fransa etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
fransa etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

26 Mayıs 2020 Salı

Marie Antoinette


Senelerdir şu filmi izlemek isterim de altyazılı bulamadığımdan izlemem.
Meğer Netflix’te varmış!
O zaman hadi dedim Seyhoş, kostüm dalında ödül almış bu filmi sen seversin izle.


Avusturya arşidüşesi Fransa kraliçesi Marie Antoinette’yi herkes bilir  “ekmek bulamazlarsa pasta yesinler” demediğini ama bu sözle meşhur olduğunu da.

Açıkçası film beni pek açmadı. Hatta saraydaki detaylar, renkler başımı ağrıttı diyebilirim. 
Ne bileyim büyüyorum galiba.

Filmin hemen ardından hayatını okudum.
İşte bu kısım beni daha çok etkiledi diyebilirim.
Fransa sarayında saltanat sürülürken halkın gerçekten yiyecek ekmek bulamamasından tutun da Stefan Zweig, Antoinette’nin biyografisini yazana karalanmaya devam ettiğine değin birçok şey okudum.
Bunlar en ilginci de belki, Marie Antoinette’ nin Fransızların ekmek bulamayışlarına üzüldüğüdür.
Halkı sefalete sürükleyen bir politika var evet ama bunun faturası bu kadına kesilmiş gibi.
Tamam o da sütten çıkmış ak kaşık değildi ama tek suçlu da o değildi.

Filmi değil ama hayatına bi göz atmanızı öneririm. 

18 Temmuz 2019 Perşembe

Dördüncü ve Beşinci Gün; Paris

Birinci gün; Bulgaristan
İkinci gün; Slovenya
Üçüncü gün; Venedik
Ve sıra geldi dört ve beşinci günlere ki kendisi Paris olur.

En az 16 saat süren yolculuk sonrasında perperişan Paris’te olduğunu düşündüğümüz ancak Paris trafiği sayesinde merkeze gitmemizin neredeyse bir saat sürdüğü otelimize yerleştik.
Otel nasıl bir şeydi öyle?!
Asansörlerin bir kat çıkması 2 saat sürüyordu sanki. İnternet desen OMG!
Bakınız gene şikayet geliyor. O kadar saat yolda geçtikten sonra bize saat dokuzda çıkılacağı söylendi. Paris'teyiz ama oteldeyiz! İnternetin bile olmadığı otelde!
Bir saat sonra lobide buluşalım desen ne olur sanki.
Yemek için yazanlar oldu da neyse sekizde çıktık.
Yemek yerine götürdüler ve saat ondaki eyfel ışıklandırmasına yetişelim dediler. Biz yemedik o sürede etrafta dolandık. İyi ki öyle yapmışız. Sokaklarda keşfe çıkmak en sevdiğim ♥


Saat başı eyfel ışıklandırılıyor ama biz koştur koştur yetiştik yolda başladı ve zaten 5 dk sürüyor ve sadece yarım saat süre verdiler. Bi' bırakın di mi? Paris’e gelmişiz adamlar bizi otele tıkmaya ant içmiş. Otobüsün hareket etmesi on biri buldu yani bi' ışıklandırma daha izleyebilirdik adam gibi ayarlama yapmış olsalardı. On birdeki ışıklandırmadan sonra araçta buluşalım de, biz de rahat rahat gezelim di mi? Aa yoo olur mu yarım saat yeter strese sokalım yarısı gelsin yarısı otobüsü bulamasın herkes toplandıktan sonra cümbür cemaat benzin almaya girelim!! Biz yokken halletsene bu işi mal!
Ay çok kızıyorum ya aklıma geldikçe bu beceriksiz ve iş bilmeyen hallerine.


Paris'teki ilk gün böyle saçma sapan geçti.
İkinci gün kahvaltıdan sonra rehberimizle buluştuk. Rehberimiz Erasmusla Fransa'ya gelen ama sonra dönmeyen artık orada yaşayan bir Türk'tü. Seine nehri turuyla başladık istemeye istemeye. Aklınızda olsun şehri turlayacaksanız Seine nehrinde tekne turu yapmanıza gerek yok, yine de ille yapacağım derseniz de sabahın köründe gitmeyin. Gün boyu yorulun ondan sonra tekne turu yaparken biraz dinlenmiş olursunuz ve bu size daha keyifli gelebilir.
Bizim tekne turu bittiğinde saat 12.30 idi. Her yeri göremeyeceğimiz için tekne turuyla Paris'e bakmak bir teselli olsa da hala 15 euro tekneye vereceğime, scooter kiralayıp sokaklarında turlasaydım daha çok eğlenirdim diye düşünmekten kendimi alamıyorum.


Sonra iğrenç Paris trafiğinde debelenip Ressamlar Tepesi diye bildiğimiz adının tam çevirisinin Mücahitler Tepesi olduğunu rehberimizden öğrendiğimiz Montmartre Tepesine geldik. Buraya gelirken ünlü Moulin Rouge'un önünden de geçtik ;)
Montmartre'de serbest zaman verildi. Bu turdaki en sevdiğim şey serbest zamanlarımız oldu. Sacre Coeur Bazilikasını gezip Place du Tertre Meydanına doğru yaylandık. Birbirinden yetenekli Ressama portrenizi yaptırabileceğiniz bir yer burası. En çok karikatürünüzü çizen ressamlar ilgimi çekse de hepsi birbirinden başarılıydı.
Burada hediyelik alternatifi de oldukça fazlaydı ve Paris beklediğimden çok daha uygundu.


Sonra Louvre Müzesine geçtik. Ama sadece bahçesinde fotoğraf çektirmek için. Louvre Müzesi 18 yaşın altındakilere ücretsiz. Muazzam bir kuyruk vardı ve serbest zamanımız sadece bir saatti. Çok büyük bir müze burası, hepsini gezmek günlerinizi alıyormuş duymuşsunuzdur illaki. Ben de öyle sanat meraklısı sayılmam ama buraya kadar gelip Mona Lisa ile tanışmamayı da beklemiyordum. Küçük müçük bir de ben göreydim aman da ne küçükmüş diyeydim.. Olmadı.



En son Zafer Takına çıktık ve yaşasın serbest zaman!
Doğru Ladurée! Bari bunu gerçekleştireyim değil mi ama ya!
Cidden cappuccinosu da makaronu da harikaydı. Gene gitsem -ki bir daha Paris'e gitmeyi hiç düşünmüyorum, gene burada bir kahve makaron molası vermek isterim. Hatta İstanbul'dakini de test etmeli değil mi?

Sokaklarda dolana dolana Eyfel kulesine kadar geldik sonra haydi dedik çıkalım!


Birincisi Eyfel Kulesinin insanı etkileyen büyüleyen hiçbir özelliği yok. Gerçekten tam bir demir yığını:) Estetik ve güzel bulan var mı bilmiyorum yakından görünce işler değişir dedim ama ı ıhh..
İyi ki çıkmışız ama. Eyfel Kulesinin güzel bir yanını görmemi sağladı: Sunduğu eşsiz Paris manzarası ♥
Etekle çıkmanızı asla önermem bu arada. Kırk yılın başı etek giymişim onda da neredeyse başıma geçecekti. Ah o mini etekliler hele. Etek giymeyin, demedi demeyin :)


Sonra kapanış için gudubet otele döndük. Tavanı akan otel burasıydı di mi ya :))
İyi organize edilmemiş Paris turumuzun sonuna geliyoruz. Bu arada gene toplanma saatini eyfel ışıklandırmasını kaçıracağımız bir saate vermeleri, ancak toplandığımızda da otobüsü beklememize kaç puan veriyorsunuz?!

Arkası yarın..

9 Eylül 2018 Pazar

Versailles Şatosunda Düğün - Ellie Saab Gelinlik

Instagram'da mutlaka görmüşsünüz Yasemin Sengir ve Yağız Sözmen çiftini.
Ben de kendilerini bu vesileyle tanıdım.
Gelinin gelinliğini tekmeleye tekmeleye yürüdüğü anı kaç kişi attı bana, bu çifti yazmayacak mısın diye soranlara ek olarak.😂
Hiç tanımadığım bilmediğim insanlar hakkında neden yazıyorum?
Gelin Ellie Saab tercih etmiş bahsetmeye değmez mi?

Öncelikle mekan.


Bu düğünden önce bildiğim bir yer değildi ne yalan söyleyeyim ama Arzu Sabancı Instagram'da paylaştığı videosunda girmek için kuyrukta beklediğim Versailles'a davetli katılmak.. mukabilinde memnuniyetini gösteren bir paylaşım yapmıştı.
Arzu Sabancı'ya bu paylaşımı yaptıran şatoyu beğenmemek ne haddime!
Bu arada madem ismi geçti, Arzu Sabancı bu düğünde harikaydı!


Gelelim gelin ve damada. Fazla bir şey yazmayacağım. Babaları iş adamı olan varlıklı insanlar işte.
Türkiye'den de 300 kişi katılmış bu düğüne. Ama gerçekten insanlar şıktı.
Şimdi böyle bir düğünde hakikaten böyle bir gelinlik giyilir.
Her ne kadar straplezi çok rahatsız, düştü düşecek gibi aşağıda dursa da, ışıl ışıl şahane bir gelinlik.




Fakaaaattt.. gelinlik ne kadar güzel olursa olsun izlediğim videoda "çekilin", "yol verin" diye bağıran çağıranlar oldukça olmuyor anam yapamıyoruz biz anlıyorum.
Çocukları pisten alalım!

Bir de ben böyle düğün yapsam paylaşım yasağı koyarım 😎 Elitlik budur. 😀


Düğün üç günlük etkinlik şeklindeymiş bu arada. Ay keşke toplam ne kadar harcamışlar haberimiz olsaydı doların fırladığı bu mübarek günlerde konuşur da konuşurduk. Şu an çenemizi yoracak kadar malzememizin olmaması çok acı.

Onlar ermiş muradına biz çıkalım kerevetine.. ne manaysa..

17 Mayıs 2016 Salı

Clooney Çifti Cannes'da

Ben aslında bu hafta tatil yazıları yazacaktım ancak gerek düğünler gerekse Cannes film festivali rahat bırakmıyor pesimi.
(Düğün yazılarım:
Sümeyye Erdoğan'ın Gelinliği
Sinem&Kenan İmirzalıoğlu Düğünü)

Bizim buralarda modafestler oladursun, biz gözlerimizi Cannes'a ve Clooney çiftine çevirelim.
Öncelikle hani ayrılıyorlardı?!
Biliyordum ayrilmayacaklarini, nereden biliyordun derseniz, biliyordum işte.. 😑

Tamam ben bunların evliligine alistim ama hala sevimsiz geliyor bana Amal 🙊

Zaten dırdırıyla adamı çökertmiş. Nereden biliyorsun mu diyeceksiniz yine?!
Cevabım aynı; biliyorum işte.
Ben anlarım, ben hissederim.

Elbisesi Versace deyip kesiyorum, bitiriyorum. Kendime daha fazla eziyet etmenin anlamı yok. 

Şaka kız şaka.
Bana ne elin adamından :'(
Bir tek dileğim var, mutlu olsun yeter... :'(
O cadıyla biraz zor ama benden söylemesi.