Bir kaç yıl önce arkadaşımla gelinlik alış verişine çıkmıştık. Beğendiği gelinlikleri bir de ben giyiyordum.
Dışardan bakınca nasıl hissettiğini anlaması için.
O gün çok gelinlik denedim.
Ve artık kimsenin gelinliğini eleştiremiyeceğimi anladım.
Çünkü en sadesinden, en şatafatlısına kadar hepsini kendime çok yakıştırdım. İşte aradığım bu, dedim.
:)
Ne kolaydır aslında bir geline bakıp, ben beğenmedim, demek.
Gülen bir simaya bakıp, boşuna gülmüşsün hiçte güzel değilsin, demek.
Oysa güzellik görülen kişiden, çok görenle alakalıdır.
Ve zaten kusur bulmak kolaydır.
Öyle kolaydır ki eleştirmek üstündeki çamaşır sulu pijamaya bakmadan, kızın elbisesini beğenmedim, diyebilirsiniz.
Makyajına bak iğrenç, dersiniz.
Oysa belki ışık kurbanıdır, belki kuaför.
Ve kim bilir belki de iğrenç olan zevkinizdir.
Efendim? Görsel ne alaka mı?
Ne yapsaydım, gelinlikli fotograflarımı mı koysaydım? :)
bu hafta sonu bir sürü çay fotografı çektim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
bu hafta sonu bir sürü çay fotografı çektim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
10 Ocak 2012 Salı
1 Ocak 2012 Pazar
Bir Sürü Çay Fotografım Var
Yazmak istediğim çok şey var aslında ama tarihlerin 'ocak 1'i gösteriyor olması, elimi kolumu bağlıyıp, izlediğim filmi, okuduğum kitabı ya da yaptığımın yemekleri anlatmamı engelliyor.
Nasıl bir dayatma bu?!
Hayır efendim, hayatımızdan geçip giden "bir" 365 günün muhasebesini yapmayacağım.
Yapıyordum aslında, yazdım yazdım sildim.
Biri acıklı oldu, öteki çok neşeli.
İkisi de bu ruh halim değil ki.
Ben şu anda yine bir yerlere geç kalıyorum :)
Ben buyum arkadaşım; sana göre, ona göre şekillenemem.
Sen de şekillenme! Ya da ben diyorum diye yapma, sende şekillen ne biliyim sen sen ol.
Derinlere inerseniz gerçekten mühim şeyler yazdığımın farkına varacaksınız.
Böyle demişken, okuldayken edebiyat hocama derdim böyle.
Kompozisyonum kısa olmuşsa,
Hocam o iki cümlede neler gizli derinlere indiğiniz zaman anlayacaksınız :))
Gelen not gösterirdi ki hoca anlamamış, o da onun sorunu :)
Mutlu olmayı becerebilmek çok başka bir şey.
Bu saatte nerden çıktı demiyorum, kalkıp elmalı kek yemeye gideceğim.
Giderim.
Gitmek istiyorsam.
Bu da çekim arkası :)
Ne tatlıyım değil mi? :)
Değilim valla bazen cadının tekiyim.
O da sana bağlı, ben aslında senim, nasıl görüyorsan öyleyim.
Nasıl bir dayatma bu?!
Hayır efendim, hayatımızdan geçip giden "bir" 365 günün muhasebesini yapmayacağım.
Yapıyordum aslında, yazdım yazdım sildim.
Biri acıklı oldu, öteki çok neşeli.
İkisi de bu ruh halim değil ki.
Ben şu anda yine bir yerlere geç kalıyorum :)
Ben buyum arkadaşım; sana göre, ona göre şekillenemem.
Sen de şekillenme! Ya da ben diyorum diye yapma, sende şekillen ne biliyim sen sen ol.
Derinlere inerseniz gerçekten mühim şeyler yazdığımın farkına varacaksınız.
Böyle demişken, okuldayken edebiyat hocama derdim böyle.
Kompozisyonum kısa olmuşsa,
Hocam o iki cümlede neler gizli derinlere indiğiniz zaman anlayacaksınız :))
Gelen not gösterirdi ki hoca anlamamış, o da onun sorunu :)
Mutlu olmayı becerebilmek çok başka bir şey.
Bu saatte nerden çıktı demiyorum, kalkıp elmalı kek yemeye gideceğim.
Giderim.
Gitmek istiyorsam.
Bu da çekim arkası :)
Ne tatlıyım değil mi? :)
Değilim valla bazen cadının tekiyim.
O da sana bağlı, ben aslında senim, nasıl görüyorsan öyleyim.
19 Aralık 2011 Pazartesi
Koca Bebeğim
Kış geldi ama hala şortla t-shirtle dolaşıyor.
Üstüne bir şey al!
Çorap giy!
Terliklerin nerede?
Yine mi yazlık pijama?
Yazlıkları kaldırdım oysa, nereden bulup giyiyor?
Bir de, kışlıkları bulamadığını iddia ediyor :/
Mandalina götürdüm yesin diye. İlk elini attığı yumuşamış diye yemedi.
Çürümüş bunlar, dedi.
Muzu da azıcık çillensin yemez.
Hatta yeşilken sever maymuncuk =)
Neyse ben de, aldım bir poşet mandalinayı, bitirdim.
Bir de güzeldi ki sormayın.
Bir hışımla geldi odaya: Hastalanıyorum!
Yattı yatağına, üstünü de örtmüyor
"Battaniye getir!"
"Poları da ört!"
- Hastalanmıyorsun sadece üşüdün.
- Hastalanıyorum yorganı da ört.
Örtüyorum:
- Bak sen mandalina yemedin ama ben bitirdim çok güzeldi.
- Bitti mi?
- Bitti.
Bitince kıymetlendi tabii.
Mandalina yemezse asla iyileşemezmiş.
Komşudan mandalina istemek zorunda kaldım.
Sonra sabah turp gibi kalktı.
Hepsini mandalinaya borçluyuz tabii..
Off şu abiler... Çok nazlı çookkk...
Üstüne bir şey al!
Çorap giy!
Terliklerin nerede?
Yine mi yazlık pijama?
Yazlıkları kaldırdım oysa, nereden bulup giyiyor?
Bir de, kışlıkları bulamadığını iddia ediyor :/
Mandalina götürdüm yesin diye. İlk elini attığı yumuşamış diye yemedi.
Çürümüş bunlar, dedi.
Muzu da azıcık çillensin yemez.
Hatta yeşilken sever maymuncuk =)
Neyse ben de, aldım bir poşet mandalinayı, bitirdim.
Bir de güzeldi ki sormayın.
Bir hışımla geldi odaya: Hastalanıyorum!
Yattı yatağına, üstünü de örtmüyor
"Battaniye getir!"
"Poları da ört!"
- Hastalanmıyorsun sadece üşüdün.
- Hastalanıyorum yorganı da ört.
Örtüyorum:
- Bak sen mandalina yemedin ama ben bitirdim çok güzeldi.
- Bitti mi?
- Bitti.
Bitince kıymetlendi tabii.
Mandalina yemezse asla iyileşemezmiş.
Komşudan mandalina istemek zorunda kaldım.
Sonra sabah turp gibi kalktı.
Hepsini mandalinaya borçluyuz tabii..
Off şu abiler... Çok nazlı çookkk...
Kaydol:
Kayıtlar
(
Atom
)



