31 Ocak 2018 Çarşamba

maksimumkitap.com | Güvenli mi?

Gün geçmiyor ki hizmetlerime bir yenisini daha eklemeyeyim.
Herhangi bir sınava hazırlanan ve kitaplarını internetten temin etmek isteyen ama çekinen kimseler için son yaptığım maksimumkitap.com soru bankası alışverimi videoya aldım.



Ben başta çok çekindim. Gelir mi gelmez mi? Nasıl gelir?
Kargo ücreti de yoktu.
Ama az da olsa deneme alışverişi yaptım.
Siz bu satırları okurken de ikinci bir alışveriş daha gerçekleştirdim. Umarım gene sorunsuz gelir.
Videoyu izleyenler konuyu anladı.
Aklınıza gelirsem bir de bana dua ederseniz çok sevinirim.
Hayatımda belki de ilk defa bir sınava hazırlanıyorum. Duanıza, önerilerinize, taktiklerinize muhtacım.
Ve belki böyle keşfedilmeyi bekleyen internet alışveriş siteleri tavsiyelerine..

Bu arada Youtube kanalı diyorum, abone olun diyorum. Daha söyletmeyin beni ya diyorum. 😂

29 Ocak 2018 Pazartesi

Dirilt Kalbini

Nihayet Dirilt Kalbini yorumunu yapıyorum.
Kısa bir video izleyin bari.



Arkadaşlar youtube kanalıma abone olun ya, bin kişi olmalıymış Youtube takipçisi benim de az kaldı, söyletmeyin beni, hiç hoşlanmam böyle şeylerden ama yani elinize mi yapışır 😂😂
Yeni bir hesap açmanıza bile gerek yok ki!
Link burada. 👈
Hem her aboneyi göremiyorum o sizin ayarlarınızla alakalı isterseniz gizli gizli takip edin. Açıktan edenler bir yorum bırakırsa, mesela "kız Seyhan seni mi kıracağım" derse de güzel olur. 💖

Bu arada aranızda Nouman Ali Khan'ı tanımayan var mıydı?

23 Ocak 2018 Salı

Ayla


Ya ben "Ayla" hakkında yazmamış mıyım?
Ayıp etmişim.
Hiç değilse burada bulunmayı hak eden bir film.

Ayla'ya Kasım ayının başlarında gitmiştik.
Hey gidi kasım 2017. Kim ne derse desin zaman çok hızlı geçiyor.

Ayla'nın yaşanmış bir hikayeden bahsettiğini film bitene kadar bilmiyordum desem ne dersiniz?
Yaşanmış bir hikaye olduğunu öğrendikten sonra zaten kopuyorsunuz.
Çok duygusal sevgi dolu bir film.

Filmden çıkınca fikrimi soranlara çok güzel salonda herkes ağladı ama Oscar alamaz, dedim. Aday bile olamaz. Dediğim de oldu ama bir gün o da olacak.
Oscar tarzını biliyorum çünkü.

Filmin konusuna değinmiyorum ama Süleyman amcanın da filmi gördükten sonra hakkın rahmetine kavuşması eşinin de hemen arkasından onu takip etmesi çok hüzünlü.
Allah rahmet eylesin.

Filmde bana göre en şahane oynayan ise şüphesiz Ali Atay idi. Tabii birbirinden önemli ve sevdiğim isim de filmde rol almıştı, kimsenin hakkını yemek istemem ama onun hikayesi de ayrı güzeldi, rolünü de çok güzel oynamıştı.

Gereksiz bir yazı oldu. Affedin. 😊

19 Ocak 2018 Cuma

Gone Girl

Ay bu nasıl filmdi biliyor musunuz?
Hiçbir türe sokamıyorum bu filmi ben.
İzleyenler muhakkak çoğunluktadır. Sizce türü ne?
Gizem mi? Gerilim mi?
Manyak türü bence.
😂
Bir intikam alma hikayesi ama.. nasıll...
Anlatılmaz cidden sadece izlenir bu film.

Başrollerinde Rosamun Pike ve Ben Affleck oynuyor.
Film hayli uzun. İki buçuk saat.
Çok aşırı hareketli, tempolu değil ama sıkıcı mı? Kesinlikle değil.
Bu filmde kimseye güvenemiyorsunuz ama birilerine kesinlikle acıyorsunuz.

Of öyle bir anlattım ki hemen filmi arattınız değil mi?
İyi seyirler ne diyeyim 😁

17 Ocak 2018 Çarşamba

Mayonez Maskesi [saç bakımı]

Geçenlerde bir yazımda saç bakımını konusunda bir derdimi anlatmıştım size.
Çok şey denedim ama hiç memnun kalmadım.
Misal zeytinyağı, hindistancevizi yağı..
Hatta o meşhur hindistancevizi yağı daha beter etti diyebilirim.
Çörekotu yağını da deneyecektim ama sonra işte, bu yağlar da dengesini bozabilir, diye vazgeçtim.

Bunlar denediğim doğal yöntemler tabii. Argan yağlı hazır karışımlar, bilmem neli fısfıslar da denemedim değil.

Sonra aklıma mayonez geldi.
Bir arkadaşın saçı birkaç hafta içinde devamlı işlem görünce, kuaförü, mayonez, sür demişti.
Dedim, bir de mayonezi deneyeyim.

Denediğim onca şeyden en iyi gelen bu oldu ve sizinle paylaşmak istedim bunu.
Fotoğrafta gözüken miktarın iki katı yetiyor bana.
Sürüyorsunuz bir saat kadar saçınızda bekletiyorsunuz, kek börek yapın mesela o sürede. Sonra yıkıyorsunuz.
Kuru saçlar için önerebilirim.
Ve öneriniz varsa alabilirim :)

15 Ocak 2018 Pazartesi

Issız Kar Taneleri

Kimberley Freeman'ın bitmek bilmeyen 694 sayfalık son kitabının yorumunu sizlere sunmaktan gurur duyarım :)
Bitmek bilmemesinin sebebi benim ağır okumam, başka şeylerle ilgilenmekten okumaya az zaman ayırmam ve tabii birkaç kitabı hep beraber okumaya çalışmam.
Yoksa Freeman gene çok akıcı bir roman yazmış.

Bu romanda Freeman Rus bir aileyle tanıştırıyor bizi. Önemli karakterlerimizden ikisi annesini  küçük yaşta kaybetmiş ve babaları da karısı öldükten sonra kızlarını amcaları Ivan'a bırakıp bir daha onlarla iletişime geçmiyor. Kızlar amcalarının kızı Sofi ile kardeş gibi büyüyor. Kızlar büyüyüp genç kız olduklarında Rusya'dan bu yokluktan kurtulma planları yapıyorlar ve Sofi'nin zeki planı sayesinde kurtuluyorlar da. Ancak bu olayın lanetini hep peşlerinde hissediyorlar.
Kızlar hep düşledikleri masallara ulaşabilecek mi? Peki her masal mutlu sonla biter mi? Kitabı okuyup öğreniyoruz.
Kimberley Freeman genellikle ikili bir öykü anlatır ve çoğunlukla da iki zamanlıdır. Okurken günümüzden geçmişe gideriz, günümüz hikayesiyle birleşecek kısmı iple çekeriz. Ancak bu kitapta gelecekle açılsa da onunla kalıyor ve gelecek geçmiş şeklinde ilerlemiyor. Bir merak unsuru katmış kitaba tabii ama ondan sonra o kadar öncesinden başlıyor ki hikaye ve öyle olaylar oluyor ki, sizi sonuca götürmemek için çabalamış gibi geliyor.
Başlangıç kısmı olmasaydı da merakla okurdunuz halbuki.

Kimberley Freeman ile tanışma kitabı olmak için iyi bir tercih olmasa da, Freeman severlerin zevkle ve sıkılmadan okuyacakları kesin.
Keyifli okumalar.

Kimberley Freemen'ın diğer kitapları, sırasıyla:
Kır Çiçeği Tepesi
Deniz Feneri Koyu
Kor Adası
Zümrüt Şelaleleri
Esir Şarkılar Vadisi

13 Ocak 2018 Cumartesi

Arif V 216

Cem Yılmaz'ın son filmi Arif V 216'ya da gittik.
İlk defa sınıfımla bir filme gittim. Bu film benim için bu yönden önem taşıyor.

Aile Arasında'ya gittiğimizde bu filmden bir parça izlemiştim onun dışında fragmanlarını bile izlemedim. Ama seveni de sevmeyeni de vardı.
Ne kadar kötü olabilir ki, abartıyorlardır sevmeyenler diye düşünüyordum fakat beklentimi de yüksek tutmamıştım.

216 dünyaya Arif'in yanına insan olmaya gelmesiyle başlıyor sonra insanlar "dünyamızda uzaylı istemiyoruz" diye ayaklanıyor araya Amerikalılar da giriyor derken o hengamede bizimkiler geçmişe,1969 yılına gidiyor.. 216'nın o özendiği yeşilçam zamanına.
Konuyu geçelim önemli olan o değil zaten.
Oyuncular şahane.
Bu Ozan Güven nasıl bir adam bilmem. Bu kadar mı insan rolüne girebilir?! Süperdi her zamanki gibi. Sadece tabii ki o da değil, hepsini tek tek yazmayayım, hepsi Ahu Yağtu'dan Zafer Algöz'e ( A'dan Z'ye yani 😉) hepsi çok iyiydi. Fakat Alagöz'ün filmi beğenmediğini söyleyen bir zamanlar pek popüler olan Ayça'ya iban gönder paranı geri göndereyim demesini kendisine yakıştıramadım.
Ne gerek var?
İlle herkes beğenmek zorunda mı?
Niye şahsi almak zorundasınız acaba?
Bir de Hıncal Uluç yorumu var. Efendim Şahan komik film yapıyormuş, Cem Komedi yapıyormuş.
Bak bak.
Şahan'a gülerseniz avam, Cem'e gülerseniz elitsiniz bu ülkede, çünkü etiket etiket.. 😒
Recep İvedik serisinden sadece birini izlediğimi belirteyim de beni Recep İvedikçi sanmayın. Sadece bu karşılaştırmayı yersiz buluyorum anlatabiliyor muyum? Ne farkı var?!

Sinemada insanların güldüğü kısımlar küfürlü kısımlardı. Küfre gülen biri değilseniz ve gülmek için gidiyorsanız gitmeyin. Çok da uzundu ayrıca.
Ha şarkılar harika, görsel olarak muhteşemdi. İki de gülsem yeter, diyorsanız gidin tabi. O kadar da değil 😀
Söylemek istediklerimi şöyle bir toparlıyayım; Cem Yılmaz çok daha iyisini yapacak kapasitede. İnsanların kendinden daha iyisini beklemesi gayet normal bence. Film hakkındaki görüşümü en iyi şöyle anlatabilirim sanırım, filmin sonundan anlaşıldığı üzere devam filmi gelecek fakat bu ayarda bir film olacaksa ben gitmemeyi tercih ederim.
Buraya kadar okuduysanız teşekkür ederim 😊

Gidenler mutlaka olmuştur. Yorumlarınızı merak ediyorum.