26 Kasım 2015 Perşembe

Çıldırtan Çantam

Çıldırtan Çanta Kombinleri yazımı hatılarsınız.
Ah nasıl unutabilirsiniz ki o birbirinden aşık olunası bez çantaları.
İşte ben o yazıyı yazdıktan sonra sevgili Timaş Yayın Grubu bana bir jest yapıp iletişim bilgilerimi istedi.
Bana çanta göndereceklerdi!
Ben şok!
Çantayı göndereceklerdi göndermesine ama ben de eşek değilim ya seti kendim alacaktım hani ;)

Kargo beklediğimden ağır şekilde geldi. Yoksaaa.. yoksaa içinde kitap da mı vardı?!

Sakin olun, tamam setle beraber göndermemişler ama kitap da koymuşlar ya, canlarım benim ^.^
Ahmet Günbay Yıldız'ın sadece ismi bile zamanda yolculuk yapmama neden oldu zaten.
Lisede ne okur, ne kahırlanırdım be, hey gidi hey.
Bu arada okudum bile kitabı, yakında yorumu yazarım.

Şahane bez çantamdan, William Sheakspeare'in Venedik Taciri isimli eseri ve Okur-Yazar dergisi çıktı. Ben zaten kitap eklerine bayılırım. Döne döne tanıtımları okuyup mest olmak suretiyle alınacak kitap listemi kabarttım.

Bu aralar ciddi manada kolumdan düşmeyen havalı bez çantam için Timaş Yayın Grubuna teşekkürlerimi arz ederim.

24 Kasım 2015 Salı

Otuzların Kadını


Bu kitabı alalı uzun süre oldu. Okuyalı hatta yazısını hazırlayalı da çok oldu.
Yayımlamak şimdiye kısmetmiş.
Bu ara biraz taslak eritebilirim.

Kitabı çok yanlış bir zamanda okuduğumu düşünüyorum şimdi.
Hiç yazlık değil.
Hiç, bir günde bitirmelik değil.
Kışın yaya yaya okusaydım daha iyi olurdu.

Kitap yüz sayfa. O ara günde en az 100 sayfa okuyan ben için, hem okumalıyım hem hepsini okumamalıyım çelişkileri arasında kaynadı gibime geliyor.

Otuzların Kadını'nında Tomris Uyar annesinden bahsediyor.
İlk etapta akılımıza gelen otuzlarını süren kadınlardan değil yani.
Otuzlu yıllarda gençliğini yaşayanlardan.

Güzel zarif inceliklerle bezeli bir öykü kitabı.
Öykü severlere, sindire sindire okuyabilenlere tavsiye ederim.

22 Kasım 2015 Pazar

Nazarzede Kliğini {Kitap Tanıtım}


Hızır hemen önünde duruyordu. Dün ilk kez gördüğü kıyafetiyleydi. Tariflere sığmaz gözlerimuazzam bir enerjiyle yanıyordu. Baktığında başı dönüyordu.

“Hazır mısınız?”

Kadir çevredeki kimselerin kendilerine özel bir anlam iliştirmeden bakmasına şaşarak, “Ne için?” dedi.
Hızır istihzayla gülümsedi.

“Yeni açılan Nazarzede Kliniği’ne gideceğiz.”

Konuş Benimle {Kitap Tanıtım}


Konuşmak gittikçe zorlaşıyordu. Boğazım sürekli acıyor, dudaklarım kuruyordu. Geceleri uyurken çenemi o
kadar sıkıyordum ki sabahları başım ağrıyordu… Ne zaman annemle, babamla ya da öğretmenlerden biriyle 
konuşmaya çalışsam ya kekeliyor ya da donup kalıyordum. Sorunum neydi benim?

Melinda Sordino’nun bir sırrı var. Ama sırrını paylaşabileceği kimsesi yok. Bütün arkadaşları, hatta tanımadığı insanlar bile ondan nefret ediyor.
Ve günden güne içine kapanan Melinda, çareyi susmakta buluyor.
Yalnızlaştıkça susuyor, sustukça yalnızlaşıyor. Ta ki O ŞEY’den kaçıp saklanamayacağını, O GECE’yi unutamayacağını anlayana dek…

21 Kasım 2015 Cumartesi

Asuman "Bir Deli Kız"


Ailenizin kızı olmaya talip olan Asuman’ın hikayesi bu. Bu talip, minibüs şoförü olan Talip değil tabi. “Onca zaman birçok çok okul, kurs gördüm. Ne öğrendim? Büyük bir pamuk şekeri içinde yaşamayı.” diyerek kendisini tanıtmaya çalışsa da Asuman gerçekten “Bir Deli Kız”...

Kardeşi Gülendam’la ev temizleyen, sinirlenince de annesinin tavuğu Çilli, mahalle bakkalının yedi yaşındaki aşık oğlu Muzaffer.  Bir de iki tane ağabeyi var. İşte Asuman’ın hayatı...

Facebook’ta ilişki durumu hiç değişmeyen Asuman’ın hikâyesi? Akşam kafede oturup nargile içerken, omzuma şal getirecek bir garson olmasını bekleyen. “Benimki” olsun ve öyle uzatmadan da evlenelim diye iç geçiren, ara sıra Çilli ile didişen mahallenin deli kızı Asuman...

18 Kasım 2015 Çarşamba

Gönül Kolat Susam Ve Şampuan Reklamı?!


Gönül Kolat eski bloggerlardan.
Aranızda tanıyanlar bilenler olacağı gibi adını ilk kez duyacaklar da olacaktır.
Kolat bu yazıyı okusa "benim mi adımı ilk kez duyanlar olacak?" diyebilir ancak dün izlediğim şampuan reklamını kuzenim, bu kadın normalde kapalı bile değildir, diye yorumladığında anladım ki, binlerce takipçinizin olması, herkesin tanıdığı anlamına gelmiyor sizi.

Kendisiyle çalıştığım dönemde tanışmıştım. Çok şeker cici bici bir kızdı.
Sonra kapandı, iyice popüler oldu, işleri büyüdü, evlendi, kızı oldu. Hep sevindim onun adına.

Ama bu reklam ne ya?! Cidden ne?!



Bu reklamı stylelist geçinen birileri yapsa anlarım, para için kırk takla atan insta ünlüleri, şal takmazsa butikteki işlerin kesat gideceğini düşünüp perçemini dışarıda bırakmak suretiyle genç kızlara böyle de kapanabilirsiniz düşüncesini empoze etmeye çalışan butik sahipleri yapsa anlarım ama Gönül'ün yapmasına bir anlam veremedim.

Benim dostum olsaydı kendisi, ona şunu derdim:
Babadan zenginsin sen ya bunları sonradan görmelere bırak!
Bunu kimse ona dememişse gerçekten çevresindeki dostları gözden geçirmeli.

Lesoleil markasının da "müslümanları azcık da biz sömürelim" düşüncesinden çıktığını düşünüyorum.
İnsanların hassasiyetlerini kullanarak para kazanma yolunu seçenleri tebrik(!) ediyorum.

16 Kasım 2015 Pazartesi

Muhteşem Gatsby

Muhteşem Gatsby isimli kitabı okuyalı aylar oluyor. Filmini izleyip öyle yazı hazırlamak niyetindeydim ki baktım film izleyemiyorum kitap yorumunu yazayım filmi de artık izleyince bilahare hallederim :)

Alaska'nın Peşinde isimli kitabı okudunuz mu? Ben okudum (ama henüz onun da yorumunu yazmadım). O kitapta Miles adında bir karakter var ki kendisi sadece biyografi okuyor. Ne var bunda, diyebilirsiniz. Ama insan biyografisini okuduğu kişinin kitaplarını hiç merak etmez mi?

Ben mesela Fitzgerald'ın hayatına dair okuduğum bir yazıyı ( Oscar Nasıl Wilde Oldu isimli kitapta geçiyor o yazı)  okuduğumdan beri Muhteşem Gatsby'i okumak aklımda.

Daha sonra başka yazılar da okudum, filmlerde denk geldim. F. Scott Fitzgerald ve eşi Zelda'nın çok çalkantılı debdebeli ilginç bir hayatları olmuş. Haliyle insan bu insanların ne yazdıklarını merak ediyor.
Muhteşem Gatsby gidişat itibarıyla öyle insanı baştan sona etkileyen bir kitap değil. Tabii böyle hissetmemin en büyük etkeni kitabın yoğun Amerikan olmasından kaynaklı olduğu su götürmez bir gerçek. Amerikalılar ve o dönemin Amerikasını iyi bilenler tabii ki çok daha yoğun duygular hissedecekler kitabı okuduklarında.
O dönemin Amerikasını çok iyi anlattığını düşünsem de ben ne anlarım ki o dönemin Amerikasından?!
E anladığım kısmından bahsedeyim o zaman. Jay Gatsby zengin biridir ve çevresi tarafından zenginliği ve kendisi merak konusudur. Büyük gösterişli partiler verir herkes onun çevresinde olmak ister. Onun ise bu partileri tek bir kişi için yaptığı ortaya çıkar.
Kitap aslında "Amerikan Rüyası"nın nasıl bir hayal kırıklığı olduğunu, Jay gibi bir adamın bile nasıl yalnız olduğunu gözler önüne seriyor. Kitap bence verdiği dersler açısından etkili.
Özellikle sonu beni sarsmıştı.
Elinizden bırakamayacağınız bir kitap değilse de kötü de değil.
Amerikan Klasiği olmasının hakkını veriyor dolayısıyla Amerikan Klasiklerini sevenler, okurken büyük haz duyacaklardır.

14 Kasım 2015 Cumartesi

Türk Basınında Sarah Jio

                                                           -Gazete Vatan Pazar eki-
Sarah Jio ülkemizden ayrıldı ancak rüzgarı hala devam ediyor.
Burada bulunduğu müddetçe imza günleri ve basın toplantıları oldu.
Röportajlarının bir kısmını sizler için paylaşıyorum. (Çünkü bu kadın hakkında konuşmaktan bıkmıyorum(: )
video
video

Röportajlar okunsun diye koyabildiklerimi orijinal boyutta koyuyorum. Ama mesela alttaki görseli orijinal boyutta koyduğum zaman ekrana sığmıyor, o yüzden koyabildiğim en büyük halini koydum ama diğerleri okunuyor ;)
Son olarak gerçekten söylemezsem olmaz, Sarah Jio fotoğraflarda yeteri kadar güzel çıkmıyor, normalde benim izlenimim çok daha güzel olduğu yönünde.

-Alem-
-Hello-
-Yeni Şafak pazar eki-

Bu linkten Sarah Jio ile tanıştığım geceyi okuyabilir,
bu linkten son kitabı hakkındaki yorumumu okuyabilir 
veya
bu linkten Sarah Jio ile ilgili tüm yazılarıma ulaşabilirsiniz.

13 Kasım 2015 Cuma

Şarj edilebilir diş fırçalarına dair doğru bilinen yanlışlar

Manuel diş fırçası şarj edilebilir diş fırçası kadar iyi temizler!
Yanlış.  İlk kullanımdan itibaren şarj edilebilir diş fırçaları manuel fırçalara oranla  2 kat daha fazla plak temizler. Bu özellik dişlerinizin yalnızca dış görünümü için değil, sağlığı için de oldukça önemli. Plak, dişin dış kısmını kaplayan bakteri tabakasıdır. Bakteriler yediğimiz yiyeceklerdeki şekerle beslendikleri için, zamanla asit oluştururlar. Bu nedenle bakterilerin diş yüzeyine yerleşmesi, diş ve diş eti hastalıklarının en önemli sebeplerinden biridir.
Oral-B’nin elektronik fırçalarının tamamında fırça başlıkları yuvarlak olarak tasarlanmıştır. Bu yenilikçi tasarım sayesinde her dönüşte farklı bir açıyla dişin tüm yüzeyinin temizlenmesine olanak sağlar. Küçük boyutuyla her bir dişin yüzeyine ve diş aralarına rahatlıkla ulaşabilir.
Şarj edilebilir fırçalar yalnızca ağız ve diş sağlığı konusunda problem yaşayan kişilere tavsiye edilmektedir!
Yanlış. Oral-B’nin yaptığı bir anket çalışmasında, katılımcıların %39’unun ancak dişleriyle ilgili herhangi bir problem yaşadıktan sonra şarj edilebilir diş fırçası kullanmaya başlayacaklarını belirttikleri görüldü.
Ağız sağlığında tedaviden çok koruma yöntemi izlenmesi tavsiye edilmektedir. Çünkü dışarıdan yapılan herhangi bir müdahale, ne kadar iyi olursa olsun kendi dişinizin sağladığı rahatlığı ve fonksiyonelliği sağlamaz. Dişleri korumanın en önemli yolu, ağız ve diş problemlerinin bir numaralı sorumlusu olan plak tabakasını ortadan kaldırmaktır. Şarj edilebilir diş fırçaları, plak temizliği konusunda manuel diş fırçalarından %100’e kadar daha fazla etkilidir. Plak, yapışkan bir madde olduğu için diş fırçanızdan da ayrılması zordur. Bu nedenle diş hekimleri ortalama 3 ayda bir diş fırçanızı yenilemeniz gerektiğini söylüyor.
Şarj edilebilir diş fırçası da kullanıyor olsanız, 3 ayda bir fırça başlığı  değişimini gerçekleştirmek durumundasınız. Oral-B, elektronik diş fırçanızı kolayca yenilemeniz için değiştirilebilir başlıklarla size sunuyor.
Nasıl bir diş fırçası kullanıyor olursanız olun, diş fırçalama süreniz aynı olduğu için aynı etkiyi yakalayabilirsiniz!
Yanlış.  Diş hekimleri, dişlerinizi günde en az iki kez, 2 dakika fırçalamanızı öneriyor. Ancak yapılan araştırmalar ve klinik deneyler, dişlerinizi 2 dakika şarj edilebilir diş fırçalarıyla fırçalamanızın çok daha etkili sonuçlar almanızı sağladığını gösteriyor.
Şarj edilebilir diş fırçaları diş yüzeyine zarar verir!
Yanlış.  Yukarıda bahettiğimiz anketin bir başka ilginç sonucu da, anket katılımcılarının %5’inin şarj edilebilir diş fırçasının diş yüzeyine zarar verdiğini düşünmesi. Oral-B’nin şarj edilebilir diş fırçaları, basınç göstergesi sayesinde diş fırçasını dişinize çok fazla bastırdığınızda çalışmasını durduruyor.
Tüm şarj edilebilir fırçalar aynı özelliktedir!
Yanlış.  Herkesin diş yapısı birbirinden farklı. Bu nedenle Oral-B kullanıcılarına birbirinden çok farklı özelliklere sahip farklı şar edilebilir diş fırçaları sunuyor. Hassas dişetleri için, farklı büyüklükteki diş aralıkları için ya da sararmış dişleri beyazlatmak için birbirinden farklı bir çok diş fırçası modeli bulunuyor.
Detaylı bilgi almak için videoyu izleyebilirsiniz. Ürün alternatiflerini görmek için tıklayınız.

KAYNAK: www.uplifers.com


Bir boomads advertorial içeriğidir.

12 Kasım 2015 Perşembe

Melek Baykal Ve 'Özür'ü

Malumunuz üzere Melek Baykal instagram hesabı üzerinden bir fotoğraf paylaşıp, altında medeniyet edebiyatı parçalaması üzerine tepkilere hedef olup hesabını kapatmak zorunda kaldı.

Hesabını kapattıktan sonra haberim oldu durumdan ama tabii ekran görüntüleri çoktan alınmıştı ve her yerdeydi. Okuduğumda şok oldum.


Bir insan, ne olursa olsun hoş karşılanıp, onu güzelce ağırlayan insanlar hakkında nasıl bunları derdi?
Dahası bunları demek için fotoğraf çektirmişti.
Bir insan?! Nasıl?!
İnsan diyorum bakın, başı açık ya da kapalı değil, kadın ya da adam da değil, insan ya insan.
Birine bakıp onun rengini, dilini, dinini, ırkını fark etmeden insan olarak görmek bu kadar zor mu?

Sonrasında özür yayınlandı tabii. Bekliyordum. Hevesle okudum bakalım, nasıl çevirebilmiş miydi?
Çevirememiş.
Kendi yazdıklarına o da şok olmuş.
Dönüp dediklerini tekrar okuyorum, yanlış anlaşılacak bir yan göremiyorum. O kadar net ki. Zaten dediği gibi "yüzünden anlaşılıyor".
Özrü benim için tükürdüğünü yalamaktan ibaret ki, bu bile söyledikleri sözler kadar tiksindirici değil.
Ama neticede onun için de kolay olmamıştır özür dilemek. O kadınların ayağına kadar gidip gönüllerini almak. Uzatmamak lazım.
Uzatmamak lazım derken, özür dilediği için, yoksa eskisi gibi sinip oturmak yok, başta gösterilen tepkilerin hepsi yerinde.

Şunu da söylemekte yarar var, o da toplumun her kesiminden tepki geldi. Bu da demek ki milletçe kutuplaşmak istemiyoruz aslında, farklılıklarımızla bir arada aynı haklarda yaşamak istiyoruz. Medeniyet çıplaklık değil budur! Bu kadar basit.

11 Kasım 2015 Çarşamba

Maleficent

Once Upon A Time dizisinde Maleficent karakteri çıkınca, hikayesini bilmediğimden filmini izlemeye karar vermiştim.
Her ne kadar Amerikan kültürüyle büyüdükse de eksiklerimiz olabiliyor tabii. Özellikle çocukluk dönemi eksikleri bunlar :)

Angelina Jolie'nin Malefiz'i canlandırdığı film sayesinde, bir de masal uyarlamalarına taktım.
Masal uyarlaması dosyası açıyorum, hayırlı olsun!


Hikayenin başı tanıdık değil: Bir insana aşık olup ona içini açtıktan sonra ihanete uğrayıp kötü olan bir peri kızı Maleficent.
İhanet eden kız evladı sahibi olunca onu lanetleyecek bir 'kötü peri'.
Bu kısmı tanıdık işte; bilirsiniz hani, üç peri bebeğe iyi dilekler hediye ederken bir peri de davet edilmediği için kızı lanetliyor ya, işte o peri bu peri.
Uyuyan güzelin hikayesi yani.

Çok severek izlediğim, beğendiğim bir masal uyarlamasıydı.
Angeline Jolie çok yakışmıştı rolüne, bayıldım.
Spoiler de vereceğim: Sonu biraz değişik. Değişik hali de harika! ^^

Daha çok masal uyarlasınlar, ben izlerim!!

10 Kasım 2015 Salı

Yeşil Deniz Kabuğu

Bu kitabı ilk okuyanlardan biriyim.
Cidden bu sefer öyle. Basılmadan evvel okudum ve kitap benim önerimle basıldı.
Dans etmek istiyorum hiç ağırbaşlı takılamayacağım.

Sarah Jio'yu okudukça artık tarzına alışıyorsunuz. Keşke hep aynı tarz yazmasa demeye başlamıştım. Tamam çok seviyorduk, okuyorduk ama ben beni şaşırtsın istiyordum.
Tamda bu noktada Elveda Haziran ile alışılmışın dışına çıktı Jio. Sonra Agapi... Bambaşka bir tarz.
Yazar çizgisinin dışına çıkarken okuyucusu için çıtayı yükseltiyordu.

Yeşil Deniz Kabuğu'ndaki farklılık ise daha ilk bölümde belli ediyor kendini.
Geçmişle değil gelecekle açılıyor kitap bu sefer.
İçim kıpır kıpır oluyor daha ilk satırlarda.
Ne anlatacak acaba bu kitabında Sarah Jio?

Kailey, üniversiteyi bitirdikten sonra en yakın arkadaşı Stacy ile Seattle'a taşınır ve orada hayatının aşkıyla karşılaşır. Cade en yakın arkadaşıyla birlikte kendi müzik şirketini yönetmektedir. Yakışıklı, zengin işine aşkla bağlı biridir. Ancak işler gittikçe kötü gitmektedir ve Cade bir gün ansızın ortadan kaybolur. Kailey uzun süre haber bekler ancak en sonunda o da hayatına devam eder. Kader onları acaba hangi şartlar altında tekrar bir araya getirecektir?
Konuyu yeteri kadar özetleyip sizleri merakta bıraktıysam, güzel bir hikaye okuyacağınızı ve Ryan'a bayıldığımı söyleyebilirim:)

Kitap dünyada ilk kez bizim ülkemizde çıktı. İlk baskısı tam 60.000 adet olarak yapıldı. Şimdiden binlerce insan alıp okumaya başladı bile.
Fuara yetişsin diye acele edilmiş ve belki bu yüzden ufak tefek hatalara rastlanılabilir ancak o kadarı mazur görebiliriz sanırım.

Bu kitap çok önemli benim için. Kitaba bakmam bile mutlu olmama yetiyor.
Sarah Jio'nun sırasıyla diğer kitapları :
Mart Menekşeleri
Yağmur Sonrası
Böğürtlen Kışı
Son Kamelya
Gündüzsefası
Elveda Haziran
Agapi
Yeşil Deniz Kabuğu

Yazarın 8 kitabının sekizini okumuşum, daha da yazsa okurum :D Linklere tıklayarak kitaplar hakkında yazdığım yazılara ulaşabilirsiniz.
Yazar Sarah Jio ile tanışma yemeğimizi anlatan yazımı kaçırdıysanız onun linki ise:
How i met Sarah Jio, tıklayarak okuyabilirsiniz.

8 Kasım 2015 Pazar

Pınar'dan Ücretsiz Çocuk Tiyatrosu!

Pınar Çocuk Tiyatrosu, sezonu
“Oyun Treni” ile açıyor
Türkiye’nin dört bir yanında milyonlarca çocuğu tiyatroyla buluşturan 2015 Uluslararası Stevie İş Ödülleri gümüş ödülün sahibi
Pınar Çocuk Tiyatrosu, 29. kez perdelerini, içinde yarışma ve skeçlerin de yer alacağı “Oyun Treni” ile açıyor.
“Hayat, her anını yaşamaya değecek kadar güzeldir!” diyerek Profilo Alışveriş Merkezi'nde her Cumartesi ve Pazar ücretsiz olarak çocuklarla buluşuyor.

Türkiye’nin dört bir yanında bugüne kadar üç milyondan fazla çocuğu ücretsiz olarak tiyatroyla buluşturan ve 2015 yılında Stevie Uluslararası İş Ödüllerinde “Avrupa, yılın sosyal sorumluluk programı”’nda gümüş ödül alan Pınar Çocuk Tiyatrosu, 29. yılında da çocukları tiyatroyla buluşturuyor.

Pınar Çocuk Tiyatrosu, “Oyun Treni” adlı gösteri ile sağlıklı yaşam için temizliğin vazgeçilmez olduğunu komik bir dille anlatırken, sporun insan sağlığı ve gelişimi için önemini oyunlar eşliğinde aktarıyor. Aile içi iletişim, arkadaşlık ve dostluk, bilimin hayatımızdaki yerinin farklı skeçlerle anlatıldığı gösteride çocuklarla yarışmalar yapılarak mutlu ve sağlıklı yaşamın önemi vurgulanıyor. Neşeli müziklerle, danslarla, şiirsel bir anlatımla süslenen oyun, minik izleyicilerine keyifli saatler yaşatacak, soru-cevaplarla eğlendirirken öğretecek.

Pınar Çocuk Tiyatrosu, çocukların sosyal, zihinsel ve bedensel gelişimlerine katkı sağlamak ve yaratıcılıklarına destek olmak amacıyla çıktığı tiyatro yolculuğunun İstanbul’daki durağında, Ekim, Kasım, Aralık aylarında her Cumartesi ve Pazar saat 11.15’de “Oyun Treni” ile Profilo Alışveriş Merkezi, ücretsiz olarak minik seyircilerin karşısında olacak.

“Oyun Treni” Künye:
Yazan ve Yöneten: Yıldırım Bayazıt
Genel Sanat Yönetmeni: Şakir Demirpehlivan
Dekor & Kostüm: Şakir Demirpehlivan
Sahne Amiri: Münevver Tepe
Işık Ses Uygulama: İlker Aksu
Oyuncular:
Işık Yönt
Ekin Vatansever
Dündar Taşal
Mustafa Ergüven
Mehmet Veysi Yoldaş
Yağmur Şimşek

7 Kasım 2015 Cumartesi

Twitter'da Safiye Soyman Gerginliği

Ay hiç güleceğim yoktu.
Twitter'da yaklaşık 3 milyon takipçisi olan bir hesap olan HistoricalPics, beş saat kadar evvel ilk türk kadın pilotunun fotoğrafını Safiye Soyman adıyla paylaştı.
Nasıl ya?!, dedim kahkaha patlatmadan evvel.
Sonra yorumları okudum, aman Allah'ım millet coşmuş. Biri, "yanlışınız var Safiye Ayla olacak" demiş, biri "Al sana Safiye Soyman" diye Safiye Soyman'ın fotoğrafını yollamış, "co-pilotta Faik miymiş?" diye sormuşlar, Atilla Taş Safiye Soymanı etiketleyerek " o kadar muhabbetimiz var hiç demiyorsun" demiş, yorumları okudukça koptum koptum.
O sayfanın sanırım şimdiye kadar aldığı en fazla RT ve Fav sayısı bu tweete ait. Hatta kuvvetle muhtemel, yorum sayısı da. Ancak çok ilginç hiçbir düzeltme yapılmadı.

Bunu paylaşmazsam olmazdı, üşenmedim yazdım :)

6 Kasım 2015 Cuma

Sarah Jio İle Tanışma

Nasıl olacaktı? Ne zaman gelecekti? Görebilecek miydim?
Derken işte beklediğim akşam gelip geçti bile.

Instagram'dan takip edenler çoktan öğrendiler gerçi ama orada kısa kaldı, mevzu derin, mevzu önemli.
Mevzu Seyhan ile Sarah'ın tanışması.

Sarah Jio, yeni yayınevi olan Pena Yayınların daveti üzerine ülkemizi teşrif etti.
Biliyordum ki Tüyap'ta imza günü olacaktı. Ancak çok seveni var, izdiham falan çıkar herhalde, nasıl görecektim ki onu, diye düşünüyordum.
Sonra Pena Yayınlarının daveti geldi.
Of ama bu çılgınlık! Gerçek olabilir mi?!
Sarah Jio ile bir akşam mı geçirecektik?! Ben buna kısaca wuuu huuuu!! derim :)

Etkinlik The Grand Tarabya Hotel'de gerçekleşti. Valla uzak muzak, artık yolu dert etmeyecek yollara düşecektik. Sarah Jio Amerika'dan gelmiş de ben Asya kıtasından gidemeyecek miydim yani?!
Aman ne iyi etmişim de gitmişim.

Katılımcı sayısı az tutulmuştu. Dolayısıyla birkaç kelime anca fırsat gelir bana diye beklerken akşam boyunca karşısında oturup muhabbete ortak oldum. Zaman zaman yanına geçip fotoğraf çektirdiğim de oldu canım kaçar mı?
Bir kere inanılmaz güzel bir kadın! Fotoğraflarda az çok anlıyorsunuz zaten güzelliğini. Ancak fotoğraflar yetersiz kalıyormuş, göründüğünden çok daha güzel.
Hem sonra çok sempatik! O kadar sıcak kanlı ki! Muhabbet açılsın diye beklemiyor o soruyor, dinliyor, anlatıyor. Instagram hesabımızı sorup takibe aldı. Blogumuzun konularının ne üzerine olduğunu sordu. Ay bir de kitaplarımızı imzalayıp bize teşekkür etti ya. ^^
Neyse ki ayılık edip "bir şey değil" demedim, "ben teşekkür ederim" dedim. :)
O anın hülyasından ve benim heyecanımdan bunu söyleyebilmek büyük başarı.
Bayıldım kendisine. Heh evet olayın özeti bu! Bayılmak!


Buradan tüm Sarah Jio sevenlerine sesleniyorum. İmkanınız varsa, kalabalık olur, yol uzak, demeyin, gidin görün kendisini. İnanılmaz bir elektriği var, sonunda iyi ki diyeceksiniz ;)
7 kasım 2015 cumartesi günü saat 14:00-15:00 arası söyleşi, 16:00-18:00 arası imza.
8 kasım 2015 pazar günü 13:00-15:00 arası yine sevenlerine kitaplarını imzalayacak.

The Grand Tarabya'nın güler yüzlü çalışanlarına, Pena Yayınlarının ilgilerine ve etkinlikte emeği geçen herkese bir kez daha çok teşekkürler.

5 Kasım 2015 Perşembe

Kocan Kadar Konuş

Aslında bu filmi izleyeli oldu biraz.
Daha da yazmazdım ancak baktım tvde gösterilecek hemen yazayım, dedim.

Kitap da çok konuşulmuştu, aşırı övgü okuduğum için beklentimi karşılamayacağını düşünerek uzak durdum. Filmi de haliyle ilgimi çekmedi.
Aslında Murat Yıldırım'a bayılırım. Hem sonra Ezgi Molla'da nerede oynamış da sevimli gelmemiş ki bana?
Kitabı okumadan filmi izlemek bana yakışmayacaktı ama izledim. Evet bunu yaptım.

Otuzunda hala evlenmemiş toplum baskısı üzerinde derinlemesine hisseden bir kitap kurdumuz var baş rolde. Kimler kimler kendini bu rolle özdeşleştirdi acaba :)
Öküz bir sevgilisi var aslında o kadar da umutsuz değil. Hımm ya da lafımı geri aldım o kadar umutsuz.
Aile fertleri duruma el atacak ama ben size filmi anlatmayayım.
Çok esprili ve keyifli bir film.
O kız nasıl o hale geldi orayı hazmedemiyorum ama görmezden gelebilirim. Çünkü karşı taraf Murat Yıldırım. Daha azı için öyle aptallaşmasına dayanamazdım.

Filmi izledikten sonra evli-bekar tüm kadınlara ama yaşı biraz büyük olanlara önerdim.
Yirmilerine yeni girmiş birinin izlemesiyle otuzlarına yeni girmiş birinin izlemesi aynı şey değil.

Bir de bir şey soracağım, insanın Murat Yıldırım gibi lise arkadaşı mı olur ya?!
:))
Kocan Kadar Konuş isimli kitabı kitapçılardan temin edebilir (-ki ben bir de okumak istiyorum) kitabın filmini online olarak izleyebileceğiniz siteler bulabilir ya da perşembe -akşamıydı galiba- tvde izleyebilirsiniz.

3 Kasım 2015 Salı

Kor Adası

Kimberley Freeman ismini kullanan yazar Kim Wilkins'in dilimize çevrilen 3. romanı Kor Adası, yazarın önceki kitaplarında alıştığımız tarzda ilerliyor.
Peki neden yazar kendi adını kullanmıyor? Yazar büyük annesinin adı olan Kimberley Freeman adını kullanarak onu onore etmek niyetinde.
Bu bile yazarı sevmem için yeterli bir neden aslında :)

Yazarın dilini, olayların işleyişini, merak unsurunu düzeyinde kullanmasını sadece sevmekle kalmıyor, başarılı da buluyorum.

Günümüz hikayesinde kitapları yok satan bir yazar var, son kitabı için birçok yayınevinden avansları almış bile, ancak yazar tıkanıklığı yaşamakta.
Geçmiş hikayede ise yazarımızın çok bilmiş büyük annesiyle çocukken ve daha sonra mürebbiyesi olacak Tilly ile tanışıyoruz.
Diğer kitapları okuduysanız bilirsiniz ki, iki hikaye bütünleşir. Bu kitapta da şaşırtıcı bir şekilde bütünleşiyor.

Kimberley Freeman'ın karakterlerinin enerjisi bana yansıyor. 3 kitapta da bunu derinden hissettim. Nina'yı okumaya ilk başladığımda enerjisine büründüm, en sevdiğim karakter oldu.

Diğer kitapları diğer kitapları deyip duruyorum onların yorumuna da link vereyim.
Yazarın ilk kitabı Kır Çiçeği Tepesi
İkinci kitabı ise Deniz Feneri Koyu
Üçüncü kitabı da bu.
Okuduksa, dördüncüyü heyecanla merakla bekleyelim. ^^

1 Kasım 2015 Pazar

Çağla Şikel Farkı

Bir Trendyol markası olan Milla'da zaman zaman ünlü fotomodeller yer alıyor, bildiğiniz üzere.
O ünlü modellerin çekimlerine baktığımda neden ünlü olduklarını anlıyorum.
Kıyafeti taşımaları ne kadar farklı değil mi? İşte o yüzden bu isimlere profesyonel deniliyor.

Niyetim diğer "isimsiz" modelleri eleştirmek değil. Çünkü daha önce böyle bir çekimde bulundum hiçbir şey yapmadan sadece izleyerek bile inanılmaz yoruldum. Üstelik manken kız, biz öğle arası kebapları götürürken hiçbir şey demedi. O zaman inanılmaz şaşırmış ve gün boyu yediği şeylerin tamamının, bir bardak süt, bir muz ve bir elma olduğunu öğrenmiştim. Pek özenilecek bir hayat değil doğrusu.

Aynı kıyafetin kişilerde nasıl durduğuna değineceğim.
Görselden yola çıkıp Hayaller/Hayatlar demeyeceğim, çünkü haddimi biliyorum hayatlar daha acı :)
Mankenden mankene bile fark ediyorken bir manken gibi giyinip sokaklarda havalı havalı yürüyen insanlara şaşıyorum.
İstiyorum ki mesela herkes tayt giymesin, proporsiyonunu bilsin ya da ne bileyim en azından aynaya baksın :)