23 Nisan 2011 Cumartesi

Adını "Cano'm" Koydum

Bir ilhamla adını Canom koydum.
Öyle bir ilham ki, ezan okuyup olmayan kulağına ismini fısıldayacağım.


Fotograf makinemden bahsediyorum.
Canom diyorum.
Hala Canon olarak yazsam da, Canom olarak okuyorum.

Umarım bir yerlerden duyup şimdide ilhama gark olmuş gibi yapmıyorumdur :))
Öyleyse çok utanırım :/

Bu kıza makineyi boşuna aldık hala cep telefonuyla çekim yapıyor, demeyesiniz diye ilk fotomu paylaşıma sunuyorum.


Ayci'nin telefonla verdiği hızlandırılmış fotografçılık kursundan not aldıklarım:

Cem Yılmaz'ın son gösterisine git.
"Aşk Tesadüfleri Sever"i izle
Mehmet Turgut kimmiş? Google it!

Çok çalışkan bir öğrenciyim; Mehmet Turgut'u öğrendim bile :)

22 Nisan 2011 Cuma

Aşk Ve Gurur Ve Zombiler

Bu kitabı ilk gördüğüm de dehşete düştüğümü hatırlıyorum.
Şaka mıydı bu?!
Benim en sevdiğim Jane Austen kitabının yeni versiyonuna, hem de zombiler katılarak geliştirilmesine ihtiyaç mı vardı?

Asla asla asla okumayacaktım bu kitabı!!

Sen misin asla diyen?
Sonra bir yerde bahsedildi, merak ediyor ama konduramıyordum.
Sonunda kaçınılmaz olanı ertelememe kararı aldım.

Kendime şaşırıyordum:
Bu kadar önyargılı olduğum bir kitabı nasıl okumak için elime alırdım?
Kapağı kaldırıp ilk cümleyi okuduğumda pişmanlığım daha da arttı: Bunu okumakla geçireceğim zamanı orjinalini okuyarak harcamalıydım...

Bütün bunları düşünen ben miydim?
Kitabı yarılaşmıştım bile!

Elimden bırakamadan, satır atlamadan okuduğum bir kitap oldu.
Öyle ki, gece gözlerimin yanmasına sebebiyet verdi.

Kitap 300 sayfa ama yazılar oldukça küçük. Akşam okumayı biraz güçleştiriyor. Her cep boy okumadan sonra normal boyu yadırgadığım gibi bunu da yadırgadım, ancak çabuk unuttum.

Kitabın konusu... neredeyse unutuyordum.
Elizabeth'le Mr.Darcy'nin destansı öykülerine, sanki bir onlar eksikmiş gibi dahil olan zombiler.

"Aşk ve Gurur" kitabına espri getiren zombilere, "Aşk ve Gurur" da asaleti getirmiş!
böyle bir muzurluk kimin aklına gelirdi?
Seth Grahame-Smith'in aklına gelmiş.

Bu kitabın bir yararıda, okuyan herkesin orjinalini merak edecek olmasıdır.
Great job Seth! ;)

20 Nisan 2011 Çarşamba

Nikoncu Babanın Canoncu Kızı =)

Yaklaşık yirmi yıl önce.
Babam orta yaş bunalımındayken.
Eve profesyonel fotograf makinesiyle geldi. Kaça aldığını sır gibi sakladı.

Nikondu.
Babam bu hobisinden çabuk soğudu.
Makine kimse kullanmadan bir köşede durdu.(duruyor- duracak)

Şimdilerde ben heves ediyordum bu makinelere.
Ama çabuk söner miydi hevesim?
Bıkar mıydım?
En iyisi hiç bulaşmamalıydım.

Ancak sigaram, içkim, kumarım..
Hatta manikürüm, pedikürüm.. yani ki kuaförüm.
Yine arabam, benzinim..
Kısacası masrafım...

Yoktu!

Ve ben bu makineyi almaya hak kazanmış hissediyordum kendimi.
Değil miydi ki çok usluydum.
Ödüllendirilmeliydim.


Zeynep'le bir kerecik konuşmayla Canon almaya karar verdim.
Babam çok karşı çıktı; madem inat ettin, alacaksın bari Nikon al, dedi.
Biliyordum böyle yapacağını, dedim. Gerçekten biliyordum!
Ama bir eve bir Nikon yeterdi :)

Makine alırken Ayci'ye sormamak olmazdı.
Seçtiğim modelle biraz dalga geçip sonrasında gözümü açtı.
Bende onun sözünden çıkmadım.

Ay bıraksanız daha çok yazacağım.
Bırakmayın.
Kıpır kıpır içim ve de fıkır fıkır :))))))))

19 Nisan 2011 Salı

Şahane Fikirler

4 yanlış 1 doğruyu götürmesindense 5 yanlış 1 doğruyu götürsün.
Netler daha net olsun.
Küsüratı kaldıralım ;)

Yeni bir kitap yazılmasın yeni bir film çekilmesin.
Ta ki, ben ben okumak istediklerimi okuyup, izlemek istediklerimi izleyinceye değin...
Lütfen ama yetişemiyorum :/
foto deviantart

16 Nisan 2011 Cumartesi

Alışverişkolik Ve Bebeği

Şöyle rahat okuyabileceğim bir kitap okuma havamdaydım.
Hımm.. hemde cep boy! Bayılırım...

Kitabın seri olmasından korkuyorum. Ama öyle olsa arkadaşım, bunu al çok hoş, diye bana vermezdi.
Sonra okuyorum.
Ve evet, bir serinin bilmem kaçıncı kitabıymış:)
Neslihan'ın kulakları çınlasın :)

Neyseki seri okumakta çok seçiciyim öyle her seriye atlamam bu kitabı okumuş olmam Becky'yi daha yakından tanımaya çabalayacağım anlamına gelmiyor.
Alışverişi yapan ben değilsem hep sıkıcı gelmiştir zaten :)

Kitabın konusuna değinmeme gerek var mı?
İsmi her şeyi özetlemiyor mu?
Becky bir alışverişkolik ve bebek bekliyor.
Başlarda alışverişi o kadar abartıyor ki sinir oluyorum.
Neyseki 200. sayfadan sonra olaylar giriyor ve kitap ancak o zaman sarıyor.

Kitabı bitirdikten sonra gün içinde "Becky şimdi neler yapıyor" diye kitabı elime alma ihtiyacı hissettim. Kitap bitmemişte devam edecekmişcesine.

Yazın okumak için eğlenceli rahat okunan kitaplar arıyorsanız alışverişkolik serisi iyi gidebilir.
Ben 'sanırım' sondan başladığım için seriye devam etmiyeceğim -başa almayacağım demem daha doğru olur sanırım ama yapılan yorumlar serinin diğer kitaplarının daha iyi olduğu yönünde.

Kitap kapağını sevdiğimi ayrıca belirtmek isterim :)

12 Nisan 2011 Salı

Hep İsteyipte Yapmadığım Hayallerim Gerçek Olsa


Özenemiyorum ya.
Özenen insanlara özeniyorum ama kendime özenemiyorum.
Ayakkabılarımı silmiyorum sonra sokağa çıkınca utanıyorum.

Günlerce aynaya bakmayıp dışarı çıktığımda yansımamı görüp tanıyamıyorum.

Bankada imzamı alelacele atıp veya kargoda adresimi hızla yazıp, düzgün olmadı diye üzülüyorum.

Ben aslında güzel olsun istiyorum ama bunun için uğraşmak istemiyorum.
Uğraşılarak elde edilmiş güzellik doğal olmayacak haliyle güzel olmasının bir manası omayacak gibime geliyor.

Gibime geliyor demekten nefret ediyorum!

Bu yazıya bu şarkı cuk oturuyor.
(Bir şans verin özlediğinizi biliyorum(: )

8 Nisan 2011 Cuma

Nietzsche Ve Babaannem

Kitapyurdundan bir hevesle almış okumaya başlamıştım. Yarıladığımda sayfa karışıklığı, hatta eksikliğiyle karşılaştım. Ama kitapyurdunun muhteşem ilgisiyle kitabım hızla yenilendi.

Nergisce'nin okuduğunu gördüğümde ilgimi çekmişti.
Kitabın ismi almam için yeterli bir nedendi.
Üstelik kapağı da hoştu.
Tüm bunlar yetmezmiş gibi Nergisce de okumamı öneriyordu.

Mustafa Ulusoy'la tanışmaya ilk kitabından başlamak ayrıyetten güzel. Böylece yazarın yazım sırasını takip edebilirim :)

Deneme türünde olan bu kitapta bir çok farklı anlatım var.
Kah bir olayı üç farklı bakış açısıyla anlatmış, kah konuşmuş bizimle...
Her seferinde gözümüze iyi tarafları sokmuş -pollyannalık sanmayın ama-,
kulluğumuzu hatırlatmış..

Mustafa Ulusoy iyiki bu kitabı yazmış. Ben iyiki okumuşum.
Benim için Irvin D. Yalom'a alternatif olabilir, hatta onun önüne geçebilir.
Daha çok kitabını okuyarak size karşılaştırma tezimi sunabilirim :)

Son olarak; kitabın bitmesi artık okumayacaksınız anlamına gelmiyor, ben hala rastgele bir sayfa açıp okuyarak konuları canlı tutmaya çalışıyorum.

Bu, 'tavsiye ediyorum' demenin en güzel yolu olsa gerek ;)

7 Nisan 2011 Perşembe

Atiye


Bunun hakkında yazıp yazmamayı çok düşündüm.
Gerçekten.
Şarkıyı her dinlediğimde yazayım dedim.
Ve ben şarkıyı çok dinledim :D
Açılış kısmını ve 2. dakikanın sonunlarına doğru edilen dansı ve Atiye'nin mimiklerini
özellikle çok seviyorum:)

Saçları da bana ilham verdi.
Yakın çevreme vereceğim rahatsızlıktan ötürü şimdiden özür dilerim :D

Budur! Atiye budur!

6 Nisan 2011 Çarşamba

Yıldız Hisar'dan Sonra

Anadolu yakasına tıkılıp kaldık, Avrupa'ya açılalım, muhabbetini Yıldız Hisar'da kahvaltı fikriyle sonlardırdım.
Are you in or out?
Tam kadro katılım. Hemen rezervasyon!
Hemen olmazsa birileri cayabilir;)

Yolu tarifini aldım. Allah'tan bu işi Şeyda'ya bırakmadım :))))
Elimle koymuş gibi buldum ;)
Tam istediğim masayı ayırmışlar. Tam istediğim gibi hatta daha güzel.
Kahvaltısını eden grubun en küçük üyelerinide ayrı masaya oturtunca (olabildiğince uzağa:P ) keyifli bir kahvaltı oldu.


Kahveyi başka bir yerde içme kararıyla kalktık istemeye istemeye. Bir ton fotografla mekandan ayrıldık.
Tarif üzerine yine çok güzel bir yere gittik.
Otopark tıklım tıklım. BMW'den aşağı araba yok :)
Önünde durup fotoğraf çektirmek istediğim Porscheları anlatıp moralimi bozmak istemiyorum.


Kahve biraz hayal kırıklığıyla geldi.
Böyle bir yerin sunumu böyle mi olmalıydı?

Kadehle kahvenin tezat oluşturduğunu düşünmüştüm ki, kadehin temsil ettiği birşey varmış; kazık!
Yanında bir çifte kavrulmuş lokumun çok görüldüğü bu kahve 7.5 liraydı.
Bunun iki katını verdiğimde olmuştur kahveye, fakat türk kahvesine verdiğim maksimum ücret buydu :)

Onu da geçiyorum.
Toplam 20 dk ancak durduğumuz mekana, 10 lira (hatta 2 araba 20 lira) verdiğimizi düşünce kahve bedavaymış gibi geldi:)))
Sonra dedim..
Canım Anadolu :)
Kahvaltıdan yana yakındığımı duydunuz mu?
O da bedava değildi hoş :)
Ancak değdi ;)

4 Nisan 2011 Pazartesi

En Sevdiğim Renk Siyahtı, Oysa Siyah Renk Bile Değildi

Siyah ve beyaz aslında renk olarak sayılmaz.
Yani bize okulda öyle öğretmediler mi?
Peki siyah ve beyaz renk değilse Seyhan'ın en sevdiği renk nedir?
Bu soruya net bir cevap veremiyordum. Bu da canımı sıkıyordu.

Bir gün mağazada, kabinde denemek üzere kolumda biriktirdiğim tüm parçaların lacivert olduğunu farkettim.
Yoksa dedim. Yoksa rengimi bulmuş muyum?

Anneannemle bir fotografımız var. Bakmaya doyamadığım.
Lacivert hırkası var üstünde. Lacivert tülbeti. Lacivert koltukta yatıyor; dizlerinde mavi-lacivert battaniyesi. Ben öpüyorum sultanımı; üstümde lacivert ekose gömleğim..
Anladınız mı? Lacivert!

Babama bu doğum gününde aldığım hediyeye annemin verdiği tepki "Yine mi lacivert?" oldu. Ünlemsiz ama. Daha çok söylenir gibi.

Çalınan converselerim lacivertti. Kırılan şemsiyem de.
Ben laciverti değil de, lacivert beni seviyor gibi.
Sinsice sarmış beni. Dolayısıyla dolabımı.

En son Azra Desing'da lacivert yatak odasını görünce içimin eridiğini hissettim.
Aşk bu!


1 Nisan 2011 Cuma

Mine Vaganti - Serseri Mayınlar

Bir günde iki post!
Aman Allah'ım birileri blogunu gerçekten özlemiş ilişmeyin :D

3 film var anlatacağım.
Evrensel takılıyorum: Güney Kore, İtalya, Amerika
Ama vaktinizi çok çalmak istemiyorum ne de olsa sabahta bir post girmiştim o yüzden aklınızda olsun izlemeyin :)))

Bi Mong - Rüya


Birbirini tanımayan iki insan. sonra tanışıyorlar tabii:)
Birinin gördüğü rüyayı öteki uyguluyor.
Önce farklı geliyor ama konu o farklılığı aşıpta birşey anlatmıyor.
O farklılığa aldanmayın diye ben size bunları yazıyorum :)

Mina Vaganti- Serseri Mayınlar


"Güney Kore sinemasına şans verdin hadi Ferzan'a da bir şans ver" dedi J.Potter diye izledim bende.
Artık önyargılı yaklaşmıyorum hiç bir şeye :P
Tamam fena değildi ama abartılacak birşeyi yok bence.

Taxi Driver - Çevirmeme gerek yok herhalde :)))))


Şişirmeyi ne kadar seviyorlar ya.
Böyle sıkıcı bir film çıkıyor meydana oluyor kült!
Yok artık.
Hele o efsaneleşmiş diyalogun ayna karşısında olduğunu gördüğümde, ayy cidden boşa izlemişim bu filmi, dedim.
1976'daki filmlere nazaran güzel olabilir ama artık 2011'deyiz; neler gördük neler?!!

Çok lakayıt bir film yazısı oldu.
Ama herşey sizin için.
Hafta sonu evde oturup film izlemek isterseniz bunlardan birini tercih etmeyin diye :D

Penti Dekolte Çorap

Penti'nin yeni yıl katalogunda görüp bir hevesle arkadaşlarıma bahsettiğim, muhteşem bir buluş olduğunu düşündüğüm, adının dekolte çorap olduğu, parmakları açıkta bırakan bu çorabı henüz hiç bir Penti'cide bulamadım :s


Yeni yıl kataloguydu.
Hadi şubatta bulamamam normaldi. Ama artık bulabilmeliyim bence.
30 Nisan'a az kaldı :D

Siz, penti severler, bulabileceğim yer konusunda bana yardımcı olursanız pek sevinirim :)