4 Mayıs 2010 Salı

İstek Üzerine

- Neden yazmıyorsun artık?
+ Vaktim mi var?

- Daha önce neden okumuyormuşum ya süpermiş, artık nerdesin diye merak etmiyorum :)

"Geçen gün aradım yoktun, neyse bi kaç gün sonra okurum:)" - gelen bir mesaj-

- Film izlemiyor musun ya?
+ İzliyorum
- E yazsana!

Bunlar ve buna benzeyen diyalogları sık sık yaşıyorum arkadaş çevremde.
En sonda "bunu bloguda yayınla noolur" diye bir mail aldım.
Peki yayımlayalım.

Bu benim domates çorbam;



Vay efendim hava sıcakmış ben nasıl çorba sipariş edermişim?
Pek güzeldi artık hep içeceğimdir!

Yazmam gereken şeyler birikti..
Bu arada daha sık post girebilirim ;)

30 Nisan 2010 Cuma

Haliç'i Sevdim

Hani demiştim "sosyal tesis, sosyal tesis gezesim var" diye :)
O zamandan beri daha önce gitmediğim bir sosyal tesise gitmek kısmet olmamıştı.
Ama zaten bende Haliç Sosyal Tesislerinde yemeğe gitmek için baharın gelmesini bekliyordum:)



Her sahil kısmındaki sosyal tesisler gibi su ürünleri çeşitleri oldukça fazla.
Her sosyal tesisde olduğu gibi hafta sonu çılgın bir kalabalık mevcut.
Neyse ki bazı sosyal tesislerdeki, bazı uyuz garsonlardan birine denk gelmedik :)
Çok pis laf sokarım!


Masadan manzaraya doğru çekilmiş pek sanatsal bir fotoğraf mevcut elimde; Profesyonel cep telefonumla çekilmiş :)
Ama bilgisayara format atıldığı içün,
ve ben Samsung Pc Studioyu yüklemeyi beceremediğim için
o fotoğrafı atamadım.
Bu arada flickr yaktın beni evladım!

28 Nisan 2010 Çarşamba

Kabusum Geri Döndü

Beni tanıyanlar neyi ay pardon yani kimi kastettiğimi hemen anladılar:)
Sevgili ağabeyim İngiltere'den döndü!

Blogla ilgilenemeyişim bundan ötürüdür.
Çünkü ilgilenmem gereken 30 yaşında bir evladım var:)

Habire yemek yapıyorum; doymak nedir bilmiyor fast fooddan gına geldiği için sıcak yemek istiyor. Göbeğine bakmadan kilo alması gerektiğini, omuzlarının küçüldüğünü, suratının çocuk suratına döndüğünü iddia ediyor ki bende ona patlamandan korkuyorum ayı gibisin diye cevap veriyorum.

Arkasını topluyorum; ne kapıları, ne ışıkları, hatta musluğu bile kapatmıyor.

Benimle dalga geçiyor; "cif getir dedim cif getirdi" diyor.
Ciften kastı camsilmiş "ay acaba ben müneccim miyim, cif isteyinde camsili kastettiğini nerden bileyim?" diye sinirleniyorum ama o kahkahalarla gülüyor.

Yine de kızgınığım çabuk geçiyor ve dediklerini ya da yaptıklarını çocuğummuş gibi anlatıp gülebiliyorum -bknz şuan- ama biliyorum ki şimdilik:)

Bu arada bana çanta almış. Harrods diye bir yerden. Ben adını yeni duydum ne yalan söyliyeyim; adını yeni duyduğum içinde kızdı:)
Göremediğiniz gibi çantanın fotoğrafı yok, bundan çantayı ne kadar beğendiğimi(!) anlayabilirsiniz, ama kullancağım canım abim almış benim için:)

Yarın çıkıp balık almam gerekiyor (benim için, yurt dışında yenen tek şey olmasına karşın) bizimki aylardır yememiş:)

24 Nisan 2010 Cumartesi

Düşüş


Çok merak ediyorum bu kitabı okuyup beğenen arkadaşları.
Benim bir huyum var; tavsiye edilmiş bir kitabı, bir yazarı veya ekşide birilerinin en sevdiği kitabı gördüm mü mutlaka okurum.(yani çalışım demek istiyorum)
Albert Camus'un entellektüel camiada pek seveni var. Bense hiç bir kitabını okumamışım daha önce. Ve sanırım yanlış bir kitaptan başladım:)

Daha önce yarım bırakmıştım sonra vicdanım sızlayınca, aradan uzun zaman geçmiş olmasına karşın tekrar başladım ve 100 sayfalık kitabı bir türlü bitiremedim:)
Okudukça neden yarım bıraktığımı anladım.

Jean-Baptiste Clamence kendini anlatıyor.
Hakkını yemeyeyim çok güzel tespitler var kitapta.
Ama geveze bir insanı dinliyormuş gibi hissettim kendimi ve ben gevezeleri hiç sevmiyorum!

22 Nisan 2010 Perşembe

21 Nisan 2010 Çarşamba

Nişan Kritiği

Hani böyle güzel bir gün geçirirsiniz ya.. Sonra o günü her andığınızda aynı keyfi yaşarsınız..
İşte bu nişan bizim için öyle oldu.
O kadar eğlendik, o kadar güzel ağırlandık ki o günü anmaya doyamıyoruz.
Önce gelini yemeğe çıkardık, sonra gelin bizi yemeğe çıkardı, düğüne kadar sürüp gideceğe benziyor bu hal:)

Kimin nişanı mıydı?
Bizim Şeyda'nın ayol:)

Becerikli kızımızın hazırladığı, kıyafetiyle aynı renk hatıra defteri:


Bu da defteri ilk imzalayan kişinin bölümü :P


Okuyabildiğiniz kadar ki kısmı okuyabilirsiniz gerisi özel:P

Son olarak, evlenecek çiftlere en az bu kadar güzel törenler diliyorum...

20 Nisan 2010 Salı

Bir Zaman Hatası

Ben aslında hasta olmayı severim.
Bütün yaptığınız yatmak, yatmak, yatmaktır...
Gitmek istemediğiniz bir yere 'hastayım gelemem' diyebilirsiniz.
"Yemek yok mu?" sorusuna cevaben burnunuzu silebilirsiniz.
Temizlik mi?
Kolunuzu kaldıracak haliniz yok.
Hastalık benim için zamanını kendim belirlemediğim bir tatil aslında...

...Ama kalkıp çorbanızı kendiniz ısıtıyorsanız,
yatağınıza kahvaltı gelmiyorsa,
hastalık tatil olmaktan çıkıp zehir oluyor.
Burnunuzun silinmekten aşınması da cabası.
Annemi özledim.
O olsaydı bir hafta daha çıkmazdım yataktan ya neyse..

Fatmayı çağırdım bende. Gelmedi tabii ki.
Demek gelmiyorsun he diyerek, ben gittim onlara:)


Oldu olacak dinlediğim şarkıyı yeni sekmede açın pişman olmayacaksınız ;)

- Fatma çok açım!
- Seyhan Abla ders çalışıyorum.
- Fatma lütfen kalkıp yemek getirir misin?
- Seyhan Abla yarın 2 tane sınavım var.
- Ya Fatma!!
- Tamam şu soruyu çözeyim.
- Git burdann!!!
- Seyhan Abla burası benim odam.
- GİT DEDİM!

Böyle on kere istedikten sonra getirdi her istediğimi...
Elime düşersin seeeennn!!!