31 Ekim 2009 Cumartesi

Oyyy.. İyi ki Almışım Seni!!!



Çok seviyorum yaa!
Dolabı açınca onu orda görmek...
Hemen gülümsetiyor beni.
Nerde mi giyeceğim?
Giydim bile:))

30 Ekim 2009 Cuma

A Millionaire's First Love



Offf...
Moralim iyice bozuldu...

Bi garibim bu ara hiç kalkmak istemiyorum yataktan. Yorgun hissediyorum kendimi...
Biraz yalnız kalmaya mı ihtiyacım var ne.. Azcık bunalım takılmaya...
İşte bu döneme uygun harika bir film izledim hemde gururla söylemeliyim ki tavsiyelerin dışına çıkıp şansımı denedim ve çok beğendim.
Sizde izleyin isterim.
Konuyu anlattırmayın bana. Hiç bişi bilmeden izlemek en güzeli. Romantik filmlerden hoşlananlar için olduğunu söylemem yeterli olur


-Öpüşürken neden gözlerini kapatırlar bilir misin?
-Çünkü aşklarından gözleri kamaşır.
-Gözlerimi kapattığım o kısacık anda bile seni özleyeceğim...


-Senin için bir şey yapamadığım için üzgünüm.
-Aptal. Bana mutluluk getirdin.



Bu linkten izleyebilir ve/veya film özetini okuyabilirsiniz.
Online izleyecekler için sık sık donduğu için dolmasını beklemeniz gerektiğini ekleyeyim yani, bende öyle oldu.

Görsel kaynak 1 - 2

İsim Annesi Olur Musunuz?



Kıyafetime renk gelsin diye pazartesi akşamı oturdum harıl harıl bunu yaptım!
Ama nasıl seviyorum, nasıl severek yapıyorum inanamazsınız:)
Adı olmadığı için başlık da bu oldu:)

Hani Laçin yapmıştı, bende bayılmıştım. Ama yapabileceğimi pek sanmıyordum.
O kadar güzel olmasa da beni çok memnun etti. Ben küçük hırka vatkası kullandım.
Bu arada hep bahsedicem, unutuyorum gecen hafta Laçinle karşılaştım:)
Böyle şansım yaver gitsede Edoşa rastlasam birgün :)

Ne zamandır birlikte çalışmadığımız mankenime geri döndüm:) Okursa bir teşekkür etmemiş demesin:)

29 Ekim 2009 Perşembe

Parti İnsanı



Yorgun, kırgın ve yaşlanmış hissediyorum...

Dün akşam -28 Ekim akşamı- yeni yaşıma benimle giren bir arkadaşımla büyük bir parti verdik. Daha doğrusu ben hiç bir şeye elimi sürmedim:)
Aman napıyım elletmediler!
Tüm çılgınlar toplanmıştı. Gece 2 de gözlerimin sızlamasına rağmen hala uyuyamamıştım yorgunluktan.

Bugün ise doğum günü partisine bir kişi daha katıldı:))

s1

Garibim bize sürpriz yapmaya çabalarken kendi doğum gününü kutlayabileceğimizi hiç düşünmemiş:))

Bense, bu seneyi sürprizsiz atlatmış olmanın haklı gururunu yaşıyorum:) Çünkü sürprizlerden nefret ederim!!!

Bu ekim-kasım ayında o kadar çok doğan var ki etrafımda, partilerden, sürprizlerden, pastalardan gına geliyor bir zaman sonra:)) Bir kaç gün arayla doğmuş bu kadar insan nasıl arkadaş olmuş? O bişi değil millet hediye almaktan helak oluyor, tabii bende :))

Hepinizin doğum günü kutlu olsun ama hepinizin!! ;)

28 Ekim 2009 Çarşamba

Tarihte Bugün :)

Fotoğraf0267

An itibariyle 28 Ekim midir?
Evet öyledir.
Aslında bu bir önceden kayıt; 28 ekimin ilk saniyelerinden yayımlanmak üzere ayarlandı:)
Bugünden kutlamalara başlayan ben, yorgunumda biraz :P

Başta sizi karşılayan fotograftaki pastayı ben hazırlattım, üzerinde 25 yazmasından başka bir özelliği yok. 1983 doğumlu olduğumu bilmeyen onda da bir özellik görmeyebilir :)))

Benim bir yaş daha olgunlaştığıma [ yaşlandığıma değil bakın:) ], tanıklık eden sizler için bir kaç özel görüntümü paylaşmak istiyorum:

Fotoğraf0293

Bugünlerde 39 numara ay prd. 38.5 giyen bendenizin ayağı...

Fotoğraf0302

Bu da o zamanın ölçüleri:)) İlk doğunca bel ve kalça çevresi o kadar da önemli değil :))

Bugün tam 14:07 de annemi tebrik edeceğim "İyi ki doğurmuşun sultanım beni!" diye...

Fotograftaki pasta, burdaki yemeklerden sonra, kesildi, yendi.
Dans çeşitlerimiz ise lirikten horona kadar geniş bir çeşitlilik sunuyordu!

Bana çok güzel anlar yaşatan bugüne ev sahipliği yapan kuşuma, katılan can dostlarıma, okulda olduğu için katılamayan ama aklının bizde olduğunu düşündüğüm 5 gün sonra benimle aynı yaşa girecek olan janıma, geçen sene burda oturmuştu diye aklımın bir köşesinde hep onu düşlediğim, benden kilometrelerce uzakta olan şimdi bunları yazarken gözlerimin yaşarmasına sebeb olan canım arkadaşım Gülüm'e...
Bu satırları okuyunca bugün doğum günüydü diyip arayacak olan arkadaşlarıma...(sizi sizi!) :))
Geçen hafta kapımda hediye paketiyle karşıma dikilip; "Bu senin ama haftaya kadar beklemen lazım" diyen bebeklik arkadaşıma...

Beni bugünlere getiren, engin bir sabra sahip, bu akşam eve geldiğimde "seni daha geç bekliyordum" diyen, dünyanın en güzel kadının kızı olan kalbimin kraliçesine ve ilk aşkım babama...

Sıkılmadan, bu uzun yazımı sabırla okuyan blog ziyaretçilerime çook ama çooooookk teşekkür ediyorum...

26 Ekim 2009 Pazartesi

Çengelköyde Kahve





Beykozdan dönerken Çengelköyde bir ara verdik.
Ne zamandır aklımda, bi kahvesini içmek istiyorum ama...
Daha önce burayı görmemiş arkadaşlarla..
Bu gün yazımlarım şiir tadında ;)

Kahveleri içtiğimiz yer bir butik cafe,
Bu kadarcık bir alan sadece:



Ehl-i keyfin keyfini kim tazeler?
Taze elden, taze pişmiş, taze kahve tazeler...



Ağzınız mı sulandı :)
İlk yediğim çikolata lokumlu, ikincisi antepfıstıklı, üçüncüsü karamelli.
Favorim ikincisi ;



Bunlar benim zevkim ama her zevke uygun bir çikolata mutlaka bulunur.
Bulunmaz mı diyorsunuz, sizi diğer ürünlerle baş başa bırakıyım o zmn:





Fotografları blogumda yayımlıycam dediğimde mekan sahibi bu kadar abartacağımı düşünmemişti herhalde :)
Bir sonraki gidişimde dermiş ki "yok sana kahve mahve" :))





Çikolata&Kahve
çengelköy cd. dere sk. 1/A
(216) 422 25 33

Ama derseniz ki:
"Ben tikiyim,
mekanım Starbuckstır benim"
Önerimi dikkate almayın derim.

Notlar:
Havanın kararması, şarjın bitmesiyle ortaya kalitesi düşük fotograflar çıktı. Kusura bakmayın. Mekana ve size layık değil ama elden gelen bu.
Küçük bir mekan, adı üstünde butik cafe.
Diğer müşterilerle de sohbet halinde oluyorsunuz,
çıkarken herkese ii dilekler sunuyorsunuz:)
Çikolataların çoğu ev yapımı!!!
Duvarda 'chocolat' filminden kareler asılı.

Beykoz'da Balık



Balık nerde yenirdi? Tabii ki beykoz'da!
Ama bu sefer farklı mekanda?
- Benim bildiğim bi yer var, salaş ama??
- Olsun, sandalyesi var mı??

Gülüşmeler.
Napıyım, minik taburelerde oturacağız sandım, ona göre giyinmek gerek, giyinmek içinde sormak :)



Göksu deresi kıyısında, ehl-i keyif insanlara göre şeker bir mekan.
Görebiliyorsunuz değil mi? Dolu içerisi. Ama biz gelince hemen bir masa bize yer veriyor(!) Bu kadar şans olur en güzel bizimki ;)

İstenen balık bu, ayıp olmasın diye vakit kaybedilmeden tırtıklandı. Alınmasın çinekoplar:



Balıkçı Hüseyin miydi mekanın adı? Öyle bişiydi. Anadolu Hisarındaydı. Derenin kıyısıyla sınırlı değil bahçe içinde de, kapalı alanda da masaları vardı. Kışın o kapalı mekanda soba yanıyormuş mesela, sevimli değil mi ama?

Şimdi...
"Ben asortiğin tekiyim, Salaş yerleri sevmem, kedileri hiç sevmem! Bildiğim yerlerden şaşmam, zaten balıkta yemem!" diyorsanız önerimi dikkate almayın:)