the paradise etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
the paradise etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2 Ekim 2015 Cuma

Sizin İçin Miss Audrey'i Seçtim

Miss Audrey The Paradise dizisindeki bayan satış elemanlarının şefi.
Hiç evlenmemiş. Çünkü işini seviyor. Zamanında hem işe hem de bir eşe aynı anda sahip olamayacağından tercihini işinden yana kullanıyor ancak zaman acımasız.
Çabuk geçiyor.
Bir de bakmışsın hala satış işindesin, tamam şefsin ama yalnızsın. Bir yuvan yok.

Dans eden gençleri izlerken söylediği bir sözdü bu. Dizide bir anlık bir bölüm.
Miss Audrey'i tanıyınca kurduğu bir cümle ne kadar etkili oldu değil mi?
Öyle gerçekten zaman hızla akıp giderken yitirdiğimiz şey en bi' sevdiğimiz, gençliğimiz oluyor.

İyi değerlendirelim, geri dönüş yok ;)
Ekim ayına girdik malumunuz, bana da böylesi yakışırdı. (Kimler anladı?)

6 Ağustos 2014 Çarşamba

Anlatabildim mi?

Çok kibar biri olarak görmüyorum kendimi.
Kırılıp dökülmem "höt höt" denir ben gibilere.
Bu yüzden bir insan bana kaba geliyorsa gerçekten kabadır diye düşünüyorum.
Bakalım bana hak verecek misiniz?

En basitinden, bir şey anlattığında 'Anladın mı/anlıyor musun?' diye sormak yerine 'Anlatabildim mi?' diye bitiriyorsa bir insan cümlesini, bu onun inceliğini gösterir.
'Anlatabildim mi?' diye soran bir kişiye 'Anlatamadın' diye cevap veriyorsa karşı taraf; ayıdır, kaz kafalıdır, hatta öküzdür falan.
Doğru cevap "anlamadım" olmalıdır.

Bir insanın 'Anlatabildim mi?' diye sorması, 'sorun bende olabilir' alt metnini içeriyorsa, karşı tarafında 'Anlamadım' diyerek alt metinde 'belki de sorun bendedir' inceliğiyle cevap vermesi gerekmez mi?

İki şey geliyor aklıma:
Ya gerçekten kibarlıktan nasibini almamış bir öküz.
Ya da kötü niyetli birisi.
Öküz olmasını tercih ederim :)

Bir de şunlar var, hepimizin hayatında:
Güzel bir telefon görüşmesi gerçekleştirdiniz, kaparken;
- Sağol aradığın için (veya dinlediğin için) dediniz ve karşı taraf
- Bir şey değil, mi dedi?!
Bütün o güzel muhabbeti çöpe atmaz mı bu cevap?!
Benim içimden elimi telefondan sokup karşı tarafın boğazına yapışmak gelir.
Çok mu zor yani 'sen de sağol' demek? Ya da ne bileyim "aa ne demek ne zaman istersen" demek?!

Bir örnekle konuyu sonlandırmak istiyorum müsadenizle.


The Paradise dizisinin yukarda kullandığım repliğinde Katherine Glendenning kocasından bahsedip, oldukça şanslı olduğunu, söyleyerek hiç hak etmediği halde kocasını övüyor.
Şüphesiz karşısındaki ayının teki olsaydı, evet şanslısınız cidden, derdi. Bu cevap diziyi izlerken çok hoşuma gitmişti.

Abartıyor muyum?
Fazla mı hassasım ya da?
Bilemiyorum anlatabildim mi?!

29 Haziran 2014 Pazar

Sizin için Moray'i Seçtim

Moray'in adı bile geçince bir yumuşama bende, bir sırıtma.. anlatamam.
Keşke görseniz şimdi yazarken nasıl da keyifle yazdığımı.
Hem de sadece aklıma Moray geldiği için.

Moray kim mi?
Aşk olsun daha izlemediniz mi The Paradise'ı?
^.^

Herkes aynı şekilde etkilenmez ama ben bu tek cümleden kompozisyon yazabilirim.

Bu arada Moray'ı canlandıran Emun Elliott bir ay küçükmüş benden ^.^
Çok datlu yaa 

6 Haziran 2014 Cuma

The Paradise

Ahhh...
Yeni bir dizi için müsait misiniz?
Değilseniz, bu yazıyı okuyarak kendinize eziyet etmeyiniz, zira bu yazı şiddetle tavsiye içerir.

Yalnız hemen şunu da ekliyeyim dizi 2 sezon ve dizinin sezonları 8 bölümden oluşmaktadır, yani araya sıkıştırırım derseniz; kalın ve bir ortak dizimiz daha olsun.


Dizimizin esas kızı Denise, amcasının yanında çalışmak için taşradan şehre geldiğinde amcasının durumunun çok da iyi olmadığını görecektir. Kendine iş bakan Denise amcasının düşman olduğu The Paradise'ta işe başlar.

İlk bölümde Mr. Moray'ı hiç sevmemiştim. İlk bölümde karakter hakkında ne düşündüğümü özellikle aklımda tutarım. Karakterleri tanıdıkça sevmek, 'aa bak böyle düşünmüştüm şöyle oldu', demek hoşuma gider.
Mr. Moray'e ise.. Şuan, aşığım, diyebilirim. Evet dedim işte :)

Kesinlikle spoiler vermek istemiyorum. Bu uğurda çatlayabilirim ama. Azıcık Spoiler versem ne olur ki :(
Tamam spoiler falan yok.


Emun Elliot'ın canlandırdığı Mr. Moray karakteri tam bir pazarlamacı. Büyük düşünen ticaret adamı. Ama işini aşkla yapan biri.
Bütün kadınlar ona hayran. Nasıl olmasınlar ama, muhteşem hitabet yeteneğinin yanı sıra sesi de daima yatak odası tonunda.
:)
Başlarda çok dalga geçiyordum, adam bu tonda konuşursa kadınlar ne yapsın, diye.
Ya şahane bir karakter çıktı bu adamdan size o kadarını söyleyeyim.


Denise ise, taşradan gelmiş, ilk etapta hor görülen, fakat satış konusunda doğuştan yetenekli, her daim orijinal fikirlerle dolup taşan satış danışmanı, tezgahtar. Joanna Vanderham'ın canlandırdığı karakter sarışın, temiz, dürüst, çalışkan bir karakter.

Bill Gallagher'in yazdığı dizi, Emile Zola'nın kitabından esinlenerek hazırlanmış. Kitabı okuyup esere ne kadar sadık kalınmış öğrenmek istiyorum. Dahası Mr. Moray'i sadece izlemek değil okumak da istiyorum sanırım.

Neredeyse unutuyordum. Kıyafetler..




Hala yazıyı mı okuyorsunuz daha başlamadınız mı diziye?

Dizi film tavsiyelerinde bazen zorbalığım tutuyor farkındayım.
Size ufak bir şans veriyorum, yakında büyük spoilerle karşınıza çıkmadan dizinin bölümlerini izleyin.
^.^