polisiye etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
polisiye etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

21 Kasım 2016 Pazartesi

Kurt Gölü

Hiç okumadığım bir yazar olan John Verdon ile tanışmamız, kendisinin son kitabına nasip oldu.
Pek polisiye okumuyorum artık nedense.
Gerilim ve polisiye çok okurdum, bundan on yıl kadar önce falan. Ancak şimdiler de.. Belli oluyor zaten ne okuduğum.

Neyse kitabımıza dönelim.
John Verdon kitapları Koridor yayınlarından çıkıyor ve dikkat ederseniz kapakları hep aynı tip. Yazarı sevip tüm kitaplarını okuyanlar/okumak isteyenler için harika bir şey bu. Kitaplığınıza dizdiğinizde de mutlu edecek bir ayrıntı.
Nedense yayınevleri bunu göz ardı edebiliyor. Etmeyin yayınevleri. Her yazarın bir tarzı olsun bence. 

Kitap 470 sayfa, ancak yazı boyutu çok küçük, sayfayı ilk açtığımda okumaktan biraz korktum biraz da soğudum. Ama ilk tedirginliği atınca konuya girince hemen daldım. Kitap içine aldı.
Ortada 4 intihar vakıası var. İntihar eden 4 kişiden önce aynı psikologa gidip hipnoz terapisi olmuş, dördü de aynı korkunç kabuslardan mustaripmiş.
Haliyle bu ölümlerin intihar değil de bir cinayet olabileceği üzerinde duruluyor ve oklar terapist Richard Hammod'u gösteriyor.
Bitti mi? Bitmedi. Richard ise ne kendini savunuyor ne avukat tutuyor. Ancak kız kardeşi, bu işin peşini bırakmamaya kararlı. Başkası adına - kardeşi bile olsa- avukat tutamacayağını öğreniyor ama olayı araştırması, ortaya çıkarması için dedektif Gurney'i tutuyor. Bu arada Gurney ile karısı arasında da bir tuhaflık, çözülmesi gereken şeyler oluyor.

Yazarın tarzını da bilmediğimden tahmin edemedim, ama dikkat kesildim ve herkesten şüphelendim :) Yine de ben tahmin etmiştim diyemedim sonunda.
Yalnız ben kitabı seri değil diye okumak istedim. 
Ama anladığım kadarıyla kitaptaki karakterler Verdon'un önceki kitaplarında da olan karakterler. Bunu kitapta çok fazla karakter olmasından yola çıkarak düşündüm. Araya bazı karakterler isimler giriyor ama onun hakkında fazla bilgi vermiyor, anlıyorsunuz ama, isim tutamıyorsanız aklınızda bu bir sorun. Diğer kitaplardan aşikar iseniz hiç sorun yok tabii.
Benim için böyle bir sorun oldu sadece, onun dışında merakla ve ilgiyle okuyacağınıza eminim.

26 Eylül 2014 Cuma

Aranan Kan Bulundu: Ghost / Phantom

Orada burada, denk geldiğim her yerde dedim; Kore dizilerine karşı serinim artık, diye.
Denk geldiniz ya da gelmediniz ama durumum özetle buydu.
Dizi ve filmlere eski ilgim mi kalmadı, yoksa yaşlanıyor muydum?
Ya da Kore dizileri bendeki miadını mı doldurdu?
Hepsi ya da hiçbiri.
Ama ben biraz uzak kalmaya karar verdim.
Bu kararımdan beni So Ji Sub döndürdü.

İzlediğim hangi diziydi hatırlamıyorum ama bölüm bitişlerinde So Ji Sub'un dizisinin reklamı çıkardı. O geldi aklıma ve buldum Ghost!
Ben Ghost izleyecektim.



Başladım ve ilk bölümü sevdim.
Polisiye. Olsun. Romantik komedi izlemek ve okumaktan artık kalbim pelteye dönmüştü, biraz adrenalin iyi gelecekti.
Aynen öyle geldi.

Çok severek heyecanla izlediğim dizide bir Face/off durumu var. Her zaman gram bilgi sahibi olmadan izlediğim için çok şaşırdığımı söylemem gerek. 

Ortada işlenen bir cinayet, cinayet üstüne yıkılan hacker Hades ve bilişim suçları polisi Kim Woo hyun vardır. Bir patlamada hayatını kaybeden Kim Woo Hyun'un yerine geçen Hades, hem kendini aklayacak hem de cinayeti aydınlatmaya çalışacak, ancak polis teşkilatı içine sızan köstebekler yollarına taş koymaktan geri kalmayacaklardır.
Olaylar olaylar yani.

Bir takım mantık hataları var tabii yok değil, Hades'in boyunun Kim Woo Hyundan uzun olması veya sesinin de değişmesi gibi.

Herkes gibi ben de Yoo Gan Mi ile Kim Woo Hyun arasında bir yakınlık olsun, birazcık romantizm olsun istedim yalan yok :) Ama arkadaşlıklarına bayıldım. Çok da güzel bir kızdı.



Hades, Kim Woo Hyun olduktan sonra değişen saç modeli ise harika bir ayrıntıydı.
Sonuç olarak So Ji Sub (yazar burada yutkundu) o takım elbiseler içinde muhteşem gözüküyordu.
Saçı, kıyafeti, aksesuarları hep gözümü yorardı benim, bu dizide ise kusursuzdu. İlk bölümlerdeki saçını tercih etsem de bayıldım bu haline. Bayıldım!!


Heee neredeyse unutuyordumm.. Eller!!!