Gelelim Türkiye'de çılgınca sevilen yazar Sarah Jio'nun son kitabının yorumuna.
Bazılarınız için oldukça üzücü bir haberim var ki yazmayacağım yorumu. Kitap yorumunu youtube kanalımda yaptım ahanda buraya videosunu koydum demek istediğim için yazdım bu yazıyı.
Vay efendim kanalıma abone olun diyormuşum da, yorum videoda diyormuşum da..
Derim.
Kimse okumazsa ben okurum diye diye yıllarca blog yazdım ben, şimdiden sonra kimse izlemezse ben izlerim diyerek kanalıma videoları ekliyorum.
Kim demiş o lafları kız seyhan diyenleri videomu izlemeye ve beğenmeye davet ediyorum :)
Bu arada çok ilginç annemle babam videoları tvde izliyor bir de yorum yapıyorlar, kırk yıl düşünsem aklıma gelmezdi 😂
Boşuna yıllarca kasmışım kimliğim belli olmasın diye.
Şimdi komşum instagramdan takip ediyor, meslekdaşım blogumu okuyor, annem babam videolarımı izliyor. ♥
Neyse. Sarah Jio. Paris'ten Çiçeklerle. İzleyin!!!
pena yayınları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
pena yayınları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
29 Kasım 2018 Perşembe
26 Şubat 2018 Pazartesi
Penceredeki Kadın
Biraz ağır okuyorum bu sene. Bazı günler hiç kitap okumadığım da oluyor, aramızda kalsın.
Aslında bu sene okumak istemediğim kitapları okumamaya da karar verdim. Boşaltacağım rafları da neyse bu başka zamanın konusu olsun.
Kitabımıza dönersek, kitap bir "çok satanlar" kitabı, film olmaya hazırlanıyor yanlış bilmiyorsam.
Kitapta evden çıkamayan yani agorafobisi olan ve evden çıkamadığı için de komşularını dikizleyen bir kadın var ve kitap onun ağzından anlatılıyor. Kocası ve kızından ayrı, her akşam onlarla konuşuyor ama neden ayrı oldukları da bir sır. Kitabın sonlarına doğru öğreneceğimiz birçok sırdan yalnızca bir tanesi.
Anna yani evden çıkamayan kadın bir gün gene komşularını dikizlerken görmemesi gereken bir şey görüyor ve sonra işler öyle bir gelişiyor ki sonunda gördüklerinden de kendi akıl sağlığından da şüphe eder hale geliyor.
Şimdi kitabın ilk başları..ya gerçekten.. neden?
O kadar uzatılmış ki, ilacımı aldım, şarabını içtim, film seçtim, onu seçeyim, bunu mu seçeyim, aa komşum dışarı çıktı camdan bakayım... Her yaptığını anlatıyor ve -bu 200 sayfa falan az buz değil- bu şekilde ilerliyor. Atlamadan okudum ya belki bir şey olur diye, bana da yazık. Bu iki yüz sayfa içinden kitabın sonlarındaki sürprizle alakalı kısımlar da var ama. Sanırım o kadar laf salatasının nedeni siz asla tahmin edemeyin diye.
200 sayfadan sonra işler ilgi çekici hale geliyor, 30-40 sayfa sonra işler iyice sarpa sarıyor ve bu sefer cidden elinizden bırakmadan okumak, sonucu görmek istiyorsunuz.
Olayları tahmin edemediğiniz kitapları seviyorsanız ki ben, oo işte bunu hiç beklemiyordum, demeyi severim, tam size göre.
Aslında bu sene okumak istemediğim kitapları okumamaya da karar verdim. Boşaltacağım rafları da neyse bu başka zamanın konusu olsun.
Kitabımıza dönersek, kitap bir "çok satanlar" kitabı, film olmaya hazırlanıyor yanlış bilmiyorsam.
Kitapta evden çıkamayan yani agorafobisi olan ve evden çıkamadığı için de komşularını dikizleyen bir kadın var ve kitap onun ağzından anlatılıyor. Kocası ve kızından ayrı, her akşam onlarla konuşuyor ama neden ayrı oldukları da bir sır. Kitabın sonlarına doğru öğreneceğimiz birçok sırdan yalnızca bir tanesi.
Anna yani evden çıkamayan kadın bir gün gene komşularını dikizlerken görmemesi gereken bir şey görüyor ve sonra işler öyle bir gelişiyor ki sonunda gördüklerinden de kendi akıl sağlığından da şüphe eder hale geliyor.
Şimdi kitabın ilk başları..ya gerçekten.. neden?
O kadar uzatılmış ki, ilacımı aldım, şarabını içtim, film seçtim, onu seçeyim, bunu mu seçeyim, aa komşum dışarı çıktı camdan bakayım... Her yaptığını anlatıyor ve -bu 200 sayfa falan az buz değil- bu şekilde ilerliyor. Atlamadan okudum ya belki bir şey olur diye, bana da yazık. Bu iki yüz sayfa içinden kitabın sonlarındaki sürprizle alakalı kısımlar da var ama. Sanırım o kadar laf salatasının nedeni siz asla tahmin edemeyin diye.
200 sayfadan sonra işler ilgi çekici hale geliyor, 30-40 sayfa sonra işler iyice sarpa sarıyor ve bu sefer cidden elinizden bırakmadan okumak, sonucu görmek istiyorsunuz.
Olayları tahmin edemediğiniz kitapları seviyorsanız ki ben, oo işte bunu hiç beklemiyordum, demeyi severim, tam size göre.
Etiketler:
a j finn
,
bestseller
,
kitaplar
,
pena yayınları
,
penceredeki kadın
,
teşekkürler pena yayinlari
,
the woman in the window
2 Ekim 2017 Pazartesi
Öğretmen
Her pazartesi bir kitap yorumu yazmaya çalışıyorum.
Bir hafta atlarsam ki atladığım oluyor, sene bitiyor ama ben tüm kitapları yorumlamamış oluyorum.
Bu da beni rahatsız ediyor. Çünkü maalesef okuduğum her kitap aklımda kalmıyor, keşke kalsa. Burada bulmak, o kitabı okurken neler hissetmişim bakıp hatırlamak kolayıma geliyor. Üstelik seviyorum.
Öğretmen isimli kitabı da ilk elime geçer geçmez okumak istemiştim. Sonra kızlarla beraber okuruz diye beklettim.
Eylül ayında da artık beraber okumaya niyetlendik ama okudular mı hiç haberim yok, sıkıştırıp durmak da istemediğimden ben yorumu giriyorum.
Bu ürpertici bir kitap.
Bir cinayetle açılıyor. Ne kurbanı ne de cinayeti işleyeni tanıyoruz. İntihar şeklinde olduğu için çok fazla yankı uyandırmıyor ama cinayete kurban giden şahısla bağlantısı olanlar mesajı alıyor. Mesajı alan diğerleri ise her biri öncekinden daha korkunç olmakla beraber cinayete kurban gidiyor.
Ortak bir geçmişe sahip bu kurbanların hangi hatası bu kadar korkunç bir şekilde katledilmelerine neden oluyor peki?
Katil kim?!
Kitabın kapağında 'Zekice. Ürpertici. Sürükleyici.' yazıyor. Cidden öyle.
Yalnız biliyorum yabancı isimlerle arası olmayanlar var aramızda. Bu kitapta da bir kişiden bazen adıyla bazen soyadıyla bahsediyor ya ben de çok sıkıntı çektim o konuda ne yalan söyleyeyim.
Bir de öğretmen, ne alaka? Cani bir öğretmen bekliyordum ben bu kitapta daha çok 😁
Sanırım katilin verdiği dersten ötürü bu isim.
Neyse, pek bu tarz önermiyordum, değil mi?
Polisiye, gerilim, korku.
Kış günleri için güzel bir alternatif oldu.
Bir hafta atlarsam ki atladığım oluyor, sene bitiyor ama ben tüm kitapları yorumlamamış oluyorum.
Bu da beni rahatsız ediyor. Çünkü maalesef okuduğum her kitap aklımda kalmıyor, keşke kalsa. Burada bulmak, o kitabı okurken neler hissetmişim bakıp hatırlamak kolayıma geliyor. Üstelik seviyorum.
Öğretmen isimli kitabı da ilk elime geçer geçmez okumak istemiştim. Sonra kızlarla beraber okuruz diye beklettim.
Eylül ayında da artık beraber okumaya niyetlendik ama okudular mı hiç haberim yok, sıkıştırıp durmak da istemediğimden ben yorumu giriyorum.
Bu ürpertici bir kitap.
Bir cinayetle açılıyor. Ne kurbanı ne de cinayeti işleyeni tanıyoruz. İntihar şeklinde olduğu için çok fazla yankı uyandırmıyor ama cinayete kurban giden şahısla bağlantısı olanlar mesajı alıyor. Mesajı alan diğerleri ise her biri öncekinden daha korkunç olmakla beraber cinayete kurban gidiyor.
Ortak bir geçmişe sahip bu kurbanların hangi hatası bu kadar korkunç bir şekilde katledilmelerine neden oluyor peki?
Katil kim?!
Kitabın kapağında 'Zekice. Ürpertici. Sürükleyici.' yazıyor. Cidden öyle.
Yalnız biliyorum yabancı isimlerle arası olmayanlar var aramızda. Bu kitapta da bir kişiden bazen adıyla bazen soyadıyla bahsediyor ya ben de çok sıkıntı çektim o konuda ne yalan söyleyeyim.
Bir de öğretmen, ne alaka? Cani bir öğretmen bekliyordum ben bu kitapta daha çok 😁
Sanırım katilin verdiği dersten ötürü bu isim.
Neyse, pek bu tarz önermiyordum, değil mi?
Polisiye, gerilim, korku.
Kış günleri için güzel bir alternatif oldu.
Etiketler:
2017 okumaları
,
katerina diamond
,
kitaplar
,
öğretmen
,
pena yayınları
,
the royal book club
18 Eylül 2017 Pazartesi
Seninle
Size geçen hafta gittiğim anlık kısa tatilimde, bir çırpıda okuduğum kitaptan bahsetmek istiyorum; Seninle.
Bu kitap bende uzun süredir var aslında.
Hep son alınanları okumakla geçirdiğim için bazı kitaplar raflarda bekledikçe bekliyor. Keşke daha fazla okuyabilsem.
Okuduğum kitap bitmek üzereydi diye yazlığa giderken onu almayayım dedim gözüme de "seninle" ilişince aldım çıktım yola.
Seninle, türü itibariyle genç yetişkin kategorisindeymiş. Zaten kapağından anlamalıydım ama anlamadım. Kapağını da hiç sevmedim bu arada. Okuduktan sonra da sevmedim.
Ama kitabı çok sevdim. Çünkü bu tarz kitaplarda önemsenecek bir konu olmaz. Kafa dağıtır, pembe tutkulu bir aşk hikayesidir falan ama bu kitap, içinden cinselliği çıkardığınız zaman konusu sizi etkileyecek bir roman.
Kitap Nelly'nin ilk aşkını ve ilk aşkını elim bir kazada kaybettikten sonra abisi ile yakınlaşınca yaşadığı ikilem üzerine kurulu. Nelly önce çocukluk arkadaşı Kyle ile sevgili olmasını sonra onu nasıl kaybettiğini ve Kyle'ın abisi Colton ile işler nasıl buralara geldi onu anlatıyor. Arada ama nadiren anlatıcı değişip Colton oluyor.
Yazar bazen sayfalarca, keşke sansürlü yazsaydı, dediğiniz kısımlara yer vermiş. Sayfalarca :))
Özellikle ilk başlarda, madem asıl aşkın bu değil bari bunları kısa geçseydin, dediğim de oldu.
Ama bu türü sevenler bayılacaklardır buna eminim.
Şu anda kitapyurdu sitesinde de çok uyguna alabilirsiniz. 8,80 ne ya?! Harika!
Bence, madem anlatıcı olarak Colton'a da yer verecekti yazar, onun hikayesini de baştan onun ağzından dinleyebilirdik, daha güzel olurdu.
Tatile gitmeden evvel bana mesaj atıp soruyorsunuz ya, ne götüreyim yanımda, diye. Gelecek sene için unuturum belki ben siz unutmayın, şimdiden not alın.
Bu kitap bende uzun süredir var aslında.
Hep son alınanları okumakla geçirdiğim için bazı kitaplar raflarda bekledikçe bekliyor. Keşke daha fazla okuyabilsem.
Okuduğum kitap bitmek üzereydi diye yazlığa giderken onu almayayım dedim gözüme de "seninle" ilişince aldım çıktım yola.
Seninle, türü itibariyle genç yetişkin kategorisindeymiş. Zaten kapağından anlamalıydım ama anlamadım. Kapağını da hiç sevmedim bu arada. Okuduktan sonra da sevmedim.
Ama kitabı çok sevdim. Çünkü bu tarz kitaplarda önemsenecek bir konu olmaz. Kafa dağıtır, pembe tutkulu bir aşk hikayesidir falan ama bu kitap, içinden cinselliği çıkardığınız zaman konusu sizi etkileyecek bir roman.
Kitap Nelly'nin ilk aşkını ve ilk aşkını elim bir kazada kaybettikten sonra abisi ile yakınlaşınca yaşadığı ikilem üzerine kurulu. Nelly önce çocukluk arkadaşı Kyle ile sevgili olmasını sonra onu nasıl kaybettiğini ve Kyle'ın abisi Colton ile işler nasıl buralara geldi onu anlatıyor. Arada ama nadiren anlatıcı değişip Colton oluyor.
Yazar bazen sayfalarca, keşke sansürlü yazsaydı, dediğiniz kısımlara yer vermiş. Sayfalarca :))
Özellikle ilk başlarda, madem asıl aşkın bu değil bari bunları kısa geçseydin, dediğim de oldu.
Ama bu türü sevenler bayılacaklardır buna eminim.
Şu anda kitapyurdu sitesinde de çok uyguna alabilirsiniz. 8,80 ne ya?! Harika!
Bence, madem anlatıcı olarak Colton'a da yer verecekti yazar, onun hikayesini de baştan onun ağzından dinleyebilirdik, daha güzel olurdu.
Tatile gitmeden evvel bana mesaj atıp soruyorsunuz ya, ne götüreyim yanımda, diye. Gelecek sene için unuturum belki ben siz unutmayın, şimdiden not alın.
Etiketler:
2017 okumaları
,
genç yetişkin
,
jasinda wilder
,
kitaplar
,
pena yayınları
,
seninle
,
the royal book club
13 Ağustos 2017 Pazar
Everthing Everthing
Geçenlerde Everthing Everthing filminin vizyon öncesi özel gösterimine gittim.
Pena Yayınlarının davetlisi olarak 😎
Her Şey isimli Nicola Yoon kitabının film uyarlaması bu film.
Yazarın çok beğenilen ikinci kitabı Güneş de Bir Yıldızdır isimli kitabını da okuyup beğenmekle birlikte bu Her Şey benim için başka. O yüzden filmi çok merak ediyordum ama çok da ümitli değildim.
Bir de instagramda kısa tanıtım videolarına denk geliyordum dandik geliyordu. Kitabı okudum ya havam var tabii film versiyonunu sevmeyeceğim diye.
Özel gösterime de bu duygularla gittim tabii.
Şimdi size kitap - film karşılaştırması yapacağım.
Öncelikle film başlamadan evvel görüntü alamayacağımız konusunda uyarıldık ki bu gayet normal ama işin ilginci bir kişi yüzü seyircilere dönük tüm film boyunca cep telefonunu çıkaran oldu mu diye kontrol etti. Karanlıkta biz onun yüzünü göremiyoruz ama ekran bize yansıdığı için o bizimkini görebiliyor. Biri tarafından izlenilme düşüncesi ne kadar rahatsız edici değil mi? Hem o kişi için de çok sıkıcı bence. Ama demek ki gerekliydi.
Konusunu bilmeyenler için özet geçiyorum. Hastalığı nedeniyle evden çıkamayan bir kızımız var. dışarıdaki havayla teması bile ölümcül olabilir. Kıyafetleri falan radyasyonla temizleniyor. Annesi doktor ve annesi olmadığı zamanlarda özel hemşiresi onunla ilgileniyor. Kızın hayatı mahalleye yeni birilerinin taşınmasıyla değişiyor.. falan filan. Daha fazla anlatamam.
Öncelikle karakterler çok güzel olmuş. Maddy ve annesi siyahi, Olly -mahalleye yeni taşınan genç- beyaz amerikalı, Carla Latin güzeli bir hemşire. Kitaba uygun.
Ev.. ev mükemmel! Kitapta bu kadar güzel miydi? Muhteşem bir ev.
Tanışmaları, ilk görüşmeleri falan ufak farklılıklar var. Ancak çok şekerlerdi. Çok şekerlerdi!!!
Evet sevdim, yanlış anlamadınız.
Kitabı okumayanlar da benim kadar sever mi bilmiyorum, biraz yavaş gelebilir onlara. Sonuçta benim karakterlerle aramda bir bağ var.
Sadece.. hımm.. spoiler vermeden nasıl anlatabilirim bu kısmı.. anlatamam o yüzden uyarımı yapıyorum; dikkat spoiler!
~~
Olly ile Maddy'nin Hawaii'ye gittikten sonra filmin temposu bir anlık yükselse de sonra tekrar düşüyor. Oysa kitapta o kısımlar çok heyecanla ve endişeyle okunuyordu.
~~
Genel olarak temposu düşük bir film yani.
Ama gerçekten ben çok sevdim.
Tabii ki önce kitap, ille kitap.
Pena Yayınlarının davetlisi olarak 😎
Her Şey isimli Nicola Yoon kitabının film uyarlaması bu film.
Yazarın çok beğenilen ikinci kitabı Güneş de Bir Yıldızdır isimli kitabını da okuyup beğenmekle birlikte bu Her Şey benim için başka. O yüzden filmi çok merak ediyordum ama çok da ümitli değildim.
Bir de instagramda kısa tanıtım videolarına denk geliyordum dandik geliyordu. Kitabı okudum ya havam var tabii film versiyonunu sevmeyeceğim diye.
Özel gösterime de bu duygularla gittim tabii.
Şimdi size kitap - film karşılaştırması yapacağım.
Öncelikle film başlamadan evvel görüntü alamayacağımız konusunda uyarıldık ki bu gayet normal ama işin ilginci bir kişi yüzü seyircilere dönük tüm film boyunca cep telefonunu çıkaran oldu mu diye kontrol etti. Karanlıkta biz onun yüzünü göremiyoruz ama ekran bize yansıdığı için o bizimkini görebiliyor. Biri tarafından izlenilme düşüncesi ne kadar rahatsız edici değil mi? Hem o kişi için de çok sıkıcı bence. Ama demek ki gerekliydi.
Konusunu bilmeyenler için özet geçiyorum. Hastalığı nedeniyle evden çıkamayan bir kızımız var. dışarıdaki havayla teması bile ölümcül olabilir. Kıyafetleri falan radyasyonla temizleniyor. Annesi doktor ve annesi olmadığı zamanlarda özel hemşiresi onunla ilgileniyor. Kızın hayatı mahalleye yeni birilerinin taşınmasıyla değişiyor.. falan filan. Daha fazla anlatamam.
Öncelikle karakterler çok güzel olmuş. Maddy ve annesi siyahi, Olly -mahalleye yeni taşınan genç- beyaz amerikalı, Carla Latin güzeli bir hemşire. Kitaba uygun.
Ev.. ev mükemmel! Kitapta bu kadar güzel miydi? Muhteşem bir ev.
Tanışmaları, ilk görüşmeleri falan ufak farklılıklar var. Ancak çok şekerlerdi. Çok şekerlerdi!!!
Evet sevdim, yanlış anlamadınız.
Kitabı okumayanlar da benim kadar sever mi bilmiyorum, biraz yavaş gelebilir onlara. Sonuçta benim karakterlerle aramda bir bağ var.
Sadece.. hımm.. spoiler vermeden nasıl anlatabilirim bu kısmı.. anlatamam o yüzden uyarımı yapıyorum; dikkat spoiler!
~~
Olly ile Maddy'nin Hawaii'ye gittikten sonra filmin temposu bir anlık yükselse de sonra tekrar düşüyor. Oysa kitapta o kısımlar çok heyecanla ve endişeyle okunuyordu.
~~
Genel olarak temposu düşük bir film yani.
Ama gerçekten ben çok sevdim.
Tabii ki önce kitap, ille kitap.
Etiketler:
amanda stenberg
,
beyaz perde
,
everthing everything
,
filmler
,
her şey
,
kitap uyarlaması
,
nick robinson
,
nicola yoon
,
pena yayınları
,
vizyondakiler
16 Mayıs 2017 Salı
Güneş de Bir Yıldızdır
Gelelim geçen ay okuduğum tek kitaba.
Eskisi gibi okuyamadığımın farkındayım ama sınavdan sonra arayı kapatıp hepinizi bıktıracağım.
Sınav yaklaştıkça okuma hızım yavaşladı ve en sonunda sıfıra erişti.
Evet mayıs ayı itibariyle bir satır kitap okumuşluğum yok :(
Ama dönüşüm, gençler, harika olacak! Olmalı!
Kitap yorumuna geçmeden, bu kitabı instagram hesabımda hediye ediyorum.
Eğer instagramdan takip etmiyorsanız takip etmenizi, hayalet takipçiyseniz ise fotoğraflarımı beğenmeye davet ediyorum sizi. Çünkü hayalet takipçi olmak karaktersizce bir şey bence, size veya bana yakışmaz 💓
Nicola Yoon'un daha önce yine Pena yayınlarından çıkan Her Şey isimli kitabını okumuştum ve beğenmiştim; bir gençlik kitabıydı. Kitap filme uyarlandı ve 5 mayısta Amerikada gösterime girdi. Ben de sınav sonrası filme giderim diye düşünmüştüm ki, bizim ülkemize ağustos ayında geleceğini öğrendim. O zamana kadar herhalde internete de düşer ve ben de filme gitmem. Ama bakalım durum neyi gösterecek diyelim ve konumuza dönelim.
Nicola Yoon yine gençlere yönelik bir roman yazmış.
Gene ırklar arası aşk var 💓
Bu sefer iki anakarakterin ağzından anlatılıyor olaylar zinciri ve olaylar tek bir gün içinde gerçekleşiyor. Nasıl karşılaştılar nasıl aşık oldular, önlenemez görünen sorunu nasıl aşacaklar bunları okuyoruz. Ama sadece iki karakter değil araya o karakterlerin hayatına dokunmuş kişilerin de hikayeleri serpilmiş. En çok o kısmı sevdim.
Aşk tesadüfleri sever tarzda bir kitap.
Karakterlerden birinin Koreli olduğunu belirteyim ♥
Ben tam böyle hafif beni yormayacak mutlu edecek bir kitap okuma havamdaydım ve o sıra okudum. O yüzden de pek sevdim.
Hazır yaz geldi. Seyhan tatile gidiyorum bana okumam için ne önerirsin diyenleriniz varsa hemen listeye eklesin bu kitabı.
Eskisi gibi okuyamadığımın farkındayım ama sınavdan sonra arayı kapatıp hepinizi bıktıracağım.
Sınav yaklaştıkça okuma hızım yavaşladı ve en sonunda sıfıra erişti.
Evet mayıs ayı itibariyle bir satır kitap okumuşluğum yok :(
Ama dönüşüm, gençler, harika olacak! Olmalı!
Kitap yorumuna geçmeden, bu kitabı instagram hesabımda hediye ediyorum.
Eğer instagramdan takip etmiyorsanız takip etmenizi, hayalet takipçiyseniz ise fotoğraflarımı beğenmeye davet ediyorum sizi. Çünkü hayalet takipçi olmak karaktersizce bir şey bence, size veya bana yakışmaz 💓
Nicola Yoon'un daha önce yine Pena yayınlarından çıkan Her Şey isimli kitabını okumuştum ve beğenmiştim; bir gençlik kitabıydı. Kitap filme uyarlandı ve 5 mayısta Amerikada gösterime girdi. Ben de sınav sonrası filme giderim diye düşünmüştüm ki, bizim ülkemize ağustos ayında geleceğini öğrendim. O zamana kadar herhalde internete de düşer ve ben de filme gitmem. Ama bakalım durum neyi gösterecek diyelim ve konumuza dönelim.
Nicola Yoon yine gençlere yönelik bir roman yazmış.
Gene ırklar arası aşk var 💓
Bu sefer iki anakarakterin ağzından anlatılıyor olaylar zinciri ve olaylar tek bir gün içinde gerçekleşiyor. Nasıl karşılaştılar nasıl aşık oldular, önlenemez görünen sorunu nasıl aşacaklar bunları okuyoruz. Ama sadece iki karakter değil araya o karakterlerin hayatına dokunmuş kişilerin de hikayeleri serpilmiş. En çok o kısmı sevdim.
Aşk tesadüfleri sever tarzda bir kitap.
Karakterlerden birinin Koreli olduğunu belirteyim ♥
Ben tam böyle hafif beni yormayacak mutlu edecek bir kitap okuma havamdaydım ve o sıra okudum. O yüzden de pek sevdim.
Hazır yaz geldi. Seyhan tatile gidiyorum bana okumam için ne önerirsin diyenleriniz varsa hemen listeye eklesin bu kitabı.
Etiketler:
2017 okumaları
,
gençlik
,
her şey
,
kitaplar
,
nicola yoon
,
pena yayınları
,
roman
,
the royal book club
21 Şubat 2017 Salı
Hayalperver
Bu kitap bana Pena yayınlarından hediye edilmişti ve ben kapağına vurulmuştum.
Kabul edelim ki ismi de çok güzeldi. Ne de güzel kitap kulübü ismi olurdu, öyle de oldu. 😊
Kitap kulübümüze dair detayları kuruluş hikayesini kaçıranları Hayalperver Kitap Kulübü isimli yazıma davet edeyim, sonra buraya dönüp kitap yorumumu okuyabilirler.
Efendim bu kitabın başlarında hemen aklıma Tozlu Rüyalar Kitapçısı isimli kitap geldi. Kasım ayında gene kulüp arkadaşlarımla okumuştuk hatırlarsanız, hatırlamazsanız Tozlu Rüyalar Kitapçısı isimli başlığa giderek okuyabilirsiniz.
Önce o kitabı okuyan herkesin de aklına gelir ama aynısı değil işler çok farklı ilerliyor.
Alice ve Max aynı rüyaları paylaşan birbirinden haberi olmayan iki genç. Rüyalar uçuk kaçık ve tam hayalperest işi. Alice'in enerjisi kitaptan taşıyor ve karakteri çok seviyorsunuz. Max ise çoğunlukla sizi kızdırırken sonunda gönlünüzü almasını biliyor.
Kitabı ben sevdim. İlk başlarda adapte sorunu yaşadım ama 70. sayfadan sonra böyle rüyalar görsem, böyle arkadaşım olsa falan diye ben de hayallere dalmıştım.
Kabul ediyorum biraz genç kitabı. Ama ben zaten - bunu söylememe bile gerek yok- gençlik kitaplarını çok seviyorum. Eğlenceli, akıcı, kafa dağıtmalık!
Sadece sonu çok çabuk oldu bittiye geldi diye düşünüyorum.
O yüzden goodreads'te 5 yıldız üzerinden 4 yıldız verdim.
Bu arada en güvenilir, en kestirme kitap yorumlarım için beni goodreads'te takip edebilirsiniz.
Bu fotoğrafı Hilal çekti. Ben instagram hesabında paylaştığımda kitabın yazarı Lucy Keating çok beğendiğini söyleyip paylaşmak için izin istedi. Ben de uçtum tabii. Böyle de hatıram burada kalsın.
Kabul edelim ki ismi de çok güzeldi. Ne de güzel kitap kulübü ismi olurdu, öyle de oldu. 😊
Kitap kulübümüze dair detayları kuruluş hikayesini kaçıranları Hayalperver Kitap Kulübü isimli yazıma davet edeyim, sonra buraya dönüp kitap yorumumu okuyabilirler.
Efendim bu kitabın başlarında hemen aklıma Tozlu Rüyalar Kitapçısı isimli kitap geldi. Kasım ayında gene kulüp arkadaşlarımla okumuştuk hatırlarsanız, hatırlamazsanız Tozlu Rüyalar Kitapçısı isimli başlığa giderek okuyabilirsiniz.
Önce o kitabı okuyan herkesin de aklına gelir ama aynısı değil işler çok farklı ilerliyor.
Alice ve Max aynı rüyaları paylaşan birbirinden haberi olmayan iki genç. Rüyalar uçuk kaçık ve tam hayalperest işi. Alice'in enerjisi kitaptan taşıyor ve karakteri çok seviyorsunuz. Max ise çoğunlukla sizi kızdırırken sonunda gönlünüzü almasını biliyor.
Kitabı ben sevdim. İlk başlarda adapte sorunu yaşadım ama 70. sayfadan sonra böyle rüyalar görsem, böyle arkadaşım olsa falan diye ben de hayallere dalmıştım.
Kabul ediyorum biraz genç kitabı. Ama ben zaten - bunu söylememe bile gerek yok- gençlik kitaplarını çok seviyorum. Eğlenceli, akıcı, kafa dağıtmalık!
Sadece sonu çok çabuk oldu bittiye geldi diye düşünüyorum.
O yüzden goodreads'te 5 yıldız üzerinden 4 yıldız verdim.
Bu arada en güvenilir, en kestirme kitap yorumlarım için beni goodreads'te takip edebilirsiniz.
Bu fotoğrafı Hilal çekti. Ben instagram hesabında paylaştığımda kitabın yazarı Lucy Keating çok beğendiğini söyleyip paylaşmak için izin istedi. Ben de uçtum tabii. Böyle de hatıram burada kalsın.
Etiketler:
2017 okumaları
,
babilmekan
,
dreamology
,
gençlik
,
hayalperver
,
hayalperver kitap kulübü
,
kitaplar
,
lucy keating
,
ocak ayı hayalperveri
,
pena yayınları
,
roman
,
teşekkürler pena yayinlari
20 Şubat 2017 Pazartesi
Hayalperver Kitap Kulübü
Sizin de artık anladığınız üzere ben artık kitap kulübü olmadan duramıyorum.
Bir kez bu tada varınca artık geri dönmek zor. Hala yalnız kitap okumak güzel ama ayda bir kitap da sevdiğiniz kafa dengi arkadaşlarınızla ortaklaşa okumak, sonra buluşup hem kitaplardan hem havadan sudan konuşmak, gelecek kitapları seçmek çok güzel.
Öncelikle her paylaştığımda "katılabilir miyim?" diye soran mesajlar alıyorum ve okuyan takipçilerim olduğu için çok mutlu oluyorum.
Kitap kulübü arkadaşlarım Hilal, Şahika ve Aylin ile bir araya gelmemiz bile oldukça zor olduğundan kitap kulübünün üyeleri çoğaldıkça toplanmak daha zor olacağından kulübe yeni kişiler eklenmesine sıcak bakmıyoruz ama her kitabı sosyal medya hesaplarımızdan duyurduğumuz için bizlere online olarak katılmanız çok kolay. Sizin için de bizim için de.
Onun dışında eğer gerçekten bu fikir hoşunuza gidiyorsa, sevdiğiniz arkadaşlarınızla böyle bir kulüp de siz kurun. Az sayıda kişiden oluşmasına dikkat edin ve keyfini çıkarın.
Bizim kitap kulübümüze dönersek, ocak ayında okuduğumuz ve kulübün ilk kitabı olan Hayalperver kitap kulübümüze ismini veren kitap oldu.
Buluşma yerimiz Çengelköy'deki Babilmekan oldu. Daha iyi bir yer olabilir miydi bilemiyorum. Kitaplarla çevrili dekoru da hoş, cumartesi olmasına rağmen çok kalabalık değil ve mekanla ilgilenenler sizi sık boğaz etmiyor.
Bol bol fotoğraf çekip gülüp konuşabildik çok eğlendik.
Hava harikaydı biz şahaneydik.
Mekan için ayrı bir yazı gelir mi bilmiyorum ama kitap için ayrı bir yazı gelmeli bence.
Bu kitap kulübümüzü duyurma postu olsun.
Katılırsanız memnun olurum. Ya da bu fikirden yola çıkıp kendi kitap kulübünüzü kurarsanız da mutlu olurum.
Unutmadan, fotoğraflar Şahika'dan. Onun yazısını da mutlaka ziyaret etmelisiniz. İşte link.
Etiketler:
babilmekan
,
hayalperver
,
hayalperver kitap kulübü
,
kitaplar
,
pena yayınları
,
sevdiğim bloggerlardan bir demet
5 Şubat 2017 Pazar
Bayıldığım Frankie'nin Videosu
Frankie Presto'yu ne kadar sevdiğimden şurada bahsettim.
Ama yetti mi? Yetmedi! Yetmez.
İstiyorum ki hepiniz okuyun.
Bir de cidden merak ediyorum beğenecek misiniz? Ben neden bu kadar beğendim? diye :)
İşte bu videoda bahsediyorum.
Aslında video çekmek istemiyorum artık. Çok az izleniyor diye. Yalan yok sizden mi saklayacağım. Zaten saklasam ne.. girer kaç kez görüntülenmiş bakabilirsiniz 😂
Ama sonra çok hoş bir kitap okuyorum diyorum ya kimse izlemese ben izlerim bu kitabın videosu çekilir 😊
Bu videoyu da hemen okur okumaz çektim, ancak düzenleme kısmında tembellik ettim o yüzden geç girdi yayına.
Umarım izlersiniz.
Umarım beğenirsiniz.
Beğenmezseniz de beğenmediğiniz yerleri söylerseniz şayet, işime yarar. Düzeltirim belki fena mı? 😉
Ama yetti mi? Yetmedi! Yetmez.
İstiyorum ki hepiniz okuyun.
Bir de cidden merak ediyorum beğenecek misiniz? Ben neden bu kadar beğendim? diye :)
İşte bu videoda bahsediyorum.
Aslında video çekmek istemiyorum artık. Çok az izleniyor diye. Yalan yok sizden mi saklayacağım. Zaten saklasam ne.. girer kaç kez görüntülenmiş bakabilirsiniz 😂
Ama sonra çok hoş bir kitap okuyorum diyorum ya kimse izlemese ben izlerim bu kitabın videosu çekilir 😊
Bu videoyu da hemen okur okumaz çektim, ancak düzenleme kısmında tembellik ettim o yüzden geç girdi yayına.
Umarım izlersiniz.
Umarım beğenirsiniz.
Beğenmezseniz de beğenmediğiniz yerleri söylerseniz şayet, işime yarar. Düzeltirim belki fena mı? 😉
Etiketler:
frankie presto
,
frankie prestonun sihirli telleri
,
kitap videosu
,
mitch albom
,
pena yayınları
,
the magic strings of frankiepresto
,
vlog
,
vlogger
,
youtube
,
youtube kanalım
,
youtuber
23 Aralık 2016 Cuma
Bengüsu Özcan Buluşması ve..
Biz havalar bu kadar soğumadan, bir kasım gününde..
Aylardan kasımdı değil mi?
Hayır değildi Ekimdi. Benim doğum günümden önceydi.
Sonbahardı ama bu kadar olmasa da, o gün için tercih ettiğim trençkotu giydiğime pişman edecek kadar soğuktu.
Yolculuk Şişli'ye idi, çünkü Bengüsu Özcan bizi Pena'da bekliyordu.
Okuldan çıkıp otobüs, metrobüs ve metro ile Şişli'ye vardım. Şişli'deki "apartman camii" beni yine şaşırttı.
Biraz gecikmiş, güzel acıkmış, harika üşümüştüm.
Ama beni, kapıdaki sekreterin aksine sıcak bir ortamın beklediğinden emindim.
Bu yazdığım büyük ihtimal kendisinin kulağına gidecek ama ben benim tatlılığıma, tontişliğime, nezaketime bu kadar kayıtsız kalabilen birini daha görmedim.
Sen de amma ön yargılısın, bir görüşte astın kestin, diyebilirsiniz ancak ilk görüşüm değil, yazın da Pena ile özlem giderme görüşmemiz olmuş ve inanılmaz sıcak bir günde kendisinin buzz gibi karşılamasıyla muhatap olmuştum.
Savunmamı da yaptıysam soğuk karşılamadan sıcak muhabbete geçebilirim.
İçerde beni, sevdiğim kitapların sevdiğim editörü ve onun editörlüğünü yaptığı kitaplardan ikisinin yazarı olan Bengüsu Özcan'nın yanı sıra, şekerim Şahika ve ilk kez o gün tanışıp kaynaştığım Aylinden denemeler ve Kitap bağımlısı olarak tanıyabileceğiniz Aylin ve Gülşah da bekliyordu.
Bekliyordu derken lafın gelişi.. çok olmasa da yine de gecikmiştim ve kahveler yudumlanırken, muhabbetin neredeyse dibine vurulacakken onlara katılabilmiştim.
Bu arada Arzu umarım bu satırları okuyorsundur ve seni unuttuğumu düşünmüşsündür. Sürpriz! Unutmadım!
Hemen bir çay aldım ve keskin bakışlarımla 'kim hangi kurabiyeleri yiyor hangileri tabakta kalmış hangileri tükenmek üzere' onları tespit ettikten sonra en doğru seçimlerle iyice havaya girdim.
Gecikmiştim. O yüzden belki benden önce sorulmuştur diye soru sormaktan çekindim. Ama muhabbet çok güzeldi.
Bengüsu Özcan'ın gittiği yurt dışı seyahatlere gelmişti konu. Vay arkadaş ne gezmişti. Kıskanmamak mümkün müydü? Mümkünse de benim için değildi. Ne güzel dinlemiş, yazacağı diğer kitapları merak etmiştim. İki kitabını da okumuştum. Daha önce demiş olmam lazım, kalemindeki değişim görülüyordu. Haliyle yaşantısı hayal dünyasını, hayal dünyası da yazacaklarını etkileyecekti.
Üstelik karşımda konuşan bu güzel kadın sadece 21 yaşındaydı.
Sizin de tanımanızı isterim açıkçası.
Bu yazı öyle içimden geldiği için yazıldı. Hem de iki kitap için hazırladığım videoyu burada paylaşırken o güzel günü anmış olmak istedim. Belki izlersiniz bu sefer videomu 😏
Bu arada kanalıma abone olmak da son derece kolay.
Hayat kısa. Bence abone olun hatta yorum bırakın 😁
İzlemek yetmez, senin yorumunu okumam lazım diyorsanız linkler: Maskeli Kedi ve Antika Adam
Bir de Bengüsu'nun sitesine link verelim; bengusuozcan.com
Yalnız acayip merak ediyorum, yazıyı sonuna kadar okuyan var mı?
Aylardan kasımdı değil mi?
Hayır değildi Ekimdi. Benim doğum günümden önceydi.
Sonbahardı ama bu kadar olmasa da, o gün için tercih ettiğim trençkotu giydiğime pişman edecek kadar soğuktu.
Yolculuk Şişli'ye idi, çünkü Bengüsu Özcan bizi Pena'da bekliyordu.
Okuldan çıkıp otobüs, metrobüs ve metro ile Şişli'ye vardım. Şişli'deki "apartman camii" beni yine şaşırttı.
Biraz gecikmiş, güzel acıkmış, harika üşümüştüm.
Ama beni, kapıdaki sekreterin aksine sıcak bir ortamın beklediğinden emindim.
Bu yazdığım büyük ihtimal kendisinin kulağına gidecek ama ben benim tatlılığıma, tontişliğime, nezaketime bu kadar kayıtsız kalabilen birini daha görmedim.
Sen de amma ön yargılısın, bir görüşte astın kestin, diyebilirsiniz ancak ilk görüşüm değil, yazın da Pena ile özlem giderme görüşmemiz olmuş ve inanılmaz sıcak bir günde kendisinin buzz gibi karşılamasıyla muhatap olmuştum.
Savunmamı da yaptıysam soğuk karşılamadan sıcak muhabbete geçebilirim.
İçerde beni, sevdiğim kitapların sevdiğim editörü ve onun editörlüğünü yaptığı kitaplardan ikisinin yazarı olan Bengüsu Özcan'nın yanı sıra, şekerim Şahika ve ilk kez o gün tanışıp kaynaştığım Aylinden denemeler ve Kitap bağımlısı olarak tanıyabileceğiniz Aylin ve Gülşah da bekliyordu.
Bekliyordu derken lafın gelişi.. çok olmasa da yine de gecikmiştim ve kahveler yudumlanırken, muhabbetin neredeyse dibine vurulacakken onlara katılabilmiştim.
Bu arada Arzu umarım bu satırları okuyorsundur ve seni unuttuğumu düşünmüşsündür. Sürpriz! Unutmadım!
Hemen bir çay aldım ve keskin bakışlarımla 'kim hangi kurabiyeleri yiyor hangileri tabakta kalmış hangileri tükenmek üzere' onları tespit ettikten sonra en doğru seçimlerle iyice havaya girdim.
Gecikmiştim. O yüzden belki benden önce sorulmuştur diye soru sormaktan çekindim. Ama muhabbet çok güzeldi.
Bengüsu Özcan'ın gittiği yurt dışı seyahatlere gelmişti konu. Vay arkadaş ne gezmişti. Kıskanmamak mümkün müydü? Mümkünse de benim için değildi. Ne güzel dinlemiş, yazacağı diğer kitapları merak etmiştim. İki kitabını da okumuştum. Daha önce demiş olmam lazım, kalemindeki değişim görülüyordu. Haliyle yaşantısı hayal dünyasını, hayal dünyası da yazacaklarını etkileyecekti.
Üstelik karşımda konuşan bu güzel kadın sadece 21 yaşındaydı.
Sizin de tanımanızı isterim açıkçası.
Bu yazı öyle içimden geldiği için yazıldı. Hem de iki kitap için hazırladığım videoyu burada paylaşırken o güzel günü anmış olmak istedim. Belki izlersiniz bu sefer videomu 😏
Bu arada kanalıma abone olmak da son derece kolay.
Hayat kısa. Bence abone olun hatta yorum bırakın 😁
İzlemek yetmez, senin yorumunu okumam lazım diyorsanız linkler: Maskeli Kedi ve Antika Adam
Bir de Bengüsu'nun sitesine link verelim; bengusuozcan.com
Yalnız acayip merak ediyorum, yazıyı sonuna kadar okuyan var mı?
Etiketler:
bengüsu özcan
,
pena yayınları
,
roman
,
teşekkürler pena yayinlari
,
vlog
,
vlogger
,
youtube
,
youtube kanalım
,
youtuber
19 Aralık 2016 Pazartesi
Frankie Presto'nun Sihirli Telleri
Hanımlar! Beyler!
Sizleri Frankie Presto ile tanıştırmama izin verin!
Benim Frankie ile tanışmam biraz ilginç. Tamam madem merak ediyorsunuz anlatayım.
Frankie Presto diye arattığınız zaman ünlü şarkıcıların, tanınmış bestecilerin onun hakkında konuştukları röportajlara denk geliyorsunuz YouTube'da. (Aratın ve bulun)
iTunes'da Frankie'nin hitleri var mesela.
Ama nasıl olur?
Frankie Presto bir roman kahramanı değil mi?
Nasıl olur da, Paul Stanley, Frankie ile tanışmasından, onunla ilgili anılarından bahseder?
Nasıl ilginizi çektim mi?
Açıkçası benim ilgimi bu çekti ve kitabın ülkemizde çıkmasını bekledim.
Kitap Ekim 2016'da raflardaki yerini aldı. Aralık 2016'da ise kalbimdeki yerini.
Presto, gitar virtüözü olduğu için kitabın adının Frankie Presto'nun Sihirli Telleri olduğunu düşünebilirsiniz. Ancak Frankie'nin eşsiz müzik kabiliyetinin yanı sıra gerçekten sihirli telleri var.
Canım Frankie.
Biraz fantastik, biraz romantik, biraz eşsiz, biraz benzersiz bolca müzik ve sevgi dolu bir hikaye.
Kitaba sarılasım geldi, sizlerden saklayamayacağım.
Kitabın teşekkür kısmını okuduktan sonra ben de yazara teşekkür etmek istedim. Tuttum kitabın editörüne mail attım. Sanırım bunu da hayatımda ilk defa yapıyorum. 😊
Bu yıl okuduğum en iyi kitap diyebilirim bunun için.
Kitap bitmeden videosunu çekmek, blogda yazmak istedim. Ama ya sonunda saçmalıyorsa diye kendimi zor tuttum. Ancak bu bile eşe dosta tavsiye etmeme engel olmadı.
Size de tavsiye ederim. Hatta okumanız için baskı kurabilirim.
Frankie ile tanışmalısınız!
Sizleri Frankie Presto ile tanıştırmama izin verin!
Benim Frankie ile tanışmam biraz ilginç. Tamam madem merak ediyorsunuz anlatayım.
Frankie Presto diye arattığınız zaman ünlü şarkıcıların, tanınmış bestecilerin onun hakkında konuştukları röportajlara denk geliyorsunuz YouTube'da. (Aratın ve bulun)
iTunes'da Frankie'nin hitleri var mesela.
Ama nasıl olur?
Frankie Presto bir roman kahramanı değil mi?
Nasıl olur da, Paul Stanley, Frankie ile tanışmasından, onunla ilgili anılarından bahseder?
Nasıl ilginizi çektim mi?
Açıkçası benim ilgimi bu çekti ve kitabın ülkemizde çıkmasını bekledim.
Kitap Ekim 2016'da raflardaki yerini aldı. Aralık 2016'da ise kalbimdeki yerini.
Presto, gitar virtüözü olduğu için kitabın adının Frankie Presto'nun Sihirli Telleri olduğunu düşünebilirsiniz. Ancak Frankie'nin eşsiz müzik kabiliyetinin yanı sıra gerçekten sihirli telleri var.
Canım Frankie.
Biraz fantastik, biraz romantik, biraz eşsiz, biraz benzersiz bolca müzik ve sevgi dolu bir hikaye.
Kitaba sarılasım geldi, sizlerden saklayamayacağım.
Kitabın teşekkür kısmını okuduktan sonra ben de yazara teşekkür etmek istedim. Tuttum kitabın editörüne mail attım. Sanırım bunu da hayatımda ilk defa yapıyorum. 😊
Bu yıl okuduğum en iyi kitap diyebilirim bunun için.
Kitap bitmeden videosunu çekmek, blogda yazmak istedim. Ama ya sonunda saçmalıyorsa diye kendimi zor tuttum. Ancak bu bile eşe dosta tavsiye etmeme engel olmadı.
Size de tavsiye ederim. Hatta okumanız için baskı kurabilirim.
Frankie ile tanışmalısınız!
Etiketler:
2016 okumaları
,
frankie presto
,
kitaplar
,
mitch albom
,
pena yayınları
,
the magic strings of frankiepresto
,
the royal book club
9 Aralık 2016 Cuma
Kelebek Adası Videosu
Uzun zaman sonra YouTube kanalıma bir video yüklemişken, bunu buradan duyurmamak olur mu?
Olmaz!
Olmamalı!
Aslında Sarah Jio'nun tüm kitaplarına toplu bir video çekmek istiyorum ama, çekmek, sonrasında kesmek + yüklemek zahmetli geliyor.
Sonra yorum da yapmıyorsunuz.
Ben istiyorum ki eleştiri de olsa yorum yapın. Eleştireceksiniz ki ben hatalarımı görüp düzelteceğim.
Yok Seyhan sen harikasın o yüzden eleştirmiyoruz, diyorsanız da..
Deyin yani bunu da deyin, belki teşvik olur :)
Neyse bak, onca lafın üstüne videomu koyuyorum, izlemek yorum yapmak size kalmış.
Bu arada kanalıma abone olmayanlar varsa onları da abone olmaya davet ediyorum.
Olmaz!
Olmamalı!
Aslında Sarah Jio'nun tüm kitaplarına toplu bir video çekmek istiyorum ama, çekmek, sonrasında kesmek + yüklemek zahmetli geliyor.
Sonra yorum da yapmıyorsunuz.
Ben istiyorum ki eleştiri de olsa yorum yapın. Eleştireceksiniz ki ben hatalarımı görüp düzelteceğim.
Yok Seyhan sen harikasın o yüzden eleştirmiyoruz, diyorsanız da..
Deyin yani bunu da deyin, belki teşvik olur :)
Neyse bak, onca lafın üstüne videomu koyuyorum, izlemek yorum yapmak size kalmış.
Bu arada kanalıma abone olmayanlar varsa onları da abone olmaya davet ediyorum.
Etiketler:
kelebek adası
,
kitap videosu
,
pena yayınları
,
sarah jio
,
vlog
,
vlogger
,
youtube
,
youtube kanalım
,
youtuber
30 Kasım 2016 Çarşamba
Kelebek Adası
Bir Sarah Jio sürprizi daha.
İlk defa Türkiye'de çıkan ve orijinal adı Back To You olan kitap, ilk olarak Tüyap kitap fuarında okuyucusuyla buluştu.
Geçen yıl yine tüm dünyada ilk defa bizim ülkemizde çıkan Yeşil Deniz Kabuğu kitabı için İstanbul'a gelmişti Sarah Jio ve kendisiyle tanışma imkanı bulmuştum.
Kasım ayı boyunca, geçen seneyi yad ettim.
Merak edenler Sarah Jio ile tanışma yazımı okuyabilir.
Videosuna ise buradan ulaşabilir. ( Ben şimdi tekrar izledim )
Video demişken bu kitaba video çekmek istiyorum ama her şey gibi video çekmeye de ara verdim, dönmek zor geliyor.
Kelebek Adası, içinde gerçek kayıp hikayelerinin de yer aldığı hoş bir Sarah Jio kitabı. Bermuda Şeytan üçgeni ciddi anlamda teknelerin kayboldu uçak kazalarının olduğu, atlantik okyanusunda bulunan bir bölge. Doksanlı yıllarda dayımın kütüphanesinde denk geldiğim bir kitaptan okumuş çok etkilenmiştim. Şimdiki teoriler o zamankilerden biraz farklı ama bir çok gizemli olayın yaşandığı bir gerçek.
Bu kitapta Yeşil Deniz Kabuğu gibi gelecek bir tarihle açılıyor.
Sonra yakın tarihe dönüyor ve olayları okuyoruz.
Eşiyle balayında tekne yolculuğuna çıkan genç kadının ekstra olarak katıldığı tekne turunda tekne alabora olur ve bir daha genç kadından ve o teknedekilerden haber alınamaz.
Tekne turundan tek kurtulanlar Charlotte ve son derece mesafeli ve suratsız Gray olmuştur ancak bundan sadece kendilerinin haberleri vardır.
Bundan sonrası adada yaşam mücadelesi, keşiflerle geçecek bu arada da birbirlerine bağlanacaklardır. İkisinin de sırları ve geride bıraktıkları vardır.
Peki adadan nasıl kurtulacaklardır?
Bunun dışında yan hikayeler de var ve sonunda çok hoş bir şekilde birleşiyorlar.
Biraz gizem, biraz aşk, biraz Sarah Jio büyüsü ve voila!
Ortaya, bir çırpıda okunan ve insanı mutlu eden bir kitap çıkıyor.
Neredeyse unutuyordum, kitabın başında Türk okurları için bir mektup var. Ama onun dışında karakterler arasında Charlotte ve Gray arasında geçen bir de İstanbul muhabbeti var.
Sarah Jio da bizi seviyor 💕💕Asın bayrakları 😄
Yine de hikayenin hiç değilse bir kısmının Türkiye'de geçtiği, Türk asıllı (adı da Seyhan olan) bir karakterin olduğu bir hikaye beklentim var kendisinden.
Bu arada bu kitabı okurken eleştirdiğim yerler oldu. Ancak okuyup bitirdikten sonra hele de böyle birkaç gün geçtikten sonra kitabı gayet güzel hatırlıyorum. Bu da bahsetmeye değer.
Sarah Jio'nun sırasıyla diğer kitapları :
Mart Menekşeleri
Yağmur Sonrası
Böğürtlen Kışı
Son Kamelya
Gündüzsefası
Elveda Haziran
Agapi
Yeşil Deniz Kabuğu
Kelebek Adası
Etiketler:
2016 okumaları
,
kitaplar
,
pena yayınları
,
roman
,
sarah jio
,
sarah jio kitapları
,
teşekkürler pena yayinlari
18 Kasım 2016 Cuma
Tüyap'ta Sizi Bekleyen Sarah Jio
Geçen yıl Tüyap Kitap Fuarında Sarah Jio rüzgarı esmişti hatırlarsınız.
Pena Yayınlarıyla Jio görülmemiş bir imza günü gerçekleştirerek, akıllara kazındılar adeta.
Bu yıl ise yine ilk kez Türkiye'de çıkan kitabı Kelebek Adası, orijinal adıyla Back To You, yine ilk kez Tüyap'ta kitap severlerle buluştu.
Ben de, acaba ne okusam, diye düşünürken, kitap çıktı ve bana da yine okunacaklar listemi alt üst etmek düştü.
Bu aralar çok yavaş okuyorum ve bana ilaç gibi geleceğini düşünüyorum. 😊
Üstelik şimdiden, "nasıl, okudun mu, alayım mı?" diye sorular geliyorsa, benim zaten okumamak gibi bir seçeneğim olamaz.
Sırf sizin için arka kapak yazısını bile okudum.
Beklentimi arttırmasın, konu kafamda şekillenmeye başlamasın diye kolay kolay arka kapak yazısını okumam.
Ve bak arka kapak yazısı da hoşuma gitti gördün mü?
Bu arada ben bu satırları yazarken Sarah Jio'u özlediğimi fark ettim, ne dersiniz seneye gelir mi?
Mavi kelebeklerin hikâyesini bilir misiniz? Mavi kelebekleri her yerde göremezsiniz. Oldukça nadir görülürler. Sabah uyandığınızda, “Bugün mavi kelebekleri görmeye gidiyorum,” diyemezsiniz. Siz onları değil, onlar size bulur. Efsaneye göre bu kelebekler, değişimin habercisidir. Olur da gündoğumunda yolunuzu bir mavi kelebek keserse, bilin ki artık hayatınız eskisi gibi olmayacaktır. Ne hayatınız ne kaderiniz ne şansınız... Artık bildiklerinizi unutun. Belki bambaşka biri girer hayatınıza. Belki bambaşka bir yerde uyanırsınız. Ya da ilk kez adımınızı attığınız bir yerde kendinizi hiç olmadığınız kadar huzurlu ve evinizde hissedersiniz. Kaybolurken bulunursunuz. Geldiğinizi sanarken gittiğinizi görürsünüz. Hayata başka bakarsınız mavi bir kelebek kanat çırptığında, çünkü size başka bakıyordur artık hayat.
“Sarah Jio, beklenenin üzerinde bir kitapla karşımızda. Okurken, kıyıya ulaşmak isteyen bir yolcu gibisiniz, her zamanki gibi bütün kalbi çevreleyen bir aşk... Kitabı bitirdikten sonra etkisinden çıkamayacaksınız. Gördüğünüz her kelebek size ‘Kelebek Adası’nı hatırlatsın ve umudu hissettirsin.”
- Berna Saray / SarahJioTurkey
Bu sefer Arka kapakta ben yokum diye paylaşmayacağım sanmadınız herhalde😎 Sevgili Berna (instagram sarahjioturkey sayfası kurucusu ve başkanı 😉 ), Tam bir Jio hayranı, nasıl da merak ettirecek bir yorum yazmış.
Bize de okumak düşer gençler.
Haydi bu hafta sonu aldığınız kitaplar arasında bu kitap da olsun beraber okuyalım.
Benden önce okumayın ama kıskanırım 🙈
Neredeyse unutuyordum, Sarah Jio, bu cumartesi (19.11.16) telekonferans ile tüyap'ta sevenlerinin sorularını yanıtlayacak. Sevenlerine duyurulur 💖
14 Ekim 2016 Cuma
Kırık Düşler Mevsimi
Yeni bir yazarla, hepinize merhaba.
Amanda Prowse birçok kitabı olan ancak dilimize ilk defa bir kitabı çevrilen bir yazar.
Sarah Jio tarzına benzetildiği için Eylül ayında okuduklarım arasında yer verdim.
Yani kadın kitabı demek doğru olur :)
Bu kitapta hayalleri yarım kalmış bir genç kızın orta yaşlarını okuyacağız.
Kitap karakter ağzından değil yazarın ağzından anlatılmış. Başlangıçta bir çift ve yeni bir evleri var. Hemen sonraki bölümde çiftin orta yaşlı iki çocuklu hallerine ışınlanıyoruz.
Genç yaşta evlenmiş anne olmuş, ve lisedeki hayatının aşkıyla "devam etseydi neler olacaktı"yı merak eden ve hala lise aşkını düşünen genç bir kadın olan Jacks var karşımızda. Dünyalar şahanesi kocası Pete ve iki çocuğu. Son cümleden anlaşılmadıysa Pete'ciyim ben ve kitap boyunca Jacks'e inanılmaz kızdım. Benim arkadaşım olsa şöyle bir silkelerdim onu.
Bilmiyorum okuyan herkes sinirlenir mi ama, gerçek hayatta da tahammül edemediğim bir karakter tipi. Yazarın amacı insanı karaktere gıcık etmektiyse: Bravo. Yok eğer gıcık etmek değildiyse, bu sefer imalı "Bravo"!!
Ama sonunda affettim, tamam.
Hasta bir büyükanne vardı bir de. Canım benim ♥
Kitapta sevdiğim kısımlar da oldu sevmediğim yerler de. Spoiler vermeden o ayrıntılara giremiyorum malesef. Ancak yazarla bir sıkıntım yoktu. Ancak tam olarak alışmak ve tarzını anlamam için biraz daha bu yazarı okumam lazım. Beni her kitapta böyle delirtmeyecekse yazar-okuyucu ilişkimizi sürdürebiliriz.
Kitabın orijinal adı Perfect Daughter. Yayınevleri arasında şu kız, bu kız, o kız popülerliği varken neden kusursuz kız ismini seçmemişler bilmiyorum ama kitaba bence de Kırık Düşler Mevsimi ismi daha çok yakışmış.
(O kız bu kız şu kız esprisini anlamayanlar için açıklama: Trendeki kız, İyi kız, Örümcek ağındaki kız, Gizli kız, Kayıp kız vs.. )
Ve kapağı. Çok şeker değil de ne? ♥
Etiketler:
2016 okumaları
,
amanda prowse
,
pena yayınları
,
roman
,
the royal book club
28 Eylül 2016 Çarşamba
Antika Adam
Bu benim okuduğum ikinci Bengüsu Özcan kitabı.
Zaten genç yazarın da ikinci kitabı.
Yazar aslında peşpeşe kitap çıkarıyor değil. İlk kitabı Maskeli Kedi'yi geç okumam, ikinci kitabını ise hemen okumam dolayısıyla sizlerde iki üç ayda bir kitabı mı çıkıyor hissi uyandırmasın.
İlk kitap Maskeli Kedi için yorumuma bakmayı unutmayın.
Bir unutmamanız gereken bir düğer husus da instagram hesabımda (the_syhn) bu kitabı hediye ettiğim gerçeğidir.
Kitabı severek okuduğumu belirterek çekilişe katılmanız konusunda sizi teşvik edeyim.
Yine çok hoş bir konusu var bu kitabın.
Üzerinde bir zamanda yolculuk edemeyiş hikayesi yazıyor ve bu da benim beklentimi zamanda yolculuk çabaları üzerine çekiyor.
Ancak tam olarak öyle değil.
Koray Genç yaşta amansız hastalığa yakalanıp artık ölmeyi bekliyorken bir sabah sağlıklı, dinç bir şekilde uyanır. Artık hasta değildir. Ancak bilmediği bir yerdedir ve tarihler 2079'u göstermektedir.
Koray'ın geleceği anlamasını ve uyum sağlamasını okuyacağımız bu romanda çok uç gelecek tasvirleri yok.
Zaten öyle çok uzun bir yıl farkı da yok, şunun şurasında 2079'a ne kaldı? Gerçi teknolojinin gelişme hızı da günden güne artıyor.
Benim dikkatimi asıl insanlardaki değişim çekti. Yazar güzel bir yere dikkat çekmiş ve öyle olması kuvvetle muhtemel bir durum. Nasıl olması mı? O kitapta yazılı ;)
Yazarın ilk kitabına kıyasla çok daha iyi bir kitapla karşılaştım. Anlatımı güzel ve eğlenceli. Çok genç bir yazar ve gelişimini görmek harika.
Okuduğum genç Türk yazarlarda sıklıkla gördüğüm diyalog üzerinden hikayeyi götürmemesi benim için artı puan ♥
Bakalım bir sonraki kitabında bizi nerelere götürecek kimlerle tanıştıracak?
Etiketler:
2016 okumaları
,
antika adam
,
bengüsu özcan
,
kitaplar
,
maskeli kedi
,
pena yayınları
,
roman
,
the royal book club
20 Eylül 2016 Salı
Her Şey
Her Şey, hakkında övgüler okuduğum benim de merak ettiğim, uzun süredir de benim tarafımdan okunmayı bekleyen bir kitap.
Kitabın gerek kapağı, gerek gençlik kitabı olduğu yönündeki yorumlar seveceğimi hissettiriyordu.
Ama beni okumaya iten şey filminin çekileceğini duymuş olmam.
Film çıkmadan okuyayım bari, dedim. (Senden Önce Ben'i yıllar önce almama rağmen hala okumadım ve gelen geçen bana filmini öneriyor)
İşte bu duygularla okumaya başladığım kitabı bitirmeden elimden bırakamadım.
Konusuna çok bakamadığım kitapta hasta bir genç olduğunu biliyordum. Bu açıdan bir yanım Aynı Yıldızın Altında'nın bir kopyası mı diye tereddütteydi açıkçası. Aynı Yıldızın Altında tadı alsam da, gönül rahatlığıyla alakalarının sadece hastalık ve aşk olduğunu söyleyebilirim ♥
Çok nadir bir hastalığa sahip Maddy evden dışarı çıkamıyor, devamlı kontrol altında tutulması gerekiyor. Bakımını üstlenen doktor annesinin yanı sıra bir de -şükürler olsun ki- gündüz hemşiresi Carla var.
Mahalleye taşınan yeni birileri sayesinde Maddy'nin hayatına biraz renk geliyor.
Çok güzel, sayfaları birbiri ardına çevireceğiniz bir roman.
Evet gençlik romanı ama ben severek ve hayretle okudum.♥
Kitabın gerek kapağı, gerek gençlik kitabı olduğu yönündeki yorumlar seveceğimi hissettiriyordu.
Ama beni okumaya iten şey filminin çekileceğini duymuş olmam.
Film çıkmadan okuyayım bari, dedim. (Senden Önce Ben'i yıllar önce almama rağmen hala okumadım ve gelen geçen bana filmini öneriyor)
İşte bu duygularla okumaya başladığım kitabı bitirmeden elimden bırakamadım.
Konusuna çok bakamadığım kitapta hasta bir genç olduğunu biliyordum. Bu açıdan bir yanım Aynı Yıldızın Altında'nın bir kopyası mı diye tereddütteydi açıkçası. Aynı Yıldızın Altında tadı alsam da, gönül rahatlığıyla alakalarının sadece hastalık ve aşk olduğunu söyleyebilirim ♥
Çok nadir bir hastalığa sahip Maddy evden dışarı çıkamıyor, devamlı kontrol altında tutulması gerekiyor. Bakımını üstlenen doktor annesinin yanı sıra bir de -şükürler olsun ki- gündüz hemşiresi Carla var.
Mahalleye taşınan yeni birileri sayesinde Maddy'nin hayatına biraz renk geliyor.
Çok güzel, sayfaları birbiri ardına çevireceğiniz bir roman.
Evet gençlik romanı ama ben severek ve hayretle okudum.♥
Etiketler:
2016 okumaları
,
böğürtlen kışı kitap yorumu
,
her şey
,
kitap inceleme
,
kitaplar
,
nicola yoon
,
pena yayınları
,
roman
,
the royal book club
5 Eylül 2016 Pazartesi
Maskeli Kedi
Bengüsu Özcan kıskanılası genç yazarlardan.
Genç dedim diye aklınıza wattpad gelmesin, bir wattpad yazarı değil. Ben de öyle sanıyordum ama :)
Aslında bu kitap bende uzun süredir var ama yazarın ikinci kitabının çıkacağını duyduktan sonra okumak için iyice heves ettim. Kitabı hemen öne çekmemin bir diğer nedeni de, Gökçe'nin yanı sıra, Şahika'nın da okuyup beğenmesi oldu.
Sınav biter bitmez önce bu kitaba başladım.
Bu arada kitap instagram hesabımda hediye ediliyor. Hala süreniz var, bir bakın ve bence katılın. ^.^
Gelelim konusuna.
Ben konusunu bile okumadan başladım kitabı okumaya. O yüzden kızı önce eskort sandım.
Eylül genç bir oyuncu. Kendine 'profesyonel kandırıkçı' diyor. Oyunculuğunu tiyatro yerine yardıma ihtiyacı olan insanlara yardım etmek için kullanıyor ve aslında bu sayede geçimini sağlıyor.
Öğrencisinin velisiyle görüşmek isteyen bir öğretmenin karşısına müşterisinin velisi olarak çıkarken, müşterisinin anne ve babasının karşısına da çocuklarının öğretmeni olarak çıkabiliyor.
İnsanlara destekli atmaları konusunda 'destek' olarak yardım ediyor yani.
Hoşuma gitti konusu da, yazarın dili de. Eksikler olsa da bir ilk kitap için oldukça iyi bence. Sondaki banka kısmını hiçbir şekilde mantığıma oturtamadığımı söylemek zorundayım ama.
Yine de yazarın bu ay çıkacak olan ikinci kitabını hiç geciktirmeden, nazlanmadan okuyacağımı sizlere bildirmek isterim.
Siz de belki bana eşlik etmek istersiniz ve belki de 2. kitaptan önce ilk kitabı okursunuz diye hemen yazsını hazırladım ;)
Bu arada Bengüsu Özcan'ı instagram ve twitterdan bngsozcan adıyla takip edebilirsiniz.
Bir de web sitesi vardı, buraya ekleyeyim ve ben de bu yazıyı yayımladıktan sonra, web sitesini incelemeye gideyim: www.bengusuozcan.com
Genç dedim diye aklınıza wattpad gelmesin, bir wattpad yazarı değil. Ben de öyle sanıyordum ama :)
Aslında bu kitap bende uzun süredir var ama yazarın ikinci kitabının çıkacağını duyduktan sonra okumak için iyice heves ettim. Kitabı hemen öne çekmemin bir diğer nedeni de, Gökçe'nin yanı sıra, Şahika'nın da okuyup beğenmesi oldu.
Sınav biter bitmez önce bu kitaba başladım.
Bu arada kitap instagram hesabımda hediye ediliyor. Hala süreniz var, bir bakın ve bence katılın. ^.^
Gelelim konusuna.
Ben konusunu bile okumadan başladım kitabı okumaya. O yüzden kızı önce eskort sandım.
Eylül genç bir oyuncu. Kendine 'profesyonel kandırıkçı' diyor. Oyunculuğunu tiyatro yerine yardıma ihtiyacı olan insanlara yardım etmek için kullanıyor ve aslında bu sayede geçimini sağlıyor.
Öğrencisinin velisiyle görüşmek isteyen bir öğretmenin karşısına müşterisinin velisi olarak çıkarken, müşterisinin anne ve babasının karşısına da çocuklarının öğretmeni olarak çıkabiliyor.
İnsanlara destekli atmaları konusunda 'destek' olarak yardım ediyor yani.
Hoşuma gitti konusu da, yazarın dili de. Eksikler olsa da bir ilk kitap için oldukça iyi bence. Sondaki banka kısmını hiçbir şekilde mantığıma oturtamadığımı söylemek zorundayım ama.
Yine de yazarın bu ay çıkacak olan ikinci kitabını hiç geciktirmeden, nazlanmadan okuyacağımı sizlere bildirmek isterim.
Siz de belki bana eşlik etmek istersiniz ve belki de 2. kitaptan önce ilk kitabı okursunuz diye hemen yazsını hazırladım ;)
Bu arada Bengüsu Özcan'ı instagram ve twitterdan bngsozcan adıyla takip edebilirsiniz.
Bir de web sitesi vardı, buraya ekleyeyim ve ben de bu yazıyı yayımladıktan sonra, web sitesini incelemeye gideyim: www.bengusuozcan.com
Etiketler:
2016 okumaları
,
bengüsu özcan
,
kitap çekilişi
,
kitap hediye
,
kitaplar
,
maskeli kedi
,
pena yayınları
,
roman
16 Haziran 2016 Perşembe
Yitik Kalper İstanyonu {Youtube Versiyonu}
Yitik Kalper İstasyonunu daha evvel blogda yazdım, videosunu çekmek istediğimi de söyledim.
Videosunu ancak şimdi çekebildim ama neler çektim.
Şimdi düşünüyorum da resmen inatlaşmışım, iyi ki yarım bırakmamışım hayret.
Videomda anlatıyorum olayları, tekrar yazmıyayım buraya.
Videomu izlerken -artık kendimi izlerken/dinlerken ilk başlardaki kadar rahatsız olmuyorum- heyecanlı olduğumu fark ettim.
Bu kitap için hala heyecanımı koruyorken video çekmiş olmam çok güzel bence.
Aranızda okuyan, okumayı düşünen var mı?
Youtube kanalıma hala abone olmayan var mı?
Videosunu ancak şimdi çekebildim ama neler çektim.
Şimdi düşünüyorum da resmen inatlaşmışım, iyi ki yarım bırakmamışım hayret.
Videomda anlatıyorum olayları, tekrar yazmıyayım buraya.
Videomu izlerken -artık kendimi izlerken/dinlerken ilk başlardaki kadar rahatsız olmuyorum- heyecanlı olduğumu fark ettim.
Bu kitap için hala heyecanımı koruyorken video çekmiş olmam çok güzel bence.
Aranızda okuyan, okumayı düşünen var mı?
Youtube kanalıma hala abone olmayan var mı?
Instagram hesabımda bu kitabı hediye ediyorum, son katılım 19 haziran.
Etiketler:
booktuber
,
instagramda ben
,
kitaplar
,
kristen hannah
,
pena yayınları
,
roman
,
sarah jio
,
teşekkürler pena yayinlari
,
Yitik kalpler istasyonu
,
youtube
,
youtube kanalım
,
youtuber
7 Haziran 2016 Salı
Yitik Kalpler İstasyonu Hediye!
Arkadaşlar koşunnnn..
Gerçi burada tanıtmaya hiç ihtiyacı yok bu kitabın, zira ilk günden katılım patlaması yaşandı.
Instagramdaki kitap hediyemden bahsediyorum.
İçlerinde Sarah Jio'nun hikayesinin de bulunduğu Pena Yayınlarından çıkan öykü kitabı Yitik Kalpler İstasyonunu hediye ediyorum!
Blogdan takip edenler mahrum kalmasın belki gözünüzden kaçmıştır belki beni instagram takip etmiyorsunuzdur - aa üzülürüm ama :( - sizlere de haber vereyim, dedim.
Instagramda sık sık kitap hesiye ediyorum bu arada, kitapseverlere duyrulur:
The_Syhn
Gerçi burada tanıtmaya hiç ihtiyacı yok bu kitabın, zira ilk günden katılım patlaması yaşandı.
Instagramdaki kitap hediyemden bahsediyorum.
İçlerinde Sarah Jio'nun hikayesinin de bulunduğu Pena Yayınlarından çıkan öykü kitabı Yitik Kalpler İstasyonunu hediye ediyorum!
Blogdan takip edenler mahrum kalmasın belki gözünüzden kaçmıştır belki beni instagram takip etmiyorsunuzdur - aa üzülürüm ama :( - sizlere de haber vereyim, dedim.
Instagramda sık sık kitap hesiye ediyorum bu arada, kitapseverlere duyrulur:
The_Syhn
Etiketler:
çekiliş
,
hediye
,
kitap çekiliş
,
kitap çekilişi
,
öykü kitabı
,
pena yayınları
,
sarah jio
,
Yitik kalpler istasyonu
Kaydol:
Kayıtlar
(
Atom
)
















