini bırakmıyor ama.. :)
Şuna değinmeden edemeyeceğim, bu kitap Goodreads'te 2014'ün en iyi çıkış yapan kitabı seçilmiş.
Yazlık, çerezlik, şezlogluk, hoş vakit geçirmelik... Ne derseniz deyin. Kitap vadettiği şeyi size veriyor.
Ama kapağa bakın ya, babam elimde görseydi "Baba açıklayabilirim, sandığın gibi değil, sadece grip olmuş!", mu diyecektim!
Ephesus'a kitabı ciltli çıkardığı için teşekkülerimi sunmayı bir borç bilirim.
Sonra bir baktım kitap ciltli!
Ciltli ne demek?
İlk kapağını kaldır öyle oku, gören klasikleri okuyorsun sansın :)
İşte bu kitabı okumaya anca böyle cesaret ettim.
Kitap bir erkeğin ağzından anlatılıyor.
Bundan birkaç yıl evvel pek rastladığımız bir şey değilse de alıştık erkek karakterlerin gözünden bakmaya artık. Aşık erkek dinlemek ay pardon okumak çok keyifli.
Emma Chase'in Karmakarışık isimli romanında anlatıcı ve esas oğlan Drew Evans.
Drew tam bir kazanova. Oldukça ağzı bozuk bunu belirtmeliyim. Neticede anlatıcı kendisi ;)
Tam tahmin ettiğiniz/edebileceğiniz gibi kendisini zorlayacak bir kadına vurulacak gerçek aşkı bulmasıyla afallayacak.
Gerisini kitaptan okursunuz artık.
Ben karakterlere vurulmadım ama illa ki favorimi soracak olursanız Drew'un ablasını seçerdim. Gerçi kendisi ablası için demediğini bırakmıyor ama.. :)
Şuna değinmeden edemeyeceğim, bu kitap Goodreads'te 2014'ün en iyi çıkış yapan kitabı seçilmiş.
Yazlık, çerezlik, şezlogluk, hoş vakit geçirmelik... Ne derseniz deyin. Kitap vadettiği şeyi size veriyor.
Ama kapağa bakın ya, babam elimde görseydi "Baba açıklayabilirim, sandığın gibi değil, sadece grip olmuş!", mu diyecektim!
Ephesus'a kitabı ciltli çıkardığı için teşekkülerimi sunmayı bir borç bilirim.
Etiketler:
2015 okumaları
,
drew evans
,
emma chase
,
ephesus
,
ephesus yayınevi
,
genç yetişkin
,
kitaplar
,
roman
,
yetişkin romanları
2 Aralık 2014 Salı
Hiçliğin Kıyısında
Benim aslında kitap okumaya hiç vaktim yok biliyor musunuz?
Ama kitaptan dahi soyutlarsam kendimi, patlayıveririm mazallah diye bir ödül gibi az da olsa okumaya çalışıyorum.
Bu minvalde neden kendime sayfa sınırlaması getirdiğimi anlamışsınızdır.
Kitaba başlarken "50 sayfa Seyhan!" dedim.
Sonra kitaba başladım ilk gün, pat, 100 sayfa :/
Hadi neyse vaktim varmıştır, istisna yapmışımdır, fark etmemişimdir gibi gibi bahaneleri çoğaltabilirim.
İkinci gün 200 sayfa okumama nasıl bir bahane bulayım peki?!
Asi tabiatım var da inadına mı daha fazla okuyorum, yoksa kitap mı güzel?
Kitap güzel arkadaşlar ;)
Bu kitabın basılmasını uzun süredir bekleyen insanlar varmış. Kitabın yorumlarında; aylardır, gecen yazdan beridir, nicedir vs vs bekleyen okuyucuları gördüm.
Şaşırdım. Basılmayan kitabı nereden duyup da basılmayı bekliyorlar, ne kitap kurtları var maşallah. Neyse.
Merak ettim haliyle. Ama beklentimi yükseltmedim. Siz de yükseltmeyin.
Kapak güzel ve karamsar. Dram bekliyordum ve dram olsun ama depresiflik olmasın diye umut ederek başladım okumaya.
İlk aşkını geçirdiği trafik kazasında kaybettikten sonra bir daha hiç ağlamamış bir kız var karşımızda.
Tam zıttı aşırı atak ve neşeli bir arkadaşı var bir de.
Yaşadıkları bir anlaşmazlık (burayı öğrenmeyi size bırakıyorum) sonucu Camyrn sırtına çantasına takıp plansız programsız çekip gidiyor.
Gerisi yolculukta başına gelenler..
Çok eksik anlatıyorum bunun bilgisini düşeyim. En basitinden "esas oğlan"dan hiç bahsetmedim. Çünkü ben bu kadarını bile bilmiyordum kitaba başlamadan, haliyle ikinci bir anlatıcı olduğunu gördüğümde hoş bir sürpriz olduğunu düşündüm. Ama artık sizin için sürprizlikten çıktı :)
Bu arada dövme yabancı kitaplar arasında klişe haline geliyorken, bu kitapta en anlamlısına rastladım. ^.^
Keyifle okundu bitti. Sıradaki!
Sadece 50 sayfa Seyhan!!
Ama kitaptan dahi soyutlarsam kendimi, patlayıveririm mazallah diye bir ödül gibi az da olsa okumaya çalışıyorum.
Bu minvalde neden kendime sayfa sınırlaması getirdiğimi anlamışsınızdır.
Kitaba başlarken "50 sayfa Seyhan!" dedim.
Sonra kitaba başladım ilk gün, pat, 100 sayfa :/
Hadi neyse vaktim varmıştır, istisna yapmışımdır, fark etmemişimdir gibi gibi bahaneleri çoğaltabilirim.
İkinci gün 200 sayfa okumama nasıl bir bahane bulayım peki?!
Asi tabiatım var da inadına mı daha fazla okuyorum, yoksa kitap mı güzel?
Kitap güzel arkadaşlar ;)
Bu kitabın basılmasını uzun süredir bekleyen insanlar varmış. Kitabın yorumlarında; aylardır, gecen yazdan beridir, nicedir vs vs bekleyen okuyucuları gördüm.
Şaşırdım. Basılmayan kitabı nereden duyup da basılmayı bekliyorlar, ne kitap kurtları var maşallah. Neyse.
Merak ettim haliyle. Ama beklentimi yükseltmedim. Siz de yükseltmeyin.
Kapak güzel ve karamsar. Dram bekliyordum ve dram olsun ama depresiflik olmasın diye umut ederek başladım okumaya.
İlk aşkını geçirdiği trafik kazasında kaybettikten sonra bir daha hiç ağlamamış bir kız var karşımızda.
Tam zıttı aşırı atak ve neşeli bir arkadaşı var bir de.
Yaşadıkları bir anlaşmazlık (burayı öğrenmeyi size bırakıyorum) sonucu Camyrn sırtına çantasına takıp plansız programsız çekip gidiyor.
Gerisi yolculukta başına gelenler..
Çok eksik anlatıyorum bunun bilgisini düşeyim. En basitinden "esas oğlan"dan hiç bahsetmedim. Çünkü ben bu kadarını bile bilmiyordum kitaba başlamadan, haliyle ikinci bir anlatıcı olduğunu gördüğümde hoş bir sürpriz olduğunu düşündüm. Ama artık sizin için sürprizlikten çıktı :)
Bu arada dövme yabancı kitaplar arasında klişe haline geliyorken, bu kitapta en anlamlısına rastladım. ^.^
Keyifle okundu bitti. Sıradaki!
Sadece 50 sayfa Seyhan!!
Etiketler:
ephesus
,
ephesus yayınevi
,
genç yetişkin
,
gençlik
,
hiçliğin kıyısında
,
kitaplar
,
roman
,
the end of never
1 Eylül 2014 Pazartesi
Eversea / Aşka Var Mısın?
Elinize alınca bitirmeden bırakmak istemediğiniz kitaplar olur hani.
Ruh halinize uygun doğru kitabı seçtiğiniz buradan belli olur.
Bu kitap benim çok kısa sürede okuduğum ancak daha da kısa sürede okumak istediğim, yani elimden bırakmanın işkenceye dönüştüğü bir roman oldu.
Ama hayatıma devam etmek için yemek yemeye su içemeye de ihtiyacım vardı. Yoksa keyfi bir boşluğum olmadı :P
Gerçi çok utanıyorum, tam bir gençlik kitabı. Pardon bu kitaplara, benim gibileri dahil etmek amacıyla türü için "genç yetişkin" deniliyor.
Eğer bu tarzı seviyorsanız, gönül rahatlığıyla bir an önce alıp okumanızı önerebilirim.
Sevgilisi tarafından aldatılan ünlü Hollywood yıldızı Jack Eversea, kimseye haber vermeden bulunduğu ortamdan uzaklaşıp ufak bir sahil kasabasına çekilir. Burada Kary Ann isimli garsonla yaklaşmaları olacaktır ancak ikisi de farklı dünyanın insanları olduklarının bilincindedir.
Bilinçli olmak aradaki çekimi görmezden gelmeleri için yeterli olacak mıdır peki?
Bir tarafta dünyaca ünlü bir aktör diğer tarafta kasabalı garson. Tam bir masal. Neler olacağını az çok kestirebilmenize rağmen kayıtsız kalamayacağınız bir hikaye.
Seri olduğunu da kitabın sonuna gelince öğrenmiş oldum :) Bir an önce devamını okumak istemem ise yine size bir fikir verebilir sanırım.
Bi' sen eksiktin Jack hayatımda. bir sen...
:)
Etiketler:
aşka var mısın
,
eversea
,
genç yetişkin
,
jack eversea
,
kitaplar
,
natasha boyd
,
roman
,
yabancı yayınları
4 Ağustos 2014 Pazartesi
Bana Prenses Deme!
Pırıl pırıl kapağa sahip Vefa Enver imzalı kitabımızla haftanın açılışını yapalım.
Taze bitti, vakit kaybetmeden yazısı yazılmalı.
Ola ki tatil için yazın sonunu bekleyenler vardır. Belki Nil'i ve aşklarını da yanında götürmek isterler. ^.^
Şezlongta uzanıp güneşlenirken denize girmeyi unutturacak bir kitap onu baştan söylemeliyim. Hep bir sonraki bölümü merak edeceksiniz.
Babasının prensesi Nil.
Şımarık uyuz bir karakter değil. Varlıklı bir ailenin güzel ve biricik kızı.
19 yaşında. Senelerdir Murat'a aşık. Murat nişanlı ama Nil kararlı: Murat'ı elde edecek!
Önemli karakterlerden biri de Yiğit. Yiğit, Nil'in babasının müşterisi. Nil'den yaşça büyük.. oldukça büyük.
Aralarında görmezden gelmeye çalıştıkları bir çekim ve tabii olarak laf sokma yarışı var.
Yiğit aslında kusursuz bir karakter değil. Vefa Enver kitaplarında sevdiğim yanlardan biri de bu; kusursuz karakterlerle yok artık dedirtmiyor, bilakis hayatın içinden seçtiği karakterleri kusurlarına rağmen size sevdirmeyi başarıyor.
Vefa Enver kitaplarında sevdiğim diğer bir yan ise, güzel bir kıyafetten bahsettiğinde gözünüzde gerçekten güzel bir kıyafet canlanması. Mesela Nil'in Yiğit'in nişanında giydiği -of spoiler :P- pembe elbise.
Keyifli, romantik bir şeyler okumak isteyenler için bire bir.
Etiketler:
bana prenses deme
,
ephesus
,
ephesus yayınevi
,
genç yetişkin
,
kitaplar
,
pembe kraliçe
,
roman
,
vefa enver
Kaydol:
Kayıtlar
(
Atom
)








