bestseller etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
bestseller etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

4 Haziran 2018 Pazartesi

7.5 Liraya Kitap

Arkadaşlar kitaplarlarımdan bazılarını satmak istiyorum.
Düşündüm, sahafa hepsini taşıyamam.
İnternetten satsam, Letgo orada buluşalım burada buluşalım mesajları geliyor. Tanımadığım kişilerle niye buluşayım. Kargolayacağım alacaklar sanıyordum.
Biri erkek misiniz diye sordu evet dedim kitabı almaktan vazgeçti.
E ben bi' daha oradan talip olana satar mıyım? 😂

Diğer uygulamalarda da, komisyon kesiyor. Haklı olarak yani. Tamam bir şey demiyorum da sen fazla vermiş olacaksın ben az almış olacağım ne gerek var.



Bu fotoğraftaki Maskeli Kedi ve Antika Adam dahil değil, onlar adıma imzalı.

Üşendim hepsini çekemedim. Buraya koyduğum fotoğraflardan fazlasını satmak niyetindeyim ancak hepsini değil. Bende gördüğünüz diğer kitapları da sorabilirsiniz. seyhanc@gmail.com
Baştan söyleyeyim buluşmam 😂😂😂😂
Çok yoğunum kuzular ondan yani.
Ptt kargo ile 3-4 liraya gönderim yapılıyor.
İstediğiniz kitapları bana söylersiniz satılmadıysa size ayırırım eft/havale yaparsınız ptt ile ödemeli yollarım.
Çok kitap alacaksanız pazarlık yapma hakkınız da var, kullanın!
Sizi dolandırmayacağıma kefilim 😂

Kitaplarda kusur yok hatta çizik bile yok. Çünkü bazıları okunmadı bile.
Online fiyatlarına bakın derim.
Bu kitapları elden çıkarmama neden olansa Youtube'da kitabın yazarı ve fanlarıyla yaşadığım tatsız olay. Ben bu kadar değer veriyorken başıma bunlar geliyorsa gerçekten demek ki değer vermemeliyim dedim.
Pek bağışlanacak türde de kitaplar değil malum 😂
Neyse ya, yoruma kapıyorum, mail atın 😘😘

26 Şubat 2018 Pazartesi

Penceredeki Kadın

Biraz ağır okuyorum bu sene. Bazı günler hiç kitap okumadığım da oluyor, aramızda kalsın.
Aslında bu sene okumak istemediğim kitapları okumamaya da karar verdim. Boşaltacağım rafları da neyse bu başka zamanın konusu olsun.


Kitabımıza dönersek, kitap bir "çok satanlar" kitabı, film olmaya hazırlanıyor yanlış bilmiyorsam.
Kitapta evden çıkamayan yani agorafobisi olan ve evden çıkamadığı için de komşularını dikizleyen bir kadın var ve kitap onun ağzından anlatılıyor. Kocası ve kızından ayrı, her akşam onlarla konuşuyor ama neden ayrı oldukları da bir sır. Kitabın sonlarına doğru öğreneceğimiz birçok sırdan yalnızca bir tanesi.
Anna yani evden çıkamayan kadın bir gün gene komşularını dikizlerken görmemesi gereken bir şey görüyor ve sonra işler öyle bir gelişiyor ki sonunda gördüklerinden de kendi akıl sağlığından da şüphe eder hale geliyor.

Şimdi kitabın ilk başları..ya gerçekten.. neden?
O kadar uzatılmış ki, ilacımı aldım, şarabını içtim, film seçtim, onu seçeyim, bunu mu seçeyim, aa komşum dışarı çıktı camdan bakayım... Her yaptığını anlatıyor ve -bu 200 sayfa falan az buz değil- bu şekilde ilerliyor. Atlamadan okudum ya belki bir şey olur diye, bana da yazık. Bu iki yüz sayfa içinden kitabın sonlarındaki sürprizle alakalı kısımlar da var ama. Sanırım o kadar laf salatasının nedeni siz asla tahmin edemeyin diye.
200 sayfadan sonra işler ilgi çekici hale geliyor, 30-40 sayfa sonra işler iyice sarpa sarıyor ve bu sefer cidden elinizden bırakmadan okumak, sonucu görmek istiyorsunuz.
Olayları tahmin edemediğiniz kitapları seviyorsanız ki ben, oo işte bunu hiç beklemiyordum, demeyi severim, tam size göre.

26 Ocak 2016 Salı

İki Yabancı Olmadan Önce

Bu kitabın kapağındaki renklere bayılmıştım.
Sadece bu yüzden okumak istedim, diyebilirim.
İyi ki okumuşum, diyerek az sonra yazacaklarımı özetledim sanırım :)

Böyle bir hikaye okumak istiyordum. 
Yoğun geçen günler.. ben, yorgun savaşçı edasıyla yatağa girip uyumadan iki dakika önce hoş bir hikaye okumak istiyordum. 

Bu kitapta otuzlu yaşlarının ortalarında bir fotoğrafçı var ama ödüllü mödüllü kendi çapında ünlü bir fotoğrafçı. 
Bak hayatı hakkında bilgi vermiştim sildim onları ;) 
Metroda sadece bir anlığına üniversitedeki aşkını görüyor. Biri metronun içinde öteki dışında birbirlerine bakakalıyorlar ve metro hareket ediyor.

Sonra biz nasıl sevgili olduklarını okuyoruz ve nasıl ayrılmış ki bunlar, diye şaşırıyoruz, sonra onu da okuyoruz falan.
Hani uyumadan evvelki iki dakikamı değerlendireyim de iki satır okuyayım diye elime kitap alıyorum demiştim ya, heh işte iki dakika bir saate çıkıyordu. Zaten erken kalkıyor ve uykusuz kalıyorsun yat artık, diye kendime kızıp kapıyordum kitabı çoğunlukla. Uykusuz kalmak önemli değil ama yüzüm kırışacak diye korkuyorum :)

Kitabı okurken kendime demiştim ki, bak yetişkin muhabbeti, yetişkin sahneleri var bunlara değin okuyacak olan bilsin. Sonra uyuşturuculu sahneler de dikkat çekecek kadar vardı, demek bu kadar normal bunlarda, diye şaşırdım. Ama bunları şimdi buraya yazarken hatırlıyorum yoksa bunlar beni kitaptan soğutmadı. 
Hala ay ne güzeldi diye sırıtıyorum kitap için hissiyatım bu.
Kitaptan soğuyacak olsam yazım yanlışlarından ötürü soğurdum. Yazım yanlışlarını da geçtim hadi, ama adamın yengesini görümce olarak çevirmek ne ya?!
Gördüğünüz gibi çeviri yanlışını anlamak için orijinal metni okumama gerek yok. {Burada eskiden yaptığım çevirmen eleştirime gelen tepkiye gönderme yaptım:) } 
"Sister-in-low"u gören çevirmen basmış görümceyi. Bunu görünce ne yalan söyleyeyim çevirmen erkek herhalde diye kitabın kapağına baktım çevirmen kimmiş diye. Kadın olduğunu görünce şaşırdım. Sonra son okumaya baktım hani bunu son okumayı yapan nasıl fark etmemiş diye, o da kadın. Çevirmen ve son okumayı yapan erkek olsaydı gerçekten anlayabilirdim. Erkeklerin bu terimlere bakışı benim ofsayta bakış açım gibi: Bilsem ne olur bilmesem ne olur ayarında :)

Eleştiri kısmı sizi hazırlamak içindi sadece. İndigo Kitap kızmasın bana, seviyorum İndigo'yu.
Artık Matt'in görümcesinin aslında yengesi olduğunu biliyorsunuz:) Dolayısıyla bu tarz kitapları seviyorsanız, kaçırmayın okuyun bence, yazım yanlışlarına falan takılmayın.

24 Ocak 2015 Cumartesi

Kızıl Tepe - Jamie McGuire


Âşık olduğunuz kişiyi hayatta kalabilmek için öldürmek zorunda olduğunuzu bilseniz ne yapardınız?
 
İki kızını yalnız başına yetiştirmek için çabalayan Scarlet; evli, fakat âşık olmanın ne demek olduğunu unutmuş, tek yaşama nedeni küçük kızı olan Nathan ve tek derdi kız kardeşi ve erkek arkadaşlarıyla yapacakları hafta sonu kaçamağı olan üniversiteli bir genç kız olan Miranda…
 
Dünyayı etkisi altına alan bir salgın patlak verdiğinde bu üç kişinin hayatı beklemedikleri şekilde kesişir ve artık tek amaçları vardır: Bu yeni ve acımasız dünyada hayatta kalabilmek.
 
“Etkileyici… Yüreğinizi hoplatacak bu hikâyenin her dakikasına bayılacaksınız!” – Tracey Garvis Graves, Ada romanının New York Times çok satan yazarı.
 
“Sürükleyici bir kıyamet sonrası hikâyesi… McGuire etkileyici detaylar ve güçlü karakterlerle başarısını bu türde de kanıtlıyor.” – Booklist
 
“Ürkütücü, sürükleyici ve acımasızca gerilimli.” –Closer Magazine

7 Aralık 2012 Cuma

Küçük Mucizeler Dükkanı

Yine herkesten sonra okuduğum bir kitap.
Okuduğum yorumlar yeteri kadar iyi gelmemiş demek.

Zira ben de, çok da beklemeden okuduğunuzda memnun kalacağınız ama para vermesiniz de birinden bulup okusanız daha memnun kalırsınız intibası uyandırmış bir kitaptı.

Sonra.
Sonra ben  bir gün bu kitabı elime aldım ve o gün 2/3'ü bitti.
2/3'ü biterken ben kah hüzünlendim, kah mutlu oldum,  kah aşık oldum, kah ayrıldım.
Ben o 4 kadınla beraberdim. Pasiftim ama yanlarındaydım.

İşte bu denli etkiledi beni.

Örgü örmeyi çok seven bir kadının hayalleri doğrultusunda bir iplik dükkanı açması ve bu dükkanda örgü kursuyla kesişen/değişen hayatları anlatıyor.

Kitabın bir yerinde, ya Debbie Macomber (kitabın yazarı) ölürse diye düşünüp hüzünlendim. Kitabı bitirince kendisine mektup yazmak istedim.
İşte bu denli sevdim.

Doğru kitabı okumak doğru zamanda okumak kadar önemlidir. Hala okumadıysanız bu kitabı okumak için doğru mevsimdesiniz ;)

15 Ekim 2012 Pazartesi

Bir Soru Bir Aşk

Acayip enerji doluyum.
Uçuş için hazırız.
Kemerlerinizi takıp, koltuklarınızı dik konuma getirin!

Tamam, kabul ediyorum, bir kitap postu için oldukça iddialı bir giriş oldu.
Üstelik bahsedeceğimiz kitap "Bestseller" olmuş ama Seyhan'ın kalbini kazanamamış bir kitap.
Hoop konu kapanmıştır, yazının bundan sonraki kısmını okumanıza gerek bile kalmadı ;)


Her şey sizin için. Kitap yorumlarını seven var sevmeyen var değil mi ama, sevmeyen insanı niye tutayım ben burda? 
Kitaba gelirsek... Öncelikte Deeptone'da gördüm, merak ettim, aldım ve okudum. Kulakları çınlasın :)
-Onun benimkiyle zıt yorumu için tıklıyoruz-
Rahat okunan bir kitap. Esprili.
O dönemde, o yaş aralığında, İngiltere'de yaşamış, yani o kültürden gelen biri için kitap çok şey ifade edebilir ama benim için etmiyor, etmedi.
Bestseller olmasını anlıyorum ama, aşk bunun neresinde, diye sormadan edemiyorum.
Çünkü... sonunu size söylemiyorum ama, çünkü!.

Bir tuhaf kitap yorumunun daha sonuna geldik, geçmiş olsun. Çıkış için lütfen kemer ikaz ışıklarının sönmesini bekleyin ;)